Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow YÜCE DİVANA SEVKEDİLENLER
YÜCE DİVANA SEVKEDİLENLER PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 09 Mayıs 2007
1920 - 2004
 
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Yüce Divan'a bir Başbakan ve 17 bakan sevkedildi.
 
Yüce Divan'a (Divanı Ali) ilk sevk kararı 26 Ocak 1928 tarihinde alındı ve Meclis, Cebelibereket (Osmaniye) Milletvekili ve Bahriye Eski Bakanı İhsan (Eryavuz) ile Ertuğrul (Bilecik) Milletvekili Dr. Fikret'i (Onuralp), Yavuz Zırhlısı'nın onarımında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla Divanı Ali'ye sevketti. İhsan Eryavuz 2 yıl ağır hapis, Fikret Onuralp 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Yüce Divan'a son olarak, 13 Temmuz 2004'de, eski Başbakan Mesut Yılmaz ile Devlet eski Bakanı Güneş Taner, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanları Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan sevkedildiler. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan Yüce Divan'a sevkedilmiş oldu.

 
23 Nisan 1920 tarihinden günümüze kadar Meclis Soruşturması sonucu Yüce Divana sevk kararı verilenler ve sonuçları:

1. BAHRİYE ESKİ BAKANI İHSAN BEY (ERYAVUZ): (1928)

Cebelibereket (Osmaniye) Milletvekili ve Bahriye eski Bakanı İhsan Bey (Eryavuz) hakkında, Yavuz Zırhlısı'nın onarımında yolsuzluk yaptığı iddiasıyla, Başbakan İsmet İnönü'nün Malatya Milletvekili sıfatıyla 18 Aralık 1927'de verdiği önerge doğrultusunda, 24 Aralık 1927 tarihinde Meclis Soruşturma  Komisyonu kuruldu. "Yavuz-Havuz Olayı" olarak bilinen bu olay nedeniyle Bahriye eski Bakanı İhsan Bey, 26 Ocak 1928'de dokunulnazlığı kaldırılarak Divanı Ali'ye (Yüce Divan) sevkedildi. Ertuğrul (Bilecik) Milletvekili Dr. Fikret (Onuralp) de aynı olay nedeniyle Divanı Ali'ye gönderildi. Divanı Ali'deki ilk duruşma 5 Şubat 1928 tarihinde yapıldı. Divanı Ali, 16 Nisan 1928'de davayı sonuçlandırdı ve Bahriye eski Bakanı İhsan Bey'i (Eryavuz) "görevi kötüye kullanmak ve rüşvet alma girişiminden" 2 yıl ağır hapis ve 2 yıl memuriyetten men cezasına, Dr. Fikret'i (Onuralp) "dolandırıcılıktan" 4 ay hapis ve 100 lira ağır para cezasına çarptırdı. Bu karar, Yüce Divan'ın Cumhuriyet Döneminde verdiği ilk mahkumiyet kararı oldu.

Meclis'in sevk kararı ve "Yavuz-Havuz Olayı"...

Yüce Divan

BAHRİYE ESKİ BAKANI İHSAN BEY (ERYAVUZ)

ve YAVUZ-HAVUZ YOLSUZLUK DAVASI

Bahriye Bakanlığı, Fethi Okyar'ın başkanlığındaki 3. Hükümet (22.11.1924-03.03.1925) döneminde 30 Aralık 1924�te kuruldu. ve bakanlığa Cebelübereket (Osmaniye) milletvekili İhsan Bey (Eryavuz) getirildi. 

Bakanlığa atanmadan önce de Yavuz zırhlısının onarımı işiyle ilgilenen İhsan Bey, Enver Paşa�nın eniştesi Ömer Nazım Bey ve Ertuğrul (Bilecik) Milletvekili Dr. Fikret Bey (Onuralp) ile şirket kurmuş ve hükümete birçok öneri götürmüştü. İhsan Bey, Bahriye Bakanı olduktan sonra Yavuz�un onarım işini Fransız Penoit Şirketi�ne verdi. 

İhsan Eryavuz, Bahriye Bakanlığı görevini, Fethi Okyar hükümetinin istifası (3 Mart 1925) üzerine, İsmet İnönü'nün kurduğu hükümette (4. Hükümet 03.03.1925-01.11.1927) de sürdürdü. Bahriye Bakanlığı, 1927 seçimlerinden sonra İsmet İnönü tarafından kurulan 5. Hükümet döneminde kaldırıldı.

İhsan Eryavuz'un bakanlığı döneminde Penoit Şirketi�ne, hükümete bilgi vermeksizin ayrıcalıklar tanıdığına ilişkin iddialar üzerine Başbakan İsmet İnönü, 18 Aralık 1927�de Malatya milletvekili sıfatıyla verdiği soru önergesiyle İhsan Eryavuz hakkında meclis soruşturması açıldı. 

Tarihe "Yavuz-Havuz Olayı" adıyla geçen konuyu araştıran Meclis Soruşturma Komisyonu, 13 Şubat 1928�de İhsan Eryavuz ve Dr. Fikret Onuralp'in dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ve Divanı Ali'de (Yüce Divan) yargılanmalarına karar verdi. Davayı 16 Nisan 1928'de sonuçlandıran Yüce Divan, Dr. Fikret Onuralp'i dolandırıcılıktan 4 ay hapis, 100 lira ağır para, İhsan Eryavuz'u da görevi kötüye kullanmaktan ve rüşvet alma girişiminden 2 yıl ağır hapis ve 2 yıl memuriyetten men cezasına çarptırdı. Bu, Yüce Divan�ın Cumhuriyet döneminde verdiği ilk mahkümiyet kararı oldu. 

2. TİCARET ESKİ BAKANI ALİ CENANİ: (1928)

Gaziantep Milletvekili ve Ticaret eski Bakanı Ali Cenani hakkında, un ve zahire fiyatlarının yükselmesini önlemek için Ticaret Bakanlığı emrine verilen 500 bin liranın harcanmasında usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle 10 Mart 1928'de Soruşturma Komisyonu oluşturuldu. Ali Cenani, 14 Nisan 1928'de dokunulmazlığı kaldırılarak Yüce Divan'a sevkedildi. Yüce Divan, Ali Cenani'ye 14 Mayıs 1928 tarihinde 1 ay hapis ve 170 bin lirayı tazmin etme cezası verdi.

Meclis'in sevk kararı...

Yüce Divan

2. TİCARET ESKİ BAKANI ALİ CENANİ: (1928)
 

 

MECLİS'İN SEVK KARARI

Sabık Ticaret Vekili Gaziantep Mebusu Ali Cenani Beyin, Masuniyeti
Teşriiyesinin Refile Divanı Aliye Sevki Hakkında
(Resmi Gazete ile neşir ve ilanı 17 Nisan 1928 - Sayı : 866)

No: 414

Sabık Ticaret Vekili Gaziantep Mebusu Ali Cenani Beyin masuniyeti teşriiyesinin refile Ankara�da müteşekkil Divanı Aliye sevki ve Tahkikat Encümeni mazbatasile zabıtnamelerinin mebhus divana tevdii, Heyeti Umumiyenin 14 Nisan 1928 tarihli 61 inci inikadının birinci celsesinde takarrür etmiştir. 
(Cilt 3 - S. 132, 143 : 143:150)
 

3. BAHRİYE ESKİ BAKANI MAHMUT MUHTAR PAŞA (KATIRCIOĞLU): (1929)

Bahriye eski Nazırı Mahmut Muhtar (Paşa) Katırcıoğlu, Anadolu Demiryolu Kumpanyası ile ilgili olarak İngiltere�de Times Iron Works fabrikalarına 20 bin İngiliz lirasını kefaletsiz ödeyerek "hazineyi zarara uğratmak" suçlamasıyla 30 Mayıs 1929'da Yüce Divan'a sevkedildi. Katırcıoğlu'nun yargılanması 3 Kasım 1929 tarihinde sona erdi. Yüce Divan, şirkete ödenen 22 bin Türk altınının yüzde 5 iskonto edilmek suretiyle Mahmut Muhtar Paşa'dan tahsiline karar verdi.

Meclis'in sevk kararı...

Yüce Divan

3. BAHRİYE ESKİ BAKANI MAHMUT MUHTAR PAŞA (KATIRCIOĞLU): (1929)
 

 

TBMM'NİN SEVK KARARI

Esbak Bahriye Nazırı Mahmut Muhtar Paşanın Divanı Aliye
Sevki Hakkında
(Resmi Gazete ile neşri ve ilanı : 2.6.1929 - Sayı : 1205)

No: 511

Esbak Bahriye Nazırı Mahmut Muhtar Paşanın, Seyrisefain namına Anadolu Demiryolu Kumpanyasından istikraz yolu ile alınan yirmi bin İngiliz lirasını, mukavelelerinde açıkça yazılı kefaleti yaptırıp almaksızın aciz halinde bir şirkete vererek gerek bu parayı gerek mukavele icabı faiz ve tazminatını tahsili mümteni bir borç haline getirmek ve bu suretle Hazine hakkını ziyaa uğratmak gibi malen mes�uliyeti müstelzim bir hareketi olduğuna binaen, bu borçların yapılan ve yapılacak olan bütün masarifle birlikte kendisinden tahsili maksadile, evrakının tavdii için Teşkilatı Esasiye Kanununun altmış yedinci maddesi hükmünce, Divanı Alinin teşkili lazım geldiğine Heyeti Umumiyenin yetmiş üçüncü in�ikadının birinci celsesinde karar verilmiştir. 
(Cilt 3 - Sayfa 264 ve Cilt 6 - Sayfa 67,83:84 ve Cilt 8 - Sayfa 26,33:40 ve Cilt 12 - Sayfa 94,170:185)
30.5.1929
 

4. GÜMRÜK TEKEL ESKİ BAKANI SUAD HAYRİ ÜRGÜPLÜ: (1947)

Kayseri Milletvekili ve 2. Saraçoğlu Hükümeti'nde Gümrük ve Tekel Bakanlığı yapan Suad Hayri Ürgüplü, bakanlığı döneminde kibrit üretimi ve kereste alımında yolsuzluk yaptığı iddiasıyla 15 Kasım 1946'da, kendi isteği üzerine Yüce Divan'a sevkedildi. 10 Kasım 1947'de TBMM Kararı ile oluşturulan Yüce Divan, Ürgüplü ve o dönemde yöneticilik yapan 23 kişiyi 1 Mart 1948'de yargılamaya başladı. Yüce Divan, 5 Ekim 1948'de Ürgüplü ve diğer sanıklar hakkında beraat kararı verdi.

Meclis'in sevk kararı...

Yüce Divan

4. GÜMRÜK TEKEL ESKİ BAKANI SUAD HAYRİ ÜRGÜPLÜ: (1947)
 

 

TBMM'NİN SEVK KARARI

Gümrük ve Tekel Eski Bakanı Suad Hayri Ürgüplü
ile Diğer Şahıslar Hakkında Son Tahkikat Açılmasına ve Yüce Divan Kurulmasına Dair
(Resmi Gazete ile ilanı : 13.11.1947 - Sayı : 6753)

No: 1567

İstanbul�da Tekel Genel Müdürlüğü ile Kibrit ve Çakmak Tekeli Geçici işletmesinde; tutkal, Yunanistan�a satılacak kibrit, İyidere Kereste Fabrikasının satın alınması, tomruk ihaleleri ve kahve satın alınması işlerinden ötürü sorumluluğu görülen Gümrük ve Tekel eski Bakanı Suad Hayri Ürgüplü ile diğer şahıslar hakkında son tahkikatın açılmasına ve Anayasanın 67 ve İçtüzüğün 176 ncı maddeleri gereğince yargılamaları yapılmak üzere Ankara�da Yüce Divan kurulmasına karar vermiştir. 
(Cilt : 1 - Sayfa : 77:78,78,324,372 ve Cilt : 2 - Sayfa : 51,55:68 ve Cilt:4 - Sayfa 145:146 ve Cilt: 6 - Sayfa: 287:288 ve Cilt : 7 - Sayfa: 8, 31:33,43:70)
10.11.1947
 

Yüce Divan

4. GÜMRÜK TEKEL ESKİ BAKANI SUAD HAYRİ ÜRGÜPLÜ: (1947)
 

 

TBMM'NİN SEVK KARARI

Gümrük ve Tekel Eski Bakanı Suad Hayri Ürgüplü
ile Diğer Şahıslar Hakkında Son Tahkikat Açılmasına ve Yüce Divan Kurulmasına Dair
(Resmi Gazete ile ilanı : 13.11.1947 - Sayı : 6753)

No: 1567

İstanbul�da Tekel Genel Müdürlüğü ile Kibrit ve Çakmak Tekeli Geçici işletmesinde; tutkal, Yunanistan�a satılacak kibrit, İyidere Kereste Fabrikasının satın alınması, tomruk ihaleleri ve kahve satın alınması işlerinden ötürü sorumluluğu görülen Gümrük ve Tekel eski Bakanı Suad Hayri Ürgüplü ile diğer şahıslar hakkında son tahkikatın açılmasına ve Anayasanın 67 ve İçtüzüğün 176 ncı maddeleri gereğince yargılamaları yapılmak üzere Ankara�da Yüce Divan kurulmasına karar vermiştir. 
(Cilt : 1 - Sayfa : 77:78,78,324,372 ve Cilt : 2 - Sayfa : 51,55:68 ve Cilt:4 - Sayfa 145:146 ve Cilt: 6 - Sayfa: 287:288 ve Cilt : 7 - Sayfa: 8, 31:33,43:70)
10.11.1947

5. TİCARET ESKİ BAKANI MEHMET BAYDUR: (1964)

Eski Ticaret Bakanı Mehmet Baydur, Yüce Divan'a 7 Şubat 1964 tarihinde sevkedildi ve beraatine karar verildi.

