Top Module Empty
Anasayfa arrow Gönül Özler arrow Jandarma; Önce dinliyoruz, mahkeme kararını sonra aldırıyoruzı
Jandarma; Önce dinliyoruz, mahkeme kararını sonra aldırıyoruzı PDF Yazdır E-posta
Yazar Zeki Bingöl   
Çarşamba, 13 Ağustos 2008
Jandarma; Önce dinliyoruz,  mahkeme kararını sonra aldırıyoruz�

Tayyip Erdoğan�ın söylediği bazı kurumlara sızmış derin devlet yada çetelerine mi işaret edilmektedir?

��Bayrampaşa Cezaevi�nde Hayata Dönüş Operasyonunu kim yaptı?��,  ��önce bu cezaevleri operasyonunu yapalım��, ��Önce dinliyoruz eğer suç unsuru olursa mahkeme kararını sonra aldırıyoruz��,  ��Bazı kurumlar gelişmiş dinleme cihazlarını 2000 yılından sonra temin ediyorlardı.��

Aziz Albayın yazdığı "Kirli Ellerin İttifakı"  kitapta çok önemli tespitler olduğu bir gerçektir. Hatta gerek basın gerekse Cumhuriyet Savcılarının bugüne kadar sordukları ama bir türlü cevaplarını bulamadıkları konular var.. Tabi bunları yazacak ve anlayacak cesarete de ihtiyaçları var.

Bakın TSK�dan emekli olarak ayrılan ve hak etmediği durumlarla karşı karşıya kalan bir albayımız neler anlatıyor?

Üzülerek söylemek isterim ki anlattıkları gerçek ve maalesef eksik. Durum çok daha vahimdir. Nedenini kitaba bağlı olarak anlatmaya çalışacağım;

Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı ikide bir sormaktadır ��Bayrampaşa Cezaevi�nde Hayata Dönüş Operasyonunu kim yaptı?�� buna bir türlü resmi yazılarına cevap bulamamışlardır. Ve savcılık yüzlerce İnfaz koruma memurları ile Bayrampaşa cezaevinde görevli jandarma eri hakkında soruşturma açmıştı. Asıl emri verenleri ise öğrenememiş idi. Bu sır da artık ortadan kalkmış oluyor idi. İşte bu sorunun cevabı kitabın 63. sayfasında şöyle geçmektedir;

     

 

��Aralık 2000 ayının ortalarına doğru, İçişleri Bakanının odasında bir toplantı yapılmıştı. Toplantıya Jandarma Genel Komutanı (Aytaç Yalman), Harekat Başkanı (Osman Özbek), DGM Saccısı Talat Şalk, ben (Aziz Ergen) ve benim Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürüm son değerlendirmeleri yapıyorduk. Teknik dinlemelerde delil olarak kullanılabilecek sonuçlara ulaşılmıştı.

Jandarma Genel Komutanı Org.Aytaç Yalman DGM Savcısı Talat Şalk�a;

--- Savcım bu delillerle bu şahısların tutuklanma ihtimali yüzde kaç? Dedi

Savcı Talat Şalk;

--- %100�dür dedi.

--- Tamam o zaman dedi.

Operasyon hazırdı. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan

--- Sayın paşam cezaevlerinde olaylar gittikçe tırmanıyor, hükümet çok zor durumda ve sıkıntıda. Eğer; Enerji Bakanlığındaki yolsuzluklarla ilgili operasyonu da yaparsak Hükümet kesinlikle yıkılır, önce bu cezaevleri operasyonunu yapalım�� dedi.��

Bu satırlar tarihimize ışık tutan satırlardır.

Başka birkaç satır daha var ki burada

  

Aziz Albay dehşet bir gerçeğe adeta projektör tutmaktadır..

İşte yasa dışı dinlemelerin kimler tarafından yapıldığı; Sayfa 83� Basına da yansıyan şekli acaba görevliler dinleniyor mu?

�� Bu dinlemeler, daha sonradan elime geçti. Tüm sabit masa telefonlarının dinlendiğini hissediyordum. Üstelik kurumlar birbirlerinin telefonlarını dinliyordu. Tabi ki, o dönem bu imkanlara sahip olanlar, mahkeme kararı olmadan dinliyorlardı. Bu konuyu dinlemenin içerisinde görev alan bir sorumluya sormuştum. Bana ��Önce dinliyoruz eğer suç unsuru olursa mahkeme kararını sonra aldırıyoruz�� demişti. Bu hiçbir zaman yasal değildi. Mahkeme kararı olmadan hiçbir kimsenin dinlenemeyeceğini biliyorduk. O sorumlu bana ��Santralin başındaki şahsı ayarladığınız an herkesi dinleyebilirsiniz.�� Bazı kurumlar gelişmiş dinleme cihazlarını 2000 yılından sonra temin ediyorlardı.��

Bu satırlar da herhalde en çok Cumhuriyet Savcılarının dikkatini çekecektir. Acaba izin alınmadan kimler dinlemiş olabilir. Kitapta Aziz Albay kendisinin dinlendiğini söylüyor.

Peki bunun dışında kimler ve ne kadar zamandır yasa dışı dinlenmiştir? Ve sonradan kaç kişi hakkında mahkeme kararı alınmıştır? Hangi mahkemelerdir bunlar?

Asıl soru ise yasa dışı dinlemelerin yapılmasını emreden kişi(ler) hangi hukuk kriterine göre suç tespiti yapmaktadır? Bunun ehliyeti ve hukuka uygunluğu nerededir?

Bu dinleme yapan kurumlar kimdir?

Yada başbakan Tayyip Erdoğan�ın söylediği bazı kurumlara sızmış derin devlet yada çetelerine mi işaret edilmektedir? Her yönüyle ilginç ve mutlaka hesabı verilmesi gereken meseledir.

Kitabın 116. sayfasında ise; Org.Aytaç Yalman emrinde bulunan ve o esnada Savcının talimatıyla adli görev yapan Organize Suçlarla Mücadele ekibini soruşturmadan almakta olduğunu görüyoruz.

Bu konuyu deşmek için bir hadiseyi de burada nakletmek gerekir sayfa 122�de Savcı Cengiz Köksal Jandarma Genel Komutanlığından Organize Suçlarla Mücadele Dairesinin Mavi Akım soruşturmada görev almasını istemiştir. Ancak Genel Komutan buna sıcak bakmamış Adalet bakanlığı ile Başbakandan müsaade alınmasını istemiş Savcı bu müsaadeleri almasına rağmen komutanlıkça cevap verilmediği yazmaktadır.

Durum ne kadar vahim!! Cumhuriyetin savcısı bu durumda nasıl bir durumdadır. Hani savcının verdiği talimatlara bütün kurumlar ve kişiler uymak zorundaydı?

Hatta aynı savcının komutanlığa yazdığı bir yazı da kitapta ilginç bir şekilde yer almaktadır sayfa 124�de yazıda savcı �� Komutanlığınıza, bu güne kadar konu ile alakalı olarak bilgi ve belge intikal edip etmediğini bildirilmesi arz olunur.��

İşte 2803 Sayılı Jandarma yasasına geldik; bu yasaya göre jandarmanın adli, mülki, askeri ve diğer görevleri vardır. Yukarıda bahsi geçen hususlar ise jandarmanın adli görevine ilişkindir.

Jandarma her ilçede İlçe Jandarma Komutanlıkları şeklinde konuşlandırılmıştır. İlçe Jandarma Komutanlıklarına oluşturulmuş karakol komutanlıkları bağlıdır. İşte savcıların emrine yasa olarak verilen kolluk işte bu kadardır. Yani 2803 sayılı yasa böyle diyordu.

İlçe Jandarma Komutanlıklarının bağlı olduğu yer ise İl Jandarma Komutanlıklarıdır ve adli görevi yasaya göre yoktur. İl Jandarma Komutanlıkları da Jandarma Bölge Komutanlıklarına bağlıdır ve bu birliklerin de adli görevi yoktur. Tabi ki, Jandarma Bölge Komutanlıkları da Jandarma Genel Komutanlığına bağlıdır ve tabi olarak onun da adli görevi yoktur.

Bu durumda şunu da belirtmek gerekir günümüzün suç ve suçluları artık bir iki kişi yakalamak ile ifadelerinin tespiti ile yapılamamaktadır.

Aziz albayın da kitabında anlattığı durum ortadadır, suç ve suçlular öylesine derin ve yüksek yerlerde bulunmaktadır ki ne savcı ne de emrindeki karakol ve İlçe Jandarma personeli bu soruşturmada hem teknik hem de personel olarak yeterli olmadığı gerçektir. Eğer yeterli olsaydı sanırım suç işleme oranı farklı olurdu.

Zaten o yüzden Jandarmada adli görevi olmayan biriler hem amir durumunda hem de teknik ve personel olarak emir komuta altındadır. Dolayısıyla Aziz Albay her ne kadar Genel Komutanlıkta olsa da yani kendi beyanında dediği gibi Ankara İl Jandarma komutanlığı emrine verilerek adli görev yapması sağlanmaktadır. Ve bu emri veren tarafından da tekrar görevden alınmaktadır. Cumhuriyet Savcısı ise istenildiğinde personel ve teçhizat açısından maalesef zor durumda bırakılmaktadır.

Çözüm ise basittir, 2803 sayılı jandarma yasasında ufak bir değişiklik yapılmalı Emniyet Teşkilatında olduğu gibi bütün jandarma birimlerine adli görev verilmelidir.

Bu durumda devletin kaynaklarından oluşturulmuş yüzlerce personel ve teçhizat suç ve suçlularla mücadelede kullanılması sağlanır.

Sizlere bu kitabı okumanızı tavsiye ederim ve maalesef Korgeneral Nurettin Çakır�ın yaptıklarını da dehşet ve hayretle okuyacaksınız�

Sakın şaşırmayın Jandarmadan tanığınız bir subay veya astsubay da sizlere onun hakkında benzer şeyler söyleyebilir. Aziz Albay çok çok az şeyden bahsetmiştir. Maalesef gerçekler dehşet verici boyuttadır. Ama Jandarma Teşkilatında görev yapan namuslu ve vatan severlerin mevcudu her zaman fazladır ve de fazla olacaktır.

Sadece birkaç ayrık otu ki onlar da etkin kademeleri yıllarca yer etmişlerdir.

Sizlere çok yakında Ağrı�da yapılan kömür ihalelerinde nasıl usulsüzlük yapıldığını yazacağım. Bakın kimler ve nasıl yolsuzluk yapıyor bütün detayları göreceksiniz�

Saygılar..

 

 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi