Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow CİCİ DERİN DEVLET - KAKA DERİN DEVLET
CİCİ DERİN DEVLET - KAKA DERİN DEVLET PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 28 Nisan 2008
CİCİ DERİN DEVLET - KAKA DERİN DEVLET PDF Yazdır
Yazar E. Bülent Yardımcı   
25 03 2008

Anadolu kendine özgü özellikleri olan bir coğrafya.

Gelişmiş, gelişen, gelişecek olan tarihsel, sosyal, toplumsal ve ekonomik olayların var olduğu, olacağı bir gövdenin sanki beynidir Anadolu.

Ta anatanrıça kültünden başlayan bir sürece beşiklik etmiş; dünyayı kökten etkileyen değişim ve dönüşümlerin emzireni olmuştur.

Mitolojinin de tarihin de orijini bu topraklardadır...

Bizans ve Osmanlı bu köklerin ürünü olduklarından tarih yapmada belirleyici olabilmiş; değişim ve dönüşüm sürecinde yaptıkları ya da yapamadıklarıyla tüm dünyayı yüzlerce yıl etkileyebilmişlerdir.

Abartıldığı sanılmasın. Eski dünyanın da yeni dünyanın da kilit taşı Anadolu’dur.

Bu coğrafyada olacak her şey her yönü etkiler, tetikler. O yüzden bu topraklarda insanlığa, kardeşliğe doğru bir arpa boyu yol gidebilmek sanıldığından çok daha zor; ama asla olanaksız değildir.

Yeter ki, tarihsel ve bilimsel gerçekliklerin yolundan sapılmasın.

Basılan toprağı, solunan havayı yeteri kadar tanımalı; kimlerin mirasçısı olunduğu da akıldan çıkartılmamalıdır.

Peki ama; şimdilerde haller nice?

“İç güveysinden hallice.” denmesi yeterli değil elbette.

Bakılınca görünüyor haller.

Başsız develik almış başını gidiyor yine. Tıpkı 68’ler, 78’ler gibi. Otorite tanımazlık ve otoriter poz alışın ilkelliği ve zavallılığında her dükkandan akordu bozuk, aksak makamında nağmeler yayılıyor.

Anarşizm kolluk nöbetinde.

Sanki yeni bir kırımın hazırlıkları oya gibi işleniyor.

Bir provokasyon havası ağır ağır yayılmakta.

Her şeyi finans-kapital çetesine bağlayan kolaycılık; her suçu ABD’li katillere havale eden aymazlık, her olayı siyonist komplosu olarak algılayan “teorisyen”ler, laikler, anti-laikler, türbanlılar, türbansızlar, “ulusalcılar”, küreselleşmeciler, AB’ye evet-hayır diyenler, vatan-millet-devlet “kurtuluş savaşçıları” olarak arz-ı endam ediyorlar kurulmuş olan bu kurtlar sofrasına. “Cadı kazanı” cehennem ateşinde fokurdatılıyor.

Her koyun kendi bacağından asılırmış; isteyen istediğini söyler, yapar; denilebilir mi?

Denilemez. Ama deniliyor.

Ne güzel!

Peki şimdilerde Türkiye Solu’nda ne var, ne yok…

Genelinde sınıf pusulası yitirilmiş ve üretici güçlerin gelişim süreci ile üretim ilişkilerinin etki-tepkisinin nabzını tutmaktan kopulmuş, yani bilimsellik bir yana itilmiş; el yordamıyla yol aranıyor.

Devleti koruyup-kollama görevi üstleniliyor.

Kime karşı; “demir-kır-asi”nin olanaklarını değerlendirebilen ve devlette nöbet değişimine talip olanlara karşı.

Türkiye soluna mı kaldı devleti koruyup-kollama görevi?

Ne yaman çelişki. Yoksa trajikomik bir durum mu?

Birileri kalkıp “devlet benim.” diyor; birileri de kalkıp “hayır devlet benim.”diyor.

Zahmet etmeyin beyler, devletin kimlere ait olduğu belli… Biraz görerek bakılırsa; geride ve yıpranmadan durup “sağ” ve de “sol” kollarına bağlı kuklaları nasıl oynattıkları açık-seçik anlaşılabilir. Hem sonra devletin “cici”si “kaka”sı da ne oluyor? Literatüre ille bir “katkı” mı gerekiyor? Nereden geliyor bu icazet ve keramet?

Türkiye solu için devlet hep balyoz olmadı mı? Yoksa mazoşişt bir hezeyan mı yarattı o balyozlar.

Neyse!

Bu arada Sn. Baykal da ne veciz söz etti öyle. Ne vecizi! Tarihe geçecek kocaman bir laf! Sn. Baykal’ın üstün “öngörü”lerine uygun, “siyaset bilimciliği”ne çok yakışan, ağzına tam oturan ve elbette kafası esrar kabağına dönüştürülmüş insanlarımızın usunda müthiş bir “aydınlanma” sağlayan laf…

Neydi o: “AKP kendi derin devletini kuruyor!”

Demek ki; daha önceden kurulu başka derin devlet(ler) varmış.

Ne yapmış AKP?.. O derin devlet(ler)in yanında ya da üstünde kendi derin devletini kurmuş ya da kuruyormuş.

Hıı…

AKP’nin derin devleti “kaka”, öbür derin devlet(ler) “cici”…

Ve bir kısım demokratlar, ilericiler, aydınlar, solcular vs. vs. AKP’nin “kaka derin devlet”ine karşı; Sn. Baykal’ın gönderme yaptığı “cici derin devlet”ten yana olmak zorunda. Estirilmeye çalışılan hava bu.

Sn. Baykal'a söylenecek tek bir söz var: “Hadi canım sen de!”

Diğer bir kısım demokratlar, ilericiler, aydınlar, solcular vs. vs. de AKP’nin “demokrasi ve insan hakları” denizinde “özgürlük” rüzgarlarıyla yelken şişiriyorlar…

Bırakın… “devlet benim” diyenlerle, “hayır devlet benim” diyenler, aralarındaki sorunu halletsinler.

Araya girmeye kalkıp ezilmenin anlamsızlığı anlaşılmalıdır.

Bir de şu anlaşılmalıdır.

Legal olarak örgütlenildiği ve program-tüzük gücüyle yürünüldüğü kadar; tutulan, tutulması sağlanan mevzi, mevziler kadar varsınızdır. Gerisi boş laf ve zaman kaybı olduğu gibi böylesi bir ortama malzeme olmaktır.

Unutulmasın Türkiye solu hâlâ ricattadır.

Taarruz naraları atanlar “contürklük”e “katkı”dan öte bir şey yapabilirler mi?..

O çok kızılan, CIA, Mossad ve ilh. Türkiye masası görevlileri hallerimize bakıp nasıl da kıs kıs gülüyorlardır.

Biz, türban-mürban, yök-mök, derin-merin, Ergenekon-mergenekon derken; atı alan Üsküdar’ı geçiyor…

Belki İran’nın havadan bombalanması; belki Afganistan dağlarında Taliban’ın üstüne mehmetçiğin sürülmesi; belki Barzani’nin ülkemizde aslanlar gibi karşılanması açar gözümüzü.

Bölük pörçük Türkiye, iç savaşa doğru sürüklenmek istenen Türkiye ve sınır komşumuz ABD… Ve hâlâ Doğu ve Güneydoğu sınırlarımıza askeri birlik yığan silahlı kuvvetlerimiz.

Allah sonumuzu hayretsin…

 

http://www.vatanpostasi.org/index.php?option=com_content&task=view&id=639&Itemid=38
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi