Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow İnsan haklarına doğrudan şikâyet kapısı açılıyor
İnsan haklarına doğrudan şikâyet kapısı açılıyor PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazar, 02 Mart 2008

İnsan haklarına doğrudan şikâyet kapısı açılıyor


Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı 2008’i insan hakları yılı olarak görüyor. Başkanlık yeni yılda Alo 150 hattı ile internetten de şikayet kabul edecek. Şikâyetler elektronik ve fiziki kütüklere işlenerek aynı anda denetlenecek.


İnsan hakları ihlalleri ile ilgili çalışmalarına hız katan Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Başkanlığı (BİHB) yeni açılımlara hazırlanıyor. Şikâyetleri bugüne kadar klasik yöntemlerle kurullar üzerinden takip eden başkanlık, yeni yılda Al0 150 ve internet hattından da şikayet kabul ederek yeni bir çığır açacak. Başkanlığın Aksiyon ile paylaştığı bilgilere göre en çok şikayet; işkence ve kötü muamele iddiaları konusunda değil, sağlık, adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakları konusunda geliyor. Türkiye’nin insan hakları haritasını çıkaran başkanlık, il il ve şikâyet bazlı detaylı çalışmalar yapıyor. Sonuçlar ise, demokrasi ve insan hakları kavramlarının siyaset kurumu ve devletten çok illegal yapılarca kullanıldığını söyleyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın “İnsan hakları, özgürlük, demokrasi ve barış gibi evrensel değerleri terör örgütüne kaptırdık.” sözlerini de haklı çıkarıyor âdeta.

Büyükanıt’a göre devlet, insan hakları ve demokrasi gibi evrensel kavramlara sahip çıkamadı. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’nın 2006-2007 yılları arasında gerçekleştirdiği bir proje, bu tespiti doğrular nitelikte. Başkanlık, AB yardımıyla devlet erkânını temsil eden iki bin 471 yöneticiye insan hakları eğitimi verdi. 4 milyon Avro’luk proje kapsamında vali, vali yardımcısı, kaymakam, emniyet ve jandarma yetkililerinin katıldığı 30 seminer düzenlendi. Bu seminerlerde terörle mücadelenin insan hakları ile uyumlu bir şekilde yürütülmesi, toplanma ve dernek kurma özgürlüğü gibi konular anlatıldı. Ayrıca 720 hâkim, savcı ve adalet müfettişine adil yargılanma hakkı, din ve vicdan özgürlüğü ve dernek kurma hakkı gibi konuların ele alındığı eğitim semineri verildi.

ŞİKÂYET EDEN ÇOK, HAKKINI ARAYAN YOK

En önemli gelişme ise 2008’in insan haklarında “hamle yılı” olarak ilan edilmesi olacak. Bu kapsamda kamu kurumlarının insan hakları konusunda daha duyarlı olması için önemli bir çalışma başlatıldı. Dışişleri, İçişleri, Adalet, Sağlık bakanlıkları başta olmak üzere 21 kamu kurumu yetkilisi bir araya gelerek devletin insan hakları ile ilgili yeni vizyonunu belirleyecek. Toplantıları Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı koordine edecek. Kötü muamele ve işkence, adil yargılanma hakkı, töre cinayeti, çocuk hakları ve kadın eşitliği gibi birçok konu masaya yatırılacak.

AB sürecinde Türkiye’nin başını ağrıtan konuların başında insan hakları ihlalleri geliyor. Uygulamada hâlâ eksikliklerin olmasına rağmen Türkiye, bu yolda epey mesafe aldı. Mevzuatlarda önemli değişiklikler yaptı. İnsan haklarının korunması için 2001 yılında Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı kuruldu. İl ve ilçelerde insan hakları kurulları oluşturuldu. En az 15 üyenin yer aldığı kurullara illerde vali, ilçelerde ise kaymakam başkanlık yapıyor. Üyeler ise belediye başkanı, insan hakları alanında faaliyet gösteren STK mensupları, TBMM’de grubu olan siyasî partiler, tabip odası, baro, üniversite, yerel basın ve sendika temsilcilerinden seçiliyor. 81 il, 850 ilçede bu kurullar bulunuyor.

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na Türkiye’nin 81 ilinden her gün şikâyet ulaşıyor. İhlallerin gündemden tamamen çıkması için mücadele eden kurum, yeni tedbirler alıyor, valilikler aracılığıyla her bir olayın üzerine titizlikle gidiyor. İşkence iddiaları konusunda sadece şikâyetlerle de yetinilmiyor; gazete ve TV’ler taranarak hak ihlalleri tespit ediliyor ve gerekli girişimlerde bulunuluyor. Ancak devletin insan hakları ile ilgili bu birimlerini vatandaş pek bilmiyor. Başvuru sayısı oldukça az. Örneğin bazı illerde hiç başvuru yapılmamış. Yani vatandaş hem devleti şikâyet ediyor hem de hakkını aramıyor. Kurum Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, bu duruma sitem ediyor: “Halk bizi tanımıyor. Bu büyük bir handikap. Kurullarımızın başkanı olan valiler ve kaymakamlar daha etkili olmalı. Bu birimleri doğru şekilde ve acilen halka tanıtmalı.”

EN ÇOK SAĞLIK HAKKI İHLAL EDİLİYOR

Peki, Türkiye’de en çok hangi alanlarda hak ihlalleri yaşanıyor? Her ay ihlalleri raporlaştıran kurum, Türkiye’nin insan hakları haritasını da çıkarıyor. İhlallerle ilgili son dört yılda yapılan başvuruların istatistiğine göre 2004’ten bugüne kadar sadece dört bin 516 kişi, altı bin 787 hak ihlali iddiası ile başvuruda bulunmuş. Daha önce şikâyet edilen en önemli konu işkence ve kötü muamele. Ancak son dönemlerde sağlık ve adil yargılanma hakkı ilk sıraya yerleşmiş durumda. Prof. Dr. Fendoğlu, bu değişimi şöyle anlatıyor: “Kötü muamele ve işkence iddiaları daha önce birinci sırada iken bugün 17. sıraya düştü. Şimdi en fazla hasta hakları konusunda şikâyetler geliyor. Doktorlar ve diğer sağlık personeli hastaya kaba davranıyor. İkinci sırada adliyelerdeki uygulamalar ve yargılanma hakkı ile ilgili başvurular var. Yargılamalar çok uzuyor. Kararlar çok geç veriliyor. Üçüncü sırada mülkiyet hakkı ile ilgili anlaşmazlıklar ve şikayetler geliyor.”

“Şeffaf olma hassasiyetimiz var, hiçbir bilgiyi saklamayacağız.” diyen Fendoğlu gerek vatandaş duyarlılığı gerekse kurulların ve devlet birimlerinin hassasiyetindeki artışın başvurularda patlamaya yol açacağına inanıyor.

İnsan hakları ihlalleri konusunda yeni bir kapı daha açılıyor; Başbakanlık İletişim Merkezi’nce (BİMER)de şikayetler kabul edilecek. Alo 150 Doğrudan Başbakanlık hattı da şikayet kabullerinde öne çıkacak. Fendoğlu, insan hakları şikâyetleriyle ilgili yeni yöntemleri de şöyle açıklıyor: “2008 insan hakları yılı olacak. Yeni yöntemler de belirledik. Hem internet üzerinden hem de klasik usulde başvuruları kabul edeceğiz. Fiziki ve elektronik kütüklere bu şikayetleri kaydedeceğiz. Araştırma ve tahkikat sonuçları da aynı anda görülecek.”

Başkanlık, MAZLUM-DER, İHD gibi sivil toplum kuruluşları üzerinden de şikâyetleri alıyor. Ancak bu kurumların şikayetleri daha çok siyasi içerikli olarak geliyor.

Başkanlık, eğitim faaliyetlerine de ayrı bir önem veriyor. Son bir yılda 600 kurul üyesi, bin 800 hekim, binlerce polis eğitilmiş. Yakında medya mensupları da gönüllü olarak benzer hizmet içi eğitimlerden geçirilecek. İl kurulları en az 16, ilçeler 15 kişiden oluşuyor. İstanbul kurulu ise istisnai olarak 40 kişiden oluşmuş. Fendoğlu, bundan böyle kurul raporlarının memur olmayan üyelerce açıklanacağını da duyuruyor. Kurulların bilgilendirilmesi amacıyla içinde kitap ve broşürlerin yer aldığı, 11 binin üstünde ‘insan hakları paketi’ gönderilmiş. Fendoğlu’na göre İnsan Hakları Danışma Kurulu da işlemez vaziyette. Özellikle ‘Azınlık Raporu’ konusunda yaşanan üslup hataları karşılıklı güvensizliklere neden oldu. Danışma Kurulu bu yüzden 2,5 yıldır düzenli olarak toplanamıyor. Ellisi kamu, ellisi sivil toplum kuruluşlarından seçilen temsilcilerin üyelikleri de sona erdi.

Dünyada uluslararası ilişkilerin ‘insan hakları’ üzerinde yürütme eğilimi oluştuğunu hatırlatan Fendoğlu, insan haklarının temellerinin Osmanlı’da atıldığına dikkat çekiyor. Özellikle Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleriyle birlik ve beraberliğin ‘insan hakları’ izleme ve ombudsmanlık faaliyetleri alanında sağlanması gerektiğine inanan Fendoğlu’nun en büyük hayallerinden biri Avrasya İnsan Hakları Birliği kurmak.

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=29149
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi