|
Selanikliler” ve Abdi İpekçi Online: 1 Hits insg.: 174205 Hits heute: 33 Altemur Kılıç Birilerini acaba şeytan mı dürtüyor? Bizi bölen, ayıran bu kadar çok şey varken, durup dururken bir de “Dönmelik-Selaniklilik” konusunu ortaya attılar. Bunun başını çeken, Mehmet Şevket Eygi’nin ve onun “Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar” kitabını yayınlayan -ve kendisinin de Selanikli olduğu söylenen- kişinin niyetleri, daha doğrusu şu bağlamda “ard niyetleri”- nedir acaba diye merak ediyorum. Üstelik, 1961’de vefat eden de Profesör Abraham Galante’nin bu konuda eskiden yazdığı bilimsel kitabın da, aynı yayınevi tarafından, bu sırada, yayımlanması da anlamlı. Konu gerçekten ilginç bir araştırma konusu ve de “medyatik”. Ama zamanlamaya gelince işte orası meşkuk! Zaten karışık olan ortama yeni bir nifak unsuru katmak mı, yoksa şöhret dürtüsü mü? Müslümanları Yahudilerden yeniden kuşkulandırmak mı? Belki hepsi de birden. Dönmelik nedir “Selaniklilik” ve “dönmelik”, öteden beri yanlış anlaşılan ve de bazıları tarafından bilinçli olarak kötüye kullanılan konular. “Dönmeliğin” veya bununla eş değerde ifade edilen “Selanikliliğin” tarihi malum. 17. yüzyılda Selanik’te Mesihlik iddia eden Sabetay Sevi’nin cemaati, Sultan IV. Mehmet’in zoru ile ve iddiaya göre “zahiren” Müslümanlığı kabul ettikten sonra, kendi içlerine kapanmışlar, kendi âdetlerini devam ettirmişler. Dışarıya kız vermemişler ve bu yüzden de uzun yıllar merak ve tepki çekmişler, birtakım şüphelerin ve komplo teorilerinin odağı olmuşlardır. Bu içlerine kapalılık, sadece kendi aralarında evlenmeleri nesillerini de ters yönden etkilemiştir. Bazı Selanikliler arasından, her cemaatin arasında olabileceği gibi, yanlış kişilerin çıktığı da doğru olabilir. Ancak ne var ki, ülkeye hizmet eden (mesela rahmetli eski Maliye Nazırı Cavit Bey gibi, Ahmet Emin Yalman gibi) kıymetli insanların son zamanlarda da Abdi İpekçi ve bazı diplomatlarımız gibi, kıymetli ve vatansever Selanikliler daha çoktur.
Mustafa Kemal’in Selanikliliği Sırası gelmişken söylemeliyim; her Selanik doğumlu olan Sabetay Sevi cemaati mensubu veya “dönme” değildir; ama bazı kem maksatlılar Mustafa Kemal’i de Selanik’te doğduğu için, Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek ve halka yanlış tanıtmak için “dönme” olarak tanıtmaya çalışmışlardır. Hatta bunda başarılı olamayınca, onun Selanik iddiasındaki ve kıymetini ilk anlayan hocasının “Selanikli” olduğunu vurgulamışlardır. Gene sırası gelmişken, Eygi’nin kitabına “şeriat düşmanı” diye özellikle aldığı Tekin Alp, Selanikli ve klasik anlamı ile “dönme” değildi. Ziya Gökalp’in yakın arkadaşı olarak Tekin Alp adını alarak Türkçülüğe, Türk milliyetçiliğine ve Turancılığa “dönmüş” bütün hayatında bu davalara hizmet etmişti. İslam dinine dönmek aslında bir zül değil, güzel bir olaydır. Hemen hemen hepimiz başka başka inançlardan dönerek mübarek dinimizle şereflenmişizdir. Peygamber efendimiz de (SAV), İslamiyeti sonradan seçenleri özel olarak övmüştür... Selanikli Sabetay Sevi “dönmeleri” hususundaki şüphe, cemaatin aşırı gizliliğinden ve kendi aralarında kalmalarından kaynaklanmıştır ve bir yerde kendi kabahatleridir. Esrar ve gizlilik kaçınılmaz olarak şüpheleri çeker, türlü rivayetlerin ve efsanelerin oluşmasına yol açar.
Bugünkü durum Ancak ne var ki, Sabetay Sevi cemaatinin bu tarihi hatası çoktan geride kalmıştır. Bazı bağnaz Selanikli aileler hariç çoğu ve hele yeni kuşaklar, son yıllarda eski âdetlerini bırakmışlar, gerçekten Müslüman ve Türk olmuşlar ve artık dışardan evlenmeye başlamışlardır. Bunlardan çok yakın dostlarım vardır ve ben bu konuda, samimiyetleri hususunda hüsnü şehadette bulunurum. Bu tartışma vesilesiyle ortaya, sevgili can dostum Abdi İpekçi’nin adı atıldı. Görmedim ama, bir TV programında kızı -benim de sevgili kızım- Nükhet, cesaret ve bilgi ile, rahmetli babası Abdi İpekçi’yi -Eygi karşısında- savunmuş demiyeceğim- anlatmış. Keşke ben de o programa katılabilse idim, söyleyeceğim çok şey vardı. Nükhet’in, o programda bir konuda söyledikleri hususunda tereddütüm var. Eski Tercüman gazetesinde ve Ahmet Kabaklı tarafından Abdi’ye “dönme veya Selanikli’ olduğu için hücum edildiğini hatırlamıyorum. Nitekim Kabaklı Hoca da köşesinde bunu açıkladı.
Can dostumdu Rahmetli Abdi, benim ölene kadar en yakın dostumdu; hem de oğlunu bana emanet edecek kadar! Onun dostu olmakla iftihar ederdim... Hâlâ da ediyorum. O sosyalist, ben sağcı idik. Bütün düşüncelerini ve yazdıklarını da tasvib etmez ve kendisine de açıkça söylerdim. Ama bunlar bu düşünce ayrılıkları dostluğumuza asla halel getirmedi. Yakınlığımızı bozmadı. Çünkü Abdi’nin gönlünün, gerçekte, nerede oldugunu çok iyi bilirdim. Abdi’ye, hem bir Türk vatanperveri olarak güvenirdim hem de Türkiye’nin yetiştirdiği ve şimdi de yeri doldurulamayan bir gazeteci olarak büyük saygı duyardım. Ona aşağılayıcı manada “dönme” nazarı ile bakmazdım. O bütün duyguları ve emelleri ile, gerçek bir Türk’tü. Bizim bir parçamızdı o!. Alçakça öldürülmesi beni de yaraladı ve MHP’lilerin bu cinayeti, MHP’li olarak işlediklerine hiç inanamadım. Abdi İpekçi şimdi Zincirlikuyu’da babamın mezarı ile karşı karşıya yatıyor. Onu bu ebedi istrahatgahında rahatsız etmemeliyiz. Diğer Selanik kökenlı Türk ve Müslümanları da! ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Altemur Kılıç "Altemur Kılıç İngiltere Kraliçesi tarafından ‘Commander of the Victorian Order‘ ve Alman Hükümeti tarafından ‘Grosse Verdient Kreuz’ nişanıyla ödüllendirilmiştir. (…) Altemur, Basın Yayın Genel Müdürlüğüni ikinci kez yaparken, 1970’li yılların başında Selçuk Yaşar İzmir’de o zamanki militan ve özel teşebbüs karşıtı sol akımlara karşı gerçekleri ve özel teşebbüsü savunmak için düşünülen bir derginin başına geçmesini teklif etmişti. (…) 1953 yılınnda İstanbul’da Devir adıyla bir dergi de yayınlamıştı ancak pek başarılı olamamıştı. Şimdi arkasında güçlü sermaye desteğiyle daha şansı olacağına inanıyordu. Nitekim özellikle Selçuk Yaşar’ın sağladığı büyük destekle ortaya yine Devir adlı güzel bir dergi çıkarabildi…. Özellikle rahmetli Jerfi Yener ve yardımcılığını kabul eden Güngör Mengi Altemur’a büyük detsek olmuştu." (Melih Gürsoy, İzmir Mozaiğinde Belirgin Taşlar, s. 22, 1999)
Altemur Kılıç’ın, Pinochet, Sili'yi bir felaketten kurtardi diyen bir yazisini Işıkcilarin Turkiye Gazetesi’nde okumuştum. Bu faşist katil diktatörün avukatlığını üstlenmişti. Sadece Türkiye Gazetesi’nde yazmıyor, Gözlem isimli Türkiyeli Yahudilerin gazetesinde de İnglizce köşe yazıları yazıyor. Gözlem, Yahudiler üzerine yazan ya da propaganda eseri olarak parayla bu konuda yazdırılan kitapların basıldığı yayın evi. Örneğin, Prof. Dr. Çetin Yetkin’e büyük paralar ödeyerek Osmanlı ve Türkiye Yahudileri isimli bir kitap yazdırmışlar. Gözlem Yayınları için, Yahudilerin Dergisi Şalom’a bakılabilir. (www.shalom.com.tr)
Altemur Kiliç, Istiklal Mahkemeleri başkanlarindan Kiliç Ali'nin oğlu. Eski Futbolcu ve antrenör Gündüz Kıliç'in kardesi. Babasi, "iğdam" dermis. Savunma falan hak getire. Kendisi Rothmans'in Türkiye temsilcisi olurlar. Rothmans hani su "Şark tipi tütün ekiminden vazgeçin" diye sart kosan sirket. 1944'te ABD'de New For Social Research'de okumus. Daha sonra da, Antimedya’nin yazdığına göre, hala bilinmeyen "hizmetlerde" çalisarak ABD'de 13 yil kalmis. 1949'da Birlesmis Milletler'de basin uzmani, 1955-59 arasinda Washington'da Türkiye'nin basin atesesi. 1975-80 arasinda BM'de Daimi Temsilci Yardimcisi. BM Kore madalyasi sahibi. 12 Mart'ın Basin Yayin Müdürü. Adnan Menderes'in propaganda gazetesi olan Vatan'in Genel Yayin Yönetmeni. Özal döneminde TRT Yönetim Kurulu üyeligi yapti. 33. dereceden (en üst düzey) Mason olan Kiliç, Bülent Ulusu'nun baskani oldugu Büyük Klüp'ün de üyesiydi. Türkiye Gazetesi köse yazari ve elbette MHP'li... Sinif arkadasi Melih Gürsoy’un anlattigina göre , Altemur, Altemur olmadan önce ismi Demir'mis. Robert Kolej son sinifinda bu ismi begenmemis ve çok Türkçü bir isim almis. (M. Gürsoy, Izmir Mozaiginde Belirgin Taşlar)
Sınıf arkadaşlarından (Robert Kolej 1944 Mezunları) Bülent Ecevit, Ahmet İsvan ve Nezih Neyzi de tanınmış isimler. Rahşan Ecevit, bir süre Altemur Kılıç’ın çıkardığı dergide de çalışmış. Babası Kılıç Ali, Abdi İpek’çin mezarının dibinde gömülüymüş (İstanbul Sevi’nin bilgisidir) yani Zincirlikuyu D Adası; aynı adada Nazlı Ilıcak’ın ve Ömer Çavuşoğlu’nun babaları Menderes’in bakanlarından ve Yapı Kredi’de Kazım Taşkent’in yardımcısı Muammer Çavuşoğlu da gömülü zaten. Altemur Kılıç, elbette 500. Yıl Vakfı Kurucularından da…
Mavera-Gökyüzü ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Altemur Kılıç’ın Kuzeni Ahmet İnsel
13.3.1955 doğumlu. 1982 yılında Paris 1 Pantheon Sarbonne Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde doktora yaptı. 1984 yılından beri aynı üniversitede öğretim üyeliği yapan İnsel, Galatasaray Üniversitesi'nde de dersler veriyor. Birikim Dergisi yazarlarından olan Ahmet İnsel, İletişim Yayınları Genel Yayın Yönetmeni. ESERLERİ: Türkiye Toplumunun Bunalımı, Birikim Yayınları, İktisat İdeolojisinin Eleştirisi, Birikim Yayınları, Düzen ve Kalkınma Kıskacında Türkiye, Ayrıntı Yayınları. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Altemur Kılıç: Türban Takmak Ayıp
İstiklal Mahkemeleri cellatlarından Kılıç Ali'nin oğlu sabataycı-ırkçı Altemur Kılıç bugün (24.06.2004) Haber-Turk televizyonunda kendisine sorulan suallere cevap verirken "Türban takmak ayıp" dedi. Ona göre resmi programlara davet edilmeyen Başbakan, bakan ve Meclis Başkanı'nın eşlerinin başında türban ve yerlere kadar sürünen elbiseleriyle gelmelerinin "ayıp" olduğunu, yadırgadığını ve bu duruma alışamayacağını zırvaladı.
Kadınlar kendi evlerinde ne yaparsa yapsın (lutfediyor!) deyip, amma tesettürlü bir biçimde -neredeyse- sokağa bile çıkmasına karşı olan, bunu laikliğe, Atatürkçülüğe, çağdaşlığa mugayir gören böyle bir adam müslüman sayılabilir mi? Olsa olsa sabatayistlerin İslam düşmanı gurubuna dahil edilebilir. İyi niyetli sabataycılar bu tip hemcinslerini, sadece şövenist ve cellatzade olmasından dolayı değil din düşmanlığı yaptığından ötürü de tel'in etmelidirler. Biz hep sabataycı=kötü demek değildir diyoruz ama böyleleri için bu kelime bile hafif kalır.
Faruk [TR-FORUM] ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Kapanizadeler, Altemur Kılıç ve Tevfik Rüştü Aras
Kapanizade Tahir Bey Demokrat Parti devlet bakanlarından Osman Kapani ve Profesör Munci Kapani’nin babasıdır. Rotaryan arkadaşım Müzdat Yemişçi’nin anne tarafından dedesi olan Tahir Bey, 1914 yıllarında İzmir’in iş muhitinde çok tanınmış bir kimseydi. Sart’ta geniş çiftliği ve İzmir’de geniş iş muhiti vardı. Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın kardeşi Ömer Bey’in de kayınpederi olan Tahir Bey…" (Melih Gürsoy, Bizim İzmirimiz, s.237, 1993)
Kapani ya da Kapancı aynı anlamda; Sabetay Sevi’nin ilkelerini orijinal haliyle benimsemiş kol. En güçlü, en zengin de kol aynı zamanda. Şişli Terakki Kapancılara ait. Yemişçi Sülalesi de çok zengin ve büyük bir sülaledir; halen İzmir Göztepe’de Rifat Bey isimli bir apartmanları var. Osman Kapani, o zaman Demokrat İzmir’in de yazı işleri müdürü.
Haldun Taner'in "Ölürse Ten Ölür" isimli anı kitabından, Tevfik Rüştü Aras ile Latife Hanım'ın akraba olduklarını öğreniyoruz. Fatin Rüştü Zorlu'nun kayınpederi Tevfik Rüştü Aras Evliyazade Makbule Hanım'la yani Berin Menderes'in teyzesiyle evlenir.
Sabiha ile Mehmet Zekeriya (Sertel) evlenirken, Sabiha’nın tarafını temsilen Talat Paşa, Mehmet Zekeriya’nın tarafını temsilen de Dr. Tevfik Rüştü Aras, nikahta hazır ve nazır bulunuyorlar. Nikah, anılardan anlaşılacağı üzere İttihat ve Terakki’nin adeta bir resmi geçidi haline geliyor. Masonların kendi sitelerinde açıkladıkları ünlü masonlar listesinde şöyle geçiyor : Dr. Tevfik Rüştü Aras : Dışişleri Bakanı (1925-1938) www.mason.org’dan tarihçeye tıklanırsa, bütün üyelerinin Sabetaycı olduğu Selamet Locası içinde olduğu görülecektir. Aras için, İstanbul Sevi’nin "dikkat çektiği" partiler ve "bazı" kurucularını yazdığı yazısından alıntı yapalım "TürkIye KomünIst Firkasi 1920, Ankara - Kurucu ve YönetIcILer: TevfIk Rüstü (Aras), Mahmut Esat (Bozkurt), Mahmut CeLaL (Bayar), Yunus NadI (AbaLiogLu), KiLic ALI, Hakki BehIc (Bayic), Ihsan (Eryavuz), RefIk (KoraLtan), Eyüp SabrI (AkgöL) ve Süreyya (YIgIt) " Refik Koraltan, Mehmet Ali Bayar'ın dayısıdır. Altemur Kılıç doğarken hekim Tevfik Rüştü Aras'tır ve ilk ismi olan Demir'i kendisine Latife Hanım verir.
Gokyuzu [SANDAL] http://www.sabetay.50g.com/Candar/Kilic/kilic.html |