Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow PKK itirafçısı: Jitem`de kalmamı Öcalan istedi
PKK itirafçısı: Jitem`de kalmamı Öcalan istedi PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 28 Nisan 2008

PKK itirafçısı: Jitem`de kalmamı Öcalan istedi

Eski itirafçı Abdulkadir Aygan, Jitem`de kalmasını Abdullah Öcalan`ın istediğini söyledi. Nasname adlı internet sitesinin sahibi Şükrü Gülmüş`e açıklamalarda bulunan Aygan, çarpıcı itiraflarda bulundu.

Aygan, 1990`lı yıllarda memur olarak çalıştığı Jitem`de yaşanan hukuk dışı eylemlerden sıkıldığını ve ayrılmak istediğini; ancak bu isteğinin Öcalan tarafından geri çevrildiğini söyledi.

Jitem`deki görevi sırasında, işlerin PKK içindeki durumdan daha vahim durumlara gireceğini anladığını ifade eden Aygan, `Ben bir başıma olsam, çeker giderim. Ama başta eşim ve dört çocuğum var. Jitem`den kaçsam, öbür yandan beni hain ilan eden ve her an vurabilecek bir PKK var. Ben yakınlarım tarafından onlara haber gönderdim. Beni affetsinler. Burdan çıkmak istiyorum. Artık dayanamıyorum. Bana karışmasınlar yeter. Ama oralı olmadılar.` dedi. Öcalan`ın adını vermek istemediği yeğenine durumu anlattığını dile getiren Aygan, `Bu arada Avusturya`daki akrabam olan eniştesiyle görüştüm. Beni ordaki Şoreş ismindeki PKK`lı ve sorumlu bir bayanla görüştürdü. Durumları izah ettim. Faili meçhul cinayetleri ve bunları açıkladım. Fakat onlar beni sorgulayıp azarladılar. Umudum iyice kırıldı. Bulunduğum işe devam etmekten başka bir çarem kalmamıştı.` diye konuştu. Öcalan`ın yakalanıp İmralı`ya götürülmesi sonrasında ablası Havva`nın kendisiyle ilgili teröristbaşıyla konuştuğunu belirten Aygan şöyle devam etti: `Havva İmralı`ya gitti. Durumu anlatmış. Öcalan `Bizim Aygan ne yapıyor?` demiş. O da durumu anlatmış ve Öcalan, `Orda kalsın, duruma bir bakarız.` demiş. Bana öyle haber geldi.`

Resmi kayıtlara göre şehitti

1958 doğumlu Aygan, 1985`te PKK`dan ayrılıp itirafçı olmuş. Kendi anlatımıyla, öldürülen binbaşı Cem Ersever`in girişimiyle Jitem`in ilk 7 kişilik kadrosunda yer almış. Yeni kimliğiyle (Aziz Turan) Jitem`de 10 yıl çalışmış. Diyarbakır`da süren Jitem davası çerçevesinde diğer itirafçılarla birlikte yargılaması sürüyor. Yaşamını İsveç`te sürdüren Abdulkadir Aygan`ın İçişleri Bakanlığı resmi kayıtlarında şehit olarak geçtiği ortaya çıkmıştı.

http://www.tumgazeteler.com/?a=1769784

`Musa Anter`i biz öldürdük`

FARUK BALIKÇI Diyarbakır DHA

JİTEM adına çalıştığını ileri süren PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan, Yazar Musa Anter`i öldüren `tim`de yer aldığını iddia etti. İtiraflarıyla Diyarbakır`da 10 yıl önce kaybolan Murat Aslan`ın Silopi`de cesedinin bulunmasını sağlayan Aygan, `En büyük eylemimiz Musa Anter cinayetiydi` dedi. Timur Şahan ve Uğur Balık`ın kaleme aldığı `İtirafçı` adlı kitapta, başından geçenleri anlatan Aygan (45), 1985`te PKK`dan kaçarak teslim oldu. `Pişmanlık Yasası`ndan yararlanıp 1990`da tahliye edilen Aygan, daha sonra Binbaşı Cem Ersever`in girişimiyle JİTEM içinde çalışmalarda bulunduğunu açıkladı. Aygan, Gaffar Okkan`ın Diyarbakır Emniyet Müdürü olmasıyla JİTEM elemanlarının çalışmasının güçleştiğini ileri sürdü.

http://www.tumgazeteler.com/?a=743703

JİTEM`ciden tüyler ürperten itiraflar

PKK itirafçısı olduktan sonra Diyarbakır Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı`nda (JİTEM) görev yaptığını söyleyen Abdülkadir Aygan`ın itiraflarından oluşan `İtirafçı` isimli kitapta, yapılan infazlar ve bölgede meydana gelen faili meçhullere yer veriliyor. Verdiği bilgilerle Diyarbakır`da 10 yıl önce kaybolan Murat Aslan`ın Silopi`de cesedinin bulunmasını sağlayan Aygan, katıldığı eylemleri anlatıyor. Timur Şahan ile Uğur Balık`ın kaleme aldığı kitapta, Abdülkadir Aygan`ın itirafları arasında Uğur Mumcu suikastı da yer alıyor. Aygan, 1990-1991 yıllarında komando eğitimi almış bir Amerikalının valizlerle OHAL Valiliği`ne getirdiği C-4 patlayıcıları Binbaşı Cem Ersever`in aldığını ve bu patlayıcıları öncelikle Güneydoğu`da denediklerini iddia ediyor. Aygan, Ankara`ya tayini çıkan Cem Ersever`in yanında götürdüğü patlayıcılarla 24 Ocak 1993`te gazeteci Uğur Mumcu`nun aracının altına konulan patlayıcıların aynı olduğunu ileri sürüyor. Aygan itiraflarında sözlerini şöyle sürdürüyor: `Jandarma İstihbarat Grup Komutanı Binbaşı Cem Ersever, Ankara`daki Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı`na atandı. Ankara`ya giderken, daha önce OHAL Valiliği`nden temin ettiği iki valiz dolusu uzaktan kumandalı patlayıcıyı da yanında götürdü. Ersever grup komutanı iken yardımcısı ile yaptığı konuşmalar sırasında birkaç sefer Uğur Mumcu`nun adı geçti. Bu kişinin rahat durmadığını ve icabına bakılması gerektiğini kendi aralarında söylediler. Bu olay olunca aklıma ilk önce onlar geldi.` Eşref Bitlis Paşa`nın ölümü Aygan, eski Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis`in 17 Şubat 1993`te Ankara üzerinde uçak kazasında ölümünü de yine Ersever`in elinde bulunan patlayıcılarla gerçekleştirmiş olabileceğini söylüyor. Aygan, Cem Ersever`in, Bitlis ile daha önce aralarının iyi olduğunu; ancak Ersever`in serbest bir tabur oluşumu projesini kabul etmediği için aralarının bozulduğunu öne sürüyor. Aygan`a göre, Bitlis`in uçağına düzenlenen suikastta kullanılan patlayıcı maddeler, yine Ersever`in Diyarbakır`dan Ankara`ya götürdüğü kumandalı patlayıcıların aynısı. Abdülkadir Aygan, Ersever`in bölgede görev yaptığı sıralarda gerçekleştirilen kanlı infazların Ankara`ya tayininin çıkması ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım`ın bölgede görev alması ile devam ettiğini iddia ediyor. Aygan, 20 Ocak 1992`de Halkın Emek Partisi (HEP) Muş Malazgirt İlçe Başkanı Harbi Arman`ın bir duruşma için Diyarbakır`a geldiğini ve Yeşil`in talimatıyla kaçırılıp öldürülmesini şu ifadelerle anlatıyor: `Mahmut Yıldırım`ın bu şahsı istemesi üzerine, Harbi Arman`a, `Bir ifade için bizimle geleceksin.` dedik. Bir araca bindirdik. Gözlerini atkısıyla bağladık. `Askeri birliğe götüreceğiz.` bahanesiyle kent dışında bir köprünün altına getirdik. Uzman çavuş da Kalaşnikof ile tarayacaktı. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, `Dur onunla değil.` dedi. Ben tuttum, Yeşil tabancasıyla vurdu. Köprü altına gözleri bağlı öyle bıraktık.` Gazeteci Musa Anter cinayeti Aygan, gazeteci yazar Musa Anter`i öldüren timde yer aldığını şu sözlerle anlatıyor: `Bu timde Yeşil, Mustafa Deniz ve yine PKK itirafçısı olan `Hogir` kod adlı Cemil Işık ile `Şırnaklı Hamit` yer aldı. Hamit, Musa Anter`in kaldığı otele gönderilerek, `Hogir sizi bir evde bekliyor.` diyerek otelden çıkarttı. Ben ve Hogir, Seyrantepe`de bekliyorduk. Yeşil ve Mustafa Deniz bizden biraz ileride bekliyordu. Hamit, Musa Anter`i getirecekti, Hogir de öldürecekti. Ancak, bir süre sonra siren sesleri gelince aracımıza binerek JİTEM`e gittik. Sonra Hamit gelince, `İş tamam. Benden şüphelenince yolda indirdim. (öldürdüm)` dedi.`` Abdülkadir Aygan, HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın`ın amcasının oğlu olan Sağlık-Sen Şube Başkanı Necati Aydın ile Ramazan Keskin ve Mehmet Aydın`ın da JİTEM tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Aygan, Gaffar Okkan`ın Diyarbakır Emniyet Müdürü olmasıyla JİTEM elemanlarının çalışmasının güçleştiğini de iddia etti. PKK için Sason, Mutki ve Şirvan`da faaliyet gösterirken 1985 yılında örgütten kaçarak teslim olan ve `Pişmanlık Yasası`ndan yararlanıp 1990 yılında tahliye edilen Aygan, bir süre sonra Cem Ersever`in girişimiyle JİTEM içinde çalışmalarda bulunduğunu bildirdi. JİTEM`de çalışırken Aziz Turan kimliğini kullandığını anlatan Aygan, 1 Eylül 1991 tarihinde, 4313-119-92/kd.scl. sayılı yazı ile `genel idari hizmetler, istihbarat elemanı` sınıfından devlet memurluğuna alındığını belirtti. Aygan, yeni kimliği ile Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) iştirakçisi de oldu. Susurluk raporuna göre JİTEM`in kurucusu Veli Küçük Susurluk raporunda varlığı ortaya konulan ancak resmen kabul edilmeyen JİTEM`in adı artık dava dosyalarında yer alıyor. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi`nde görülen bir davada JİTEM`in çok sayıda cinayet ve suikastı gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Öte yandan silahlı kuvvetlerde görev yapan bazı komutanlar JİTEM`in hiç var olmadığını belirtiyor. OHAL Bölgesi Jandarma Asayiş eski Komutanı emekli Korgeneral Altay Tokat JİTEM`i `OHAL bölgesinde PKK`ya karşı mücadele etmiş bir istihbarat biriminin kamuoyuna yansıması` şeklinde tanımlamıştı. Tokat Paşa, `JİTEM misyonunu tamamladı ve lağvedildi. Bulunduğu yerdeki jandarma komutanına bağlandı.` diye konuşmuştu. Susurluk Raporu`nda JİTEM`in kurucuları arasında gösterilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük de `Tutturmuşlar JİTEM diye. JİTEM diye bir kuruluş yok.` demişti. Kapatılan Diyarbakır DGM`de hazırlanan iddianamede, JİTEM`in kurucusu olarak bilinen Binbaşı Ahmet Cem Ersever komutasındaki itirafçı çetesinin dönemin komutanlarının emri veya bilgisi dahilinde, birçok cinayet, suikast ve bombalamaya karıştığı öne sürülüyor. İddianamede, Hulusi Sayın, Hikmet Köksal ve Veli Küçük gibi komutanların isimleri JİTEM`le birlikte zikrediliyor. İddianamede ismi geçtiği belirtilen emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, iddiaları hayal mahsulü

http://www.tumgazeteler.com/?a=777186

Şemdinli raporunda JİTEM de var

Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya`nın, JİTEM hakkında da suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. Hazırladığı kapsamlı iddianamenin `dipnot` bölümlerinde JİTEM`le ilgili iddialara yer verdi.

Yazı boyutunu büyütmek için JİTEM`in kuruluşunu Cem Ersever`in biyografisine dayanarak açıklayan Savcı Sarıkaya iddianamesinde, `Güneydoğu`da yaşanan terör olaylarına karşı mücadele etmek amacıyla istihbarat toplamak ve toplanan istihbaratla operasyonlar düzenlemek amacıyla `JİTEM` adı altında faaliyet gösteren merkezi bir örgütlenmenin fikir babalığını yaptığı ve doğrudan Jandarma Genel Komutanı`na bağlı çalışacak olan JİTEM`in başına geçtiği bilinmektedir` görüşlerine yer verdi. Şemdinli`de patlayan bombalar için hazırlanan iddianamede `JİTEM` ayrıntısının gözden kaçtığı ortaya çıktı. Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya`nın iddianamesinde `suç dosyası çok kabarık` olarak tanımladığı `Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM)` hakkında da suç duyurusunda bulunduğu ve kapsamlı bir dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı`na gönderdiği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, Hakkari`nin Şemdinli İlçesi`nde 9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitapevi`ne atılan bombanın ardından yürüttüğü soruşturmaya ilişkin iddianamesiyle gündem oluşturan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya`nın, JİTEM hakkında da suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. Hazırladığı kapsamlı iddianamenin `dipnot` bölümlerinde ortaya çıkan bu ayrıntıda, Sarıkaya önce JİTEM`in kuruluşunu anlattı. JİTEM`in kuruluşunu Cem Ersever`in biyografisine dayanarak açıklayan Savcı Sarıkaya iddianamesinde, `Güneydoğu`da yaşanan terör olaylarına karşı mücadele etmek amacıyla istihbarat toplamak ve toplanan istihbaratla operasyonlar düzenlemek amacıyla `JİTEM` adı altında faaliyet gösteren merkezi bir örgütlenmenin fikir babalığını yaptığı ve doğrudan Jandarma Genel Komutanı`na bağlı çalışacak olan JİTEM`in başına geçtiği bilinmektedir` görüşlerine yer verdi. Basında yer alan `JİTEM` haber ve araştırmalarını da iddianameye ekleyen Savcı Sarıkaya, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi`nde terör örgütü PKK itirafçıları Adil Timurtaş, Recep Tiril, İbrahim Babat, Jandarma İstihbarat elemanları Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz ve korucu Faysal Şanlı hakkında açılan JİTEM davasını anımsattı. JİTEM`e ilişkin geçen yıl çok iddialı açıklamalarda bulunan firari sanık bölücü örgüt PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan`ın anlatımlarına da yer veren Sarıkaya, Aygan`ın, Orgeneral Eşref Bitlis`ten Uğur Mumcu`ya kadar pek çok faili meçhul cinayet hakkında önemli bilgiler aktardığını ifade etti. Sarıkaya iddianamesinde, `Ayrıca, her ne kadar meydana gelişini takip eden süreçte Hizbullah isimli silahlı çete tarafından yapıldığı şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuşsa da Gaffar Okkan`ın öldürülüşünü de Diyarbakır Emniyet Müdürü olduktan sonra JİTEM ve karanlık operasyonlarına göz açtırmayarak rahatsız ettiği bu illegal yapılanmanın hedefi haline gelmesi olarak açıklamıştır. Abdülkadir Aygan`ın bir süre terör örgütü PKK`ya katılıp daha sonra yakalandıktan sonra itirafçı olarak JİTEM içinde çalıştırıldığı son günlerde basına ve kamuoyuna yansıyan bilgilerden ve haberlerden öğrenilmiştir` görüşlerine yer verdi. Sarıkaya, Abdülkadir Aygan`ın itiraflarının ayrıntılı olarak yazıldığı `İtirafçı-Bir JİTEM`ci Anlattı` adlı kitabın tümünün fotokopilerini çekip, hem Şemdinli dosyasına koyduğunu, hem de kitapta adı geçen JİTEM`in işlediği iddia edilen faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak `gereğinin takdir ve ifası için` Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı`na suç duyurusunda bulunduğunu dile getirdi. Sarıkaya iddianamesinde JİTEM`e ilişkin şu görüşlere yer verdi: `JİTEM ve JİT olarak ifade edilen istihbarat birimi, merkezde Jandarma Genel Komutanı`na bağlı Tuğgenerallik seviyesinde Daire Başkanlığı, 1997 yılına kadar bölge komutanlıklarıyla bunlara bağlı Tim Komutanlıkları şeklinde bir yapılanmasının olduğu değerlendirilmektedir. Ancak bu yapılanma hiçbir şekilde resmi makamlar tarafından kamuoyuyla paylaşılmamıştır. 5397 sayılı yasa, istihbarat ihtiyaçlarını karşılamak için meydana getirilmiş sistemi, sistemin işlemesini, bu hususta hukuka uygun işlemlerin ne suretle gerçekleştirileceğini, kararların hangi makamlar tarafından ve ne gibi koşullara uyulması suretiyle alınacağını, bu husustaki denetim kurallarını ve usullerini, istihbarat ihtiyacının milletlerarası hak bildirileri ve Anayasa`nın güvencelerine uygun olarak nasıl giderileceğini göstermektedir`.

http://www.tumgazeteler.com/?a=1391590 

 

 

JİTEM, `telekulak yasası`yla resmileşti

Jandarma eski Genel Komutanı Org. Teoman Koman`ın `Devlette böyle bir kadro ve kuruluş yok.` dediği Jandarma İstihbarat Teşkilatı`na (JİTEM), kısa bir süre önce Meclis`te kabul edilen yasada yer verildi.`Telekulak yasası` diye bilinen telefon dinlemeye ilişkin düzenlemelerin yapıldığı 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 3 Temmuz 2005 günü TBMM`de kabul edilmişti. Telefon dinleme işlemlerinin tek bir merkezden yapılmasını öngören kanunda JİTEM`le ilgili düzenlemeler de yer aldı. Yasa kapsamında 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu`na bir madde eklenerek JİTEM`in telefon dinleme faaliyetleri düzenlendi. Buna göre jandarmanın önleyici ve koruyucu tedbirleri almak üzere sadece kendi sorumluluk alanında hakim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde jandarma genel komutanı veya istihbarat başkanının yazılı emriyle iletişimi tespit edebileceği, dinleyebileceği, sinyal bilgilerini değerlendirebileceği belirtiliyor. Kanunda yer alan faaliyetlerin denetiminin, sıralı kurum amirleri, Jandarma Genel Komutanlığı, ilgili bakanlığın teftiş elemanları ve başbakanın özel olarak yetkilendireceği kişi veya komisyon tarafından yapılacağı ifade ediliyor. JİTEM ismi ve faaliyetlerine Susurluk Raporu`nda da yer verilmişti. Raporda, JİTEM`in Jandarma`ya bağlı olarak Binbaşı Ahmet Cem Ersever tarafından kurulduğu belirtiliyordu. Raporda, `Jandarma Genel Komutanlığı reddetse de JİTEM`in varlığı unutulabilir bir gerçek değildir. JİTEM kaldırılmış, tasfiye edilmiş olabilir. Ama JİTEM`de görev yapan pek çok görevli hayattadır.` denilmişti. Başbakan Erdoğan, Danimarka dönüşü düzenlediği basın toplantısında JİTEM diye bir kurumun olmadığını iddia etmiş ve `Geçmişte olmuş olabilir, ancak benim dönemimde böyle bir şey yok.` açıklamasında bulunmuştu. Ancak, Şemdinli olaylarında, Astsubay Ali Kaya adına düzenlenmiş JİTEM kimliği bulunduğu iddia edilmişti.

http://www.tumgazeteler.com/?a=1156175 

Ersever`in arşivi için özel arama timi kurulmuş

Cem Ersever`in avukatı Emin Emir Ergenekon operasyonu, JİTEM`i yeniden tartışmaya açtı. Jandarma içinde oluşturulduğu iddia edilen yapılanmanın önde gelen isimlerinden Ahmet Cem Ersever`in arşivinin de bu operasyonda ele geçirildiği öne sürüldü.

JİTEM`in en önemli komutanı olarak gösterilen Ersever`in avukatı Emin Emir, konuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ersever`in 1993`te öldürülmesinin ardından devlet yetkilileriyle arşivi günlerce aradıklarını anlatan Emir şu bilgileri verdi: "Vefatından sonra Ankara Jandarma İl Komutanlığı`nda özel bir tim oluşturuldu. Ersever`in kaldığı yerleri tek tek aradık. O dönem, Ersever`in arşivi yüzünden öldürülmüş olabileceğine dair kuvvetli soru işaretleri vardı. Tüm aramalarımıza rağmen arşive ulaşamadık, sadece boş bir bilgisayar bulduk." Arşivi elinde bulunduran kişinin cinayetle bağlantısı olabileceğini de ima eden Emir, "Bu şahıs, arşivin niye kendisinde olduğunu, o dönemde niçin teslim etmediği- ni açıklamalı. Bunu yapamıyorsa, üzerindeki şüpheler yoğunlaşır." dedi.

JİTEM komutanlarından binbaşı Ahmet Cem Ersever, 17 Mart 1993`te ordudaki görevinden istifa etti. Daha sonra bazı gazete ve dergilere Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Güneydoğu`daki faili meçhullerle ilgili açıklamalar yapan Ersever, Aydınlık gazetesine anlattıkları ile ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993`te Ankara`ya gittikten sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. 4 Kasım 1993`te Elmadağ`da cesedi jandarma tarafından bulundu. Eski bir asker olan Avukat Emin Emir, JİTEM`in kurucularından olduğu iddia edilen Ersever`le 1989 yılında, `Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan` isimli kitabının dağıtımında yaşadığı zorlukların ardından tanıştı. Kitabın basımı için Ersever`e yardım etti. Daha sonra Ersever`in avukatlığını da üstlendi. Emir, Ersever`i savunmak için şehir dışına çıktığında JİTEM tarafından korundu.

Avukat Emir, JİTEM`in kurucusunun iddia edildiği gibi Veli Küçük olmadığını savunuyor. Teşkilatın Eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis`in bilgisi dahilinde oluşturulduğunu ileri süren Emir, Veli Küçük`ün amacının `parsayı toplamak` olduğunu savunuyor. JİTEM`in G.Doğu`da terörün yoğun yaşandığı illerde istihbarat sağlamak için oluşturulduğunu belirten Emir, daha sonra ise Jandarma Genel Komutanlığı`na bilgi vermek için Ankara`da bir merkez oluşturulduğunu kaydediyor. Emir, Cem Ersever zamanında bu birimlerin tek çatı altında toplandığına dikkat çekiyor.

JİTEM`in terörle mücadelede istihbarat toplama noktasında büyük başarı sağladığını vurgulayan Emir, "O dönem Abdullah Öcalan`ı adım adım izleyebiliyorlardı." diyor. Emir, JİTEM`in bölgede efsane haline gelmesinin ardından resmi ya da diğer bazı kişilerin teşkilatın ismini kullanıp gayr-i hukuki işler yapmış olabileceğini söylüyor. Avukat Emir`e göre JİTEM`in kurucusu Veli Küçük değil. Küçük Paşa, JİTEM üzerinden kendine rant sağlamaya çalışıyor. Emir, "JİTEM sanki Küçük`ün iradesiyle mi kuruldu? JİTEM resmi bir teşkilattı,

 

http://www.tumgazeteler.com/?a=2536277 

Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Nisan 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi