Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow SEÇİM Mİ? GEÇİM Mİ?
SEÇİM Mİ? GEÇİM Mİ? PDF Yazdır E-posta
Yazar Zeki Bingöl   
Cuma, 17 Ağustos 2007

Bir sene önce bir kitap yazmış idim Türk İşi Mortgage, orada ilk beş sayfasında dar gelirli, fakir, dul, yetim, kimsesiz, şehit ailesi ve gecekonduda yaşayan ve de hiç evi olmayanlara yirmi yıl vadeli, faiz ve vergiden muaf olarak kredi verilmesi ve ev sahibi yapılmasıyla ilgili yasanın olduğunu anlatmış idim. Burada fakirim deyip de ev sahibi veya yasaya aykırı olarak villa sahibi olan gazetecileri ki cumhuriyetin çocuğu namlı olanlar çoğunlukta, baro başkanları ki solcu, milletvekilleri ki sağcı, sanatçı ki aydın, polis müdürleri, kaymakamlar, hakimler, savcılar, askerler daha kimler kimler ….

SEÇİM Mİ?
GEÇİM Mİ?
 
Ülkemizde eşi benzeri az yaşanan bir seçim yaşadık. Menderesten sonra ilk defa iktidarda iken oyunu arttıran bir parti gördük. AKP.
Ve muhalefetteyken oyunu arttıran ama vekil sayısında düşüş yaşayan bir parti, CHP.
Mecliste yeni bir parti MHP.
Sadece yeni olan bunlar.
Peki neler eski?
Cumhurbaşkanı eski…
Hükümet eski..
Ve geçen günlerde yeni hükümet yani bakanlar kurulu listesi başbakan tarafından cumhurbaşkanına çıkarıldı. Ve jest adı altında (bu tabir ne demek ise) yeni cumhurbaşkanına sunulması gerektiğinden imzalanmadı. Peki diğer imzalanan şeyler ne oluyor?
Onlara jest yok mu? Bu da bir başka merak konusu olacaktır.
Göreceğiz jest mi?
Rest mi?
Ders mi?
Ama tarihte sır olmaz. Geç de olsa bunun sebebi diğer saklanan sırlar gibi ortaya çıkacaktır.
Bence ilginç yanı bu. Madem hukuk diyeceksiniz o zaman sizin göreviniz olan şeyi yapmayacaksınız. Benden sonraki yapsın diyeceksiniz.
Çekince nedir?
Hatırlamak lazım, milyonlar yürüdü!
Cumhuriyet korunacak!    
Atatürk’ün makamını ele geçirecekler!
İşte bu sloganlar ile insanlar gerildi. Patlama noktasına gelindi. Seçime girildi. Seçim sonuçları açıklanınca herkes afalladı. Yürüyen üç milyon, oy kullanan ise kırk iki milyon idi. Sonuç da ortada %46 AKP.
Peki neden böyle oldu?
Ben bu sonucun olacağını tahmin ediyordum. Ve yakın çevremde de bunu anlatmış idim. Sebeplerini incelemek için de Aydın, Muğla, Manisa, İzmir, Trabzon, İstanbul ve de solun yaklaşık otuz yıldır olmadığı Gümüşhane’de seçimleri izledim. Partilerin çalışmalarını gördüm. Aktif olarak da solun bu ilimizdeki faaliyetlerine katıldım. Sonuçta gördüm ki; sol parti koalisyonu (CHP-DSP) iki yerde oy yükseltti biri de fakirliğin meslek olduğu Gümüşhane idi.
Görüldü ki solun fakirden yana olması, garibandan yana olması, ezilenden yana olması nedeniyle, en azından felsefi olarak öyle olması gerekirken bir çok fakir yerde sol gerilemiştir. O zaman sol gerçek sol değildir.
Atatürk’ün partisiyiz diyen CHP acaba Atatürk’ün de solcu olduğunu mu ima ediyor?
Atatürk solcu ise bunu da bilmek isterdim. Solcu değil ise o zaman da CHP bence yanlış yoldadır. Yani Atatürk’ün çizdiği yoldan sapmıştır.
Bir başka konu da şudur Atatürk Mason localarını kapatmıştır. Bence bu da bir devrimdir. Nasıl ki tekkelerin kapatılması devrim ise bu da dünya örnek olacak bir devrimdir.
Ama hiç kimse bu devrimden bahsetmez. Neden acaba?
Bence seçim önemli değil seçilenleri halkımız belirlemedikten sonra.
Zaten sol dediğiniz yerde de sağ dediğiniz yerde de oligarşi var ki azınlık olmalarına rağmen  muhalefette de iktidarda da bunlar var.
Diğerleri teferruattır.
İnsanları AKP’li oldukları için vatan haini yerine koyanları anlamak mümkün değildir. O zaman 42 milyon insanın %46’sı vatan haini demektir.
Bir rüzgar esti ve insanlar sandı ki artık AKP gidecek ve yerine diğerleri gelecek ve ona göre plan yapmaya çalıştı. Ama halk başka düşündü.
Gelelim halkçı olmaya yani solcu olmaya….
Bir sene önce bir kitap yazmış idim Türk İşi Mortgage, orada ilk beş sayfasında dar gelirli, fakir, dul, yetim, kimsesiz, şehit ailesi ve gecekonduda yaşayan ve de hiç evi olmayanlara yirmi yıl vadeli, faiz ve vergiden muaf olarak kredi verilmesi ve ev sahibi yapılmasıyla ilgili yasanın olduğunu anlatmış idim. Burada fakirim deyip de ev sahibi veya yasaya aykırı olarak villa sahibi olan gazetecileri ki cumhuriyetin çocuğu namlı olanlar çoğunlukta, baro başkanları ki solcu, milletvekilleri ki sağcı, sanatçı ki aydın, polis müdürleri, kaymakamlar, hakimler, savcılar, askerler daha kimler kimler ….
Utanmıyorlar da… Acı olan da bu.
Bu yasanın adı 775 Gecekondu yasası. İşte solcu hükümetler sırasında talan edilen ve hiç değişmeden sağcı hükümetlerde de halen devam eden cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu.
Şimdi de mortgage krizinde umarım bunu hatırlarlar.
Sol hak demek ise bir solcu çıkıp da benim vatandaşımın neden evi yok? diye sormuyor.
Atatürk ve silah arkadaşları ülkemizi Almanı, Fransızı, İtalyanı, İngilizi, Amerikalısı gelsin de yiyip içsin, benim gazi ve şehitlerimin torunları onlara hizmet etsin diye mi kurtardı?
Şu an güya özgürüz!
Ne için özgürüz?
Ölmek için, sürünmek için…
Kendi ülkemde geçim sıkıntısı içinde kıvranan insanımız sadece eğlence olarak televizyondaki o bunu tuttu, şu bunu öptü, falan sanatçı şöyle yakalandı, filan şovmen … diye anlatılan programları izleyerek eğlenen insan yaratılmıştır.
Ama o insanlar bir gün hesap da sormayı öğrenecektir.
İşte halkı sürü gibi gören sol sanırım gerçekten sol değil ülkemizde. O yüzden bir çuval kömüre oy sattı diye insanımızı suçlamadan önce onu buna muhtaç edenlerden hesap sormak lazımdır.
Geçim derdinde olan milletimizi daha ne kadar aşağılayacaklar?
 
 
 
 
 
 
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi