Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow 'Anıtkabir'de darbe katliamı yapılacaktı'
'Anıtkabir'de darbe katliamı yapılacaktı' PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 28 Şubat 2008

 
27 Şubat 2008 Çarşamba 07:30
Prof. Erdal Yavuz tarihî bir sırrı açıkladı: "1969'da Anıtkabir'e yürüyen hocaları 'darbe yapmak' için öldüreceklerdi." İşte o müthiş iddialar!

Birkaç gün önce, 1969'da Türkiyenin darbenin eşiğinden dondüğü' iddialarının yer aldığı gizli ABD arşivleri, gündeme bomba gibi düşmüştü. Bunun üzerine Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erdal Yavuz, bu arşivleri doğrulayan bilgileri açıkladı. Prof. Yavuz'un, Radikal Gazetesi'nin pazar eki 'Radikal 2'de kaleme aldığı 'Yanından dönmek' adlı yazısı bir itiraf niteliğinde.

DARBE ÖNCESİ PLAN

Yavuz, 12 Mart muhtırası öncesinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin sol görüşlü talebe cemiyeti başkanıydı. 1 Mayıs 1969' da Yargıtay Başkanı İmran Öktem ölmüştür. Maltepe Camii imamı 'dinsiz' olduğu gerekçesiyle Öktem'in cenaze namazını kıldırmayacağını açıklar. Bunun üzerine üniversite hocaları ve yargı mensupları 'laiklik tehlikede' diye 7 Mayıs'ta Anıtkabir'e yürüme kararı alır. Yürüyüşe üniversite talebeleri de katılacaktır.

"ANITKABİR'E YÜRÜYEN HOCALAR ÖLDÜRÜLECEK"

Fakat eylem öncesi ilginç bir gelişme yaşanır. 4 Mayıs akşamı bir arkadaşı Yavuz'u bilmediği bir yere götürür. Orada üç albay, Yavuz'a şu uyarıyı yapar: "Bu yürüyüşte ateş açılacak, ölenler olacak ve bunun üzerine biz duruma el koyacağız. Eğer öğrenciler yürüyüşe katılacak olursa tepkinin ciddiyeti bozulacaktır. Siz öğrencilerin yürüyüşe katılmasını engelleyin."

"ŞU ANDAKİ GELİŞMELER ESKİYİ ARATMIYOR"

"Şu andaki gelişmeler hiç de eskileri aratmıyor." diyen Yavuz, Danıştay baskını, Hrant Dink cinayeti ve PKK saldırılarını bir 'dejavu' olarak yaşadığını dile getirdi. Yavuz, üç albayın uyarısından sonra yaşanan gelişmeleri ise şöyle aktardı: "Bana 'tebliğ edilen' bu senaryoyu, ülkemin menfaatine olabileceği düşüncesiyle kabul ettim ve yürütmeye çalıştım. İlk görüştüğüm kişi, o sarıda Ankara Hukuk Fakültesi asistanı olan Uğur Mumcu oldu. Uğur bu senaryoyu onayladı ve elinden geleni yapacağını söyledi. İkinci muhatabım yine aynı fakülteden Doğu Perinçek idi ve onunla da mutabık kaldık. 'Mihri Bellici' ve 'Doktorcu' (Hikmet Kıvılcımlı yandaşı) ve Türkiye İşçi Partili gruplardan arkadaşlarla da anlaştıktan sonra sıra Mahir Çayan ve yandaşlarına gelmişti. Üniversite gençliğinin en atılgan grubunun lideri olarak Mahir de beni dinledikten sonra 'tamam' dedi.

Yine de bunlar yetmedi ve öğrenciler arasında bir tartışma süreci başladı. Ertesi gün bütün grupların tartışma ve çekişmelerinden sonra bir 'ortak karar' çıktı: 'Yürüyüşe öğrenciler katılacak'. O yürüyüşte dağıtılan ve orduyu göreve çağıran dört satırlık bir bildiri de başka çare kalmadığı için bu anıları anlatan kişinin kaleminden çıktı. Ama bu yazıyı hazırlarken eski defterleri ve kutuları kurcalayıp o bildiri metnini arayıp bulmaya yeltenmedi ve belki de gücü yetmedi. O biraz yorgun; çünkü şu andaki gelişmeler hiç de eskileri aratmıyor."

"DANIŞTAY SALDIRISI DARBE HAZIRLIĞIYDI"

Prof. Yavuz, Hürriyet Gazetesi'nin internet sitesine yaptığı açıklamada Abdi İpekçi'nin, 12 Mart muhtırasını haklı çıkartmak için öldürüldüğünü belirterek, Necip Hablemitoğlu cinayeti (18 Aralık 2002) ve Danıştay baskınıyla da (17 Mayıs 2006) yeni bir darbenin tezgâhlandığını iddia etmişti. Yavuz, Hrant Dink'in katledilmesinin ve PKK'nın yeniden eyleme geçmesinin de bununla bağlantılı olduğunu savunuyor. Yavuz, Ergenekon'un bu durumun somut bir göstergesi olduğunu kaydediyor..

http://www.hurhaber.com/news_detail.php?id=106862
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi