|
Burası Türkiye...! Elçin ALPTEKİN Sidney’in değişik mimarili o ünlü binasını herkes bilir. Opera ve tiyatro binasında sahnelenen hiçbir oyunun alkışlanmadığını belki de herkes bilmez. Çünkü, orada oyun sergilemek başlı başına bir övgü ve alkıştır. Çünkü, orası dünyada eşi benzeri bulunmayan bir markadır. Ondandır ki, alkışın ‘A’ sını duyamazsınız orada… Dünyanın demokrasi beşiği olan İngiltere’de hiçbir siyasinin gerek kendisi gerekse kuyruğunun kuyruğu asla ve asla imtiyazlı değildir. Çünkü, demokrasi imtiyaz sağlamaz. Çünkü, onlar bilirler imtiyazsız olduklarını ve kabul etmişlerdir bunu… Başbakanın oğlu dahi olsa, ehliyetini polise verecek bir trafik kuralını ihlal etmiş bile olsa, başbakan gider polis merkezine, oğlu adına özür diler, bir daha böyle bir hata yapmayacağının garantisini verir, cezasını öder ve gelir… Cumhuriyetin öncülerinden olan Fransa’da, bireyler birçok yabancı dil bilseler dahi konuşmazlar. Çünkü, orada kendi dilleri çok önemsenir. Çünkü, onlar gerçek milliyetçi insanlardır. Çünkü, dillerine, kanunlarına, kendilerine büyük saygı vardır orada… Burası Türkiye...! Bırakın sanatçının sanatını alkışlamayı, bir siyasimiz mikrofon başında öksürse bile, avuç içlerimizi patlatırcasına alkışlarız… Düşünmeyiz onların asli görevlerini yaptıklarını…yaptılar diye, yapacaklarını söylediler diye basarız alkışı…Adamları hindi gibi kabartıncaya kadar alkışlarız… “Doğru mu yapıyorlar” diye sormayız bir kere! Biz marka olamadık çünkü… Burası Türkiye…! Bırakın başbakanın oğlunun ehliyetini kaptırmasını, TBMM’de vekili olan siyasi partinin çaycısının bile oğlunun ehliyetini aldırmayız Alim Allah…Hangi babayiğit almışsa o ehliyeti ertesinde kendini başka bir yerde ya da başka bir pasif görevde bulur… Hiç birimiz demokrat değiliz çünkü…bizi yönetenlere sadece kürsüde imtiyaz sağlanacağını bilemeyiz de adamları hayat boyu imtiyaz sahibi zannederek kendimizi avuturuz ve ömür boyu sürecek kış uykusuna yatırırız kendimizi çünkü… Burası Türkiye…! Bırakın kendi dilimizi konuşmayı, kendi dilimizden isim bile koymayız işyerimize…Dünyanın pek çok ülkesinde konuşulan, zenginlikte üstünde başka bir dil bulunmayan öz dilimizi hiçe sayarız çünkü…bizim için yabancılaşmak modadır çünkü…kendimizi o zaman adam yerine sayarız çünkü… Bize ne kendi dilimizden, kendi kanunlarımızdan, kendimiz olmanın üstünlüğünden bize ne çünkü… Burası Türkiye…! Bir tarafta var güçleriyle suç örgütlerine karşı savaşan kolluk güçlerimiz, bir tarafta şehit verdiğimiz canlarımız, bir tarafta da eline kına yakarak askere evlatlarını gönderen analarımız… Bir tarafta “Haşema giyilsin mi, giyilmesin mi?”, “Türban takılsın mı, takılmasın mı?” gibi olaylarla TBMM’yi ve beynimizi sulandıran konularla uğraş veren siyasiler… Alkışlar…alkışlar…alkışlar… Burası Türkiye…! Kurtuluş mücadelesini veren şehitlerimizin kanı henüz kurumamış olan genç Türkiye’min toprakları da 775 Sayılı Yasa hiçe sayılarak ve yasaya rağmen yağmalanıyor her yerde… Kapanın elinde kalan güzelim arazilerimizin üstüne yoksullarına ev yapmak için; ‘Emlak ve Eytam Bankası’nı / yani, “Emlak ve Yetimler Bankası” nı kuran Gazi Mustafa Kemal’in idealleri nerede? TOKİ’li yapılanlar nerede? Çetelerin elinde kalan yurdum inliyor da biz hayıflanmıyoruz bile… Siyasilerin iktidar erklerini kaybedince soluğu ‘NEDEN’ Yüce Divan’da aldıklarını sorgulamıyoruz bile… Tek üzüntümüz hangi siyasiye bilmem ne kadar az yalakalık yaptık, hak ettiği kadar alkışlayamadık oluyor… Utanmamız gerek ama nerdeeeee! Sıkılmamız gerek ama nerdeeee! Akıllanmamız gerek ama nerdeeee! Welcome in Turkey…!! NOT: Gazi Mustafa Kemal’in sözlerini hatırlayalım istedim. “…Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Mızrak çuvala sığmıyor artık. Kyanak; TÜRK İŞİ MORTGAGE kitabından alıntıdır; Türk İşi Mortgace / 775 Sayılı Gecekondu Yasası ve Uygulaması Zeki Bingöl Togan Yayıncılık / Araştırma İnceleme Dizisi http://www.zekibingol.com/content/view/2055/2/ |