Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow Mahir Kaynak'ın da aklına yatmadı
Mahir Kaynak'ın da aklına yatmadı PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 29 Ocak 2008
Mahir Kaynak'ın da aklına yatmadı
Ergenekon soruşturmasında gelinen durum eski MİT Müsteşarı olan Prof. Mahir Kaynak'ın da aklına yatmadı. Mahir Kaynak'a göre olaylar kurgu olabilir...
26 Ocak 2008 Cumartesi 12:13
Mahir Kaynak

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Ergenekon soruşturmasında, Ankara"da kapalı otoparka bırakılan patlayıcı yüklü araç eyleminin bu örgüt tarafından yapıldığı söyleniyor. Toplumu yönlendirmek amacıyla yapılan eylemlerin başarısının temelinde adres konusundaki yanılgılar vardır. Bir örgüt, karşı olduğu örgütün suçlanmasını sağlayacak eylemler yapar, zaten bunu kabule hazır olan kamuoyu hemen ileri sürülen iddiayı kabul eder. Güvenlik güçlerinin yanlış adrese sahip çıkması iki nedenle olabilir: Ya eylemci örgütün siyasi üst kanadı güvenlik güçlerine etki edebilmektedir ya da asıl faili bulmakta başarısız olan güvenlik gücü hazır bulduğu zanlılarla yetinir ve başarısızlığını örter. Başlangıçta kendi hedefleri, kadroları olan bazı örgütler güçlerini kaybedince ya da karşıtlarınca kontrol altına alındığında hemen yok edilmezler. İsimleri ve kadrolarının bir bölümü adres olarak kullanılır ve başka bir gücün yaptığı eylemlerde onların adı kullanılır.

Bazen başlangıçta böyle bir örgüt olmasa bile hayali bir örgüt yaratılarak eylemlere onun imzası atılır. Burada hakim olan düşünce şudur: Amaç toplumu belli bir yönde şartlandırmaksa örgütün varlığının ya da yokluğunun, başlangıçtaki hedefinin anlamı yoktur. Operasyonu yapan güç bu örgütün arkasına saklanarak istediği sonuçları elde eder.

El-Kaide sanal örgütlerin, PKK kontrol altına alınan örgütlerin tipik birer temsilcisidir. El-Kaide"nin varlığını sadece ona atfedilen eylemlerle anlarız. Bu örgüt dünyanın her yerinde ve her türlü eylemi yapabilir ama ne yapısı ne de kadroları bilinemez. Son eylemini Gaziantep"te yapan bu örgütün, eğer varsa, dünyanın herhangi bir yerine ulaşabilecek gücü vardır ve bu konumu ile dünyanın en güçlü istihbarat servislerini kıskandırmış olmalıdır.

Önce terör yoluyla sonuç almak isteyenlerin düşünce yapısını analiz etmek gerekir. Benim bugüne kadar vardığım sonuç, bu güçlerin diyalektik düşündüğü ve çatışmanın her iki tarafını da kontrol ettiğidir. Yani birbirine karşıt olarak düşündüğümüz örgütler tek bir gücün kontrolünde olabilirler. Bu çatışmadan iki türlü sonuç beklenebilir: Ya taraflardan birinin temsil ettiği intibaı yaratılan örgüt bahane edilerek o siyasi yapı çökertilir ya da onların çatışmasını bastıran üçüncü bir güç egemen olur. Bu örneklerin hepsi ülkemizde yaşanmıştır. 12 Eylül çatışan güçleri bahane ederek egemen olan ve kimsenin aklında bile geçmeyen iktisadi bir programı uygulatan güçtür. PKK"nın adı ise çatıştığı güç olan feodal yapının egemenliğini sağlamak için kullanılmıştır. Onun her eylemi devletin aşiret yapısını desteklemesiyle sonuçlanmış ve bu konuda hedefe varılınca tasfiyesine karar verilmiştir.

Süreç şöyle işler: Önce siyasi hedefleri olan ve terör yapan bir örgüt kurulur ya da var olan bir örgüt kontrol altına alınır. İkinci aşmada bununla çatışan, karşıt görüşleri olan bir örgüt oluşturulur. Bunların çatışma sürecinde toplum, yoğun bir enformasyon baskısı altındadır ve istenen görüşler toplumda kemikleşir. Daha sonra sel gider, kum kalır. PKK kalmayacaktır ama eskiden Kürt diyemezken şimdi Kürt sorunundan söz eder hale geliriz.

http://www.haberte.com/news_detail.php?id=49054
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi