Bir özel şehir: Selanik 1920�li yıllardı; Makbule genç kızlığa adım attığı günlerde doğup büyüdüğü Selanik şehrinden Anadolu�nun ortasında küçük bir şehir olan Tokat�a ailesiyle göç etmişti. | |
AC_FL_RunContent( 'codebase','http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=7,0,19,0','width','200','height','160','hspace','20','vspace','20','align','right','src','reklam/bankasya_0708_kredikarti_aksiyon_sitegeneli_200x160','quality','high','pluginspage','http://www.macromedia.com/go/getflashplayer','movie','reklam/bankasya_0708_kredikarti_aksiyon_sitegeneli_200x160' ); //end AC code Bir süre sonra Türkiye�de kılık kıyafet devrimi yapıldığında mazbut Anadolu şehrinde çarşafını ilk çıkarıp Paris modasında manto giyip başı açık sokağa çıkan Selanikli Makbule Hanım oldu. Nüfus mübadelesi ile Türkiye�ye gelen Rumelili, özellikle de Selanikli aileler Ankara�nın uygulamaya koyduğu yeni toplumsal projeye en çabuk uyum gösteren kesim oldular. Çabucak asrileşen bu insanlar muhacir olarak anıldılar ve Selanik muhacirleri hep ilgi gördüler. Türkiye�ye yerleşen ilk nesil Selanikliler ile Mustafa Kemal Paşa arasında hemşehrilik hissinden doğan ayrı bir sıcaklık yaşandı. Selanik�in Müslümanları Selanikliler �suyun öbür tarafından�dılar. Avrupalı idiler. Her ne kadar Selanik klasik Osmanlı asırlarında en fazla Türkmen aşireti iskan edilen şehir olsa da; Rumeli Yörükbeyi Selanik�te otursa, Yedikule, Mısır Çarşısı, Tahtakale gibi Türk isimleri semtlerine ad olsa da şehir merkezi hep kozmopolit kalmıştı. 1885 nüfus sayımına göre Selanik ve havalisinde 1 milyona yakın insan yaşıyordu ve bunların 495 bini Müslüman, 244 bini Rum, 222 bini Bulgar ve 45 bini Yahudi idi. Merkezde bulunan 46 Türk mahallesindeki 30 bin Müslüman, 16 Yahudi mahallesindeki 45 bin Yahudi�nin yanısıra 12 Rum ve 1 Frenk mahallesinde de 13 bin nüfus yaşıyordu. Müslüman cemaati idareci sınıftı. Çoğu memur, polis, bürokrat, subaydı. Selanik�in gayrimüslimleri Kurulduğundan bu yana devamlı Yahudi nüfusa sahip olmuş bir şehir Selanik. Osmanlı fethi sonrasında da Yahudiler tekstil alanında faaliyet göstermişler. Dokudukları Selanik çuhası imparatorluk coğrafyasında ve Avrupa pazarlarında çok tutulurmuş. Engizisyon zulmünün elinden 1492�de İspanya�dan, 1496�da Portekiz�den kurtardığımız Yahudiler�den 20 bini eskiden de bu cemaatten insanların bulunduğu Selanik�e bu sektörün geliştirilmesi için yerleştirilmiş. 1510�da Selanik Yahudiler�i matbaalarını tesis etmişler. 1880�lere gelindiğinde şehirde yaklaşık 15 bin Yahudi aile yaşamaktadır. Bunların bin kadarı Yahudi cemaatinin �ortak refah bütçesi�ne katkıda bulunur. Cemaat bütçesi ise mahalli idarenin bütçesine eşit olduğu belirtilen 500 bin altın Fransız Frangı'ndan oluşur. Bu fon fakir aileler için daha iyi şartlarda konutlar sağlamak, 15 ilkokulun, 4 lisenin ve bir kolejin yanısıra 30 sinagog ile çeşitli hayır kuruluşlarının giderleri için kullanılır. 19. yüzyıl başında Rum ailelerin sayısı ise 2 bin kadardır. Çoğu ticaretle uğraşır ama Avrupa ile ticari temasları alt düzeyde olup parakendecilik yaparlar. Ticari açıdan Yahudilere ancak 19. asrın ortalarında yetişirler. Rum cemaatin bütçesi Yahudi cemaati bütçesinin yüzde 20�si kadardır. Ama Rumlar Selanik�in entelektüel hayatının ve kültür kurumlarının baş temsilcileri olduklarını iddia ederler. Dönmeler 1626�1676 yıllarında yaşayan Sabatay Sevi, dini ve siyasi bir dava güderek dağılmış olan Yahudileri birleştirip �siyon�a götüreceğini vaad etmiş ve İzmir�de Mesihliğini ilan etmişti. Bu hareket bütün Yahudiler üzerinde, özellikle de İzmir ve Selanik�teki Musevi cemaati üzerinde büyük etki uyandırarak taraftar topladı. Sabatay Sevi�den 16 Eylül 1666�da mesihliğini isbatı istenince o da kurtuluşu �Müslüman olmakta� buldu. Sabatay Sevi�yle birlikte taraftarları da Müslüman olmuştu ancak bu Müslümanlık sadece şekilden ibaretti. Sabatay Sevi ve taraftarları gizli olarak Yahudiliklerini sürdürmeye devam ettiler. Bu yüzden de normal mühtedilerden farklı olarak �avdetiler� veya �dönmeler� olarak isimlendirildiler Müslüman halk tarafından. Dönmelerin nüfus mübadelesi ile Türkiye�ye gelmelerine rağmen Selanik�teki dönme mahallesi hâlâ unutulmamış. Kendilerine mahsus minaresiz camileri de duruyor. Selanik�in Osmanlı döneminde en son yapılan camii olan Dönmeler Camii (Yeni Camii) şu günlerde Arkeoloji Müzesi olarak ziyaretçilere açılıyor. Selanik�in ekonomik ve sosyal tarihi üzerine makale yazan Basil C. Gounaris�in belirttiğine göre Dönmeler, Müslüman cemaat içinde en zengin grup idiler. Yahudilere ticari rakip gözüküyorlardı. Dönmeleri ne Müslümanlar ne de Yahudiler severdi. Cemaatlerinin devamını iç evliliklerle ve iyi eğitimle sürdürmeye çalışıyorlardı. Gounaris�in ifadesine göre; içinde bulundukları güvensiz ortamdan dolayı siyasi ilişkilerde daha güvenli bir konum elde edebilmeleri için Jön Türk hareketine mali destek verdiler. O yıllarda son derece popüler bir gazete olan Asr�ı kontrolleri altına aldılar. Asr daha sonra Yeni Asır olacak ve 1924�ten günümüze kadar İzmir�de yayınlanacaktı. Geçen asrın sonunda Yeni Asır olarak ülke gündemine giren yenilikçi, değişimci ve devrimci misyon bu yüzyılın sonunda Yeni Yüzyıl ve Sabah grubunca miras alınmış ancak misyon statükocu olmakta karar kılacaktı. Fernand Braudel Merkezi�nde bir araştırma grubunca yürütülen �emperyalizm çağında Doğu Akdeniz limanları� konusunda çalışmalar içerisinde Selanik de yer alıyordu. Selanik üzerine araştırma yapan Basil C. Gounaris elde ettiği veriler doğrultusunda şu değerlendirmede bulunuyor: �Selanik toplumunu bütünleşmeye yönelten güçlü etkenlere rağmen farklı cemaatler arası inşa edilmiş bariyerler büyük ölçüde sağlam kaldı. Padişahın toprakları içinde ve dışında Balkanlar'da milliyetçiliğin yükselişi ve Makedonya Sorununun şiddetlenmesi yatay bağlantıları engelledi. Irksal ve dinsel nefret sınıfsal dayanışmaya ve ekonomik çıkarlara üstün geldi. Refah, sosyalizm, meşrutiyetçilik ve kozmopolitçilik çeşitli milletler arasındaki farklılıklar ve güvensizliği boşu boşuna örtmeye çalışan ince bir kabuk olmaktan öteye geçemedi. Selanik, Balkan Savaşlarına kadar derinlemesine bölünmüş kaldı.�� Çağlar Keyder, Eyüb Özveren ve Donald Quatert, �Doğu Akdeniz�de Liman Kentleri� başlıklı kitaba yazdıkları değerlendirmede liman kentlerinin geçen asırda sömürge kenti haline geldiği ve bu şehrin artık kendi iç bölgesi ile emperyalist merkez arasında kanal olarak hizmet ettiği, sakinlerinin de ancak yabancı sermayenin uşaklarından başka birşey olmadığı sonucuna varıyorlar. Bunların yaşadıkları toprağa ve bu toprağın gerçek sakinlerine yabancılaşmış bir �komprodor� sınıf oluşturduklarını, sömürünün gerçekleştirilmesindeki rollerinden dolayı da temelde olumsuz olduklarını belirtiyorlar. Aynı çalışma çerçevesinde yapılan bir diğer değerlendirme de Osmanlı liman şehirlerini ve özellikle Selanik�in tarih içindeki misyonunu resmediyor. Liman şehrindeki yabancılar ve onlarla bağlantılı azınlıklar, çağdaş düşünce ve uygulamaların ülkenin geri kalanına yayılmasını sağlayan �değişim ajanları�na dönüşürler, aksi halde ülkede gelenek ve değişmezlik hüküm sürer. Liman kenti, çağdaş düşünce ve uygulamaların gözle görülür ve elle tutulur hale geldiği, geleneksel düşünce ve davranış yollarıyla çelişkilerin en belirgin olduğu yerdir.�� Bugünkü Selanik 533 sene Osmanlı idaresinde kalan Selanik, geçen asırda yaptığı büyük sıçrama ile Osmanlı�dan Türkiye�ye ticaret�siyaset�kültür hayatında fevkalade etkisi olan bir şehrimiz haline geldi. Halen Yunanistan�ın en önemli ikinci şehri. Doğu Avrupa ile Batı Avrupa arasında köprü olarak bahsediliyor. Bu sene �Avrupa Kültür Başşehri� ilan edildi ve bu çerçevede pekçok kültürel faaliyetler tertip edildi. Bunlardan bir tanesi Bizans Sergisi idi ve gerçekten görülmeye değerdi. Selanik gören herkesin İzmir�e benzettiği; temizliği, bakımlılığı ve gövdesi ile insanları etkileyen bir şehir. Mimarisi ile Yunanistan ekonomisinden en yüksek payı alan şehir olduğunu gösteriyor. Tabii ekonomiye en çok pay veren şehir olduğunu da. Avrupai Osmanlı�nın merkezi olan Selanik Osmanlıya ait bütün izlerini neredeyse silmiş. Selanik artık Osmanlı şehri değil... Şehrin turistik cephesinde Avrupai şehir görüntüsü inkar edilemez ama arka sokaklara doğru gittiğinizde, mesela tren garında Avrupa�dan çok Balkan havası sezmemek imkansız. Aslında bu bütün Yunanistan�ın sorunu. AT�dan aldığı kredilerle makyajını tazeleyen ülke Doğulu mirasından, tarihindeki Doğululuktan rahatsız. Kendisine göre vücudundaki Doğulu kirlerden yani Osmanlı eserlerinden Kültür Bakanlığı, Vakıflar İdaresi marifetiyle kurtulmaya çalışıyor. http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=17727 <object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=7,0,19,0" width="200" height="160" hspace="20" vspace="20" align="right"> <param name="movie" value="reklam/bankasya_0708_kredikarti_aksiyon_sitegeneli_200x160.swf"></param> <param name="quality" value="high"></param> <ibed src="reklam/bankasya_0708_kredikarti_aksiyon_sitegeneli_200x160.swf" width="200" height="160" hspace="20" vspace="20" align="right" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash"></embed> </object> |