Anasayfa Gönül Özler Ali İhsan Karahasanoğlu |VAKİT Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
|
|
Ali İhsan Karahasanoğlu |VAKİT Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri? |
|
|
|
|
Yazar admin
|
|
Perşembe, 11 Eylül 2008 |
Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri? Yazar
| : Ali İhsan Karahasanoğlu |VAKİT | Yorum S ayısı
|
|
|
| | |
| Ali İhsan KARAHASANOĞLU İki gün önce, Tepekent ve Alkent villaları ile ilgili bazı iddiaları bu köşeye taşımış ve “Bu iddialar basına yansıdığı halde, ilgili bakanlıklar niçin sessiz kalırlar?” diye sormuştum. Haklarını yemeyelim, bu hükümetin bakanları, eski hükümetlerin bakanları kadar duyarsız değiller.. Hepsi birlik içinde hareket edip, “Görmedik, duymadık, bilmiyoruz” taktiği uygulamıyorlar.. İyiniyetli, “şeffaf devlet” ilkesinin hayata geçirilmesini arzulayan, “hukuk devleti”nin gereklerini yerine getiren, “hesap verilebilir” olmayı önemseyen bakanlıklar da var.. İşte o bakanlıklardan birisi de Maliye Bakanlığı ve bürokratları. Onlar, iddialara karşı sessiz kalmadılar, kendilerini ilgilendirdiği boyutta, iddialara somut cevaplar verdiler.. Cevabı veren, Maliye Bakanlığı’na bağlı Milli Emlak Müdürlüğü.. İddialar ağırlıkla, Zeki Bingöl isimli emekli bir binbaşının anlatımlarından kaynaklanıyordu. Bölgede uzun süre görev yapan binbaşı, emekli olduktan sonra, bölgede yaşanan yolsuzluklarla ilgili iddialarını hem kitaplaştırmış, hem de internet üzerinden kamuoyuyla paylaşmış! İşte o iddiaları Ergenekon dosyasından köşemize aktarınca, Milli Emlak Müdürlüğü, gönderdiği faksla konuya açıklık getirdi. Cevap çok uzun olduğu için, özetleyerek, ama somut noktalarını atlamadan size aktaracağım. Öncelikle; Tepekent Villaları’nın, Hazine arazisine el konularak yapıldığı iddiasını hatırlatmıştık.. Bu iddianın kaynağı olan ihtilaf, 1995’lere kadar uzanan bir konu imiş.. Kadastro çalışmaları sırasında taşınmaz sahipleri ile Hazine arasında çıkan ihtilafta, mahkeme 555.740 m2’lik alan için Hazine lehine karar vermiş. Ancak kadastro tesbiti ile, itiraz üzerine mahkemenin karar vermesine kadarki dava sürecinde belediye, o alanı tümüyle kamulaştırıp bir kooperatife tahsis etmiş! Kooperatif de binaları dikmiş. Fakat mahkeme son noktada Hazine lehine karar vermiş ise de, arsalar üçüncü şahıs durumundaki kooperatife geçtiği için, belediye ile Maliye Bakanlığı arasında görüşmeler, arsa bedelinin ödenmesi konusuna yoğunlaşmış.. Başka yerlerdeki belediyeye ait imarlı arsaların Maliye Bakanlığı’na tahsisi ve bir miktar da ödeme yapılması konusunda anlaşmaya varılmış, Danıştay’ın da tasdiki ile ihtilaf çözümlenmiş! Milli Emlak Müdürlüğü, bu konuda kendilerine yöneltilecek bir kusur olmadığını, açıklamalarında net olarak belirtiyor.. Bence de bu anlatılanlar tatmin edici. Ancak Milli Emlak, özellikle de Milli Emlak’ın bugünkü bürokratları bu konuda kesinlikle kusurlu değil ise de; arsaların bir kooperatife tahsisi noktasında, tam da 28 Şubat sürecinin başladığı 1996 yılında yapılan belediye işlemlerinde, ciddi hukuka aykırılıklar olduğu anlaşılıyor.. Milli Emlak Müdürlüğü’nün anlatımında, üzerinde durulmadan geçilen, belediyenin eski yönetiminin, kadastro çalışmalarının hemen akabinde, alelacele büyük bir istimlak yapıp, o alanı bir kooperatife tahsis etmesi, üzerinde önemle durulması, araştırılması gereken bir konu. Ancak konu, Maliye Bakanlığı’nın değil, İçişleri Bakanlığı’nın yetkisinde. İçişleri Bakanlığı konuyu soruşturacak! Şu ana kadar da, İçişleri Bakanlığı’ndan bu konuda bir açıklama gelmedi. “Bakanlıkların, yolsuzluk iddialarına niçin sessiz kaldığı” sorumuzda dayanak aldığımız ikinci ihtilaflı konu ise, Alkent 2000 Villaları’nın bir kısmının, Milli Savunma Bakanlığı’na tahsisli bir alanı işgal ettiğine yönelik iddia idi. O konuda da esas muhatap, Milli Savunma Bakanlığı idi ama, onlardan değil, Maliye Bakanlığı’na bağlı Milli Emlak’tan cevap geldi. Evet iddia; ne tamamen doğru, ne de tamamen yanlış imiş! Çok büyük bir alan değil, sadece 2.016 m2’lik bir alan Alkent 2000 Villaları sitesi tarafından işgal altında imiş! Daha doğrusu, Milli Emlak 2.016 m2’nin işgali sebebi ile dava açmış ama, mahkeme davayı, arsanın tamamı için değil, bir kısmı için kabul etmiş! Bu konuda da Milli Emlak, üzerine düşen vazifeyi yapmış, davasını açmış! Ama, trilyonluk villaların sahiplerinin Milli Savunma Bakanlığı’na ait bir alanı, kısmen de olsa bedelsiz olarak kullanmak istemesi, bu ülkede ne kadar büyük usulsüzlükler olabildiğinin de bir kanıtı... Sorulunca, soruşturulunca öğreniliyor bu gerçekler.. Bu vesile ile, hassasiyetlerinden dolayı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne teşekkür etmeliyiz. Bu ülke insanlarının ortak kıymetlerinin, birkaç kişiye peşkeş çekilmemesi/vatandaşa hesap verilmesi/kamuoyunun aydınlatılması açısından verilen tatmin edici bilgiler, her türlü takdiri hak ediyor.. Şeffaf devlet, hukuka bağlı devlet, hesap veren devlet, işte böyle olmalı.. Bu övgüler, Milli Emlak Müdürlüğü’nün yaptığı açıklama sebebi ile Maliye Bakanlığı’na.. Ama İçişleri Bakanlığı için, Milli Savunma Bakanlığı için aynı övgüleri yapamıyorum. Aynı hükümetin içindeki bakanlıklar ama, kendilerini ilgilendiren bu iddialar hakkında iki satırlık bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmediler. Şunun altını da hemen çizelim.. Bu iddiaların arka planında bazı yolsuzluklar varsa (ki var görünüyor), bu yolsuzlukların mevcut hükümetle de, mevcut bakanlarla da direkt bir ilgisi yok. Sitemimiz; yolsuzlukların sorumlularının hesaba çekilmemesi, kendilerinden önceki dönemlerin hortumlamaları olsa da, onlar hakkında kamuoyunu yeterince aydınlatmamaları konularına münhasırdır. Gönül ister ki; milletin arsasını, bir kooperatife peşkeş çeken 1996’daki işlemlerin sorumluları kimler ise, ortaya çıkarılıp hesap sorulsun. Gönül ister ki; trilyonları basıp villalarda oturabilenlerin, kamu arazilerini işgal etmelerine kimler zemin hazırlamış ise, onlardan hesap sorulsun.. İsteğimiz de, sitemimiz de, sadece bununla sınırlı! |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 11 Eylül 2008 )
|
|
|