Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow Orakoğu; NATO güdümlü Ergenekon kendini çok iyi saklayan; yeni Ergenekon ise amatör
Orakoğu; NATO güdümlü Ergenekon kendini çok iyi saklayan; yeni Ergenekon ise amatör PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cumartesi, 23 Şubat 2008
Ergenekon'da müthiş iddia, 'Öcalan da çetenin adamı' Yazdır E-posta
"PKK'yı Yöneten Türkler" adlı kitabı piyasaya çıkarken bir derginin sorularını yanıtlayan Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu'dan gündeme bomba gibi düşecek açıklamalar:

Image

Ergenekon'un içinde devletin çok üst kademesinde insanlar olduğunu ve en tepedekine kadar hepsinin deşifre edildiğini savunan Bülent Orakoğlu'na göre, operasyonun görünmeyen kısmında bu üst düzey isimler sessizce tasfiye edilecek! Basında ismi geçenlerin 1 numara olmadığını kaydeden Orakoğlu, 1 numaranın isminin hiç zikredilmediğini söylüyor. Orakoğlu, Öcalan'ın Ergenekon'un adamı olduğunu belirterek "Birçok üst düzey devlet görevlisi ellerinde belgelerle TBMM'nin Öcalan Komisyonu kurmasını bekliyor" dedi.

Bu defa asıl güç odaklarını görebilecek miyiz, yoksa Susurluk'ta olduğu gibi birkaç aktörden kurtulup kendini bir süreliğine de olsa yine temize mi çekecek derin devlet?

NATO'nun komünizme karşı kurduğu yerleşik gizli ordular, başlangıçta 16 devleti kapsıyordu. Türkiye 1952'de NATO'ya üye olduktan sonra, 27 Mayıs ihtilalinin ardından bizde de bu yapı kuruldu. Ama bu yapılar komünizm tehlikesine karşı kurulmasına karşın, ülkelerindeki siyasi mekanizmaları, demokrasiyi, insan haklarını hedef alıyor. Ülkelerinde faaliyetleri çok ama bir komünist ülkeye dönük faaliyetleri hiç yok. Demek ki bu örgütler kuruluş amaçlarına hizmet etmiyor ve arka planda gizli ajandaları var. Tümü tek bir merkezden her daim bir ABD'li generalin kontrolünde. Generaller değişiyor ama ABD kontrolü değişmiyor.
- Halen bir merkezden yönetilme var mı? Gladio birçok ülkede deşifre edilip dağıtılmadı mı?
Var tabii. Birçok Avrupa ülkesi irade gösterdi ve İtalya'nın Gladio operasyonundan sonra 16 ülkeden 14'ünde bu yapılar ortaya çıkarıldı. Bir tek Almanya ve Türkiye'de bu yapılanmalar karar verici devlet mekanizmalarınca kabul edilmemiş ve açıklanmamıştır. Ama tamamen bitirilmeleri, dünyanın bu konjonktüründe normal değil; bitirilmediler, daha kontrollü oldular, milli bedenler kazandılar. Büyük ihtimal yeni misyonları da dünyanın Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde şekillendirilmesi. BOP'un anlatıldığı kadarını biliyoruz ama bütün dünya 80, 90 yıl önce başlamış olan BOP çerçevesinde şekillendirilmek isteniyor.

- Tekrar Ergenekon Operasyonu'na dönersek

Çok büyük, kökü derinlerde bir yapının çok sığ bir kısmıyla karşılaşmış durumdayız. Üstelik karşımızdaki NATO güdümlü Ergenekon değil, 28 Şubat sürecinden önce oluşan yeni Ergenekon! Yeni Ergenekon aslında ABD ve NATO güdümlü asıl Ergenekon'a karşı milli bir örgütlenme gibi ortaya çıkmıştır. Ama eski ve yeni Ergenekon'un aslında farkı yok. Hatta yeni Ergenekon'un içine eski Ergenekon'dan sızmalar da vardır. Tek fark birinin çok profesyonel olması! NATO güdümlü Ergenekon kendini çok iyi saklayan; yeni Ergenekon ise ortaya çıkmak isteyen, varlığını ispat peşinde bir güç. Devlet içerisinde etkinlikleri ve kudretleri olduğunu sanki her fırsatta göstermeye çalışıyorlar. Hrant Dink cinayetini düşünün; adam yakalanıyor, devlet görevlileri yakaladıkları adamla resim çektiriyor. Bilerek iz bırakıyorlar ve işin sığlığı burada! Derin yapıların dünya çapında çok derin konjonktürel hesapları vardır. Mesela Saddam'ın Kuveyt'i işgali, binlerce insanın Türkiye sınırına yığılması, Türkiye'nin mecburen BM'den yardım istemesi ve nihayetinde bugünkü sözde Kürdistan'ın fiili yapısının oluşmasını sağlayacak güvenli bir bölge oluşturulması için Çekiç Güç'ün bölgeye gelişinin sağlanmasıYani kalkıp da Hasdal Kışlası'ndan çıkma bombaları birtakım hedeflerde kullanıp açık delil bırakmak, derin bir yapıdan beklenecek hareket değil! Ama yeni Ergenekon böyle iz bırakarak giderken, gerçek Ergenekon arka planda faaliyette. Hatta yeni Ergenekon'un bu kadar net izler bırakmasını onlar teşvik etmiş, bu yeni yapı harcansın istemiş bile olabilirler! Zira Ergenekon operasyonunun bir milli irade ve refleksle yapılmış olma, Türkiye'nin kendi Gladio'sundan kurtulmak isteme ihtimali zayıf. Sorunuzun net yanıtına gelirsek, Ergenekon şeması bu kadar değil. Bu, operasyonun gözüken kısmı. Aslında devletin kurumlarında kimlerin ne kadar gizli, saklı olduğu tespit edildi.

