Ergenekon çökme noktasındaŞamil Tayyar, yeni kitabı ‘Gölge İktidar’da Ergenekon örgütünü 1971’deki 9 Mart Cuntası’nın devamı olarak görüyor. Ona göre 9 Mart’taki gibi bugün de iki komutan desteğini çekince Ergenekon çökme noktasına geldi Gazeteci Şamil Tayyar, gelecek hafta piyasaya çıkacak olan ‘Gölge İktidar’ kitabında Ergenekon soruşturmasının perde arkasını ele alıyor. Yeni kitabında Ergenekon’un içinde ciddi bir çatışma başladığını yazan Tayyar, “Bu örgüt Susurluk’un devamı değil, 1971’deki 9 Mart Cuntası’nın devamı. 9 Mart’ta, iki kuvvet komutanı son anda cuntadan desteğini çektiğinde nasıl ki darbe başarısız olmuşsa, bugün de üst düzey iki komutanın tutumu ile örgüt, çökme noktasına geldi” dedi. Tayyar, İstanbul’da ifadesini alan Savcı Zekeriya Öz’ün, kendisine tanık koruma kapsamı içine alınması konusunda teklifte bulunduğunu ama bunu kabul etmediğini söyledi. Tayyar, Öz’e Ergenekon’un bir numarasıyla ilgili olarak bildiklerini anlattığını da kitabında belirtiyor. Eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in sağlığıyla ilgili, özel koruma ekibinden bir doktorun kendisini aradığını ve korkunç bilgiler verdiğini söyleyen Tayyar, Ecevit’in Başkent Üniversitesi Hastanesi’nden ayrılıp GATA’ya geçmesinin perde arkasını da ayrıntılı olarak yazdı. Tayyar, Ecevit’in özel ekibinde yer alan bir doktorun kendisine “İddiaların tamamı asılsız, endişelerin tümü yersiz olsa bile Ecevit ve ailesinin GATA tercihi, bir güvensizlik sorunuydu” dediğini yazdı.
“BİR VE İKİ NUMARAYI SÖYLEDİM” • Şamil Tayyar, ‘Gölge İktidar’ kitabında Ergenekon soruşturması çerçevesinde verdiği ifadeyle ilgili olarak şöyle yazdı: “İfadenin sonuna doğru Bir Numara’yı sordular. Bu konuda elimde delil olarak verebileceğim bir bilgi, kayıt veya döküman olmadığını, zihnimdeki Bir Numara’nın olayları takip ederken ulaştığım bir kanaatten ibaret olduğunu, o nedenle yapacağım açıklamanın hukuki mahsurları olabileceğini söyledim. İfadeye Zekeriya Öz de katılmıştı. Zekeriya Bey, başlangıçta doğruları söylemek üzere yemin ettiğimi ve yasal olarak doğruları söylemek zorunda olduğumu anlattı. Bunun üzerine sözkonusu isimlerle ilgili sadece şifahi konuşabileceğimi, kayıt altına alınmasını istemediğimi söyledim. “Tamam” dedi. Konuşmalarımızı kayda alan görevli çalışmasını durdurdu. ‘Bir Numara’yı da, ‘İki Numara’yı da söyledim. Zekeriya Bey hiçbir yorum yapmadı. Sadece, ‘Böyle bir yoruma nasıl vardınız?’ diye sordu. Şöyle dedim: Elimde bir belge, kayıt yok. Olsaydı hiç tereddütsüz yazardım. İpuçlarından yararlanarak analitik bir sonuca vardım. Trilyonda bir yanılma payı olsa bile açıklamayı doğru bulmadım. Çünkü böylesine ağır bir vebali taşıyamazdım.”
“ZEKERİYA ÖZ’Ü HARCAMAK İSTEDİLER” • Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’ün de Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya gibi harcanmak istendiğini ama girişimlerin yarıda kaldığını söyleyen Şamil Tayyar, kitabında konuyla ilgili olarak şunları yazdı: “Soruşturma sürecinde Öz’ün görev yerinin değiştirilmesi konusunda bazı girişimler oldu ama yarıda kaldı. Özellikle 2008 yılı ocak ayındaki birinci dalga operasyonlardan sonra özel yetkili mahkeme savcılığından alınıp normal bir mahkemeye atanarak bir nevi tenzil-i rütbe yapılmak istendi. Konu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda sözlü olarak gündeme gelince: “Böyle bir dönemde görev yeri değiştirilirse büyük tepkiler olabilir, izah etmek zorlaşır.” dendi. Bu önerinin kurulda tartışılmasını engellemediği için Kasırga’ya yönelik AK Parti içinde tepkiler oldu. Bu arada kabineden bir ismin operasyon sürecinde ilginç bağlantıları olduğuna dair iddialar oldu. Bu iddialar gündeme geldiğinde kamuoyundaki yaygın kanata göre, şüpheli Cemil Çiçek’ti. Bu konu ne zaman gündeme gelse, Çiçek ismi konuşulurdu. Çiçek’in devlet kurumlarıyla ilişkisi, diğer bakanlara ve milletvekillerine göre daha ileri düzeyde olabilir. Ama bu, onu Ergenekon’la ilişkili hale getirmez. Bu yanılsamaya yol açan gelişme 22 Temmuz’dan önce yasa gereği seçime doğru Çiçek’in yerine gelen ve geçici süreyle Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Müsteşar Fahri Kasırga ile ilgili iddialardır. Kasırga’nın Ergenekon şüphelilerinden Veli Küçük’le geçmişte hukukunun olduğu ve kendisinden övgüyle söz ettiği, Savcı Zekeriya Öz’ü soruşturmadan almaya çalıştığı iddiaları hükümetin kulağına kadar geldi. Bu iddialar doğru olmayabilir ama hükümet içinde güvensizlik yarattı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Müsteşar Fahri Kasırga’nın görevden alınması için girişimde bulundu. Kasırga, bakandan 2009 yılı şubat ayına kadar görevde kalmak için süre istedi. Müsteşar, neden şubata kadar süre istedi bilinmez ama yaşanan gelişmeler bu süreci kısalttı. Kasırga, 18 Temmuz’da (2008) görevden alındı, yerine Ahmet Kahraman atandı. http://www.taraf.com.tr/haber.asp?id=12970 |