Anasayfa Haberler Son Haberler 12 Mart'ın En Büyük Sırrı (Tamer Korkmaz)
|
|
12 Mart'ın En Büyük Sırrı (Tamer Korkmaz) |
|
|
|
|
Yazar admin
|
|
Pazartesi, 14 Ocak 2008 |
|
12 Mart'ın En Büyük Sırrı
Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, ekrandaki 12 Mart Muhtırası tartışmasında 9 Mart Cuntası'nı inkar ederek Sihirbazlar Kralı Mandrake'yi bile sollamayı başardı. Sirmen'e göre, cuntanın devrim anayasası hazırladığı falan dahil ne varsa palavraydı... Sirmen "9 Martçı/Cuntacı oldukları söylenenlerin beraat ettiklerini hatırlatarak" tezini savunmaya çabalıyordu...
Bendeniz sabırlıyımdır: Rahmetli Ayhan Songar gibi "Bırakın şu saçmalayan adamla tartışmayı/Bekleyin hemen gönderiyorum ambulansımı!" diye höykürmem, asla...
9 Mart Cuntacıları'nın beraat ettikleri doğrudur. Ziverbey Köşkü'nde sorgulanarak işkenceye uğradıkları da öyle...
Ne var ki, bu doğrular 9 Mart Cuntası'nın var olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Cuntacıların masum oldukları anlamına da gelmiyor. Neticede, Ziverbey/beraatlar ne var ne yok hepsi 12 Mart filminde senaryoya yani hesaba dahildi!
Cuntanın içine sızarak onları yakalatan MİT ajanı Mahir Kaynak'ın tanıklığına itibar etmeyen bir askeri mahkemeyi gözünüzün önüne getirin: 12 Mart'ı gerçekleştiren derin devlet mekanizması filmin sonunda bir yandan Kaynak'ı deşifre ederek saf dışı bırakıyor diğer yandan Kaynak'a enselettiği 9 Martçıları kurtarıyordu!
Nasıl mı? 12 Mart askeri rejimi gücünün zirvesinde iken askeri mahkeme MİT'in cunta sanıklarını takibini kanun dışı bulmuştu!
9 Mart Cuntası'nın basın bürosunda yer alan Hasan Cemal yıllar sonra vicdanındaki "Pişmanlık Kanunu"ndan yararlanıp kaleme aldığı itirafnamesinde şunları yazacaktı: "O zaman beraat etmiş olmamız nereden kaynaklandı? Askerle iş tutmuş olmamızdan değil mi? Örgütlenmemiz derine yani Ordu'nun tepelerine doğru gidiyordu. Çok fazla kurcalanırsa işin içine Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ile Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur da karıştırılabilecekti. Onun için bir yerde kesmek zorunda kaldılar. Bu nedenle beraat ettik. Yoksa darbe yapmak istemediğimizden, bunun için örgütlenmediğimizden değil..."
***
Cuntacılar beraat ettikten bir süre sonra kendi hayatlarına döndüler. Doğan Avcıoğlu, Çamlıca Tepesi'ndeki teras katında kitaplarını yazmayı sürdürdü. İlhan Selçuk Cumhuriyet'teki köşesinde uçuşa geçti. Altan Öymen, İlhami Soysal, Uğur Mumcu, Uluç Gürkan, Hasan Cemal ve Ali Sirmen kaldıkları yerden yazı çizi işine devam ettiler...
Olan "devrimci gençlere" olmuştu. 9 Mart'çılara güvenerek peşlerinden giden genç fidanların hayatları kararmıştı. Fazla geçmedi, cuntacılar 'kuyrukluyıldız' diyerek yerden yere vurdukları Ecevit'i desteklemeye başladılar. 'Cici Demokrasi' diye yakındıkları rejimin 12 Mart yönetimi tarafından biraz daha budanmış versiyonuna sahip çıktılar. Devrimci gençler bütün bu olup biteni demir parmaklıklar ardından izliyorlardı!
*12 Mart Muhtırası'nın rengi üç gün önce (9 Mart'ta) belli olmuştu. Cuntacıların kafadaki iki lideri Faruk Gürler ve Muhsin Batur düğmeye basmayınca 9 Mart Hareketi iki seksen yatmıştı. İki general, 9 Martçı adamlarının hepsini son anda yarı yolda bırakıp 12 Mart darbesini yapan kadronun içinde yer almışlardı!
Bu müthiş 'U Dönüşü'nü insani nedenlerle izah etmek saflık olur. Gürler ve Batur'un görevi "sol devrim" peşinde koşan 9 Mart Cuntası'nı finale kadar "ümitle" getirip son dakika golüyle bitirmekti. 9 Martçılar'ın devrim yapmaları kesinlikle imkansızdı. Sam Amca'nın Türkiye'deki darbe senaryosunda ne yazıyorsa harfiyen gerçekleşti...
Amerika'nın güdümündeki derin devlet mekanizmasının 9 Mart'çılara biçtiği rol son anda tepelenmekten ibaretti. 12 Mart darbesini meşru göstermek için "gemi azıya almış bir komünizm tehlikesi"ne fena halde ihtiyaç vardı!
http://www.hayirsizlarboard.com/arena-arsiv/45297-12-martin-en-buyuk-sirri-tamer-korkmaz.html |
|