Meclis'in sevk kararı...

Yüce Divan

5. TİCARET ESKİ BAKANI MEHMET BAYDUR: (1964)
 

 

TBMM'NİN SEVK KARARI

Eski Ticaret Bakanı Mehmet Baydur�un Yüce Divana Sevki Hakkında
(Resmi Gazete ile yayımı : 18.2.1964 - Sayı : 11634) Karar No. 91

Transeksport İhracat Firması delaletiyle İngiliz Firması Bunge�ye satışı yapılan 52 500 ton arpanın satışından dolayı eski Ticaret Bakanı Mehmet Baydur�un Yüce Divan�a sevkine dair Soruşturma Komisyonunca hazırlanan ilişikteki rapor Genel Kurulun 7.2.1964 tarihli toplantısında kabul edilmiştir.
7 Şubat 1964

6. SOSYAL GÜVENLİK ESKİ BAKANI HİLMİ İŞGÜZAR (1981)

Sosyal Güvenlik eski Bakanı Hilmi İşgüzar; bakanlığı döneminde ""kayırma, yolsuzluk, nüfuz ticareti, vazifeyi suistimal ve menfaat temini suretiyle Bağ-Kur ve SSK'yı zarara uğrattığı" iddialarıyla Milli Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından 2 Şubat 1981 tarihinde Yüce Divan'a sevkedildi. İşgüzar ve 15 arkadaşının 26 Mart 1981 tarihinde başlayan yargılanmaları 12 Nisan 1982'de sonuçlandı. İşgüzar, 9 yıl 8 ay ağır hapis ve 5 milyon 251 bin lira para cezasına çarptırıldı. Sayıları yargılama aşamasında 18'e yükselen diğer sanıklara da 3 ay ile 4 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. (Yüce Divan; Esas Sayı 1981/1, Karar Sayısı 1982/2, Karar Tarihi 12.4.1982)

Milli Güvenlik Konseyi'nin sevk kararı...

Yüce Divan

6. SOSYAL GÜVENLİK ESKİ BAKANI HİLMİ İŞGÜZAR (1981)
 

 

MGK'NIN SEVK KARARI

Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Hilmi İşgüzar�ın Yüce Divan�a Sevki
Hakkında
(Resmi Gazete ile yayımı : 5.2.1981 Sayı : 17242)

Karar No. 8
Kabul tarihi: 2.2.1981

Sosyal Güvenlik eski Bakanı Hilmi İşgüzar ve Bakana tebean (9/1) Esas Numaralı Soruşturma Komisyonu raporunda belirtilen kişilerin; rüşvet almak, rüşvet vermek, memuriyet görevini kötüye kullanmak, sahte evrak düzenlemek suçlarından yargılanarak haklarında uygulanması istenilen Türk Ceza Kanununun 213/2, 225, 220, 226, 240, 342, 65/3 ve 80 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmak üzere Anayasanın 90 inci maddesine göre Yüce Divana sevkleri Milli Güvenlik Konseyinin 2 Şubat 1981 tarihli 37 nci Birleşiminde kararlaştırılmıştır.
Birleşim Tarih:  37 2.2.1981  Esas No. : 9/1
(Yüce Divan; Esas Sayı 1981/1, Karar Sayısı 1982/2, Karar Tarihi 12.4.1982)
 

7. GÜMRÜK VE TEKEL ESKİ BAKANI TUNCAY MATARACI: (1981)

Gümrük ve Tekel eski Bakanı Tuncay Mataracı; bakanlığı döneminde "rüşvet almak" iddiasıyla Milli Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından 23 Nisan 1981 tarihinde Yüce Divan'a sevkedildi. Mataracı ve 21 arkadaşının yargılanmalarına 15 Haziran 1981'de başlandı. Yargılananlar arasında, bayındırlık eski bakanı Şerafettin Elçi ile "yeraltı dünyasınınbabalarından olduğu" bildirilen Abuzer Uğurlu da yer aldı. Yargılama, 16 Mart 1982'de sonuçlandı ve Mataracı 36 yıl ağır hapis ve 787 milyon 386 lira para cezasına çarptırıldı. Davada, Şerafettin Elçi beraat etti, diğer sanıklara 10 ay ile 6 yıl arasında değişen hapis cezaları ile çeşitli miktarda para cezaları verildi. (Esas Sayısı 1981/2, Karar Sayısı 1982/1)

Milli Güvenlik Konseyi'nin sevk kararı...

Yüce Divan

7. GÜMRÜK VE TEKEL ESKİ BAKANI TUNCAY MATARACI:  (1981)
 

 

MGK'NIN SEVK KARARI

Gümrük ve Tekel Eski Bakanı Tuncay Mataracı�nın Yüce Divan�a
Sevki Hakkında
(Resmi Gazete ile yayımı : 25.4.1981 Sayı : 17321)

Karar No. 12
Kabul tarihi: 23.4.1981
Gümrük ve Tekel eski Bakanı Tuncay Mataracı ile Bakanın suç teşkil eden fiillerine çeşitli sıfatlarla iştirak etmiş bulunan ve 9/2 Esas Numaralı Komisyon Raporunun değişik metninde isimleri yazılı Şerafettin Elçi, Suat Sürmen, Salih Zeki Rakıcıoğlu, Köksal Mataracı, Şahin Balta, Zeki Göktürk, Paşa Ali Alaman, Nuri Akbulut, Nihat Karadereli, Vural Kazmaz, Rahim Meydan, Harun Gürel, Ali Galip Kayıran, Yusuf Yaman, Uğurcan Elmas, Şaban Eyüpoğlu, Ali Yıldız, Halil İbrahim Demir, Hakkı Kalkavan, Salih Aydın ve Abuzer Uğurlu�nun, rüşvet almak, rüşvet vermek, rüşvete aracılık etmek ve memuriyet görevini kötüye kullanmak suçlarından yargılanarak, haklarında uygulanması istenilen T.C.K.nun 36, 64, 65, 80, 213, 220, 225, 226, 240 ve 6136 Numaralı Kanunun 12 ve 13 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmak üzere Yüce Divan�a sevkleri Anayasanın 90 ıncı, 2324 Numaralı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun 2 nci maddeleri gereğince Milli Güvenlik Konseyinin 23 Nisan 1981 tarihli 50 nci Birleşiminde kararlaştırılmıştır.
 Birleşim: 50 Tarih 23.4.1981 Esas No.  9/2
(Yüce Divan, Esas Sayısı 1981/2, Karar Sayısı 1982/1)
 

8. BAYINDIRLIK ESKİ BAKANI ŞERAFETTİN ELÇİ: (1982)

Bayındırlık Eski Bakanı Şerafettin Elçi; Milli Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından "rüşvet almak" ve "görevini kötüye kullanmak" iddialarıyla 17 Mart 1982 tarihinde Yüce Divan'a sevkedildi. Elçi ve 7 arkadaşının yargılanmalarına 26 Mayıs 1982'de başlandı. Karar 12 Nisan 1983'de açıklandı ve Elçi, rüşvet suçlamasından beraat ederken, görevini kötüye kullanmaktan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer 7 sanıktan 4'ü 3 yıla kadar hapis cezası aldı, 3 sanık beraat etti.

Milli Güvenlik Konseyi'nin sevk kararı...

Yüce Divan

8. BAYINDIRLIK ESKİ BAKANI ŞERAFETTİN ELÇİ: (1982)

MGK'NIN SEVK KARARI

Bayındırlık Eski Bakanı Şerafettin Elçi�nin Yüce Divana Sevki Hakkında
(Resmi Gazete ile yayımı 19.3.1982 Sayı 17638)

Karar No. 24
Kabul tarihi: 24 17.3.1982

Bayındırlık eski Bakanı Şerafettin Elçi ile Bakanın suç teşkil eden fiillerine çeşitli sıfatlarla iştirak etmiş bulunan ve 9/14 Esas Numaralı Soruşturma Komisyonu Raporunda adları yazılı Mehmet Badur, Mehmet Nimet Kılıçer, Yaşar Çehreli, Nurcan Çehreli, Adnan Midyat, Nuri Geboloğlu ve Vedat Geboloğlu�nun memuriyet görev ve nüfuzunu kötüye kullanmak, rüşvet almak, rüşvet vermek ve rüşvete aracılık etmek suçlarından yargılanarak, haklarında uygulanması istenilen Türk Ceza Kanununun 240, 213, 225, 226, 220, 79 ve 80 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmak üzere Yüce Divana sevkleri Anayasanın 90 ıncı, 2324 numaralı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun 2 nci ve Milli Güvenlik Konseyi Yasama Görevleri İçtüzüğünün 20 nci maddeleri gereğince Milli Güvenlik Konseyinin 17 Mart 1982 tarihli 99 uncu Birleşiminde kararlaştırılmıştır.
(Birleşim: 99, Tarih: 17.3.1982, Esas No. 9/14)
(Yüce Divan Esas Sayısı 1982/1, Karar Sayısı 1983/2) 
 

9. BAYINDIRLIK ESKİ BAKANI SELAHATTİN KILIÇ: (1982) Bayındırlık eski Bakanı Selahattin Kılıç, "görevini kötüye kullanmak" iddiasıyla Milli Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından 17 Mart 1982 tarihinde Yüce Divan'a sevkedildi. Kılıç ile beraber 10 kişinin yargılandığı dava, 2 Haziran 1982'de başladı, 9 Mart 1983'de sona erdi. Kılıç ve 6 arkadaşı beraat etti, 3 sanık 8 ay ile 1 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

Milli Güvenlik Konseyi'nin sevk kararı...

Yüce Divan

9. BAYINDIRLIK ESKİ BAKANI SELAHATTİN KILIÇ: (1982)

MGK'NIN SEVK KARARI

Bayındırlık Eski Bakanı Selahattin Kılıç�ın Yüce Divana
Sevki Hakkında
(Resmi Gazete ile yayımı 19.3.1982 Sayı 17638)

Karar No.: 25
Kabul tarihi: 17.3.1982

Bayındırlık eski Bakanı Selahattin Kılıç ile Bakanın suç teşkil eden fiillerine çeşitli sıfatlarla iştirak etmiş bulunan ve 9/15 Esas Numaralı Soruşturma Komisyonu Raporunda adları yazılı Teoman Güzey, Okay Fehmi Kurçeren, Feridun Önen, Nurettin Aksu, Edip Turanlı, Tuğrul Okan, Erdoğan Suat Taftalı, Ahmet Erçin ve Nurettin Çarmıklı�nın memuriyet görevini kötüye kullanmak, rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarından yargılanarak, haklarında uygulanması istenilen Türk Ceza Kanununun 240, 213/2, 225, 220 ve 80 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmak üzere Yüce Divana sevkleri Anayasanın 90 ıncı, 2324 numaralı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun 2 nci ve Milli Güvenlik Konseyi Yasama Görevleri İçtüzüğünün 20 nci maddeleri gereğince Milli Güvenlik Konseyinin 17 Mart 1982 tarihli 99 uncu Birleşiminde kararlaştırılmıştır.
(Birleşim 99, Tarih 17.3.1982, Esas No.  9/15)
(Yüce Divan Esas Sayısı 1982/2, Karar Sayısı : 1983/2)

10. DEVLET ESKİ BAKANI İSMAİL ÖZDAĞLAR: (1985)

Devlet eski Bakanı İsmail Özdağlar, "rüşvet almak" ve "görevini kötüye kullanmak" iddiasıyla TBMM tarafından 15 Mayıs 1985 tarihinde Yüce Divan'a sevkedildi. 1 Temmuz 1985'de başlayan yargılama, 14 Şubat 1986'da sona erdi. Davada, dönemin Başbakanı Turgut Özal da tanık olarak dinlendi. Tanık ifadeleri ve dava kanıtlarını "rüşvet" suçlaması için yeterli görmeyen Yüce Divan, Özdağlar'ı "görevini kötüye kullanmak"tan 2 yıl hapis ve 30 bin lira ağır para cezasına çarptırdı.

TBMM'nin sevk kararı...

Yüce Divan

10. DEVLET ESKİ BAKANI İSMAİL ÖZDAĞLAR: (1985)

Manisa Milletvekili ve Devlet Eski Bakanı İsmail Özdağlar�ın
Yüce Divana Sevk Kararı
Karar No. 19
Karar tarihi: 15.5.1985

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10.1.1985 tarihli ve 14 numaralı kararı ile kurulan (9/328) (Esas Numaralı Meclis Soruşturması Komisyonunun 11.5.1985 tarihli ve Esas 9/328, Karar 19-115 sayılı raporu; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 15.5.1985 tarihli 99 uncu Birleşiminde görüşülerek, Manisa Milletvekili ve Devlet eski Bakanı İsmail Özdağlar�ın:

1-  Bakanlık görevini kötüye kullanarak UM Denizcilik Ticaret Anonim Şirketi sahibi Uğur Mengenecioğlu�nun gemilerine fazla fiyatla akaryakıt nakli sağlamak suretiyle Devleti zarara uğrattığı; bazı bürokratları bu işlere engel olacağı gerekçesiyle görevden almayı düşündüğü yolundaki iddialarla ilgili eylemi tahakkuk etmediğinden ve suç niteliğinde görülmediğinden, bu konulardan dolayı Yüce Divana sevkine mahal olmadığına,

2- UM Denizcilik Ticaret Anonim Şirketi sahibi Uğur Mengenecioğlu�ndan haksız menfaat sağladığı ve bu cümleden olarak 25 000 000 lira rüşvet aldığı iddiası konusunda elde edilen deliller mahkemece takdir olunarak eylemine uyan T.C.K. nun 211 inci maddesi delaletiyle 213 ve 225 inci maddelerine göre muhakeme edilmek üzere Anayasanın 100 üncü maddesi uyarınca Yüce Divana sevkine,

30 çekimser ve 3 red oyuna karşı 311 kabul oyuyla karar verilmiştir. 
(Resmi Gazete ile yayımı 17.5.1985, Sayı 18757)
(Birleşim 99,  Tarih 15.5.1985,  Esas No.  9/328)

Manisa Milletvekili ve Devlet eski Bakanı İsmail Özdağlar Hakkında
Yüce Divanca verilen 14.2.1986 günlü, E. 1985/1, K. 1986/1 sayılı
Karar

YÜCE DİVAN KARARI

Esas Sayısı 1985/1
Karar Sayısı 1986/1
Karar Günü 14.2.1986

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Ayrıntıları ve dayanakları gerekçeli kararda gösterileceği üzere

1-  Sanık Manisa Milletvekili ve Devlet eski Bakanı İsmail Özdağlar�ın U.M. Denizcilik Ticaret A.Ş. Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Mengenecioğlu�ndan 25 milyon lira alarak haksız menfaat sağladığı sabit olmuş ise de, paranın hangi nedenle alındığı ve bir rüşvet anlaşmasına dayalı olduğu konularında yeterli delil elde edilemediğinden eylemi görevi kötüye kullanma olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hareketine uyan Türk Ceza Kanununun 240/1 inci maddesi gereğince takdiren ve teşdiden iki yıl süre ile hapis ve 30 bin lira ağır para cezası ile mahkümiyetine, aynı madde uyarınca iki yıl süre ile memuriyetten yoksun kılınmasına OYÇOKLUĞUYLA, sürücü ehliyetnamesinin geri alınmasına gerek olmadığına, kanuni ve takdiri tahfif sebebi bulunmadığına, 281.410 lira tutarındaki yargılama giderlerinin bu sanıktan alınmasına OYBİRLİĞİYLE,
14.2.1986 gününde kesin olarak karar verildi ve hazır bulunan sanıklar ile vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı.
 
 
 

Başkan
H. Semih Özmert
Başkanvekili
Orhan Onar 
Üye
Necdet Darıcıoğlu 
Üye
Yekta Güngör Özden
Üye
Muammer Turan 
Üye
Mehmet Çınarlı
Üye
Selahattin Metin
Üye
Servet Tüzün
Üye
Mahmut C. Çuhruk
Üye
Mustafa Şahin
Üye
Adnan Kükner
 

 

T.B.M.M. KARARI

Manisa Milletvekili İsmail Özdağlar�ın Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyeliğinin Düştüğüne Dair

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 5.3.1986 Çarşamba günkü 75 inci Birleşiminde; Manisa Milletvekili İsmail Özdağlar�ın milletvekilliğinden istifa önergesi okundu.

Anayasanın 84 üncü maddesi gereğince yapılan açık oylama sonucunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin düştüğü açıklandı.
 

 

T.B.M.M. KARARI

Manisa Milletvekili İsmail Özdağlar�ın Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyeliğinin Düştüğüne Dair

Karar No. 28
Karar Tarihi: 5.3.1986

Manisa Milletvekili İsmail Özdağlar�ın milletvekilliğinden istifa etmesi nedeniyle, Anayasanın 84 üncü maddesi gereğince, Türkiye Büyük Mil-let Meclisi üyeliğinin düşmesine, Genel Kurulun 5.3.1986 tarihli 75 inci Birleşiminde, (7) red, (52) çekimser ve (277) kabul oyu ile karar verilmiştir. 
Resmi Gazete, 7.3.1986 - 19040 
  
 

12. DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HÜSAMETTİN ÖZKAN VE DEVLET BAKANI RECEP ÖNAL: (2004)

DSP, MHP, ANAP Koalisyon Hükümeti'nde (57. Hükümet) Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Hüsamettin Özkan ile Devlet Bakanlığı görevinde bulunan Recep Önal, 15 Haziran 2004'de Yüce Divan'a sevkedildi.

Türkiye Halk Bankası A.Ş. yöneticilerini korumak ve sorumluların yargılanmalarını önlemek kastıyla, yasalara aykırı uygulamalarda bulunarak bankanın zarara uğramasına sebep oldukları iddiasıyla Yüce Divan'a sevkedilen Özkan ve Önal'ın yargılanmalarına henüz başlanmadı.

Yüce Divan sıfatıyla görev yapan Anayasa Mahkemesi, 22 Temmuz 2004'de, Hüsamettin Özkan ile Recep Önal'ın Yüce Divan'a sevkine ilişkin kararın, usule uygun olmadığı gerekçesiyle TBMM'ye iadesine karar verdi. İade kararına, TBMM Genel Kurulu'ndaki oylamanın ayrı ayrı yapılması gerekirken, birlikte yapılması gerekçe gösterildi.

Yüce Divan'ın 22.7.2004 günlü ve 2004/1 esas sayılı kararında, �Anayasanın 100 üncü maddesindeki �gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir� ibaresi uyarınca oylamanın ilgililer hakkında ayrı ayrı yapılacak olması ceza hukukunun genel ilkelerinden olan �suç ve cezanın şahsiliği� ilkesinin gereğidir� denildi.

Özkan ve Önal ile ilgili oylamalar, TBMM Genel Kurulu'nda 26 Ekim 2004 tarihinde tekrarlandı. Hüsamettin Özkan hakkında Yüce Divan'a sevk kararı, 14 milletvekilinin ret oyuna karşı 415 oyla kabul edildi. 5 milletvekilinin çekimser kaldığı oylamada, 7 oy boş çıktı. Bir oy da geçersiz sayıldı. Oylamaya 442 milletvekili katıldı. Genel Kurul'da Recep Önal hakkında yapılan oylamaya 419 milletvekili katıldı. Yüce Divan'a sevk kararı 14 milletvekilinin ret oyuna karşı 390 oyla kabul edildi. 9 milletvekilinin çekimser kaldığı oylamada, 2 oy boş çıktı, 4 oy da geçersiz sayıldı.

YÜCE DİVAN'A SEVKEDİLENLER...
Özkan ve Önal hakkındaki önerge metni...
18 Kasım 2003
 
57. Hükümet'te Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Hüsamettin Özkan ile Devlet Bakanlığı görevinde bulunan Recep Önal'ın Yüce Divan'a sevk kararı...
 

Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında  Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekili tarafından 13 Kasım 2003'de TBMM Başkanlığına verildi.

18 Kasım 2003'de TBMM Genel Kurulu'nda okunan önerge, Genel Kurul'un 9 Aralık 2003 tarihli 25. Birleşiminde görüşüldü, 17 ret oyuna karşın 409 oy ile kabul edildi ve Soruşturma Komisyonu Kuruldu. 14 Ocak 2004'de çalışmalarına başlayan Meclis Soruşturması Komisyonu, raporunu  27 Mayıs 2004 tarihinde sonuçlandırdı.

Özkan ile Önal'ın Yüce Divan'da yargılanmasını öngören Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu, TBMM Genel Kurulu'nda 15 Haziran 2004'de (22. Dönem 2. Yasama Yılı 101. Birleşim) görüşüldü ve kabul edildi. Oylamaya 409 milletvekili katıldı. Yüce Divan'a sevk kararı, 34 ret oyuna karşılık 356 oy ile alındı. 14 milletvekili çekimser kaldı, 5 oy boş çıktı.

TBMM Genel Kurulu'nun 811 numaralı kararı, 19 Haziran 2004 tarih 25497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
 

İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi şöyle:
 

İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 Milletvekilinin, bakanlıkları sırasında ilgili kuruluşların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirerek ve gerekli tedbirleri zamanında almayarak görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu iddiasıyla Devlet Eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet Eski Bakanı Recep Önal haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi
 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (10/9) raporunda (s. 396 vd) ayrıntılı olarak açıkladığı üzere;

2001 yılı sonu itibariyle kur farkı ve faizler hariç olmak üzere, 1 110 838 milyar TL takipte alacağı bulunan Halk Bankasından kullandırılan usulsüz kredilerle ilgili olarak düzenlenen denetim raporları zamanında işleme konulmamış, raporlarda adı geçen ve genellikle aynı isimlerden oluşan sorumlular hakkında mevcut ağır suçlamalara rağmen herhangi bir işlem yapılmamış ve Bankanın yeniden yapılandırılması aşamasına kadar görevlerine devam ettirilmişlerdir.

Bunun sonucunda, Hüsamettin Özkan'ın Halk Bankasından sorumlu ilgili Devlet Bakanı olarak göreve başladığı 1997 yıl sonunda 12 trilyon lira olan takip tutarı görevden ayrıldığı yıl sonunda 375 trilyon liraya, görevden ayrıldıktan sonraki 2001 yılında ise, sorumlu olduğu dönemde verilen ve daha önce temerrüde uğradığı halde takibe intikal ettirilmeyen kredilerin takibe intikal ettirilmesiyle 1,1 katrilyon liraya çıkmıştır.

2001 yıl sonu itibariyle görülen 1,1 katrilyon liralık takip rakamı gerçek değerleri ifade etmeyip yukarıda da izah ettiğimiz üzere bu rakamlara faiz ve kur farkı dahil değildir. Faizleri ile birlikte bu rakam yaklaşık 3,5 katrilyon liradır.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankası AŞ 1996 Yılı Raporunun 6, 8, 22, 23, 26, 27, 28, 30, 31, 35, 39, 40, 44 ve 45 numaralı temennilerinde yer alan ve 2'si idarî bünye, 12 adedi ise firmalara açılan kredilerden oluşan 14 ayrı konuya ait hususların ilgili Bakanlıkça (Hazine Müsteşarlığı) incelenmesi ve soruşturulması istenilmiş, bunlardan; 31, 35 ve 40 no'lu temennilerde yer alan firmalara kullandırılan kredilerle ilgili soruşturmalar ancak Temmuz 2000 ve Kasım 2001 tarihlerinde tamamlanabilmiş, diğer konulardaki soruşturmalar ise 1998 ve 1999 yılı içerisinde tamamlanmıştır.

1998 yılında soruşturması tamamlanan 6, 8, 22, 23, 26, 27, 28 ve 39 no'lu temennilerle ilgili olarak düzenlenen raporlar Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığınca savcılığa suç duyurusu olarak intikal ettirilmiştir.

Halk Bankasının bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Hüsamettin Özkan tarafından savcılıklara intikal ettirilen raporlar objektif olmadığı gerekçesiyle geri istenmiş ve Başbakanlık makamından alınan 24.12.1998 tarih, TEFTİŞ.M.184 sayılı onayla, 6, 8, 26, 27, 28, 22 ve 39 no'lu temennilerle ilgili olarak Başbakanlık müfettişlerine yeniden inceleme yaptırılmıştır.

Söz konusu onay üzerine, Başbakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 6.7.1999 tarih, 14/99-152/33 sayılı raporda bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen raporlardan sadece 39 no'lu temennide belirtilen görüşe katılınmamış, diğerlerine aynen katılınmıştır. Ayrıca, sorumluluk konusundaki anlaşmazlıkta da yönetim kurulu üyelerinin de dahil edilmesini istemiştir.

Ayrıca, söz konusu Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda objektiflik konusunda bankalar yeminli murakıplarınca hazırlanan raporlar için "...Bütün raporların T. Halk Bankası kayıt, belge ve bilgilerine dayalı olduğunun müşahede edildiği ve bu raporlar hakkında, Cumhuriyet Savcılıklarınca kovuşturma yapılmasını sağlayacak iznin verilmesi veya verilmemesinin 399 sayılı KHK'nın 11/d maddesine göre T. Halk Bankasının bağlı bulunduğu Devlet Bakanının takdirlerine bağlı olduğu..." belirtilmiştir.

Buna rağmen savcılık izni konusunda bir gelişme olmamış ve bu kez Başbakanlık makamından alınan 1.2.2000 tarih, TEFTİŞ.M.004 sayılı onayla 1996 yılı 30, 23, 45 ve 1997 yılı 41 no'lu temennilerle birlikte, daha önce incelenmiş olan 1996 yılı 6, 8, 26, 27, 28, 22 ve 39 no'lu temennilerin de incelenmesi istenilmiştir.

Başbakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 4.7.2000 tarih, 11/2000-03 sayılı raporda; 6, 8, 26, 27, 28, 22 ve 39 no'lu temennilerle ilgili olarak daha önceki rapordaki görüşe aynen katılınmıştır.

1996 yılı Halk Bankası YDK raporunda belirtilen usulsüz işlemlerle ilgili olarak banka yetkilileri hakkında soruşturma açılması için izin verilmesi konusunda gelişme olmazken, haklarında birçok soruşturma raporu olduğu halde görevden alınmayan banka yetkilileri tarafından usulsüz krediler verilmeye devam edilmiş ve banka zararı artırılmıştır. Örneğin, 1996 yılı YDK raporunun 35 inci temennisinde soruşturulması istenen ve 1997, 1998 ve 1999 yılı raporlarında da bu konuda tenkit edilen Yenişehir Şubesi 516 sayılı firmasıyla ilgili kredi işlemlerinin soruşturulması bir yana, 1997 yılı sonu itibariyle 3,2 trilyon lira olan firma riski, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında verilen ilave kredilerle 45 trilyon liraya yükseltilmiştir. Bu firmayla ilgili olarak açılan dava halen devam etmektedir.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankası AŞ 1997 yılı raporunun 10, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 19, 35, 41 ve 42 numaralı temennilerindeki firmalara açılan usulsüz kredi işlemlerinden oluşan 11 ayrı konunun ilgili Bakanlıkça (Hazine Müsteşarlığı) incelenmesi ve soruşturulması istenilmiş, bu temennilerden yalnızca İzmir Şubesine ait 1384/1 ve 1384/2 sabit no'lu firmalara kullandırılan kredi için soruşturma 22.10.1999 tarihinde tamamlanmış, diğer temennilerde belirtilen konulardaki soruşturmalar ise banka yönetimi ve ilgili Bakanın değişmesinden sonra 2001 ve 2002 yılında sonuçlandırılabilmiştir. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından Halk Bankasıyla ilgili olarak hazırlanan 1997 yılı raporu 27.1.1999 tarih, 90 sayılı yazı ekinde Başbakanlığa iletilmiştir.

Halkbankın 1997 yılı hesapları ise KİT Komisyonunca usulsüz işlemlere rağmen "açılmış ve açılacak soruşturmalar saklı kalmak kaydıyla" 11 kabul, 10 ret oyuyla ibra edilmiş, Hazine Müsteşarlığınca incelenmesi ve soruşturulması istenilen 11 konudan sadece 101,1384/1 ve 113 no'lu firmayla ilgili işlemlerin Banka Teftiş Kurulunca incelenmesi istenilmiş, diğer konular raporda yer almamıştır. Ancak, şartlı ibra olamayacağı gerekçesiyle, 27.5.2003 tarihinde konu tekrar Meclis gündemine alınmış ve KİT Komisyonu raporu doğrultusunda Bankanın hesapları ibra edilmemiştir.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankası AŞ 1998 yılı raporunun 9, 15, 16, 20, 23, 25, 27, 28, 29, 34, 35 ve 39 numaralı temennilerinde yer alan 1'i idarî bünye, 11 adedi firmalara açılan kredilerden oluşan 12 ayrı konunun ilgili Bakanlıkça (Hazine Müsteşarlığı) incelenmesi ve soruşturulması istenilmiş; ancak, bunlarla ilgili soruşturmalar da ilgili Bakan ve banka yönetiminin değişmesinden sonra 2002 yılı kasım ayında tamamlanabilmiştir. 1998 yılı raporu, 6.1.2000 tarih, 34 sayılı yazı ekinde Başbakanlığa iletilmiştir.

Yukarıda belirtilen konuların dışında, 1998 yılı Halk Bankası YDK raporunun 21 inci temennisinde belirtilen Levent Şubesinden 46 sabit no'lu firmaya kullandırılan kredilerle ilgili olarak da kredilerle ilgili olarak da soruşturma yapılmış, bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen 21.2.2000 tarih, R-9, R-8, R-8 sayılı rapor üzerine bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen 21.2.2000 tarih, R-9, R-8, R-8 sayılı rapor, 12.4.2000 tarih, 1055 sayılı yazıyla izin için Devlet Bakanlığına (Hüsamettin Özkan) gönderilmiş, 15.11.2000 tarih, 11/2000-7 sayılı Başbakanlık Teftiş Kurulunda belirtilen görüş nedeniyle 2.3.2001 tarihine kadar izin verilmemiştir. İlgili Devlet Bakanlığınca (Recep Önal) 2.3.2001 tarihinde soruşturma izni verilmiştir. Aynı konuda Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen 17.9.2001 tarih, 2001/4-13 sayılı rapor da savcılığa intikal ettirilmiştir.

Halk Bankasındaki usulsüz kredilerle ilgili, basında, hemen hemen her gün, çok ciddî iddiaların yer aldığı haberler yayımlanırken, yukarıda da belirtildiği üzere, bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen ve adlî mercilere intikal ettirilen raporlara izin verilmemiş, bankanın 1997 ve 1998 yılı Yüksek Denetleme Kurulu raporlarındaki temennilerde belirtilen konularla ilgili soruşturmalar, ancak, banka yönetimi ve ilgili Bakanın değişmesinden sonra tamamlanabilmiştir. Haklarında usulsüzlük iddiası olan yöneticiler görevlerinde tutulmaya devam edilmiş, hatta, bazıları terfi ettirilmiştir. Bunun yanı sıra, soruşturma açılması istenilen bazı firmalara büyük montanlı yeni krediler verilmek suretiyle banka zararı artırılmıştır.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca komisyona gönderilen 23.5.2003 tarih, 732 sayılı yazıda;

"...YDK tarafından 1996, 1997, 1998 yıllarında talep edilen toplam 37 temenniyle ilgili soruşturmalar 2002 yılının kasım ayı itibariyle tamamlanarak, sonuçları Kurula intikal etmiştir. Bu soruşturmaların 25'inde banka yönetiminde bulunan Genel Müdür ve Yönetim Kurulu üyelerinin işlem ve eylemlerinin TCK'nın 230 ve 240 ıncı maddelerinde belirtilen fiillere uygun olduğu vurgulanmıştır. ...37 soruşturma temennisinin 2'si hariç diğerleri 4616 sayılı Yasayla TCK'nın zamanaşımını düzenleyen 102 nci maddesi kapsamına girdiği belirtilmiştir. İki soruşturma konusundaki yargılamanın devam ettiği bilinmektedir. Bu dönemde "Haziran 1995 ayında Bankaya Genel Müdür olarak atanan kişi, 2001 yılı nisan ayına kadar, yönetim kurulu üyeleri de bir, iki değişiklik hariç, kredilendirme işlemlerinin eleştirildiği tüm dönemlerde (1996-2001) görevde kalmışlar ve Banka yönetimi 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 2001 yılı nisan başında tümüyle değişmiştir"

Hususlarına yer verilmiştir.

Görüleceği üzere, geciktirilerek gereği zamanında yerine getirilmeyen 37 temenniden 25'inde TCK açısından suç işlendiği sonucuna varılmış; ancak, 4616 sayılı Yasa ve zamanaşımı nedeniyle sorumlular hakkında müeyyide uygulanamamıştır.

Haklarında TCK uyarınca işlem yapılması gereken Banka yöneticilerinin ısrarla görevde tutulmasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen 2001/4 sayılı raporun 63 üncü sayfasında;

"... Raporlarda bu tür ifadelere rastlanırken sorumlular arasında genellikle aynı isimlerin yer aldığı görülmektedir. Yıllardan beri yazılan raporlardaki ağır suçlamalara rağmen sorumlular hakkında herhangi bir işlem yapılmamış, adı geçen şahıslar Bankanın yeniden yapılandırılması aşamasına kadar görevlerine devam etmişlerdir.

Haklarında bu kadar iddia bulunan banka yöneticilerinin uzun süre ısrarla görevde tutulması ile tahsil edilemeyen kredi tutarları ve korunup kollanan kredi borçluları arasında doğrusal bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır..."

Öte yandan; Yüksek Denetleme Kurulunca 72 sayılı KHK'nın verdiği yetki uyarınca, önceki yıllarda olduğu gibi, soruşturulmak üzere Hazine Müsteşarlığına (Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu) intikal ettirilen Halk Bankasının 1996, 1997 ve 1998 yıllarına ait raporlarında belirtilen temennilerle ilgili soruşturmaların tamamlanmaması üzerine 1999 yılı raporunun 5, 6 ve 7 nci temennisinde bu hususa yer verilmiş ve aynı raporun 149 uncu sayfasının üçüncü paragrafında aynen; "TCK açısından genel zamanaşamı 1-5 yıl olup; YDK'nın 1996 yılı raporunda yer alan temennilerle ilgili olarak zamanaşımı dolmak üzeredir. İlgili Bakanın zamanında takibat yapabilmesiyle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının talebini imzalamaması nedeniyle dosyaların zamanaşımına uğraması ihtimaliyle birlikte ilgili ve yetkililerin sorumlulukları da gündeme gelecektir" denilmek suretiyle gecikmelerin önemi vurgulanmıştır.

Raporun 149 uncu sayfasında belirtilen bu uyarıya rağmen gerekli tedbirler alınmamış, Halk Bankası 2001 yılı YDK raporunun 8 inci temennisinde bazı konuların zamanaşımına uğradığı vurgulanmıştır.

Yüksek Denetleme Kurulunca hazırlanan raporlarda temennilerle ilgili soruşturmaların bir an önce tamamlanması istenirken, Devlet eski Bakanı Recep Önal tarafından Başbakanlık makamından alınan 27.3.2000 tarih, 2000/650 sayılı onayla T. Halk Bankasının 1997 ve 1998, T. Emlak Bankası 1998 ve TC Ziraat Bankasının 1998 yılı temennileri tekrar gözden geçirilmek üzere iade edilmiştir. Başbakanlık makamından 27.3.2000 tarihinde onay alınmasına rağmen, temenniler, 4.8.2000 tarihinde iade edilmiştir.

Bunun yanı sıra, Vakıflar Bankası eski Genel Müdürü Hasan Kılavuz tarafından 23.4.2003 tarihinde Komisyona yapılan açıklamada "...Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanına gittim. Dedim ki: Üstat, bu size verdiğim raporları size güvenerek verdim; ama, bu raporlar benim patronumun elinde çıktı ve bana baskı var. Bu nasıl bir iştir? O zaman bana kendisinin ifadesi: 'Yahu, maalesef bize de çok baskı var' dedi. Bana, açtı, o tarihte Halk Bankasına verilen bir 40 000 000 dolarlık bir krediden bahsetti ve ben krediyi gördüm. İşte bunu özellikle Hüsamettin Özkan Bey ilgili yerlere ulaştırmamızı önlüyor dedi" şeklinde iddialara yer verilmiştir.

Sonuç olarak; Halk Bankasının bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Hüsamettin Özkan ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Recep Önal hakkında; Yüksek Denetleme Kurulu denetçileri ve bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen raporların gereğinin yapılmasını geciktirerek ve bankayla ilgili gerekli tedbirleri zamanında almayarak bankanın zarara uğramasına sebep olmak ve usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağlamak suretiyle, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanunun 21/3 üncü maddesi uyarınca denetim ve gözetim görevini yerine getirmedikleri kanaatine ulaşılmıştır.

Bu nedenle, Devlet eski Bakanları Hüsamettin Özkan ve Recep Önal haklarında Türk Ceza Kanununun 230/2 nci maddesinden, Anayasanın 100 üncü, İçtüzüğün 107 nci maddesi uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz.

  1- Hüseyin Besli (İstanbul)
  2- Polat Türkmen (Zonguldak)
  3- Cemal Yılmaz Demir (Samsun)
  4- A. Yekta Haydaroğlu (Van)
  5- Zülfükar İzol (Şanlıurfa)
  6- Mehmet Faruk Bayrak (Şanlıurfa)
  7- Mehmet Daniş (Çanakkale)
  8- Suat Kılıç (Samsun)
  9- Şaban Dişli (Sakarya)
10- Mahfuz Güler (Bingöl)
11- Adem Baştürk (Kayseri)
12- Halil Ürün (Konya)
13- Faruk Koca (Ankara)
14- Feyzi Berdibek (Bingöl)
15- Mehmet Kerim Yıldız (Ağrı)
16- Ahmet Yaşar (Aksaray)
17- Hüsnü Ordu (Kütahya)
18- Ali Temür (Giresun)
19- Ömer Çelik (Adana)
20- Murat Yıldırım (Çorum)
21- Ekrem Erdem (İstanbul)
22- Halil Kaya(Van)
23- Mehmet Özlek (Şanlıurfa)
24- Fuat Ölmeztoprak (Malatya)
25- Mevlüt Akgün (Karaman)
26- Abdullah Çalışkan (Adana)
27- Burhan Kuzu (İstanbul)
28- Yahya Akman (Şanlıurfa)
29- Tayyar Altıkulaç (İstanbul)
30- Nazım Ekrem (İstanbul)
31- Şemsettin Murat (Elazığ)
32- Abdurrahim Aksoy (Bitlis)
33- Mehmet Salih Erdoğan (Denizli)
34- Remziye Öztoprak (Ankara)
35- Temel Yılmaz (Gümüşhane)
36- Hasan Aydın (Giresun)
37- Egemen Bağış (İstanbul)
38- Sedat Kızılcıklı (Bursa)
39- Maliki Ejder Arvas (Van)
40- Mustafa Cumur (Trabzon)
41- Abdullah Veli Seyda (Şırnak)
42- Fahri Keskin (Eskişehir)
43- Enver Yılmaz (Ordu)
44- Kemalettin Göktaş (Trabzon)
45- Soner Aksoy (Kütahya)
46- Tevfik Ziyaeddin Akbulut (Tekirdağ)
47- Ahmet Münir Erkal (Malatya)
48- Ahmet Rıza Acar (Aydın)
49- Mehmet Fehmi Uyanık (Diyarbakır)
50- Mehmet Özyol (Adıyaman)
51- Ali Yüksel Kavuştu (Çorum)
52- Cahit Can (Sinop)
53- Fehmi Öztunç (Hakkâri)
54- Mehmet Sarı (Osmaniye)
55- Nurettin Aktaş (Gaziantep)
56- Mehmet Mehdi Eker (Diyarbakır)
57- Hasan Murat Mercan (Eskişehir)
58- Ali Ayağ (Edirne)
59- Erdoğan Özegen (Niğde)
60- Memet Ali Suçin (Batman)
61- Cemal Uysal (Ordu)
62- Ahmet Koca (Afyon)
63- Vahit Kirişçi (Adana)
64- Fikret Badazlı (Antalya)
 

YÜCE DİVAN'A SEVKEDİLENLER...
Özkan ve Önal hakkındaki önergenin görüşülmesi...
9 Aralık 2003
 
57. Hükümet'te Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Hüsamettin Özkan ile Devlet Bakanlığı görevinde bulunan Recep Önal'ın Yüce Divan'a sevk kararı...
 

Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında  Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekili tarafından 13 Kasım 2003'de TBMM Başkanlığına verildi.

18 Kasım 2003'de TBMM Genel Kurulu'nda okunan önerge, Genel Kurul'un 9 Aralık 2003 tarihli 25. Birleşiminde görüşüldü, 17 ret oyuna karşın 409 oy ile kabul edildi ve Soruşturma Komisyonu Kuruldu. 14 Ocak 2004'de çalışmalarına başlayan Meclis Soruşturması Komisyonu, raporunu  27 Mayıs 2004 tarihinde sonuçlandırdı.

Özkan ile Önal'ın Yüce Divan'da yargılanmasını öngören Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu, TBMM Genel Kurulu'nda 15 Haziran 2004'de (22. Dönem 2. Yasama Yılı 101. Birleşim) görüşüldü ve kabul edildi. Oylamaya 409 milletvekili katıldı. Yüce Divan'a sevk kararı, 34 ret oyuna karşılık 356 oy ile alındı. 14 milletvekili çekimser kaldı, 5 oy boş çıktı.

TBMM Genel Kurulu'nun 811 numaralı kararı, 19 Haziran 2004 tarih 25497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
 

AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin TBMM Genel Kurul'u görüşmeleri şöyle:
(9 Aralık 2003 - 22 Dönem 2. Yasama Yılı 25. Birleşim)

BAŞKAN (Başkanvekili Sadık YAKUT) - Bu görüşmede, sırasıyla, önergeyi verenlerden ilk imza sahibine veya onun göstereceği bir diğer imza sahibine; şahısları adına, üç üyeye ve son olarak da haklarında soruşturma istenmiş bulunan Devlet Eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet Eski Bakanı Recep Önal'a söz verilecektir.

Konuşma süreleri 10'ar dakikadır.

Meclis soruşturması önergesi Genel Kurulun 18.11.2003 tarihli 19 uncu Birleşiminde okunmuş ve bastırılarak sayın üyelere dağıtılmıştı; bu nedenle, soruşturma önergesini tekrar okutmuyorum.

Şahısları adına söz alan sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, Samsun Milletvekili Mustafa Demir, Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan, Konya Milletvekili Kerim Özkul, Gümüşhane Milletvekili Sabri Varan.

İlk söz, önerge sahibi olarak Sayın Hüsnü Ordu'ya aittir; ancak, önerge sahipleri adına kim konuşacak?

HALUK İPEK (Ankara) - Kütahya Milletvekili  Sayın Hüsnü Ordu konuşacak, efendim.

BAŞKAN - Buyurun Hüsnü Bey.

BAŞKAN - Buyurun Hüsnü Bey. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Sayın Ordu, konuşma süreniz 10 dakikadır.

HÜSNÜ ORDU (Kütahya) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; Türkiye Halk Bankasının, özellikle uygun olmayan yöntem ve usullerle ilgili ve yetkili denetim kuruluşlarının soruşturma raporlarını defalarca ortaya koyup, Halk Bankasının yöneticileri hakkında savcılık araştırması istenildiği halde, dönemin ilgili Başbakan Yardımcısı Sayın Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Sayın Recep Önal'ın, gerekli tedbirleri zamanında almayarak görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, bu raporlarla ilgili yasal soruşturma izinlerini geciktirdikleri, savsaklandığı ve bu nedenlerle usulsüz kredi işlemlerinin yapılmalarına imkân sağlamaları sebebiyle, bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu iddiasıyla, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasıyla ilgili, önerge sahipleri adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, öncelikle, bir kamu bankası olan Türkiye Halk Bankasıyla ilgili soruşturma konusunda Yüce Heyetinizi bilgilendirmek istiyorum.

Türkiye Halk Bankasındaki üst düzey kamu yöneticileriyle ilgili, örneğin, genel müdür, genel müdür vekili ve yönetim kurulu üyeleriyle ilgili, ilgili devlet bakanlığının, savcılıktan talebi, istemi olmasına rağmen, bu talep iznine uygun görüş vermesi gerekiyor; ama, aynı bankada, bu saydığım yöneticilerin dışındaki yöneticilerle ilgili böyle bir talep izni gerekmiyor. Öncelikle , bunu ortaya koymak istiyorum.

Şimdi, bunu ortaya koyduktan sonra, ülkemizin, bugün, ekonomik ve siyasî anlamda dibe vurmasının en önemli nedenlerinden birinin altında gerek kamu bankalarındaki gerekse özel bankalardaki farklı uygulamalardan dolayı bir dönemin getirdiği ve milyarlarca dolarla ifade edilen kaynaklarımızın heba edildiğinin yatması, acı bir gerçektir. Bu durum itibariyle, bugün, bu ülke coğrafyasında doğan her bir ferdimiz, maalesef, borçlu olarak doğmuş oluyor.

Bu konuya giriş yaparken, öncelikle, bir kamu bankası olan Türkiye Halk Bankasının ana statüsünde belirlenen amaçlara yönelik olan hizmet ve görev anlayışını, burada, ortaya koymamız gerektiğine inanıyorum. Bunu söyledikten sonra, yine, belli bir dönemde, Türkiye Halk Bankasının büyük ağırlık olarak 10 holding ve gruba kredi verme işleminin asıl amaca uymadığını, çok açık bir şekilde görmüş olacağız.

Türkiye Halk Bankası, 1933 yılında, Yüce Meclisten geçmiş bir kanunla kurulmuş; daha sonra, 1950 yılında görevleri genişletilmiş; daha sonra da, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre Halk Bankası anastatüsü belirlenmiş. Şimdi, buraya baktığımızda, özet olarak ifade etmek gerekirse, ülkenin tasarruf birikimine katkıda bulunmak, esnaf, sanatkâr, küçük ve orta ölçekli sanayi ile diğer sanayi kuruluşlarını desteklemek ve kredi vermek amacıyla kurulmuş bir bankamızdır.

Bugün, Mecliste, bir kamu bankası olan Türkiye Halk Bankasına baktığımızda, geçmiş dönemlerde etkili ve yetkili, gerek Yüksek Denetleme Kurulu üyelerinin gerek Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu yetkililerinin gerekse banka murakıplarının vermiş olduğu veya önermiş olduğu çok ciddî soruşturma taleplerine rağmen, dönemin yetkili bakanının, bu konuda soruşturma talebine yönelik talepleri, istekleri -bunu iki şekilde; ister kendi bürokrasisinin kendine verdiği bilgiler dışında, isterse kötü niyetli olarak değerlendirebiliriz- bir şekilde, bu savsaklamalardan dolayı, soruşturma süresini uzatması ve bu süreç sonunda meydana gelen olayları burada ortaya koymak istiyorum.

Başbakan Eski Yardımcısı Sayın Hüsamettin Özkan'ın Türkiye Halk Bankasından sorumlu olduğu 1997 yılı ile 2000 yılları arasında, Halk Bankasının -bunun altını çizmek istiyorum- takipteki alacakları 12 trilyon lira iken, 2001 yılı sonu itibariyle 1,1 katrilyon liraya ulaşmıştır. Bunlara, faizi ve kur risklerini de kattığımız zaman, bugün, bu konuştuğumuz rakam, 2001 yılı sonu itibariyle 3,5 katrilyon lira olmuştur. Geriye gidip, beş yıllık bir tabloya bakacak olursak, Türkiye Halk Bankasının alacakları 1997'de 12 trilyon, 1998'de 53 trilyon, 1999'da 150 trilyon, 2000'de 375 trilyon, 2001 yılında 1,1 katrilyon liradır. Bu artışlara baktığımızda, özellikle 1997 ile 1998 arasında, önceki yıla göre, yüzde 326'lık bir artış, açık olarak gözükmektedir.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarındaki suiistimale neden olan usulsüz konuları ortaya koyduktan sonra, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporlarında da zikredildiği gibi, konuları ana başlıklarıyla siz değerli milletvekilleriyle paylaşacak olursak:

Halk Bankasının 2000 yılı sonu itibariyle nakdî ticarî kredilerinin yüzde 81,8'ini özellikle 10 gruba, holdinge kullandırdığı...

1999 yılı YDK raporuna göre, banka kredisi kullandırılan holdinglere ait 7 bankanın yönetim ve denetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konulmuş olup, bu durum, bankanın asıl amaç ve faaliyetleriyle ilgili değil, finans sektöründe bir destek olarak uygulama yaptığının bir göstergesidir.

Yine, 1996 ve 1997 yıllarında, yurt dışından buldukları firmaların, kredilerle ilgili, dövize natık teminat mektubuyla özellikle yurt içinde kredi bulma imkânı olmayan firmalara bile yurt dışından teminat karşılığı kredi bulma olanakları sağlanmıştır; daha sonra bu krediler ödenmediği için, yine banka kaynaklarından ödenmek suretiyle, buradaki kaynaklar çok daha fazla bir miktara gelmiştir.

Bu konularla ilgili soruşturma izni verilmediği ve savsaklandığı için, haklarında soruşturma talebi olanlar usulsüz kredi vermeye devam etmişler ve soruşturma izni bakan oluruna tabi olmayan diğer yetkililer, soruşturma iznine tabi firmaların kredi işlemleriyle ilgili mahkûmiyet kararı almışlardır.

Bunlara ait iki özel örnek verecek olursak; birincisi; Yenişehir Şubesi, 526 sayılı firmanın kredi durumu: 1997 yılı itibariyle 3,2 trilyon lira olan firma riski, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında ilave kredilerle 45 trilyon liraya çıkmıştır. Bu firmaya açılan dava halen devam etmektedir.

İkincisi; 1996 yılında, Beyoğlu Şubesinden usulsüz olarak kredi kullandığı iddia edilen bir firmayla ilgili, bakan, soruşturma izni...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ordu, konuşmanızı toparlar mısınız.

HÜSNÜ ORDU (Devamla) - Toparlıyorum.

Sonuç olarak şunları ifade etmekte fayda var: Haklarında soruşturma talepleri bulunan, 1995 Haziran ayında bankaya genel müdür olarak atanan Yenal Ansen ve bir iki değişiklik hariç, yönetim kurulu üyeleri, 2001 yılı Nisan ayına kadar, usulsüz kredi işlemlerinin eleştirildiği... Savcılık tarafından soruşturma talebi olduğu halde, ilgili bakan ve Sayın Hüsamettin Özkan'ın kendi ifadesiyle, bu noktada takdir yetkisini kullanmadığı için, soruşturma açılması istenilen bazı firmalara büyük montanlı yeni krediler verilmeye devam edilmiştir. Bu suretle, banka zararları artmıştır.

Halk Bankasından, ülke siyasîlerinden işadamlarına, işadamlarından büyük medya gruplarına kadar, ülkemizin etkili isimlerine kredi kullandırıldığı görülmektedir. Bu aşamada çıkan -önemli bir nokta- 4616 sayılı Yasayla, Türk Ceza Kanununun zamanaşımını düzenleyen maddesi kapsamına girerek, soruşturmaya tabi olan 37 adet konunun 2'si hariç, diğerleri zamanaşımına uğramıştır. 1997 yılında bankanın takipteki alacağı 12 trilyon lira iken, 2001 yılı sonu faiz ve kur farklarıyla rakam 3,5 katrilyon liraya ulaşmıştır.

Yüce Heyetinizin takdirlerine sunarım.

Saygılarımla. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ordu.

Şahsı adına söz isteyen Fahrettin Poyraz; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halk Bankasındaki uygulamalarla ilgili olarak denetim görevini yerine getirmediği gerekçesiyle dönemin ilgili bakanları Hüsamettin Özkan ve Recep Önal hakkında soruşturma komisyonu kurulması hakkındaki önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, Halk Bankası, esnaf ve sanatkârlar ile küçük ve orta ölçekli sanayi sektörünü kredilendirmek amacıyla kurulan bir bankadır. 2000 yılı sonu itibariyle 424 trilyon lira gibi bir nakdî kredi kullandırmıştır; ama, burada dikkatinizi çekmek istediğim bir husus vardır ki, Halk Bankasının o yıl itibariyle kullandırdığı kredinin yüzde 81,8'i 10 grup ve holdinge kullandırılmıştır.

Sayın Özkan'ın, 10.4.2001 tarihindeki Meclis Genel Kurulunda, Halk Bankasındaki usulsüzlükleri gündeme getiren Sayın Nazlı Ilıcak'ın konuşmasına verdiği cevapta, biraz da iftihar ederek, övünçle belirttiği, önceki dönemlerde 300 000 olan esnaf ve sanatkâra açılan kredi sayısının, kendisi döneminde 1 500 000'e çıkarıldığını iddia etmiştir.

Tabiî, bu rakamlar, belki ilk bakışta insanın gözüne hoş gelse de, diğer taraftan, tam aksine vahim bir tabloyu da ortaya koymaktadır; çünkü, siz, bankanın var olan ticarî kredilerinin yüzde 81,8'ini 10 gruba kullandırıyorsunuz, geri kalan yüzde 18,2'lik kısmını ise övünülen 1 500 000 esnaf ve sanatkâra kullandırıyorsunuz. Bunun sonucunda, Sayın Hüsamettin Özkan'ın, Halk Bankasından sorumlu Devlet Bakanı olarak görevde kaldığı 1997 yılında 12 trilyon lira olan banka takibi, görevden ayrıldığı tarihte 1,1 katrilyon liraya ulaşmıştır. 2003 yılı itibariyle -arkadaşlar, bu, son rakamdır- buradaki faiz ve alacaklarla birlikte bu rakam, yaklaşık 5,5 katrilyon liraya ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, bugün 5,5 katrilyon liraya ulaşan Halk Bankası batık kredilerinin oluşumunda ve tahsil edilememesinde Sayın Özkan'ın rolü nedir; Sayın Özkan, olayların ne kadar içindedir; yoksa, tüm bu gelişmeler için, Halk Bankası bir kamu iktisadî teşekkülüdür, Sayın Özkan, bu kurumun sadece ilgili bakanıdır, bu kredileri bu firmalara Sayın Özkan vermemiştir ve kredinin veriliş aşamasında veya herhangi bir aşamasında imzası yoktur mu diyeceğiz! Kısacası, Halk Bankasıyla ilgili bakan olan Sayın Hüsamettin Özkan, bu bankayla ne kadar ilgiliydi?

Biz, kısa ismiyle �Yolsuzluklarla Mücadele Komisyonu� olarak anılan komisyona Sayın Bakanı davet etmiştik. Kendisiyle, 2001 krizi başta olmak üzere, pek çok konuyu konuşmuştuk; kendisi de, sağ olsun, bu konularla ilgili olarak samimi cevaplar vermişti. Ancak, komisyon üyesi arkadaşlarımızın, Halk Bankasıyla ilgili sorularına verdiği yanıtlar, komisyon üyeleri için oldukça ilginçti.

Şimdi, Sayın Özkan'ın, komisyon üyelerinin sorduğu sorulara verdiği yanıtları tutanaklardan aynen okumak istiyorum.

Sayın Bakana soruluyor: "Sayın Bakanım, daha önce Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca düzenlenen raporların, Halk Bankasıyla ilgili olduğunuz dönemde size geldiğini söylediniz. Aynı şekilde, Halk Bankasının, günlük olarak, vaziyet; durumu size iletiliyor muydu?"

Sayın Özkan cevap veriyor: "Hayır, hayır. Sayın Başkanım, ben, hayatımda, Halk Bankasına bir sefer iftar yemeğine gittim; ne adresini bilirim, ne şeyini... Ben, başka türlü bir idarecilik yaptım burada. İlgili bakan -ilgili banka demek istiyor herhalde- çok özerk çalıştı. Hiçbir gün ne telefon ederim, ne de yanına gittim, ne yerini bilirim; bir sefer yeni binasına iftar yemeğine gittim; ne eski binasındaki Genel Müdürlük binasına katıldım ne de orada bakanlığa ayrılmış bir yerim  vardı, ona gittim. Halk Bankasının H'sini bile bilmem."

Ergün Dağcıoğlu soruyor: "Efendim, o zaman niye size bağlandı?" Hüsamettin Özkan cevaplıyor: "Onu bilmiyorum vallahi."

Yine, devamında, Sayın Yüksel Çorbacıoğlu soruyor: "Sayın Bakanım, bakanlık yaptığınız dönemde, tabiri caizse, hükümetin koordinatör bakanı gibi önemli bir görev üstlendiniz. Siyasî yönüyle, hükümetin icraatı yönüyle, vaktinizin önemli bir kısmını bu mesaiye ayırdığınızı düşünüyoruz, görüntü de oydu; ancak, bildiğiniz üzere, bağlı olan bankanın denetim sorumluluğu sizin üzerinizde, yasal olarak denetim sorumluluğunuz var. Biraz önce, ifadenizde dediniz ki 'Halkbankla ilgili bir kez iftar yemeğine gittim.' Denetim sorumluluğu üzerinizde olan bir bankanın 'yerini veya işlemlerini dahi bilmiyorum' diyerek, bu sorumluluğu yerine getirmediğinizi düşünüyor musunuz? Bugün, aslında, o günlerde yapılan veya işte, söylenen -ki, bizim, bu komisyonumuzun çalışmasının önemli bir alanını teşkil eden- bankaların hortumlanması diye tabir ettiğimiz yolsuzluklar konusunda en büyük sancımızı oluşturan bu bankalar, bu kadar önemli bir konuda, aslında, şimdiki düşünceme göre, daha bir denetim sorumluluğunu yerine getirmem gerekirdi, daha inceden hareket etmem gerekirdi, biraz daha vakit ayırmam gerekirdi diye düşünüyor musunuz?"

Hüsamettin Özkan Bey cevap veriyor: "Sayın Başkanım, sayın üyem; ben, sizin, biraz evvel söylediğiniz gibi bir konumdaydım. Hakikaten, bir tarafa bir mesai verecek bir konumda olmadım. Ha, bu, bana, bakmamamı gerektiren bir neden olmaması gerekirdi. Şimdi, bugün onu görebiliyorum, o gün, benim bunu görebilecek bir konumum yoktu. Bunu, burada, benimle beraber; yani, muhalefet olan bir arkadaş bile bilir, biraz evvel söylediğiniz gibi; fakat, denetimi yapan..." vesaire, vesaire gidiyor. Uzatmayayım, bir cümle daha okuyayım ve geçeyim.

"Keşke, vicdanî sorumluluk olarak, böyle şeylere daha fazla zaman ayırabilseydim; ama, ayırma fırsatım hiçbir zaman olmadı, olamadı; ama, burada, bu demek değildir ki, ben, yüzde 100, buna, aman efendim, böyle bir hadise olsun; hayır, olmasın, keşke olmasaydı" gibi ifadeler... Konuşma tarzı bu, cümleler biraz düşük.

Eski Sayın Bakan, komisyondaki ifadelerinde kısa ve özet bir şekilde diyor ki; vaktim yoktu, Halk Bankasıyla ilgilenemedim, mecburen ilgilendim, daha fazla vakit ayıramadım. Yani, bir anlamda, sanki, eski Bakan, o dönemde vakit ayıramamanın pişmanlığını yaşıyor.

Peki, milletin malı olan Halk Bankasının uygulamalarını, milletin seçerek görevlendirdiği, emanetini kendisine verdiği bir milletvekili, bir bakan, takip edemediğinde, bu işleri kim yapıyor? Elbette ki, kanunda bunların yeri var; yani, bakanların ve diğer kamu görevlilerinin inisiyatifine bırakılmamış -vaktimiz az, özetle söylüyorum- bunlar da, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, bankanın kendi denetim kurulları ve suç teşkil eden hususlarda bankalar yeminli murakıplarıdır.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, 1996, 1997 ve 1998 yıllarına ilişkin, belli hususlarda suç teşkil eden konulara yönelik olarak, Hazine Müsteşarlığı Bankalar Yeminli Murakıpları Kuruluna yazı yazıyor ve "şu şu konularda, ilgililer hakkında soruşturma yaptırılması" diyor. İlgililer hakkında soruşturma yaptırılıyor; bankalar yeminli murakıpları, 1996, 1997, 1998 yıllarıyla ilgili olarak suç teşkil eden hususları buluyor ve yine o dönemin Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Güneş Taner imzasıyla, bunlar, cumhuriyet savcılığına gönderiliyor ve cumhuriyet savcısı da, bu konuları önemli bulup takipsizlik kararı vermeyerek ilgili kamu görevlileri hakkında dava açmak üzere, bankanın bağlı bulunduğu bakandan izin talebinde bulunuyor.

Burada, hepimizin aklına takılacak bir tablo var: Bir taraftan YDK raporları, bir taraftan bankalar yeminli murakıpları raporu, bir taraftan da bu iddiaları ciddî bulan savcının izin talebi. Sonuçta, Sayın Hüsamettin Özkan "burada, tamamen kişisel bir husumet vardır; dolayısıyla, bu raporların, bir de Başbakanlık müfettişleri tarafından incelenmesi gerekir" diyor.

Şimdi, şöyle bir şey aklımıza geliyor mu arkadaşlar: Biliyorsunuz, YDK, yüzlerce KİT'i denetliyor. Her denetlediği KİT'te, karşısına, suç teşkil eden bir husus çıktığı zaman, ilgili bakanlık teftiş kuruluna gönderiyor; eğer, bu suç unsurunu ilgili bakanlık teftiş kurulu da tespit ederse, ilgililer hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuyor; ikili bir denetim var. İlgili bakanlık teftiş kurulu suç duyurusunda bulunurken -mesela Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir kamu iktisadi teşebbüsü olan BOTAŞ'la ilgili- diyor ki "efendim, ayrıca, bunu, bir de Başbakanlık Teftiş Kuruluna inceleteyim." Aynı şeyi Sağlık Bakanlığı yapsa, aynı şeyi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yapsa,  o zaman şunu sormamız gerekmez mi; YDK ne işe yarar, ilgili teftiş kurulları ne işe yarar; Başbakanlık Teftiş Kurulu, bu kadar işin altından nasıl kalkacak?

Vaktimizin sınırlı olması hasebiyle, birtakım şeyleri atlayarak geçmek durumundayım.

Burada önemli bir husus da şudur arkadaşlar: 1997, 1998 ve 1999 yılları YDK raporlarında belirtilen...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Poyraz, konuşmanızı toparlar mısınız.

FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

... hususlar, Sayın eski Bakan tarafından, tekraren, iki defa Başbakanlık Teftiş Kuruluna gönderilerek, yaklaşık iki yıllık bir zaman geçirilmiştir. Bu iki yıllık süre içinde, 1996 ve 1997 yılları YDK raporlarındaki -üstelik, YDK raporunda zamanaşımı özellikle belirtilmiş olmasına rağmen- birkısım hususlar zamanaşımına uğramış; ondan ötesi, özellikle 1999 öncesi bu ilgililer hakkında dava açılmasına izin verilmediği için, bu suçlar, 1999 yılında çıkarılan 4616 sayılı Erteleme Yasasına takılmak zorunda kalmıştır. Yani, bir taraftan suç unsurları zamanaşımına uğrarken, bir taraftan, çıkan af kanunuyla, ilgililerin, burada, ceza alması engellenmiş olmaktadır.

Ben diğer hususlara değinmiyorum. Özellikle, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporlarında, Sayın Özkan'ın yanlı tutum takındığı, ayrıntısıyla belirtilmekte. Eğer soruşturma komisyonu kurulursa, raporlardaki bu gerçekler ortaya çıkacaktır.

Burada belirtilmesi gereken bir husus da şudur: Sayın Özkan komisyonumuza gönderdiği 5 sayfalık cevabî nitelikteki bir yazısında diyor ki: "Efendim, siz beni, bunlara dava açma izni vermedim diye suçluyorsunuz; halbuki, benden sonra Sayın Derviş geldi, o hiç izin vermedi." Yani, burada beni suçlamak yerine, Derviş'i de suçlamanız gerekirdi diye bir sitemi var o yazıda. Ben de kısaca şunu söylüyorum, eminim ki, diğer arkadaşlar da değinecektir: Burada, 4483 sayılı Kanunda, izin verip vermeme takdiri ilgili bakana aittir. Burada olması gereken, bu takdir hakkının zamanında kullanılması. Sayın Derviş bunu kullanmıştır ve bilakis, Sayın Derviş zamanında, Sayın Özkan'ın ertelediği birtakım soruşturma talepleri de sonuçlandırılmıştır.

Ben, burada, Sayın Recep Önal ile ilgili bir konuya da değinmek istiyorum. Sayın Recep Önal'a, biz, komisyonda yine sorduk; dedik ki -tutanaklarda, burada var hepsi- �YDK raporlarının iadesi noktasında, siz, niye böyle bir tutum takındınız?� Kendisi dedi ki: "Benim bu konudan haberim yok; açık söylüyorum ve -özetle söylüyorum- eğer böyle bir şey yapmışsak da yanlış yapmışızdır." Özet olarak, ifadeleri, söylüyorum; buradaki ifadeler de aynen tutanaklarda vardır. Bu anlamda, kendisinin, Sayın Recep Önal'ın imzası olan, Başbakanlığa yazılan bir yazısı da vardır. Burada, YDK tarafından gönderilen tüm temennilerin Yüksek Denetleme Kuruluna iadesini istemektedir. Halbuki, böyle bir hakkı yoktur; böyle bir yetkisi de yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Poyraz, toparlar mısınız.

FAHRETTİN POYRAZ (Devamla) - Arkadaşlar, burada, süre sınırlı olduğu için çok fazla konuya değinmek istemiyorum. Sadece, yine, yolsuzluklarla mücadele komisyonunda Vakıflar Bankası eski Genel Müdürü Hasan Kılavuz'un 23.4.2003 tarihindeki ifadesini okuyup sözlerimi bitireceğim. Sadece ilgili bölümü alıyorum; Sayın Kılavuz diyor ki: "Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanına gittim; dedim ki, �üstat, bu size verdiğim raporları size güvenerek verdim; ama, bu raporlar benim patronumun elinde çıktı ve bana baskı var; bu nasıl bir iştir?� O zaman, bana, kendisinin ifadesi 'yahu, maalesef, bize de çok baskı var' dedi. Bana, açtı, o tarihte Halk Bankasına verilen 40 000 000 dolarlık bir krediden bahsetti ve �ben krediyi gördüm. İşte, bunu özellikle Hüsamettin Özkan Bey ilgili yerlere ulaştırmamızı önlüyor dedi." Şimdi, burada suçlayıcı bir ifade var; ama, tutanaklarda yer alan bir ifade bu.

Aslında, ben inanıyorum ki -burada hiç kimseyi suçlamak istemiyoruz- yolsuzluklarla mücadele komisyonu olarak, her iki parti de, bugüne kadar, tarafsız, yansız bir şekilde olayları toparlayıp Meclisin gündemine getirmeye çalıştık ve getirdik de; ama, burada, gerek ticarî sır ve gerekse bankacılık sırrı meselesi noktasında pek çok konuya da ulaşamadık. Bu noktada, ben, gizli kalmış birkısım noktaların da açığa çıkması için, özellikle soruşturma komisyonu kurulmasının faydalı olacağına inanıyorum.

Bu dilek ve temennilerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Poyraz.

Şahsı adına söz isteyen, Samsun Milletvekili Sayın Mustafa Demir; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 10 dakikadır.

MUSTAFA DEMİR (Samsun) - İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, bakanlıkları sırasında ilgili kuruluşların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirerek ve gerekli tedbirleri zamanında almayarak görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu bankalarının açıkları, 2001 yılı şubat krizine yol açan en önemli etkenlerden biri olmuştur. Bu açıklar, haksız kullandırılan kredilerden, alacakların takibindeki gecikmeden, görev zararının şişirilmesinden ve sorumluları hakkındaki raporların hasıraltı edilmesinden kaynaklanmıştır. Bu nakit sıkışıklığı yüzünden, kamu bankalarının ölçüsüzce borçlanmaları faizleri de yükseltmiş, Hazine, kamu bankalarının yüksek nakit talebinin ısıttığı para piyasasından daha fazla bedel ödeyerek borçlanmak zorunda kalmıştır. 2001 yılında kamu bankalarına verilen 23 katrilyon liralık tahvil gayri safî millî hâsılanın yüzde 12'sini oluşturmaktadır. Bu tutarlarla, 2000 yılı sonunda gayri safî millî hâsılanın yüzde 29'unu teşkil eden içborçlara yüzde 12'lik bir yük getirilmiştir. Bu durumun bir parçası da, Halk Bankasındaki zarara neden olan uygulamalarda yatmaktadır. Önergenin konusu olan gelişmeler, Yüksek Denetleme Kurulunun Halk Bankasıyla ilgili 1996 yılı denetleme raporuyla başlamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun Türkiye Halk Bankasıyla ilgili 1996 yılı raporunda 2'si idarî, 12'si firmalara açılan kredilerden oluşan 14 konuda, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığından soruşturma yapılması istenilmiştir. 1998 yılında, bunlardan 8 adet konu bankalar yeminli murakıplarınca soruşturulmasından sonra doğrudan cumhuriyet savcılığına intikal ettirilmiştir. Ayrıca, Hazineden sorumlu Devlet eski Bakanı Sayın Güneş Taner tarafından, konunun aciliyetine ve önemine binaen olsa gerek ki, Hüsamettin Özkan'a yazılan 16.11.1998 tarih, 75576 sayılı yazıda, banka yöneticileri hakkında 3182 sayılı Bankalar Kanununun 62/1 maddesi uyarınca, imza yetkilerinin kaldırılması talep edilmiştir. Sayın Özkan, bu talebi yerine getirmek yerine, Yüksek Denetleme Kurulunun Halk Bankasını denetiminde suç unsuruna rastlanması üzerine soruşturma yapılmasını talep etmesi sonunda düzenlenen bankalar yeminli murakıpları raporlarının objektif olmadığı gerekçesiyle, savcılığın yargılama talebine izin vermemiş; vermemekle de kalmayıp raporları geri istemiştir. 24.12.1998 tarihinde Başbakanlıktan aldığı onayla Başbakanlık müfettişlerince inceleme yaptırmaya başlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakanlık müfettişlerince 6.7.1999 tarihinde, yani söz konusu, savcılığa müracaattan altı ay geçtikten sonra yapılan inceleme neticesinde, murakıp raporlarına paralel rapor tanzim edilmiş, ilave olarak sorumluluk konusuna banka yönetim kurulu üyelerinin de dahil edilmesi istenilmiştir. Ayrıca, söz konusu Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda, objektiflik konusunda, bankalar yeminli murakıplarınca hazırlanan raporlar için, bütün raporların Türkiye Halk Bankası kayıt, belge ve bilgilerine dayalı olduğunun müşahede edildiği; bu raporlar hakkında cumhuriyet savcılıklarına kovuşturma yapılmasını sağlayacak izin verilmesi veya verilmemesinin, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11/d maddesine göre, Halk Bankasının bağlı bulunduğu Sayın Devlet Bakanının takdirlerine bağlı olduğu belirtilmiştir. Buna rağmen, savcılık izni konusunda bir gelişme yaşanmamıştır. Sayın bakana ait olan takdir yetkisi, soruşturma lehine hâlâ kullanılmamıştır.

Bu kez, altı ay süreden sonra, 1.2.2000 tarihinde Başbakanlıktan alınan ikinci bir onayla, tekrar, daha önce üç kez incelenmiş olan konularla ilgili incelemeler istenilmiştir. Tabiî, bu arada, 1996 yılı Yüksek Denetleme Kurulu raporlarına, 1997 yılı denetleme raporu, 1998 yılı denetleme raporu da eklenmiştir. Bunlarla ilgili soruşturmalar da Başbakanlık müfettişlerince tekrar inceleme konusu yapılmıştır.

Başbakanlık müfettişleri tarafından 4.7.2000 tarihinde düzenlenen raporda 7 adet konuya aynen katılınmış, 4 adet konuda ise farklı görüşler raporda yer almıştır. Bu arada, 1996 yılı Yüksek Denetleme Kurulu raporunda yer alan 31, 35 ve 40 no�lu temennilerle ilgili hâlâ bir soruşturma yapılmamıştır. Sayın eski Bakanın kollaması sayesinde 1995 yılında göreve gelen genel müdür ve yönetim kurulu, 2001 yılına kadar görevde kalmışlar, banka yönetimi, 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle, ancak Nisan 2001�de tümüyle değişmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu konularla ilgili, hatırlarsanız, kamuoyunda, Cumhurbaşkanımız, o zaman Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunu devreye sokmuş idi. Adı geçen, söz konusu savcılık incelemesine müsaade etmeyen; Devlet Denetleme Kurulu, Bankacılık Yeminli Murakıpları, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporlarını dikkate almayan Sayın eski Bakanın uygulamalarının incelenmesi neticesinde, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca Halk Bankasıyla ilgili olarak düzenlenen 30.7.2001 tarih ve 2001/4 sayılı araştırma ve denetleme raporunun "İşleme Konulmayan Raporlar" başlıklı bölümünde de -sayfa 66-73- belirtildiği üzere Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu temennileri çerçevesinde yasal zorunluluk sonucu bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenip savcılıklara intikal ettirilen, bankanın 1996 yılına ilişkin işlemleriyle ilgili raporlar bankanın bağlı bulunduğu Devlet Bakanının izin vermemesi nedeniyle işleme konulamamıştır.

İşleme konulamayan dosyalar savcılıktan geri istenmiş ve Başbakanlıktan alınan olur çerçevesinde tekrar Başbakanlık müfettişlerince incelettirilmiş ve sonucunda 6.7.1999 tarih, 14/99-150/33 sayılı rapor tanzim edilmiştir. Başbakanlık müfettişlerince düzenlenen raporda bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen raporlara herhangi bir eleştiri getirilmemiş, söz konusu raporların adlî mercilere intikal ettirilip ettirilmemesinin kuruluşun bağlı olduğu Devlet Bakanının takdirinde olduğu vurgulanmıştır. Ancak, söz konusu rapordan sonra da ilgili Devlet Bakanlığınca raporlar yargıya intikal ettirilmemiş, sadece, konunun basında geniş bir şekilde yer almasından sonra raporların bir kısmıyla ilgili yargılama izni verilmiştir. Adlî mercilerce yargılama için ilgili Devlet Bakanlığınca, izin istenen dosyalara izin verilmezken, yönetim kurulu kararlarıyla açılmış aynı kredilerle ilgili bazı dosyalarda izne tabi olmayan diğer yetkililer hakkında dava açılmış ve mahkûmiyet kararı verilmiştir. Haklarında usulsüzlük iddiası olan yöneticiler görevlerinde tutulmaya devam edilmiş, hatta bazıları terfi ettirilmiştir. Büyük montanlı yeni krediler verilmek suretiyle banka zararı ayrıca artırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; haklarında, Türk Ceza Kanunu uyarınca işlem yapılması gereken banka yöneticilerinin ısrarla görevde tutulmasıyla ilgili olarak, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunca düzenlenen raporun 63 üncü sayfasında, sorumlular arasında aynı isimlerin yer aldığı görülmektedir ve "yıllardan beri yazılan raporlardaki ağır suçlamalara rağmen, sorumlular hakkında herhangi bir işlem yapılmamış, adı geçen şahıslar, bankanın yeniden yapılandırılması aşamasına kadar görevlerine devam etmişlerdir. Haklarında bu kadar iddia bulunan banka yöneticilerinin uzun süre ısrarla görevde tutulması ile tahsil edilemeyen kredi tutarları ve korunup kollanan kredi borçluları arasında doğrusal bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır, ulaşılmıştır" ibaresi yer almaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Demir, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.

Buyurun.

MUSTAFA DEMİR (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Hüsamettin Özkan'ın Halk Bankasından sorumlu olduğu dönemde, kendisine iletilen Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında yer almasına ve soruşturma açılması istenmesine rağmen, gerekli soruşturmaların yaptırılmadığı... Bazı kredi işlemlerinde, yukarıdaki ifadeyi doğrular nitelikte olan, Halk Bankası yöneticileri ile kredi kullanan firmalar arasında çok özel ilişkilere rastlamak mümkündür.

"Bankalar yeminli murakıpları tarafından düzenlenen raporlar, zamanında işleme konulmamakta ve çeşitli gerekçelerle, Başbakanlık Teftiş Kuruluna gönderilerek zaman kaybedilmektedir. Sorumluların yargı önüne çıkmasını uzun süre engelleyen ve banka zararının büyümesine neden olan bu uygulamadan vazgeçilerek, raporların belirli bir süre içinde işleme konulmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeler yapılmalıdır" ibaresi, yine, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun raporunda yer almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada çok önemli bir noktada, Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında istenen soruşturma sonuçlarının çok geç gelmesi veya bir bölümünün, bankanın 1999 yılı faaliyetlerinin denetimi sırasında gelmemiş olması dolayısıyla, banka hakkındaki Yüksek Denetleme Kurulu raporunun 149 uncu sayfasında şöyle denilmiş ve "Türk Ceza Kanunu açısından genel zamanaşımı 1 ilâ 5 yıl olup, Yüksek Denetleme Kurulunun 1996 yılı raporunda yer alan temennilerle ilgili olarak zamanaşımı dolmak üzeredir. İlgili bakanın zamanında takibat yapabilmesiyle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının talebi imzalamaması nedeniyle dosyaların zamanaşımına uğraması ihtimaliyle birlikte ilgili ve yetkililerin sorumlulukları da gündeme gelecektir" uyarısında bulunulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm bu uyarılara rağmen, görüleceği üzere, geciktirilerek, gereği zamanında yerine getirilmeyen 37 temenniden 25'inde, Türk Ceza Kanunu açısından suç işlendiği sonucuna varılmış; ancak, 4616 sayılı Yasa ve zamanaşımı nedeniyle sorumlular hakkında müeyyide uygulanamamıştır.

Tüm bunların neticesinde, bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen raporlara istinaden, savcılıklarca istenilen yargılama izinlerine iki yıl süreyle cevap verilememesinin yanı sıra, Halk Bankasıyla ilgili usulsüz işlemlerin, Yüksek Denetleme Kurulu denetçileri ve bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen raporlarda ayrıntılı bir şekilde belirtilmesine, Halk Bankası eski Genel Müdürü Yenal Ansen ve diğer yöneticiler hakkında davalar açılmasına ve basında, bankanın usulsüzlükleri geniş bir şekilde yer almasına rağmen gerekli tedbirler, dönemin ilgili Devlet Bakanı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Demir.

MUSTAFA DEMİR (Devamla) - ...Sayın Hüsamettin Özkan tarafından alınmamış, hatta, bankalar yeminli murakıplarının düzenledikleri raporlar, Yüksek Denetleme Kurulunun talebine istinaden düzenlendiği halde tarafsız olmamakla suçlanmış, sonuçta usulsüz işlemlerin devamına dolaylı bir şekilde müsaade edilmek suretiyle, bankayı, yönetim kurulu-genel müdürlük- şube işbirliğiyle organize biçimde zarara uğratanlara imkân sağlanmıştır.

Sayın Özkan'ın Halk Bankasından sorumlu Devlet Bakanı olarak göreve başladığı 1997 yılının sonunda 12 trilyon lira olan takip tutarı, görevden ayrıldığı yıl sonunda 375 trilyon liraya, görevden ayrıldıktan sonraki 2001 yılında ise, sorumlu olduğu dönemde intikal ettirilmeyen kredilerin takibe intikal ettirilmesiyle 1,1 katrilyon liraya ve bugünkü faizleriyle birlikte 5-5,5 katrilyon liraya ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buradaki izahatlardan anlıyoruz ki, Sayın eski Bakanımızı -Başbakan Yardımcılığı gibi çok önemli bir mevkie gelmiş olan bir kamu görevlisini, Parlamento üyesini- icrada görev alması esnasında, Yüksek Denetleme Kurulu raporları ikna etmemiş; bankalar yeminli murakıplarının raporları ikna etmemiş; Başbakanlık Teftiş Kurullarının raporları ikna etmemiş; Sayın Güneş Taner'in, o günkü imza yetkilerinin kaldırılması uyarısı ikna etmemiş; 1997 yılından 2002 yılına kadar geçen beş yıllık bir zaman dilimi içerisinde Halk Bankasınca verilen kredilerin ne aşamada olduğunu, raporların neyi anlatmak istediğini Sayın Bakanımız anlayamamış; ama, 2002 yılına geldiğimizde, görüyoruz ki, Sayın Bakanına yapılan her türlü uyarıya rağmen kendisi tek kalmış ve ortaya çıkan porte ise, bugün, Türk Halkına yüklenilen 5,5 katrilyonluk bir yük olagelmiştir. En iyimser şekliyle, Sayın Bakanın buradaki sorumluluğunu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Demir, süre çok uzadı. Biliyorsunuz, gündem çok yoğun; son sözlerinizi alalım.

Buyurun Sayın Demir.

MUSTAFA DEMİR ( Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanın sorumluluğuyla ilgili, verilen bu soruşturma önergesinin son derece yerinde olduğu kanaatini huzurlarınızda beyan ediyorum. Benim kendi şahsî kanaatime göre, netice itibariyle, tüm bu kollamaların, Halk Bankası mevcut Yönetim Kurulunun beş yıl ayakta kalmasının esas nedeninin, kredi verilen kuruluşların, soruşturulması istenen kredilerin takibinin kollanması amacına yönelik olduğunu belirtiyor, önergeye olumlu oy vereceğimi beyan ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Demir.

Şahsı adına, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Fatih Arıkan.

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş) - Konuşmaktan vazgeçtim efendim.

BAŞKAN - Sayın Arıkan vazgeçti.

Konya Milletvekili Sayın Kerim Özkul?..

KERİM ÖZKUL (Konya) - Vazgeçtim efendim.

BAŞKAN - Sayın Özkul da vazgeçti.

Gümüşhane Milletvekili Sayın Sabri Varan?..

SABRİ VARAN (Gümüşhane) - Vazgeçtim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Varan da talebinden vazgeçti.

Sayın milletvekilleri, son söz, haklarında soruşturma istenilen Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'a ve Devlet eski Bakanı Recep Önal'a aittir; ancak, Sayın Özkan ve Sayın Önal şu anda Genel Kurulda bulunmamaktadırlar, bu sebeple söz veremiyoruz.

Meclis soruşturması önergesi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında Meclis soruşturması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza sunacağım.

Anayasanın 100 üncü maddesinin hükmüne göre oylamayı gizli oylama şeklinde yapacağız.

Oylamaya başlamadan önce, oylamanın yöntemiyle ilgili olarak bazı açıklamalarda bulunacağım.

Gizli oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum:

Komisyon ve hükümet sıralarında yer alan Kâtip Üyelerden komisyon sırasındaki Kâtip Üye, Adana İlinden başlayarak İzmir İline kadar; hükümet sırasındaki Kâtip Üye ise, İzmir ilâ Zonguldak dahil, adı okunan milletvekiline biri beyaz, biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarf verecek ve pul ve zarf verilen milletvekilini ad defterinde işaretleyecektir.

Milletvekilleri, belirlenmiş bulunan bu yerlerden başka yerde oylarını kullanmayacaklardır.

Vekâleten oy kullanacak bakanlar da, yerine oy kullanacakları bakanın ilinin bulunduğu bölümde oylarını kullanacaklardır.

Bildiğiniz üzere, bu pullardan beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak sayın üye, Kâtip Üyeden 3 yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra kapalı oy verme yerine girecek, oy olarak kullanacağı pulu burada zarfın içerisine koyacak, diğer iki pulu ise ıskarta kutusuna atacaktır. Bilahara, oy verme yerinden çıkacak olan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atacaktır.

Oylamada adı okunmayan milletvekiline pul ve zarf verilmeyecektir.

Şimdi, gizli oylamaya Adana İlinden başlıyoruz.

(Oylar toplanıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin'in yerine, Devlet Bakanı Sayın Beşir Atalay; Millî Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül'ün yerine, İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu oy kullanmışlardır.

BAŞKAN - Oyunu kullanmayan sayın milletvekili var mı? Yok.

Sayın milletvekilleri, oylama işlemi bitmiştir.

Kupalar kaldırılsın.

(Oyların ayırımı yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında, Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/3) esas numaralı önergesinin gizli oylamasının sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı  : 438
Kabul : 409
Ret : 17
Çekimser : 10
Boş : 2

Buna göre, Meclis soruşturması açılması kabul edilmiştir.

Anayasanın 100 üncü maddesi gereğince, soruşturma, siyasî partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından yürütülecektir.

Soruşturma komisyonunun iki aylık görev süresinin, komisyonun başkan, başkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi tarihinden başlamasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

YÜCE DİVAN'A SEVKEDİLENLER...
Özkan ve Önal hakkındaki raporun görüşülmesi...
15 Haziran 2004
 
57. Hükümet'te Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Hüsamettin Özkan ile Devlet Bakanlığı görevinde bulunan Recep Önal'ın Yüce Divan'a sevk kararı...
 

Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal haklarında  Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli ve 63 milletvekili tarafından 13 Kasım 2003'de TBMM Başkanlığına verildi.

18 Kasım 2003'de TBMM Genel Kurulu'nda okunan önerge, Genel Kurul'un 9 Aralık 2003 tarihli 25. Birleşiminde görüşüldü, 17 ret oyuna karşın 409 oy ile kabul edildi ve Soruşturma Komisyonu Kuruldu. 14 Ocak 2004'de çalışmalarına başlayan Meclis Soruşturması Komisyonu, raporunu 27 Mayıs 2004 tarihinde sonuçlandırdı.

Özkan ile Önal'ın Yüce Divan'da yargılanmasını öngören Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu, TBMM Genel Kurulu'nda 15 Haziran 2004'de (22. Dönem 2. Yasama Yılı 101. Birleşim) görüşüldü ve kabul edildi. Oylamaya 409 milletvekili katıldı. Yüce Divan'a sevk kararı, 34 ret oyuna karşılık 356 oy ile alındı. 14 milletvekili çekimser kaldı, 5 oy boş çıktı.

TBMM Genel Kurulu'nun 811 numaralı kararı, 19 Haziran 2004 tarih 25497 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
 

Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Recep Önal hakkındaki Meclis Soruşturması Komisyonu Raporu'nun TBMM Genel Kurul'u görüşmeleri şöyle:
(15 Haziran 2004 - 22 Dönem 2. Yasama Yılı 101. Birleşim)

BAŞKAN (Başkanvekili Yılmaz ATEŞ) � (...................)

Sayın milletvekilleri, gündemin Meclis Soruşturması Raporları kısmına geçiyoruz.

Bu kısmın birinci sırasında yeralan, İstanbul Milletvekili Sayın Hüseyin Besli ve 63 milletvekilinin, bakanlıkları sırasında ilgili kuruluşların raporlarının gereğinin yapılmasını geciktirerek ve gerekli tedbirleri zamanında almayarak görevlerini yerine getirmemek suretiyle Türkiye Halk Bankasının zarara uğramasına sebep oldukları, usulsüz işlemlerin yapılmasına imkân sağladıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu iddiasıyla Devlet eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın H. Hüsamettin Özkan ile Devlet eski Bakanı Sayın Recep Önal haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi ve (9/3) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerindeki görüşmelere başlıyoruz.

BAŞKAN- Komisyon?.. Yerinde.

Meclis Soruşturması Komisyonunun 463 sıra sayılı raporu daha önce sayın üyelere dağıtılmış ve ilgili eski bakanlara gönderilmiştir.

Rapor üzerindeki görüşmelerde, Komisyona, şahısları adına 6 milletvekiline ve hakkında soruşturma açılması istenen eski bakanlara söz verilecektir.

Konuşma süreleri Komisyon için 20 dakika, şahısları adına söz alan milletvekilleri için 10�ar dakikadır. Son söz, haklarında soruşturma açılması istenen eski bakanlara ait olup, konuşma süreleri sınırsızdır.

Rapor üzerinde söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum: Telat Karapınar (Ankara), Şükrü Önder (Yalova), Ertuğrul Yalçınbayır (Bursa), İsmail Değerli (Ankara).

İlk söz, Sayın Telat Karapınar�ın.

Buyurun Sayın Karapınar.

TELAT KARAPINAR (Ankara)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, bugün hayatlarını kaybeden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Piriştina ve Abdurrahman Oğultürk�e Allah�tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 463 sıra sayılı ve (9/3) esas numaralı Devlet eski bakanları Hüsamettin Özkan ve Recep Önal hakkında kurulan Meclis Soruşturması Komisyonu raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Komisyonumuz Türkiye Büyük Millet Meclisinin 13.1.2004 tarihli 41 inci Birleşiminde üye seçimiyle görevlendirilmiş, 14.1.2004 tarihinde ise ilk toplantısını yaparak Komisyon organları belirlenmiştir. O tarihten Komisyon çalışmalarımızın bittiği, raporun hazırlandığı 27.5.2004 tarihine kadar olağanüstü bir gayret ve mesai harcanmıştır. Bu süre içerisinde 40 civarında tanık ve ilgili dinlenilmiş, komisyonda görevli uzmanlarımızla birlikte, mesai mefhumu gözetmeksizin, çok titiz bir çalışma sonucunda bu rapor hazırlanmıştır.

Yeri gelmişken, bizimle ve bizden ayrı olarak 16, hatta, 18 saat çalışıp, komisyon çalışmalarımıza katkı sağlayan görevli uzman ve çalışanlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, komisyon üyesi bir milletvekili olarak şunu ısrarla vurgulamak isterim ki, gece gündüz çalışan komisyonumuzun, siyasal tarihimize adı gibi ak bir sayfa açan Adalet ve Kalkınma Partimizin, hiçbir zaman devri sabık yaratmak gibi bir düşünce ve gayreti olmamıştır.

İncelemelerimiz ve çalışmalarımızda, bilgi ve belgeler ışığında, ilgili kişi, kurum, tanık ve uzmanların görüş ve düşünceleri alınarak bir mahkeme titizliği ve hassasiyetiyle çalışılmış, kişi ya da siyasetçi adları hiçbir zaman deklare edilmemiştir. Bugün Meclis çatısı altında yer almayan siyasetçilerin yargısız infazları asla yapılmamış, defalarca kendileri davet edilerek, saygı çerçevesinde kendileriyle görüşülmüştür.

Komisyon çalışmaları süresince gizliliğe azamî oranda riayet edilerek, soruşturması yapılan kişilerin haklarına azamî oranda saygı gösterilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; komisyon çalışmalarımızda da gördük ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük iki krizinin yaşanmasına giden yolda, komisyonumuzu ilgilendiren konularda yapılanların ve yapılmayanların ne kadar etkili olduğu görülmüş, ülke kaynaklarının birilerine nasıl peşkeş çekildiği, yağma Hasan�ın böreği misali nasıl dağıtıldığı üzüntüyle müşahede edilmiştir.

Komisyonumuzca dinlenilen tanıkların ifadelerinde beyan ettikleri birkısım hususlar ise -açık söylüyorum- milletimiz adına dehşetle dinlenilmiştir.

Burada bir örnek vermek istiyorum. İşin vahametini anlatabilmek açısından, bu kredilendirme süreciyle ilgili, kredilerle ilgili, şube müdüründen genel müdüre kadar birkısım arkadaşlarımızı dinledik ve Halk Bankası mensuplarına