"Ergenekon'un tamamını almaya kalkarsanız"

- Yani en tepe noktasına kadar biliniyor mu? Öyleyse niye operasyona dahil edilmiyor gerçek Ergenekon'un büyük ağabeyleri, siyaset, emniyet ve iş dünyasındaki uzantıları?

Askeri de, polisi de, üniversitesi de, işadamı da tespit edildi. Bunlarla ilgili devletin elinde çok ciddi bilgiler var. Hangi kurumların bu işin içinde olduğu en tepedekine kadar biliniyor ve devletin çok üst kademesinde insanlar var o listede! Mesela Başbakan biliyordur bu isimleri! Ama şimdi bunların açıklanması doğru olmaz. Ergenekon operasyonu basında şu ana kadar çıkan isimler ve cinayet bağlantıları çerçevesinde devam eder. Bunun kurumlar içerisindeki kademeleri zaten bir ölçüde etkisizleşmiştir bu operasyondan sonra. Bakın Genelkurmay Başkanı "Suçlu olan cezasını çeker" diyor. Bu çok önemli ve sadece 'yakalanan cezasını çeker' anlamına gelmiyor. Yani operasyonun görünmeyen kısmında, tıpkı diğer NATO ülkelerinde yapıldığı gibi, üst düzey isimler sessizce tasfiye edilecek, belli mevkilere gelecekken gelemeyecekler, hatta emekli edilecekler ama normal hayatlarına devam etmelerine müsaade edilecek! Çünkü Ergenekon'un tamamını almaya kalkarsanız, devlette çok ciddi sıkıntı ortaya çıkar. Devletin çok üst kademelerinden insanlar var bu yapının planlamasında. Her yerde, en üst noktalara kadarAskeriyeye sızma girişimleri daha fazla ama MİT ve Emniyet içinde de uzantıları var. Emniyet İstihbarat, bu yapılanmaların nerelere kadar sızacağını bilebilecek birtakım donanımlar kurmuştur. Ergenekon yedi, sekiz yıldır takip ediliyordu Emniyet İstihbarat tarafından. Ben göreve geldikten sonra bu işi kimin yaptığı, başında kim olduğu net olarak tespit edildi. Bu yüzden 28 Şubat süreciyle Emniyet İstihbarat'a büyük darbe vurulmak istendi.

- Türkiye meşhur '1 numara'yı konuşuyor. Türkiye yine öğrenemeyecek mi kim olduğunu?

Öğrenir. Tabii bu 1 numara yeni Ergenekon ile ilgili. Eski Ergenekon'da NATO'nun koyduğu bir konsept ve kurumlar düzeyinde resmilik görüntüsü ve o görüntünün altında illegal işler vardır.

- Ne zaman öğrenir?

İşte bu operasyonlar, yazdığımız kitaplar bir motor görevi görecek bu süreçte.

"İsmi geçenler 1 numara değil!"

- Medyada 1 numara olabileceği telaffuz edilen ve ima edilen isimler var

Hayır, hiçbiri değil! Kesinlikle! Zaten genelkurmay başkanı seviyesinde olması zor.

- 1 numaranın ismi bu tartışmalarda hiç zikredildi mi?

İkinci adamın ismi, birinci adam yani 1 numara diye zikredildi. Gerçek 1 numaranın ismi ise hiçbir zaman 1 numara adayları arasında zikredilmedi. Ama 1 numara adayı olarak olmasa da, bilmeden bu süreçlerde elbette ismi geçti, yazılıp çizildi. 1 numaranın isminin öğrenileceği süreç başladı ve çok uzun sürmeyecektir. Şu anda eylemci grup yakalanmışken bir numaranın alınmamasının sebepleri var.

- Ergenekon için "Amaç 2009'da darbe yaptırmaktı" deniyor. Amaç buysa, darbeyi yapacak olanlar nerede? Emekli askerlerin kalkıp darbe yapacak halleri olmadığına göre, orduda darbe için hazır kıta bekleyen bir grup mu var?

Bu tip ilişkilerin TSK içinde en çok ortaya çıkardığı sendrom "Genç subaylar sendromu"dur ve sürekli kaşınır bu. Kenan Evren anılarında diyor ki, "Genç subaylardan gelen mektup sayısı bin civarına ulaşmışsa bir tehlike var demektir".

Genç subaylar lafını duyduğunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin hem başbakanı hem genelkurmay başkanı irkilip rahatsız olur. Çünkü 27 Mayıs'ta dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun tutuklanmış, elleri kelepçelenmiş, askerin arasında bir sürü hakarete uğramış. 'Genç subaylar' psikolojik ağırlığı çok olan bir laf ve Türkiye'de kaos yaratan birtakım güçlerin kullanıp kışkırttığı bir dinamik.

Yeni Aktüel Dergisi

http://www.heraldturk.com/index.php?option=com_content&task=view&id=2617&Itemid=9 

 
< Önceki   Sonraki >
© 2009 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi