Türban ve Yeniçeri Ocağı*
METİN ERKSAN
İngiliz ve Fransız dillerinde ''kadın sarığı'' anlamında kullanılan ''turban'' sözcüğü, Türk diline ''türban'' sözcüğü biçiminde yatay geçiş yapmıştır. Başörtüsü anlamına gelen ''türban'' sözcüğünün oluşmasına, gene bir başörtüsü olan ''tülbent'' sözcüğü etkin olmuştur. Arap diline ilişkin ''tesettür'' sözcüğünün karşılığı Türk dilinde ''örtünmek'' sözcüğüdür. Başörtüsü olan ''türban'' , ''tesettür-örtünmek'' olgusu içinde algılanır. İngiliz ve Fransız dillerinde; bir tür deniz yaratığının helozonlu-burmalı sarmal kabuğu da ''turban'' sözcüğü ile adlandırılır. Türk dilinde bu deniz yaratığının sarmal kabuğunun adı ''şeytan minaresi'' dir.
Eldeki sayısal bilgilere göre; ''türban'' için her yıl 2.8 trilyon TL ödeniyormuş. ''İslami giyim-tesettür'' için yapılan ödeme, ''türban'' giderinin en az on katıdır. Bu akıl almaz boyutlardaki dev para birikimi ''birilerinin ekonomik çıkarıdır'' . Bu korkunç para birikimi dinsellikle ilgisi olmayan ''türban'' ve ''tesettür'' propagandası için kullanılmaktadır. ''Türban'' ve ''İslami giyim'' yapımı-dağıtımı için dev boyutlu bir sanayi-ticaret oluşturulmuştur. Bu sanayinin ve ticaretin ''geliri, verimi-kârı-rantı'' büyük bir para gücüdür. Bu sanayi ve ticaretin dinsel uzantısı ''İslami giyim'' fetvalarıdır. ''Türban'' ın ve ''İslami giyim'' in dinselliğin siyasallaşması olduğu açıkça kanıtlanmıştır. ''Türban'' ve ''tesettür'' siyasal İslamın zorba göstergesidir. ''Türbana kalkan eller kırılsın'' ve ''75. yıllık başörtüsü zulmü'' gibi siyasal sloganların gerisinde bu para gücü vardır.
Bu tehlikeli ve ilginç durum bana ''Vakanüvis (Gözlemci) Tarihçilerin'' Türk-Osmanlı tarihi içinde gerici-mürteci bir ayaklanma olarak tanımladığı ''Kabakçı Mustafa İsyanı'' nın kök nedeni olan ''ekonomik etkenleri'' ya da ''perde arkasını'' anımsatmıştır. Şöyle ki:
III. Selim' in (1761-1808) saltanat döneminde (1789-1807) Türk-Osmanlı Devleti kara ordusunun piyade gücünü oluşturan Yeniçeri askerinin savaş gücü tümüyle yok olmuştur. 1683 Viyana kuşatmasından sonra Avrupa devletleri ordularının askeri eğitim, öğretim, düzence (disiplin) ve teknolojik üstünlükleri sonucu, Türk-Osmanlı Devleti'nin askeri üstünlüğü giderek sürekliliğini yitirmiştir. Bu durumun nedenlerinden biri ''Yeniçeri Ocağı'' ndaki askeri eğitim, öğretim, düzence ve teknoloji yokluğudur. Üstelik ''Yeniçeri Ocağı'' nın; çok özel toplumsal ve ekonomik bir yapısı olan ''Ocak Nizamı (Düzeni)'' da bozulmuştur. ''Yeniçeri Ocağı'' na bağlı subay ve askerlere verilen ve bir tür maaş cüzdanı olan ''esame'' adlı belge, para ile alınır-satılır bir meta- mal olmuştur. Yeniçeri olmayan; çiftçi, işçi, esnaf ya da değişik uğraşları olan kişiler para ile ''esame'' satın alarak Yeniçeri niteliğini kazanmaktadır. ''Yeniçeri Ocağı'' nı oluşturan erkeklerin bekâr olması, evli olmaması zorunludur. Fakat ne var ki hem ocağa yazılı Yeniçeriler bu yasağa uymayıp evlenmekte hem de ''esame'' satın alıp ocağa yazılan ve Yeniçeri olan evli erkekler bu yasağa uymamaktadır. Yeniçeri Ocağı'nda askeri eğitim ve öğretim, savaş eğitimi ve öğretimi yapılmamaktadır. ''Yeniçeri Ocağı'' nın ünlü düzencesi (disiplini) yerini; serseriliğe, şehir eşkıyalığına, içki düşkünlüğüne, can ve mal düşmanlığına bırakmıştır.
Yeniçeri Ocağı'nın iç ve dış parasal işlemleri, maaş, ulufe, mevacip (aylık-ödenek) dağıtımı, yeteneğe göre artan Yeniçeri maaşlarının hesabı, yiyecek, giyecek, yakacak, aydınlatma, barışta ve savaşta kullanılan araç-gereç ve donanımlar, özetle ocağın her çeşit gereksinimi için satın alımlar ''ocak bezirgânları'' aracılığıyla yapılırdı. ''Ocak bezirgânlığı'' ; Rum, Ermeni, Musevi gibi Türk-Osmanlı Devleti uyruğu Hıristiyan ve Musevi dinlerine ilişkin kişilerce yapılan bir uğraştı. ''Ocak bezirgânlığı'' çoğu kez rüşvetle alınıp satılan bir konumdu. ''Ocak bezirgânlığı'' ara sıra babadan oğula geçen bir uğraş da olurdu. ''Ocak bezirgânları'' Yeniçeri Ocağı'nın parasal işlerini, alışveriş işlerini İstanbul'un ticaret merkezleri olan ünlü iş hanlarında bulunan odalarında yaparlardı. Yeniçeri Ocağı'na ilişkin maaş defterleri, alım-satım belgeleri, paralar, mallar bu odalarda bulunurdu. Ocak bezirgânlarının buyruğunda yüzlerce yardımcı çalışırdı. ''Ocak bezirgânları'' ocak için yaptıkları satın almalarda; kendilerine, yandaşlarına, mallarını satın aldıkları kişilere büyük ekonomik çıkarlar sağlardı.
Ocak bezirgânları büyük parasal gelirlerini Yeniçerilerin ''maaş cüzdanı'' olan ''esame'' alım-satımlarından ve ''esame'' sahiplerine aylık ödeme gününden önce ''faizle'' verilen para ödemelerinden kazanırdı. Ocak bezirgânları aylık ödeme gününden önce ''esame'' sahiplerine verilen faizle para ödeme işlemlerini; Rum, Ermeni, Musevi sarraf-faizciler aracılığıyla yaparlardı. Yeniçeri Ocağı çok geniş bir sanayi-ticaret-faizci çevresine büyük kazançlar sağlayan tükenmez bir para kaynağıydı. Ocak bezirgânları Yeniçeri Ocağı'nın; askeri, siyasal, ekonomik, toplumsal gücünü kullanıp birçok yasadışı iş yaparlar, siyasal etkinliklerde bulunurlardı.
''Yeniçeri Ocağı'' ndaki bu kargaşa (anarşi) ve karmaşa (karışıklık) devlet yönetimine onulmaz (çaresi olmayan) büyük zararlar vermiştir. Devlet tarafından önerilen tüm yenileşme tasarılarını geri çeviren ''Yeniçeri Ocağı'' nın gerisinde ''ulema sınıfı'' denilen ''dinsel oluşum'' vardır. ''Yeniçeri Ocağı'' nın beyni-aklı-yöneticisi olan ''ulema sınıfı'' bağnaz-tutucu ''dinsel bir güç'' tür. ''Ulema sınıfı'' ''Yeniçeri Ocağı'' nı siyasal, toplumsal, ekonomik, dinsel çıkarları için kullanmıştır.
Türk-Osmanlı Devleti'ni paylaşmak isteyen Rusya ve Avusturya Devletleri ile 1787-1792 yılları arası yapılan savaşlar ve yenilgiler, 1797-1800 yılları arası Fransa Devleti ile yapılan savaş ve yenilgi, 1807'de İngiltere Devleti ile yapılan savaş ve yenilgi ''Yeniçeri Ocağı'' nı kapatmak ve ''Nizam-ı Cedit'' (Yeni Düzen) adıyla yeni bir ''Piyade- Topçu-Suvari Ordusu'' kurmak düşüncesini kesin olarak gündeme getirmiştir. III. Selim bu durum ve koşullar içinde, yıllardan beri yapmayı düşündüğü ''Nizam-ı Cedit'' adıyla anılan düzeltmesini yapmaya karar vermiştir. Fakat III. Selim ''Nizam-ı Cedit'' i yalnız askeri bir düzeltme biçiminde düşünmemiştir. III. Selim ''Nizam-ı Cedit'' düzeltmesini; ''ulema'' nın devlet yönetimindeki etkisini sınırlamak, Türk-Osmanlı Devleti'ni Avrupa Devletlerinin içinde bulunduğu; bilim, düşünce, kültür, uygarlık, tarım, sanayi, ticaret, yenilik, sanat düzeyine ulaştırmak biçiminde düşünmüştür. III. Selim'in ''Nizam-ı Cedit'' düzeltmesi, Türk-Osmanlı Devleti'ni yok olmaktan kurtarmak girişimidir.
''Nizam-ı Cedit'' ordusunun kuruluşu, Nizam-ı Cedit ordusuna devlet hazinesinden büyük bir pay ayrılması, eğitim ve öğretimi yeni bitmiş ''Nizam-ı Cedit'' birliklerinin Napoleon Bonapart komutasındaki Fransız ordularını 7-21 Mayıs 1807 tarihinde Akka Savaşı'nda yenmesi ve bozguna uğratması (Akka şehri bugün İsrail Devleti sınırları içindedir), ''Yeniçeri Ocağı'' nda ve ''Yeniçeri Ocağı'' nın dayanağı ''ulema'' da büyük bir korku uyandırır. Avrupa Devletleri orduları yönetiminde kurulmuş ''Nizam-ı Cedit'' ordusunun başarıları ''Yeniçeri Ocağı'' nın askeri gücünün bittiğini açıkça gösterir. ''Nizam-ı Cedit'' ordusunun kurulması ''Yeniçeri Ocağı'' nın ve ''Yeniçeri Ocağı'' nın çevresindeki çıkarcıların ''ekonomik düzenini'' yok etmiştir.
Ekonomik düzeni bozulan ''Yeniçeri Ocağı'' 25 Mayıs 1807'de ''Yeniçeri Askeri Kabakçı Mustafa'' nın önderliğinde bir isyan başlatır. Bu isyanın gerekçelerinden biri çok anlamlıdır. Şöyle ki; ''Nizam-ı Cedit askerinin giyimi (kılık-kıyafeti) kâfir taklididir. Bu giyim şeriat karşıtıdır'' . III. Selim devletin içinde bulunduğu ''savaş durumu'' nu düşünüp, eşsiz bir vatanseverlik yaparak ''Nizam-ı Cedit'' askerini kullanıp bu Yeniçeri isyanını bastırmaz. ''Yeniçeri Ocağı'' ve ''ulema'' 28 Temmuz 1808'de III. Selim'i öldürür. ''Yeniçeri Ocağı'' ve ''irtica'' ; devlet savaşlarla uğraşırken, İstanbul büyük yangınlar içinde kül olurken kargaşayı sürdürür. II. Mahmut (1785-1833) saltanat döneminde (1808-1839) çok yaşamsal bir karar verip, 15 Haziran 1826 günü ''Yeniçeri Ocağı'' nı yok eder.
''Türban'' ve ''İslami giyim'' üstünde oynanan ''Şeriat Düzeni Getirme'' oyunu bana ''Yeniçeri Ocağı'' nın bozuk düzeninden çıkar sağlayan ''ekonomik çevre'' yi, ''esame alım-satımı'' nı, ''ocak bezirgânları'' nı, ''sarraf-faizci'' leri anımsattı. 163. maddenin kalkması için büyük çabalar harcayan ''Cumhuriyetin sadık bekçisi-özgürlükçü-aydınlanmacılar'' şimdi ''kınaları'' nerelerine sürüyorlar dersiniz?
----------------------------------------------------------------------------------------------------
*Bu yazı ilkönce 21 Ekim 1998 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmıştır. Gündeme ilişkin olmasından ötürü yazarının izniyle yeniden yayımlıyoruz.