Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 20. Dönem 3. Yasama Yılı 107. Birleşim 23/Haziran/1998 Salı Gerçek adı Mahmut Yıldırım olan Yeşil, Bingöl-Solhan nüfusuna kayıtlı olup, 1953 doğumludur. 1970'li yıllarda Ülkü Ocaklarına kayıtlı olduğu söylenmektedir. Bir siyasî partinin genel başkanının korumalığını ve şoförlüğünü yaptığı söylenmektedir. Yeşil, kamuoyunda "Sakallı" kod adıyla, ilk kez 1991 yılında Tunceli İli Nazımiye ve Ovacık İlçelerinde halka yaptığı işkence eylemleri dolayısıyla, o dönem, Tunceli Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili olarak, tarafımdan gündeme getirilmiş, 24.4.1991 tarihli "Çok İvedi" damgalı bir yazıyla, kendisine işkence yapılan yurttaşlarımızın beyanlarını ihtiva eden ifade tutanakları da yazıya eklenmek suretiyle, hakkında yasal işlem yapılmak kaydıyla, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına ve Tunceli Valiliğine yazı yazılmıştır. O dönem, İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığına, Olağanüstü Hal Bürosunca yazılan 17.5.1991 tarihli cevabi yazıda, Yeşil'in, İl Jandarma Komutanlığınca, haber elemanı olarak görevlendirildiği, başarılı hizmetler verdiği; ancak, son zamanlarda haber toplama faaliyetlerinde deşifre olması nedeniyle, 25 Nisan 1991 tarihi itibariyle görevine son verildiği bildirilmiştir. Değerli milletvekilleri, yetkili makamlarca Yüce Meclisin çok önemli bir komisyonunun yazmış olduğu yazıya verilen cevabın doğru olmadığı; Yeşil'in, daha büyük yetkilerle donatılarak, Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis ve Tunceli hattında, Türk İntikam Tugayları Komutanlığına getirildiği, sonraki eylemlerinden açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Oysa, o dönem, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonunun yapmış olduğu bu tespit doğrultusunda, yetkili makamlarca, anılan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında yasal işlem yapılmış olsaydı, daha sonra, onlarca faili meçhul cinayet işlenmemiş olacaktı. İlgili merciler, gerçekten, bu raporumuzu ciddiye almadılar ve ne yazık ki, Yeşil'in bu eylemlerinden dolayı, yetkili makamların, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önemli bir komisyonuna yazmış olduğu bu yazının gerçekle bağdaşmadığı, sonra gelen hükümetlerce de, yazanlar hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmadığı ortaya çıkmaktadır. Yeşil, uzun süre, Jardarma tarafından kullanılmış, bilahara, MİT'in himayesine girerek faaliyetlerine devam etmiş; ülke çapındaki faaliyetlerinde, emniyet teşkilatıyla da iç içe olmuştur. Eylemlerinden dolayı, zaman zaman sıkıntıya düştüğünde, Millî istihbarat Teşkilatının önemli adamlarından Sayın Mehmet Eymür tarafından korunduğu, Susurluk Komisyonu ifadeleriyle ortaya çıkmıştır. Yeşil'in önemli eylem arkadaşlarından biri de Ahmet Cem Ersever'dir. Ahmet Cem Ersever, Mamak'ta, Milliyetçi Hareket Partisi ana davasında yargılanarak aklanmıştır. Bundan sonra, İslamî temelde bir örgütlenme düşüncesine kapılarak ve Foça'daki gayri nizamî harp eğitiminden sonra, JİTEM komutanıyken, güneydoğuda kurulan ve faaliyet gösteren Hizbullah örgütüyle de ilişkili olduğu söylenmektedir. Ahmet Cem Ersever, Foça'daki eğitimden sonra, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ondört yıl süreyle görev yapmıştır. Kontrgerillanın önemli elemanı ve JİTEM Güneydoğu Bölge Komutanıdır. 1991 yılında, PKK tarafından ilan edilen ateşkes kararına, hükümet edenlerin olumlu yaklaşımı, dönemin Başbakanı Sayın Demirel'in "Diyarbakır'da Kürt realitesini kabul ediyoruz" söyleminden son derece rahatsızdır. Bu rahatsızlığını, Sayın Ersever, Sayın Demirel ile görüşerek dile getirmiştir ve dönemin Meclis Başkanı Sayın Hüsamettin Cindoruk'a giderek, bu rahatsızlığını Sayın Cindoruk'a da anlatır. Sayın Cindoruk, Ersever'e, İçişleri Bakanlığı bünyesinde terörle mücadele müsteşarlığı kurulacağını ve başına Ersever'in getirileceğini söyler; ancak, bu vaat sözde kalır. Bunun üzerine, Ersever komutasındaki JİTEM'ciler, siyasî önderlik ve yönlendirme neticesinde oluşturulacak Anadolu Halk Hareketi cephesini kurarlar. Kurulan bu cephe üç hattan oluşmaktadır. Diyarbakır'la başlayan hattın başında, tetikçi olarak Yeşil, planlayıcı olarak da Zinnar bulunmaktadır. Hakkâri hattında Babatlar (korucu) ve tetikçi olarak da Havar kod isimli itirafçı bulunmaktadır. Mardin hattını bir başka ekip idare etmektedir. Nitekim, bunları, 8 Ağustos 1993 tarihli Tercüman Gazetesinde yayımlanan, Ali Öncü'nün "Kontrgerilla Gerçeği" başlıklı röportajında bulmak mümkündür. Bu röportajda, Ali Öncü, Ersever'den, Anadolu Halk Cephesi komutanı olarak bahsetmekte; elemanlarının, JİTEM'ciler, itirafçılar ve korucular olduğunu belirtmektedir. Birinci hatta bulunan Yeşil, 21 Şubat 1993 tarihinde, Elazığ İnsan Hakları Derneği Başkanı Avukat Metin Can ile Doktor Hasan Kaya'yı işkence yaparak öldürmüştür. Tunceli Kepektaşı Köyünden Ayten Öztürk, Muş'ta Saim Çelik, Veysi Çağlayan, Curi Türkdal ve soyadları bilinmeyen Rehberi ve Ruken'i Yeşil grubu öldürmüştür; DEP Milletvekili Mehmet Sincar'dan tutun, 33 askerimizin Elazığ - Bingöl yolunda şehit edilmesine kadar rolü olduğu söylenmektedir; devlet olanak ve gücünden yararlanmaktadır. Tam bu aşamada, Anadolu Halk Hareketi, Ersever ve ona bağlı TİT ve Osmanlı - Türk İntigam Tugayları, artık, bir askerî ihtilalden ve sivil otoriteden umutlarını kesmişler. Onlara göre, radikal Türk milliyetçilerinden oluşan ve Kürt halkına yönelik bir jenosit, meseleye kesin çözüm getirecektir. Bunun nedenle, hareketin genişlemesi ve tüm Anadolu'ya yayılarak örgütlenmesi için, Abdullah Çatlı ve arkadaşlarıyla irtibat sağlayarak, öncelikle, PKK'nın denetiminde olan uyuşturucu trafiğini ele geçirerek, finans kaynağı temin etmeye başlarlar. Güvenlik güçleri içerisinde örgütlenmeye önem vererek, özellikle, Özel Timde yuvalanmaya çalışırlar; bunu, mümkün olduğunca da başarırlar. Uyuşturucu ticaretinden büyük rant sağlayan çete mensupları, uluslararası mafyanın Türkiye ayağı olan Ömer Lütfü Topal'la da ilişkiye girerler. Sağlanan rant, önceleri, Cem Ersever adına açılan havuzda toplanır; ancak, Cem Ersever'in, Türkiye'ye sığınan bir peşmerge komutanını, 100 bin dolar karşılığı, Irak'lı istihbarat subaylarına Silopi'de teslim etmesine karşı çıkan JİTEM'ci yüzbaşı İsmail Öztoprak'ın, nöbet denetimi sırasında, Ersever'in talimatıyla öldürülmüş olması, örgütü ikiye böler. Bu bölünmeden sonra, çetenin 15 http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic_yazici?P4=398&P5=B&page1=15&page2=15 |