Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow Hizb-ul Ergenekon
Hizb-ul Ergenekon PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 23 Temmuz 2008

Hizb-ul Ergenekon


Hizbullah’ın Ergenekon’la yolları ilginç noktalarda kesişiyor. Ümraniye’de yakalanan el bombaları ile 1999’daki Hizbullah baskınında ele geçen bombaların aynı kafile ve seri numaralı olması gibi.


Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame tamamlanarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 441 klasör ve 2455 sayfadan oluşan iddianame gündemin ilk sırasına yerleşirken, soruşturmaya ilişkin önemli ayrıntılar da bir bir ortaya çıkıyor. Türkiye’de yıllarca hain eylemler gerçekleştiren terör örgütleriyle Ergenekon bağlantısının tespiti, bir devri yeniden sorgulamayı gerektirecek nitelikte. Faili meçhul veya bazı faili belli cinayetlerin tekrar ele alınması üzerinde duruluyor. İddialara göre bu konuda 30’dan fazla olay ve cinayet yeniden masaya yatırılacak, karanlık tarih aydınlatılacak.

Terör örgütleriyle işbirliği, Ergenekon için sıradan bir olay. 1999 tarihli “Ergenekon Analiz, Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi” isimli belgede yer alan “terör” başlığı altında bu hedef açık bir şekilde şerh ediliyor. Ergenekon yapılanması, kullanacağı “naylon terör grupları”nı şu şekilde tarif ediyor: “21. yüzyılda en önemli sorunlardan birisinin terör olacağı, Türkiye için terörün yalnızca toprak bütünlüğünün ortadan kaldırılması ve bölgesel istikrarsızlaştırma amacı taşımadığı, bunların yanı sıra Türkiye’nin ticaret ortaklarına yönelik terörün Türkiye’nin dış ticaretine büyük darbe vurularak önünün kesilmesinin sağlanmaya çalışıldığı, bu nedenle terör gruplarının kontrol altında tutulması gerektiği, gerektiğinde ‘Naylon Terör Grupları’ oluşturularak terör dünyasına yön verilmesi ve güçlü istihbarat örgütlerinin kurguladığı oyunun içinde mutlaka yer alınması.”

İLİŞKİ ÇOK DERİNLERE UZANIYOR

Ergenekon’un kullanmak istediği örgütlerden biri de “hücre evler, domuzbağı cinayetleri ve bodrum mezarlıkları” gibi vahşetlerle bir dönem Türkiye’yi meşgul eden Hizbullah terör örgütü. Hizbullah ile Ergenekon’un yolu yıllar öncesinden kesişiyor. Tanıklar ve elde edilen belgeler ışığında Hizbullah’ın Ergenekon’un tetikçi örgütü olarak faaliyet gösterdiği iddia ediliyor. Bu iddiayı güçlendiren en önemli delil ise aynı kafile ve seri numaralı el bombalarına sahip olmaları. Süreci daha iyi anlamak için Hizbullah’ın kısa geçmişine ve Ergenekon bağlantısı olan noktalara bakmakta fayda var. Ergenekon iddianamesinde yer aldığı belirtilen bilgiler ışığında Hizbullah-Ergenekon ilişkisi çok derinlere uzanıyor.

24 Aralık 1984 tarihinde İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No’lu Askerî Mahkemesi’nin önüne “Hizbullah Dosyası” ismiyle bir dosya gelir. Bu iddianamede Hüseyin Velioğlu’nun adı geçmektedir. Çetin Emeç davasının sanıklarından Adil Ateş’in verdiği ifadeler doğrultusunda gözaltına alınan 15 sanık arasında Hüseyin Velioğlu’nun adı geçmesine karşın Velioğlu “sanık” olarak davada yer almaz. 15 sanıklı Hizbullah davası önemli mahkûmiyet kararlarıyla sonuçlanır. Ancak bu kişiler 1991 yılında çıkan af nedeniyle şartlı tahliye ile serbest bırakılır. Bu dava dosyası Hizbullah’ın karanlık tarihini kısmen deşifre eden ilk hadise olur.

Hizbullah’ın örgütlenme sürecinde dikkat çeken diğer bir nokta ise Hüseyin Velioğlu ile PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın ortak paydaları. Hizbullah’ın “İlim Grubu” kanadının Türkiye elebaşı Hüseyin Velioğlu ile PKK’lı Abdullah Öcalan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden okul arkadaşıydı. Hüseyin Velioğlu’nun, arkadaşı Öcalan için “amele çavuşu” dediği, Öcalan’ın da Hizbullah için, “Hizb-ul Zulüm” tanımlamasını kullandığı belirtiliyor.

GENERAL İLE VELİOĞLU YAN YANA

Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesi alınan, devlette önemli görevler yapmış bir ismin söyledikleri Hizbullah ile Ergenekon ilişkisini açıkça ortaya koyuyor: “Ben Hatay’da görev yaparken Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz ile İl Jandarma Alay Komutanı Vicdan Başaran olduğu hâlde şehir kulübünde yemek yedik. Bu yemekte Bölge komutanının yanında bulunan ve önceleri emir eri olduğunu zannettiğim sivil giyimli şahsın daha sonra İstanbul’da Hizbullah operasyonunda ölü ele geçirilen Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendim. Hizbullah örgütünün lideri olarak İstanbul’da polisle girdiği çatışmada polise ve devlete silah çekmesi ve örgüt liderliğinin arkasında başka arka perdeler olduğu kanaatindeyim.”

Yıllarca Hizbullah’ın içinde bulunan bir gizli tanığın anlattıkları ise devlette önemli görevlerde bulunmuş olan şahsın söyledikleriyle hemen hemen aynı minvalde. Bu süreçte Hüseyin Velioğlu Batman’da Petrol-İş Sendikası’na başkan olmak için aday gösteriliyor. Velioğlu ile Cingöz’ün burada da sık sık görüştükleri iddia ediliyor. Hatta Velioğlu’nun Temel Cingöz’ün talimatı doğrultusundan sendika başkanlığına aday olduğu belirtiliyor. Ancak 1979’da yapılan bu seçimde PKK’ya yakın bir isim başkan seçiliyor. Burada Cingöz’ün kimliği üzerinde durmakta fayda var. Tuğgeneral Temel Cingöz 1991 yılında Dev-Sol militanları tarafından Adana’da öldürülüyor. İlginçtir; cinayeti planlayan ve işleyenlerden Sinan Uğur sahte kimlikli Sinan kod adlı Adnan Temiz’in, Dev-Sol örgütüne ihanet ettiği gerekçesi ile cezaevindeyken öldürülüyor.

Sendika başkanı olamayan Velioğlu darbe kokusunu alarak bir yıl sonra İran’a geçiyor. Bu kaçışı tanık şöyle anlatıyor: “Darbe sonrası olabilecek bir operasyona karşı tedbir amaçlıydı. İran’da Humeyni’ye yakın kişilerle ilişki kuruldu.” Darbe olacağı haberinin Abdullah Öcalan’a verildiği gibi Hüseyin Velioğlu’nun kulağına da fısıldandığı anlaşılıyor.

İRANLILARLA GÖRÜŞMEYE GİTTİM!

1981’de Türkiye’ye dönen ve Diyarbakır’ı mesken tutan Hüseyin Velioğlu, Edip Gümüş, İsa Altsoy gibi Hizbullah’ın önemli isimleri Diyarbakır’da kurdukları İlim Kitabevi etrafında örgütlenmeye gittiler. Ancak bu süreçte ortada bazı şeylerin döndüğünü anlatıyor gizli tanık: “Bu dönemde Hüseyin Velioğlu ayda bir ortadan kaybolup bir hafta sonra geri dönerdi. Kendisine nereye gittiği ve ne yaptığı sorulduğunda İstanbul’da İranlılarla görüşmeye gittim diyordu. Bu kaybolmalarını söylendiği gibi İranlılarla görüşme değil, kendisini yönlendiren gizli güçlerle bir araya gelmesi olarak görürdük. Ancak bu güçlerin kim olduğu hakkında somut bir bilgiye sahip değilim.”

Hizbullah’ın 1990’lı yıllara kadar aynı zamanda İranlılar tarafından da yönetildiği biliniyor. Ancak Velioğlu daha çok Türkiye’deki bazı kişilerden besleniyordu. Hatta Velioğlu bu kişilerin isteği doğrultusunda İran’da bulunan Türklerle ilgili bilgiler topluyordu. 90’lı yılların ortaları Hizbullah için aynı zamanda silahlı mücadele yıllarıdır. Bu dönemde Hizbullah ile PKK ciddi bir çatışma içine girmişlerdir. Bu çatışmada bile gizli birileri devreye girer ve iki örgütün arasını bulur. 1995 yılında Hizbullah’ı temsilen İsa Altsoy Irak’ta PKK temsilcileri ile görüşerek karşılıklı ateşkes kararı alır. Ancak bu buluşma örgütte bulunanların aklında daima bir soru işareti olarak kalır.

Hizbullah ile Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanıp cezaevine konulan emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün adı daha sonraları ortaya çıkıyor. K.Ş. isimli bir şahsın alınan ifadesinde Küçük’ün adı geçiyor. Benzer bilgiler ele geçirilen bir dokümanda da yer alıyor.

AYNI KAFİLE VE SERİ NUMARALI EL BOMBALARI

Söz konusu belgede; Askerî Personel K.B. MOSSAD’a çalışan İsrailli General Gabriel Libraider, A.E. isimli bir şahıs ve başkalarının da bulunduğu hâlde bir toplantı yaptıkları ileri sürülüyor. Şahin Bey adını kullanan A. C. Veli Küçük, Sedat Peker, Hoca kod adlı K.Ş. yaptıkları toplantıda Tacikistan Genel Kurmay Başkanı ile Ticaret Bakanı Mehmet Eminof’a suikast veya eylem planı yaptıkları belirtiliyor. Toplantıya katılan K.B., Hizbullah’ın Ergenekon’un kontrolünde oluğunu ileri sürüyor.

Hizbullah ile Ergenekon bağlantısı, bulunan el bombalarından da anlaşılıyor. 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir evde yapılan aramada ele geçirilen ve üzerinde Oktay Yıldırım’ın parmak izleri tespit edilen 27 adet el bombası ile 18 Mart 1999 tarihinde Hizbullah/İlim Terör Örgütüne yönelik operasyonlarda elde edilen el bombasının aynı kafile ve seri numaralı olduğu, Kriminal Polis Laboratuarları Daire Başkanlığı Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü Bomba Bilgi Merkezi’nin Ocak 2008’deki raporunca saptanıyor.

 

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=30753
 
< Önceki   Sonraki >
© 2009 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi