Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow "ERGENEKON'UN KARARI BUSH-TAYYİP GÖRÜŞMESİNDE VERİLDİ
"ERGENEKON'UN KARARI BUSH-TAYYİP GÖRÜŞMESİNDE VERİLDİ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 31 Ocak 2008
"ERGENEKON'UN KARARI BUSH-TAYYİP GÖRÜŞMESİNDE VERİLDİ”
Ergenekon operasyonunda ibre şimdi de Amerika’ya döndü. Fehmi Koru, Kanal 7’de Ergenekon operasyonunun 5 Kasım 2007’deki Bush-Tayyip Erdoğan görüşmesinde kararlaştırıldığını belirtti.
Yeniçağ gazetesi yazarı Aslan Bulut bugünkü yazısında, Ergenekon Operasyonu’nun ardındaki derin ilişkileri ele aldı.
 “İpin ucu Utah’ın elinde” başlıklı yazısında Aslan Bulut, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Ümit Sayın’ın bilgisayarındaki bilgileri gazetelere taşıyan Önder Aytaç ve Emre Uslu üzerinden yürütülen psikolojik savaşa dikkat çekiyor.
Ancak Aslan Bulut yazısının son bölümünde, yürütülen operasyonda Amerika’nın parmağı olduğuna ilişkin önemli ayrıntılara dikkat çekiyor.
 “Fehmi Koru, Kanal 7 haberlerinde ‘Ergenekon’un tasfiyesine 5 Kasım 2007’de Tayyip Erdoğan-George W. Bush görüşmesinde karar verildi’ dediğine göre, bizim bilmediğimiz çok şeyi biliyor! Bu doğruysa, Başbakan’ın operasyondan birkaç saat önce Amerika Büyükelçisi Wilson ile görüşmesi de bu konuyla mı ilgiliydi?
 “Fehmi Koru bu bilgiyi, doğrudan Başbakan’dan mı öğrendi, yoksa Başbakan Cumhurbaşkanı’na arz etti; Cumhurbaşkanı da Exeter Üniversitesi’nden arkadaşı olan Fehmi Koru’ya mı bildirdi, onu bilmiyorum!”
 “Ve Murat Belge’nin '2009’da darbe yapacaklardı' diye, sanki darbecilerin içindeymiş gibi iddiada bulunması da gariptir. 2009’da Genelkurmay Başkanı değişecek!
Demek ki işin içinde çok başka işler var!”
***********************
İpin ucu Utah'ın elinde!
Arslan Bulut-30/01/2008
Ergenekon soruşturması ile ilgili yayın yasağı var. Ancak şu ana kadar Yeniçağ, Akşam gibi gazeteler dışında yasak dinleyen yok. Yayınları engelleyen de yok. Dolayısıyla haksız rekabet durumu söz konusu! Yasağın artık bir anlamı kalmadı!
Üstelik, polisin soruşturmayı hangi verilere dayanarak başlattığına dair önemli ipuçları yayınlandı! 
* * *

Vatan gazetesi, sürmanşetten “Ergenekon’da tuhaf işler” başlığı altında önemli bilgiler verdi.
Biliyorsunuz daha önce Hürriyet gazetesi, polisin Ergenekon örgütünü, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Sayın’ın bilgisayarındaki eski yazışmaları okuyarak çözdüğünü yazmıştı.
Vatan da diyor ki “Bu yazışmaları ortaya çıkaran isimler ise çok daha ilginç. Taraf’ta ortak köşe yazan Polis Akademisi Dekan Yardımcısı Önder Aytaç ile Utah’ta araştırmalar yapan emniyetçi Emre Uslu. İkilinin diğer bir ortak yönü de askerin TESEV’le ilgili uyarılarına hedef olmaları!
Polislerin hocası olan Doç. Aytaç, TESEV’in raporunda TSK’yı kötülediği için Genelkurmay Başkanı Büyükanıt tarafından eleştirilen bir isimdi.
TESEV’in, silahlı kuvvetleri eleştiren Soros destekli güvenlik almanağına destek olan bu ikiliyi Org. Yaşar Büyükanıt, ‘Aralarında Polis Akademisi mensuplarının olması dikkat çekici’ diye uyarmış, emniyet de bu kişiler hakkında inceleme başlatmıştı.”

* * *
Şimdi hafızamızı yoklayalım. TESEV’in güvenlik raporunu, Büyükanıt’tan 15 gün önce önce biz bu sütunlarda “Türk Ordusu’nu çözme raporu” başlığı altında incelemiştik.
Kitabın girişinde “Bu kitabın yayımlanmasında katkılarından ötürü Açık Toplum Enstitüsü-Türkiye’ye ve TESEV Yüksek Danışma Kurulu’na teşekkürü borç biliriz” deniliyordu.
Bilindiği gibi Açık Toplum Enstitüsü-Türkiye, Soros’un kuruluşudur! Soros ise Gürcistan’da, Ukrayna’da ve Kırgızistan’da darbe yaptıran bir kişidir. Suçunu itiraf da etmiştir!
TESEV’in Güvenlik Sektörü Raporu’nun tanıtım toplantısını da AKP’li milletvekilleri
yönetmişti.
Rapor, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden itaati kaldırmayı, Jandarmayı lağvetmeyi, sınırların korunmasını TSK, Jandarma ve polisin elinden almayı, askeri, istihbarat yapmaktan alıkoymayı savunuyordu!
TESEV’in 2004 bütçesinin yüzde 45’ini (750 milyar TL) Açık Toplum Enstitüsü karşılamıştı. TESEV Yönetim Kurulu’nda da ortak elemanlara sahipler!

* * *
Diğer taraftan, Nokta dergisinde yayınlanan Genelkurmay andıcının Utah’dan gönderildiğini askeri savcı açıklamıştı. Emre Uslu, o sırada Utah Üniversitesi’nde Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’ndeydi ve şüpheleri üzerinde toplamıştı!
Önder Aytaç ve Emre Uslu, ‘Demokrasiye Tezkere’ isimli bir de ortak kitap yazdı!

* * *
Tam bu noktada Oray Eğin’in Fehmi Koru’ya sorduğu soru önem kazanıyor.
“Fehmi Koru, Cumhurbaşkanı Gül’ün Washington DC seyahati sırasında, ‘program dışı’ bir ziyaret girişiminde bulundu mu bulunmadı mı?”
Diyeceksiniz ki, bu nasıl bağlantı!
Fehmi Koru, Kanal 7 haberlerinde “Ergenekon’un tasfiyesine 5 Kasım 2007’de Tayyip Erdoğan-George W. Bush görüşmesinde karar verildi” dediğine göre, bizim bilmediğimiz çok şeyi biliyor! Bu doğruysa, Başbakan’ın operasyondan birkaç saat önce Amerika Büyükelçisi Wilson ile görüşmesi de bu konuyla mı ilgiliydi?
Fehmi Koru bu bilgiyi, doğrudan Başbakan’dan mı öğrendi, yoksa Başbakan Cumhurbaşkanı’na arz etti; Cumhurbaşkanı da Exeter Üniversitesi’nden arkadaşı olan Fehmi Koru’ya mı bildirdi, onu bilmiyorum!
Fakat, Ergenekon soruşturmasına zemin olduğu iddia edilen yazışmaların, Utah bağlantılı iki kişi tarafından tespit edildiğini Vatan yazıyor!

* * *
Operasyonda Bush bağlantısı olduğu iddiası, öncelikle Fehmi Koru’ya ait!
Başbakan Tayyip Erdoğan, Fehmi Koru’nun bu açıklamasına bir cevap vermelidir!
Utah Üniversitesi ise tıpkı Exeter Üniversitesi gibi Ortadoğu ülkelerine ve özellikle Türkiye’ye yönetici yetiştirmeye soyunmuş bir merkez! Üniversiteye giden Türk doktora öğrencilerinin çoğu, F tipi cemaat mensubu! Ve bütün Amerikan üniversitelerinde örgütlerini kurmuş durumdalar!
Ve Murat Belge’nin “2009’da darbe yapacaklardı” diye, sanki darbecilerin içindeymiş gibi iddiada bulunması da gariptir. 2009’da Genelkurmay Başkanı değişecek!
Demek ki işin içinde çok başka işler var!

********************************
Büyükanıt'ın "Ergenekon denilen operasyon" ifadesi ve ABD'nin talebi!
Arslan Bulut-31/01/2008
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Makedonya Genelkurmay Başkanı ile görüşmesi sırasında Genelkurmay karargâhında basın mensuplarına açıklama yaparken,  “Ergenekon denilen operasyon” ifadesini kullandı.

Büyükanıt, bu ifadeyle Ergenekon kavramının operasyon adı olarak seçilmesinden rahatsızlığını belirtmiş oluyor. Fakat tabii ki “Her toplumda yasa dışı yollara giden insanlar çıkabilir. Bunların yaptıkları yargı önünde görüşülür ve yargı kararını verir. O da uygulanır.”
Büyükanıt, “Benim burada söylemek istediğim; bu konuyla ilgili başka bir şey var” diyerek, operasyonu Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratma kampanyasına dönüştürenlere cevap verdi:
“Her fırsatta, bu tür ortaya çıkan bir şeyleri Silahlı Kuvvetlerle ilişkilendirme çabaları geçmişte de olmuştur, şimdi de oluyor. Türk Silahlı Kuvvetleri bir suç örgütü değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde hata yapan, gereğini, yargı önünde cezasını çeker. Onun için beyhude gayretlerle bu tür şeyleri Silahlı Kuvvetlerle ilişkilendirmek beyhude bir çabadır. Bir suç varsa bunun karşılığında bir ceza da vardır. Bu cezayı verecek olan da yargıdır. Kişiler değildir.”

***

Ergenekon, Türklerin iki genç kalıncaya kadar yok edilmesi, ama 400 yıl içinde evlenip çoğalarak eski gücüne kavuşmasını anlatan bir destan. Atatürk döneminden bizim çocukluğumuza kadar da birinci sınıfta okumayı yazmayı öğrenen ilkokul öğrencileri için ’İkinci Sınıf Türkçe Okuma Kitabı’nın ilk sayfalarına yerleştirilen bir destan!
O kitapta başka neler vardı? Oğuz Kağan destanı vardı, Ziya Gökalp’in “Kızılelma” şiiri vardı!
Kızılelma, Türklerin ülküsü demektir! Fakat Radikal gazetesi tarafından siyasallaştırıldı ve günümüzdeki milliyetçi ulusalcı yakınlaşmasına yakıştırıldı. Radikal, bu yakınlaşmayı terörize etmeye çalışan bir grup için bu kavramı kullandı!
Ergenekon, ilkokuldaki bir Türk çocuğunun tarih bilincinin oluşmasında ilk adımdı! Demek ki Ergenekon ve kızılelma kavramlarıının kirletilmesi, Türk kimliğine yönelik psikolojik bir saldırıdır. Türklüğe saldırıdır!

***

Gerçi Ergenekon kavramı öteden beri, derin devlet olarak gösteriliyordu. Hatta, Türkiye’deki NATO güdümlü komünizmle mücadele operasyonunun genel adı olarak da kullanıldı. Fehmi Koru, bu duruma işaret ettikten sonra, şimdiki Ergenekon’un tasfiyesinin 5 Kasım’da Tayyip Erdoğan-George W. Bush görüşmesinde kararlaştırıldığını söyledi!
Demek ki Ergenekon veya başka bir ad ile olsa bile veya örgüt söz konusu olmasa dahi, söz konusu faaliyetlerden en çok rahatsız olan güç ABD derin devletidir!
ABD Başkanı’nın düğmesine bastığı bir operasyonda polisin Ergenekon adını kullanması manidardır!
Denilebilir ki, “Bu adı kullanan polis değil, sanıklardır!”
Hayır, öyle değil! Sanıklardan emekli tuğgeneral Veli Küçük, Ergenekon kavramını bir konuşmasının sonunda Türklerin en kötü şartlardan nasıl çıktığını izah etmek için kullandı diye, her türlü suçla bağlantılı gösterilen ve “çete” iddiası ile mahkemeye sevk edilen bir gruba Ergenekon adı verilmesi, Türk Milleti’ne operasyon yapıldığı fikrini doğurur. Bunun tahribatı da çok ağır olur, sonuçları da!
Bu bakımdan, Büyükanıt’ın “Ergenekon denilen” ifadesine dikkat edilmesinde fayda var!
Çünkü hepimiz Ergenekon’dan geldik! Soruşturmayı yapan polisler de Ergenekon’dan geldi!
Operasyonun düğmesine ABD basmış ve hedefteki asıl güç TSK ise konuyu herkesin bir defa daha değerlendirmesinde fayda var!
Çünkü, TSK’ya operasyon, Türklerin Anadolu’dan atılması sonucunu doğurur ki, yeniden Ergenekon şartlarına dönmüş oluruz!
Yoksa operasyona bunun için mi Ergenekon denildi?

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Son Güncelleme ( Cuma, 01 Şubat 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi