Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından, İlhan Selçuk'un sabaha karşı evi basılarak gözaltına alınmasına tepki gösterilerek, "Hrant Dink davası zanlılarına karakolda bayraklı pozlar verdirildiği görüntüler hafızalarda çok taze duruyor. Bunu hatırlayınca, İlhan Selçuk'a gösterilen muameleyi anlamakta daha büyük güçlük çekiyoruz" denildi. "Bağımsız Türk yargısının, ihtiyaç duyduğunda her Türk vatandaşını gözaltına alarak yargılayabilme hakkına sahip olduğu" belirtilen açıklama şöyle:
ANLAMIŞ DEĞİLİZ
"Ancak, kim olduğu bilinen, adı Türkiye'nin en eski yayın organı Cumhuriyet ile özdeşleşen, yaşamı evi ile gazetesi arasında ve iki resmi koruma eşliğinde geçen 83 yaşındaki gazeteci İlhan Selçuk'un evinin basılarak, sabaha karşı gözaltına alınmasının gereğini anlamış değiliz. Hrant Dink davası zanlılarına karakolda bayraklı pozlar verdirildiği görüntüler hafızalarda çok taze duruyor. Bunu hatırlayınca, İlhan Selçuk'a gösterilen muameleyi anlamakta daha büyük güçlük çekiyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin bağımsız Türk yargısına güvenini bir kez daha anımsatmak isteriz. Konunun takipçisi olacağımızı duyururuz."
Nokta'ya tepki olmamıştı
Aydınlık ve Ulusal Kanal baskınının bir benzeri geçen yıl Nokta dergisinde yaşandı. 13 Nisan 2007'de darbe planlarını deşifre ettiği gerekçesiyle dergi binasını basan polis, 4 gün boyunca arama yaptı. Dergi 29 Mart 2007 tarihinde çıkan sayısında eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlükleri yayımladı. Yayımlanan günlüklere göre 2004 yılında bazı komutanlar yönetime el koymayı düşünmüşler, ancak bundan daha sonra vazgeçmişlerdi.
ASKERİ SAVCI BASTIRDI
Nokta dergisi ilk olarak 1982 yılında Ercan Arıklı tarafından çıkartıldı. Dergi bu dönemde gündem yaratan haberlere imza attı. Nokta dergisi kapatılma öncesi Genelkurmay'ın sivil toplum kuruluşları (stk) ve gazetecileri "TSK yanlısı ve karşıtı" diye fişlediği belgeleri yayımladı. Günlüklerin yayımlanmasından sonra dergi Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın isteği üzerine basıldı. Askeri savcılık özellikle "stk belgesi" ve gazetecileri fişleyen belgenin Genelkurmay'dan nasıl çıktığını öğrenmek istiyordu. Derginin son genel yayın yönetmeni Alper Görmüş bu süreci, " Hayatımda ilk kez bir dergiyi polisler eşliğinde hazırladım. Onlar uyuyor biz çalışıyoruz" diye anlatıyordu.
'Medyadan ek gözaltılar olabilir'
Star gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar: Bu son gözaltılar Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların bu işi ne kadar ciddiye aldıklarını gösteriyor. O nedenle bu soruşturmanın eksik kalmaması için çok bilgi sahibi oldukları düşünülen ve bu trafiğin önemli adres konumundaki kişilerin bilgilerine başvurulabilir. Bu, sanık sıfatıyla da olabilir tanık sıfatıyla da. Eğer savcılar Ergenekon çetesi ile ilişkisi olduğunu düşünürlerse tutuklanmasını da isteyebilir. Medya sektöründen de ilave gözaltılar olabilir. Çünkü, Ergenekon soruşturmasına baktığınız zaman ortaya çıkan bazı adresler var. Onların bilgisine başvurmadan bu soruşturma eksik kalır. Başlayan operasyonların Yargıtay davasından dolayı olduğuna inanmıyorum. Ergenekon soruşturması nedeniyle bu Yargıtay davasının erkene alındığını düşünüyorum. Bazı çevreler başsavcıyı etkilemiş olabilir. İlhan Selçuk'un başsavcıya yönelik "Dava açmasın da görelim" yazısı bu çerçevede değerlendirilebilir. Başsavcıya baskı yapılmıştır.
Oktay Ekşi:
Şoke oldum
Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, "Böyle bir oluşumla ilgili olduklarını düşünmüyorum. Sadece şoke olduğumu söylemek istiyorum" dedi. Özellikle İlhan Selçuk'un gözaltına alınma şeklini de eleştiren Ekşi, "Birileri sanki bundan haz duyarmış gibi. Bakarsınız eli kanlı birine gayet iyi davranırlar. Bizim tarihimiz bu tür uygulamalarla dolu. Ayıptır, yapana da ayıptır, yaptırana da ayıptır. Bu tür işlemlerden polisin kazancı yoktur. Devlet yıpranır" dedi.
ÇGD eleştirisi:
Evler basılıyor
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay da yaptığı açıklamada şöyle dedi: "Demokrasiyi, insan haklarını, Avrupa Birliği kriterlerini hiç ağzından düşürmeyen AKP iktidarında bu sabaha karşı evler, basın -yayın organları basılıyor. 12 Mart ve 12 Eylül darbe dönemlerindeki uygulamaları hatırlatan gözaltına almalar yaşanıyor. Bu durum muhalif yazarlara, yayıncılara, muhalif basına karşı sindirme eylemidir."
TGF açıklaması:
Cadı avı
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin de "Bu konu cadı avı haline gelmiştir. Açılan bir kazana herkesin atılma çabasıdır. Yaşamını demokrasi için veren kişinin böyle bir şeyin içine alınmasını iktidarın kendilerine karşı çıkan herkese bir tuzak haline getirdiği bir olay olarak değerlendiriyorum. Bağımsızlığına inandığımız yargının ve Emniyet'in siyasete alet olmaması gerektiğine inanıyorum."
Emre Kongar:
Kaygılıyız
Cumhuriyet gazetesi yazarı Emre Kongar, İlhan Selçuk'un gözaltına alınmasından dolayı kaygılarını dile getirerek, "İki kaygı duyuyoruz. İlki Selçuk'un yaşı ve rahatsızlığından dolayı, ikincisi ise Türkiye'deki basın özgürlüğünden dolayı" dedi. Kongar, Türkiye'de bir rejim sorunu yaşandığını vurgulayarak, politikacıların sorun çözmek yerine, sorun yarattıklarını savunarak, "Saldırı bağımsız basına yapılmıştır" dedi.
Barolar Birliği:
Tarafsız olmalı
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok: "Türkiye bir hukuk devletidir. Yasalar çerçevesinde yargının dokunamayacağı kimse yoktur. Herkes soğukkanlı olarak yargının tarafsız çalışması için altyapıyı hazırlamalıdır. Açılan kapatma davasına karşı yapılmış bir harekettir deniyor, bunun dillendirilmesi bile çok yanlış. Her şey en ince ayrıntısına kadar incelenecek tarafsız karar verilecektir. Türk insanı bunları asla hak etmiyor. Hepimiz hukuku öne çıkarıp yargıya güvenmeliyiz."
sabah