|
III - Denizcilik Müsteşarlığının A Blok teras çatı yalıtımı ile 3 ve 4 üncü kat onarım işi 24.10.1997 tarihinde ORTAŞ Firmasına ihale edilerek sözleşme yapılmıştır. 31.10.1997 tarihinde işe başlamaları için yer teslimi yapılmıştır. Bayındırlık Bakanlığının imzalı belgesi (Ek:3); ancak, A Blok 3 üncü kat bakım ve onarım işinin sözleşmesi 24.10.1997 tarihinde imzalanmasına rağmen, bu tarihten yaklaşık üç ay önce, 18.7.1997 tarihinde Denizcilik Müsteşarlığınca firmaya yer teslimi yapılmıştır (Ek:4); yani, ihaleden üç ay önce, ilgili firma orada çalışmaya başlamıştır. Yine, 4 üncü katın bakım ve onarım işinin yer teslimi de sözleşme tarihinden 14 gün evvel ilgili firmaya teslim edilmiştir. (Ek:5) Sözleşme ve işyeri teslim tutanağında üç ay önce firmanın çalıştığını belgeleyen Denizcilik Müsteşarlığı yer teslim tutanakları (Ek:4 ve Ek:5) bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Kaldı ki, (Ek:4)'te 18.7.1997 tarihinde yer teslimi yapılan 3 üncü katın onarımı ihale izni, Bakanın imzasıyla 25.8.1997 tarihinde onaylanmıştır. (Ek:6); yani, firma çalışmaya başladıktan 28 gün sonra, ihaleye çıkma kararı ilgili Bakan tarafından onaylanmıştır. Aynı durum, 5, 6, 7 ve 8 inci katlarda tekrar edilmiştir. İhale yapılmadan önce, ihaleyi alacak ORTAŞ Firmasına yer teslimi yapılmıştır. (Ek: 7, 8, 9, 10) Bu nevi işler, yüzde 40'ın üzerinde tenzilatla verilirken, ORTAŞ Şirketine yüzde 0,4 tenzilatla verilmiştir. Ayrıca, Bakan Burhan Kara, İstanbul Kavaklı Belde Belediyesinin (Büyükçekmece) ANAP'lı Belediye Başkanına özel talimatlar vererek, kardeşleri ve yakınlarına usulsüz şekilde arsa ve kooperatif kanalıyla menfaat temin ettiği de iddia edilmektedir. http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem20/yil3/bas/b122m.htm DÖNEM : 20 CİLT : 59 YASAMA YILI : 3 T. B. M. M. TUTANAK DERGİSİ 122 nci Birleşim 15 . 7 . 1998 Çarşamba İ Ç İ N D E K İ L E R I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II. – GELEN KÂĞITLAR III. – YOKLAMALAR IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Karadeniz Bölgesinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı 2. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Sıvas’ta meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı 3. – Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün, Başbakanlık Takip Kurulu raporlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı 4. – İçişleri Bakanı MuratBaşesgioğlu’nun, Samsun Milletvekili Musa uzunkaya ve Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın terör olaylarına; Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün Başbakanlık Takip Kurulu raporlarına ilişkin gündem dışı konuşmalarına cevabı B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1. – Kocaeli Milletvekili İsmail Kalkandelen ve 55 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait bir araziyi Ford Otomotif Sanayi AŞ’ye bedelsiz vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A.Mesut Yılmaz ve Sanayi ve TicaretBakanı E. Yalım Erez haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/28) 2. – Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının, Denizcilik Müsteşarlığına ait bazı işlerin ihalelerinde ve personel alımıyla ilgili konularda görevini kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve evrakta sahtecilik suçlarını işlediği ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla DevletBakanı Burhan Kara hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/29) 3. – Konya Milletvekili Necati Çetinkaya ve 55 arkadaşının, Bursa -Karacabey yolunun ihalesinde usulsüzlük ve partizanlık yapmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/30) C) TEZKERELER VE ÖNERGELER 1. – Ankara Milletvekili Ömer Faruk Ekinci’nin (6/1081, 1082, ve 1083 ve 1084) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/365) 2. – Cumhurbaşkanı SüleymanDemirel’in Moldova’ya yaptığı resmî ziya- rete katılması uygun görülen milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezke- resi (3/1613) V. – GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI A) GÖRÜŞMELER 1. – İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya ve 23 arkadaşı, İçel Milletvekili Turhan Güven ve 19 arkadaşı, Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün ve 40 arkadaşı, Adana Milletvekili Orhan Kavuncu ve 19 arkadaşının, TBMM Genel Kurul Salonunun Yenilenmesiyle İlgili Olarak İleri Sürülen Yolsuzluk ve Usulsüzlük İddialarını Araştırmak Amacıyla Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin önergeleri ve (10/230, 231, 232, 233) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu (S.Sayısı : 703) VI. – SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR 1. – Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün’ün, İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya’nın partisine sataşması nedeniyle konuşması 2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney’in, Erzurum Milletvekili Lütfü Esengün’ün partisine sataşması nedeniyle konuşması 3. – Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın, Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün şahsına sataşması nedeniyle konuşması VII. – KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER 1. – Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli, Anavatan Partisi GenelBaşkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz,Doğru Yol Partisi Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Tansu Çiller, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi GenelBaşkanı Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile 292 milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83 üncü Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu raporu (2/676) (S. Sayısı : 232) 2. – Bayburt Milletvekili Ülkü Güney ve Ankara Milletvekili Yücel Seçkiner’in, 1076 Sayılı YedekSubaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve İçtüzüğün 37 nci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınma önergesi (2/669) (S.Sayısı : 338) 3. – Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Tasarısı ile Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve 39 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Gürcan Dağdaş ve 6 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Yusuf Bahadır ve 9 arkadaşının, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 7 arkadaşının aynı mahiyetteki kanun teklifleri ve İstanbulMilletvekili Ercan Karakaş ve 2 arkadaşının İşçi ve Memur Emeklileri ile Bunların Dul ve Yetimlerinin Sendikalaşmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe komisyonları raporları (1/702, 2/224, 2/929, 2/1000, 2/1023, 2/1024) (S. Sayısı : 553) 4. – Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporu (1/689) (S.Sayısı : 631) 5. – Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Konya Milletvekili Ahmet Alkan’ın, İstanbul Milletvekili Emin Kul’un, Kahramanmaraş Milletvekili Hasan Dikici ve 30 arkadaşının, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün’ün, İstanbul Milletvekili Mustafa Baş ve 30 arkadaşının, Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş ve 33 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan ve 30 arkadaşının, Kütahya Milletvekili Mehmet Korkmaz’ın, Balıkesir Milletvekili İsmail Özgün ve 40 arkadaşının, Konya Milletvekili Veysel Candan’ın, Balıkesir Milletvekili İ. Önder Kırlı’nın, Adana Milletvekili Arif Sezer’in, Ağrı Milletvekili M. Sıddık Altay’ın, Bayburt Milletvekili Suat Pamukçu’nun, İstanbul Milletvekili Cefi Kamhi’nin, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın’ın, Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın, Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş ve 6 arkadaşının, Erzincan Milletvekili Naci Terzi’nin, Demokrat Türkiye Partisi Grup Başkanı Van Milletvekili Mahmut Yılbaş, Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Metin Işık, Mardin Milletvekili Muzaffer Arıkan ve 6 arkadaşının, Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/708, 2/72, 2/73, 2/75, 2/129, 2/154, 2/166, 2/182, 2/191, 2/194, 2/221, 2/270, 2/287, 2/293, 2/323, 2/369, 2/420, 2/459, 2/493, 2/884, 2/959, 2/960, 2/1015, 2/1019, 2/1070) (S. Sayısı : 626) VIII. – SORULAR VE CEVAPLAR A) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1. – Karaman Milletvekili Zeki Ünal’ın, YÖK Kanununun kılık kıyafeti serbest bırakan maddesinin uygulanmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve AdaletBakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun yazılı cevabı (7/5510) 2. – İstanbul Milletvekili Süleyman Arif Emre’nin, başörtülü öğrencilere ilişkin sorusu ve AdaletBakanı Mahmut Oltan Sungurlu’nun yazılı cevabı (7/5533) 3. – Erzurum Milletvekili Abdulilah Fırat’ın; – Erzurum - Köprüköy İlçesine bağlı köylerin telefon şebekesi yapım programına alınıp alınmadığına, – Erzurum - Hınıs İlçesine bağlı köylerin telefon şebekesi yapım programına alınıp alınmadığına, – Erzurum - Tekman İlçesine bağlı köylerin telefon şebekesi yapım programına alınıp alınmadığına, – Erzurum - Karayazı İlçesine bağlı köylerin telefon şebekesi yapım programına alınıp alınmadığına, – Erzurum - Horasan İlçesine bağlı köylerin telefon şebekesi yapım programına alınıp alınmadığına, – Erzurum - Çat İlçesine bağlı köylerin telefon şebekesi yapım programına alınıp alınmadığına, İlişkin soruları ve Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in yazılı cevabı (7/5477, 5478, 5479, 5480, 5481, 5482) 4. – Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Dökülmez’in, Kahramanmaraş - Merkeze bağlı bazı köylerin telefon ihtiyacına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’in yazılı cevabı (7/5499) I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM GenelKurulu saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı. Ordu Milletvekili Hüseyin Olgun Akın’ın, Karadeniz Bölgesi fındık üreticilerinin fındık ihracatında fon uygulamasından kaynaklanan sorunlarına ve Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış’ın Nevşehir organize sanayi bölgesinin kurulma aşamasında karşılaşılan sorunlara, İlişkin gündemdışı konuşmalarına, Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez, Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’ın, TMO’nun buğday alım politikasından kaynaklanan sorunlarla, süne mücadelesinde kullanım süresi geçmiş ilaç uygulamasının yarattığı problemlere ilişkin gündemdışı konuşmasına da, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar, Cevap verdiler; Sıvas Milletvekili Musa Demirci, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Rüştü Taşar’ın konuşmasının kendi Bakanlık dönemine ilişkin kısmıyla ilgili açıklamada bulundu. Arnavutluk’a gidecek olan : Devlet Bakanı Yücel Seçkiner’e, Devlet Bakanı Metin Gürdere’nin, Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e, DevletBakanı Şükrü Sina Gürel’in, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nami Çağan’a, DevletBakanı Hasan Hüsamettin Özkan’ın, Vekâlet etmelerinin uygun görülmüş olduğuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri GenelKurulun bilgisine sunuldu. Gündemin “Özel Gündeminde Yer Alacak İşler” kısmının : 1 inci sırasında bulunan, Sıvas Milletvekili Tahsin Irmak ve 54 arkadaşının, yeni turizm merkezlerinin tespitinde mevzuata aykırı davranmak suretiyle partizanlık ve usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı ve bu eyleminin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla TurizmBakanı İbrahim Gürdal hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesinin (9/26) öngörüşmeleri tamamlandı; Meclis soruşturması açılmasının kabul edilmediği bildirildi; 2 nci sırasında bulunan, Kocaeli Milletvekili Osman Pepe ve 60 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait fidanlık bir araziyi bedelsiz olarak Ford -Koç Grubuna tahsis ettiği iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/17) gündeme alınmasının, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildiği ve gensorunun görüşme gününün Danışma Kurulunca tespit edilerek daha sonra GenelKurulun onayına sunulacağı açıklandı. TBMM GenelKurul Salonunun yenilenmesiyle ilgili 703 sıra sayılı rapor ile kanun tasarı ve tekliflerini görüşmek için alınan karar gereğince, 15 Temmuz 1998 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 23.21’de son verildi. Yasin Hatiboğlu Başkanvekili Haluk Yıldız Ali Günaydın Kastamonu Konya Kâtip Üye Kâtip Üye Abdulhaluk Mutlu Bitlis Kâtip Üye No: 178 II. – GELEN KÂĞITLAR 15 . 7 . 1998 ÇARŞAMBA Teklif 1. – İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın; Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkındaki 2495 Sayılı Kanuna Bir Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1237) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi : 9.7.1998) Tezkere 1. – İzmir Milletvekili Ali Rıza Bodur’un; Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1612) (Anayasa ve AdaletKomisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona) (Başkanlığa geliş tarihi : 14.7.1998) MeclisSoruşturması Önergeleri 1. – Kocaeli Milletvekili İsmailKalkandelen ve 55 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait bir araziyi Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.’ne bedelsiz vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Sanayi ve TicaretBakanı E. Yalım Erez haklarında anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/28) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.7.1998) (Dağıtma tarihi : 15.7.1998) 2. – Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının, Denizcilik Müsteşarlığına ait bazı işlerin ihalelerinde ve personel alımıyla ilgili konularda görevini kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve evrakta sahtecilik suçlarını işlediği ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla Devlet Bakanı BurhanKara hakkında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca birMeclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/29) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.7.1998) (Dağıtma tarihi : 15.7.1998) 3. – Konya Milletvekili Necati Çetinkaya ve 55 arkadaşının, Bursa - Karacabey yolunun ihalesinde usulsüzlük ve partizanlık yapmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Bayındırlık ve İskân Bakanı YaşarTopçu haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/30) (Başkanlığa geliş tarihi : 13.7.1998) (Dağıtma tarihi : 15.7.1998) BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati : 14.00 15 Temmuz 1998 Çarşamba BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Haluk YILDIZ (Kastamonu) BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 122 nci Birleşimini açıyorum. III. – Y O K L A M A BAŞKAN Sayın milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yapılacaktır; Genel Kurul salonunda hazır bulunan sayın milletvekillerinin, yüksek sesle işaret buyurmalarını rica ediyorum. (Yoklama yapıldı) BAŞKAN – Sayın milletveklleri, toplantı yetersayımız vardır; çalışmalara başlıyoruz. Gündeme geçmeden önce, gündemdışı görüşmeler vardır. Üç değerli arkadaşıma gündemdışı söz vereceğim. IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI A) GÜNDEMDIŞI KONUŞMALAR 1. – Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, Karadeniz Bölgesinde meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı BAŞKAN – Gündemdışı ilk söz, Sayın Musa Uzunkaya'nın. Karadeniz Bölgesinde tırmanan terör beliyyesiyle ilgili konuşmak üzere, Sayın Uzunkaya; buyurun. (FP sıralarından alkışlar) MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Muhterem Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerde, Karadeniz Bölgesi dahil olmak üzere, ülkede tırmanan terör ve toplumsal bunalıma dönüşen ekonomik sıkıntılar üzerinde gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Muhterem Başkanı, Yüce Heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Muhterem Başkan, değerli arkadaşlar; bugün, biraz sonra, Meclis salonunun yeniden düzenlenmesinde yaşanan korkunç yolsuzluk gündeme gelecek. Onunla ilgili, kamuoyunun, başta Meclis olmak üzere birkısım kurum ve kuruluşlara olan güven zaafının hangi boyutlara ulaştığını farketmek, daha iyi anlamak durumundayız. Gün geçmiyor ki, bir yolsuzluk konusu, Meclis gündemine, gazete sütun ve televizyon ekranlarına yansımış olmasın. Bu derece güven bunalımına düşmüş toplumun, ekonomik yönden daha fazla perişan edilmeye elbette tahammülü yoktur; eğer, ülke kaynakları bu derece müsrifane kullanılıyor, bazı holdinglere, hergün, iç borçlanma faizlerinden bir çırpıda 27-30 trilyon transfer yapılıyor, mahkeme kararına rağmen, 1 600 dönümlük arazi üzerinde bugün hafriyat ve ağaç kıyımı devam ediyorsa ve buna rağmen, sevgili TEMA Vakfı yöneticileri bu yeşil katliamına seyirci kalıyorlarsa, yürütmenin durdurulması gözardı ediliyor "verdimse ben verdim, yaptımsa ben yaptım" mantığı hukuk devletinde hâlâ egemen görülüyorsa, toplumsal barış ve kardeşliği tesis etmek mümkün olmaz. Ülke olarak, ülkenin en önemli kurumu Parlamento olarak, sevgiyi, barışı, kardeşliği ekonomik, sosyal ve kültürel istikrar ve güven ortamını oluşturmak zorundayız. Değerli arkadaşlar, ülkenin bir numaralı sorunu her ne kadar bazı şahıs ve kurumlarca "irtica" diye mevhum bir düşman ilan ediliyorsa da, toplumun en öncelikli gördüğü sorun, hiç şüphe yok ki, hâlâ kadın erkek, küçük büyük demeden insanların kanını emen, annelerin gözyaşlarının dinmemesine vesile olan terör belasıdır. Amasya'nın Taşova İlçesi Çakırlısu Köyüne kadar inip can alan, Sıvas'ta, Erzurum'da haneler söndüren bu belayı, öncelikle Karadeniz Bölgesinde, yayla mevsimi olması nedeniyle yakından izlemek, fındık bahçelerinin tabiî yapısından yararlanabilecek bu tür kötü niyetli insanların bölgeye sızmasını engelleyecek çalışmaların, değerli Hükümet üyeleri ve başta İçişleri Bakanı tarafından yakınen takip edilmesini talep ediyoruz. Ama bütün bunlara rağmen, görülüyor ki, yakalanan bir iki av tüfeği vesaireyi ekranlarının abartılarıyla, bugüne kadar akrep dahi öldürmemiş insanların üzerine nazarları teksif etme veya ettirmenin ne derece doğru olduğunu sizin ve aziz milletimizin takdirlerine arz ediyor; medyanın, son günlerde bile, hâlâ, bütün bu tırmanan teröre rağmen, hedefleri Anadolu'nun belli bölgesinde hangi amaca yönelttiğini de yine milletin ibretle dikkat nazarlarına arz ediyorum. Değerli arkadaşlar, söz buraya gelmişken ve huzurlarınızı bu konuyla ilgili olarak işgal ederken, üst üste meydana gelen birkısım felaketlerin ülkemiz insanında millî birlik ve kardeşlik havası oluşturmasını dahi, bu Hükümetin değerlendiremediğini üzülerek görüyoruz. Seçim bölgem olan Samsun İlinin Havza, Vezirköprü ve Tekkeköy İlçelerinde zarar gören insanlarımıza, henüz -Havza'ya 60 ve Tekkeköy'e de toplam 40 milyar olmak üzere- bugüne kadar toplam 100 milyar para gönderilebilmiş... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Efendim, paragrafımı bitirmek üzere, lütfen... BAŞKAN – Hayır, cümlenizi bitirmek üzere, buyurun. MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Ama, akşam, bir sayın bakan "Koç'a 10 trilyonluk bir arsa çok mudur" dercesine, bu onbinlerin, yüzbinlerin, hatta milyonların ıstırabıyla âdeta alay etmek durumuna girmiştir. Samsun'da yapılmakta olan havalimanının bugüne kadar geciktirilmesi veya yapılması gereken tesislerinin yapılamaması bir eksikliktir. Özellikle bölgenin ve ülke insanının ekonomik sıkıntılarına, belki müstahsil açısından deva olabilecek, hassaten bu bölgede 1998 ürünü olarak piyasaya çıkacak fındığın iyi değerlendirilmesi konusunda, Hazinenin, mutlaka fındık üreticilerini desteklemesi ve şu anda devam eden alım -yani 660 bin lira civarında seyreden- fiyatlarının düşürülmemesi için, Fiskobirlik'in, mutlaka, Hazinece desteklenmesini umuyor; hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, teşekkür ediyorum. İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, bugünkü gündemdışı konuşmalara da ben cevap vereceğim. BAŞKAN – Hayhay Sayın Bakan. 2. – Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın, Sıvas’ta meydana gelen terör olaylarına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı BAŞKAN – Sayın Mahmut Işık, yine, Sıvas'ta meydana gelen terör olaylarıyla ilgili olarak gündemdışı söz talebiniz var; buyurun, söz sizin. MAHMUT IŞIK (Sıvas) – Sayın Başkanım, önce, söz verdiğiniz için, zatıâlinize teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 30 Haziran 1998 tarihinde, Sayın Cumhurbaşkanına, Başbakana, Başbakan Yardımcısına, İçişleri Bakanına, Genelkurmay Başkanına ve tüm siyasî parti genel başkanlarına Sıvas ve Erzincan İlleri ve çevresindeki terör hareketleriyle ilgili olarak sunduğum raporda, Sıvas'a Elbistan ve İliç ilçelerinden 30-40 kişilik bir PKK terör grubunun girdiğini, özellikle İliç, Divriği, İmranlı ve Zara İlçelerinin köylerini son derece rahatsız ettiğini, terör gruplarının girdiği köylerin ertesi gün komple göç ettiğini, bölgede müthiş bir otorite boşluğunun bulunduğunu acele ve önemlidir kaydıyla bildirerek, acilen tedbir alınmasını istemiştim. Bu bölgede son derece güçsüz olan örgüt, varlığını ispatlamak için savunmasız halka kötülük ediyor. Ne yazık ki, bugüne kadar, bölgede hiçbir tedbir alınmamıştır. Bu boşluktan yararlanan örgüt, nitekim, 8.7.1998 akşamı saat 20.30 sıralarında Zara-Kuruköprü köyüne gelerek, önce köyün 16 milyar liraya yapılan telefon santralını yakıyor, daha sonra da Sancakkale Köyünün Alevî ve Kürt kökenli muhtarını Boruklar Mezrasında silahla tarıyarak öldürüyor. 1996-1997 yıllarında da, önce Alevî kökenli 7 köyün muhtarını öldürürek, Alevî ve Kürt köylerinde baskı uyguladılar, arkasından da karşı gelenleri öldürdüler, Alevî ve Kürt köylerini sindirince, Sünnî kökenli köyleri taradılar. Bölgede yaşayan insanlarımız barış ve dostluk içinde en iyi şekilde yaşarken, aralarında en ufak bir ayırım yokken, ne yazık ki, barış içinde yaşamak isteyen halkımızı "Alevîler ve Kürtler, PKK'yı besliyor; onlar da Sünnî köylüleri öldürüyor" mantığıyla insanlarımızı birbirine düşürmeye çalıştılar. Şimdi, aynı yöntemle tekrar işe başladılar. Önce, Alevî ve Kürt köylerini baskı altında tutarak onları sindiriyorlar, 9.7.1998'de muhtarın öldürülmesi böyle bir olayın başlangıcıydı. Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi ise, 9.7.1998 tarihinde Alevî ve Kürt kökenli Zara-Sancakkale Köyü muhtarının öldürülmesinden üç gün sonra, aynı bölgeye yakın olan Divriği-Çayözü Köyü basılıyor. Köyden, Zeki Boztepe, Sinan Türkmen, Recep Türkmen ve bayan olan Perihan Türkmen çocuğunun gözü önünde, çocuğuyla birlikte öldürülüyor ve köye onbeş yıldan beri yapılan, müteahhit hatasından mahkemeler sonucu yıkılan ve tekrar yapılmaya çalışılan köprünün bir ayağı da yıkılarak, köyden alınan 2 katırla, köydeki evlerde bulunan yiyecek malzemeleri gasp edilen katırlara yüklenerek götürülüyor. Sünnî kökenli olan bu köyümüz, nitekim bir başka köyün karıştırılması için âdeta kullandırılıyor. Öldürülen bayan Perihan Türkmen iki üç ay önce bana geldi. İşsiz ve yoksul bir yurttaşımızdı. Kendisine kaymakamlıkça Sosyal Dayanışma Fonundan yapılan yardımla geçiniyordu. Köyüne kış için bir şeyler ekmek için gitmişti; ama, ne yazık ki, çocuğuyla birlikte orada öldürüldü. Olay, 12.7.1998 tarihinde, saat 20.30'da meydana geliyor. Teröristler köyden gece 2'de ayrılıyorlar. Olay, Divriği İlçesinde 13.7.1998 sabahı saat 10.30'da ancak duyulabiliyor. Olayın Sıvas'a intikal etmesi ve Sıvas Valisi ile Jandarma Merkez Komutanının Divriği'ye varmaları saat 15.30'da ancak gerçekleşebiliyor. Görüleceği üzere, bu bölgedeki otorite boşluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Divriği İlçesinin Sıvas'a uzaklığı 188 kilometredir. İlçenin de dağlık olması nedeniyle -devlet, bırakınız vatandaşı korumayı- vatandaş, ölüsünü almaya bile 15 saat sonra ancak varabiliyor. 30 Haziran 1998 tarihinde belirttiğim, Sayın Cumhurbaşkanı ve diğer yetkililere sunduğum "acele ve önemlidir" kaydı taşıyan raporum ciddiye alınarak tedbir alınmış olsaydı, muhtar ve bu 4 vatandaşımız belki öldürülmeyecekti. En üst düzeyde devletin tüm birimlerine ve siyasî parti başkanlarına, milletvekili olarak sunduğum ve ciddî şekilde uyarılarda bulunduğum rapor ve benzer uyarılar dikkate alınmıyor veya devletin, hantal ve işlemeyen yapısından dolayı geç kalınıyor. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Işık, toparlayın efendim... MAHMUT IŞIK (Devamla) – Peki efendim. Böyle şey olur mu; hayır, bu, dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Bunu yapan devlet, vatandaşına güven veremez, sosyal devlet de olamaz. 30.6.1998 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanına, Başbakana sunduğum raporumu dikkate almayarak, bu vatandaşlarımızın ölümüne sebebiyet veren, -hangi mevkide olursa olsun- bu kişilere derhal soruşturma açılmalıdır. Ayrıca, Sıvas'ın Divriği, Zara ve İmranlı İlçeleri otorite boşluğundan yangın yerine çevrilmiştir. Köyler komple göç etmekte, insanlar acımasızca öldürülmektedir. Bölgeden yeni döndüm, insanlar umutsuz, tedirgin ve resmen göçe zorlanmaktadırlar. Yıkılan her şey, yeniden ve derhal yapılmalıdır. Bu nedenlerle, bölgede, derhal gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması kaçınılmazdır; otorite boşluğunun giderilmesi kaçınılmazdır. Ayrıca, Sıvas çok büyük bir ildir; Divriği ve Suşehri il yapılmalıdır; kalıcı birlik ve güvenlik birimleri hiç vakit geçirilmeden takviye edilmelidir. Diğer taraftan, terör Sıvas'tan, Tokat, Amasya, Giresun ve Ordu İllerine sıçramak üzeredir; bu, bir tesadüf değildir; çünkü, haklarında sayfalar dolusu yazılan, iddialar bulunan Veli Küçük Giresun da, Hakkâri çetesinden Mehmet Emin Yurdakul'u da Sıvas'tadır. Denenmiş, haklarında bir yığın iddia ve tepki bulunan bu ve benzer yöneticiler de derhal görevlerinden alınmalıdırlar. Aksi takdirde, bu gruplar, bölgeyi daha da zorlayacak, göç tek çare olacaktır; terör de, bir kaç güne kadar Sıvas'tan takviyeli olarak Karadenize ulaşacaktır. Kaldı ki, şu anda Karadenizde çeşitli faaliyetleri bulunmaktadır. Bölgedeki otorite boşluğu derhal doldurulmazsa, vurdumduymazlık böyle devam ederse, eylemler, kaza içlerine sıçrayacak ve telafisi mümkün olmayan yaralar açılacaktır. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Son cümlenizi söyler misiniz efendim. MAHMUT IŞIK (Devamla) – Devletin anayasal ve aslî görevi, vatandaşın can ve mal güvenliğini korumaktır. Ne yazık ki, bu görev, bugün ihlal ediliyor. Sıvas karıştırılırsa, bilmiş olunuz ki Türkiye karıştırılır. Bu vesileyle, ölen yurttaşlarımıza Tanrıdan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyor. Sayın Meclise ve Sayın Başkan zatıâlinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sayın Işık teşekkür ediyorum. Teröre maruz ölen yurttaşlarımıza rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum. Sayın Bakan, bu noktada mı cevaplayacaksınız; diğeri de mi sizi ilgilendiriyor? İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Üçüncü gündemdışı konuşmadan sonra cevaplayacağım. 3. – Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün, Başbakanlık Takip Kurulu raporlarına ilişkin gündemdışı konuşması ve İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı BAŞKAN – Üçüncü sırada, Sayın Abdullah Gül, Başbakanlık Takip Kuruluyla ilgili olarak söz istemişlerdir. Buyurun Sayın Gül. (FP sıralarından alkışlar) ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; son günlerde bazı gazetelere sızdırılan raporlar, verilen bilgiler, maalesef, eski komünist ülkeleri veyahut da askerî cuntalarla idare edilen ülkeleri andırmaya başladı. Başbakanlık Takip Kurulu, Sayın Başbakanın mesuliyetinde bir kuruldur. Sözde, bu Kurulun yayımladığı raporlar, gazetelere belli ki veriliyor ve yazdırılıyor. Şimdi, bunlara baktığımızda, insanı dehşete düşürücü, insanın -gerçekten- tüylerini diken diken kaldırıcı ve isyan ettirici manşetler görüyoruz. Bakın, en büyük gazetelerimizden birinde çıkan başlık şu: "Başbakanlık Takip Kurulunun hazırladığı raporda 40'a yakın valinin, 100'e yakın vali yardımcısının, 300 civarında kaymakam ile 100'den fazla hâkim ve savcının adı geçiyor deniliyor ve içine baktığımızda da, 500'e yakın profesörün, yüzlerce kamu görevlisinin, Hazinede ve diğer genel müdürlüklerimizde çalışan birçok genel müdürün adı, bu şekilde, yani, mürteci olarak, irticaî faaliyetlere katılıyor diye anlatılıyor. Şimdi, bu, çok tehlikeli bir şey. Bunu, kimler yapıyor, niçin yapıyor biliyoruz; ama, gücümüzün yettiği yerler var, gücümüzün yetmediği yerler var. Başbakanlık içerisinde yapılan şeylere gücümüzün yetmesi gerekir. Şimdi, bir ülkede, 80 tane vilayeti ve valisi olan bir ülkede, eğer, Başbakanlıkta yayımlanan bir rapor -ki, bunlar, tabiî ki, Başbakanın sorumluluğu içerisine girecek nihayette- bu valilerden 40 tanesini bu şekilde damgalarsa, gerici, mürteci, irticaî faaliyetlere katıldı derse, zaten her şey bitmiştir. Bu suçlamalara baktığınızda, bunlar, bölücülük... Bunlar hakkında dava açılırsa, bölücülükle ilgili, cumhuriyetin temel ilkelerini yok etmekle ilgili iddialar ileri sürülüyor; yani, bunlar, çok ağır cezaları gerektiriyor. Hatta, 125 inci maddeye giriyor ki, idam cezası gerektiriyor. Bu kadar dehşet, sorumsuz ve mesuliyetsizce raporlar yazılıyor -devletin, Başbakanlık antetlerini taşıyan raporlar- ve gazetelere sızdırılıyor. İşin bir başka yanı da şu: Bu 80 valinin kararnamelerine bakarsanız, en az 70'inin altında, Sayın Başbakan Mesut Yılmaz'ın imzası vardır. DEVLET BAKANI IŞILAY SAYGIN (İzmir) – Vali değil kaymakam... ABDULLAH GÜL (Devamla) – Vali... Vali... 80 valinin 40 tanesi mürtecidir ve takip ediliyor deniliyor. Demek ki, altları, kendilerinin mahiyetinde çalışan insanlar tarafından fişlenmişler. Şimdi, böyle bir ülke düşünebilir miyiz ve bu 80 valinin 70 tanesinin kararnamesinin altında, Sayın Başbakan Mesut Yılmaz'ın imzası var ve hatta, isim vermek istemiyorum, gazetelerde isimleri geçen bu valilerin içerisinde 3 tanesi, Anavatan Partisinden son seçimlerde aday oldular. Böyle bir gelişme, gerçekten, ülkeyi tehdit edici, halkı sindirici, yüksek seviyedeki bürokratları sindirici, onları lekeleyici, onların elini, kolunu bağlayıcı bir davranıştır. Gücümüzün yetmediklerine bir şey demiyorum; ama, gücümüzün yettikleri için konuşuyorum; Başbakanın ve sayın bakanların direkt kontrolü altında olan şeylerden bahsediyorum. Bildiğiniz gibi, bir de, bir komisyonda, şu anda, bir kanun tasarısı görüşüyoruz; kerhen de olsa, Anavatan Partili arkadaşlarım oy vererek, ısrarla oy vererek çıkardılar komisyondan. Nedir; İçişleri Bakanlığındaki veya diğer bakanlıklardaki memurların -aynı, YAŞ kararlarında olduğu gibi- tasfiye edilmeleri. Buna, her ne kadar, irticayla mücadele falan deniliyorsa da, biliyoruz ki, bu bir tasfiye kanunu. Yani, çok açık söylüyorum, devletin içerisindeki dindar, milliyetçi, mukaddesatçı bürokratların tasfiyesidir bu. (FP sıralarından alkışlar) Buna alet olduk, yukarıdan geçirdik. Şimdi ne olacak? Başbakanlığın yayımladığı raporda, kimdir arkadaş bu 40 vali, kimdir arkadaş bu 300'e yakın kaymakam, kimdir bu 500'e yakın profesör, kimdir bu 100'den fazla hâkim? Aynı... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ABDULLAH GÜL (Devamla) – Sayın Başkan, hemen bağlıyorum sözümü. BAŞKAN – Buyurun. ABDULLAH GÜL (Devamla) – Aynı orduda yapıldığı gibi, YAŞ kararlarını... Çünkü, Sayın Başbakan, siz YAŞ kararlarına güveniyorsunuz ve gönderebiliyorsunuz, tasfiye edebiliyorsunuz; ama, bizim elimiz kolumuz bağlı dedi ve bunun üzerine, bildiğiniz gibi, bu kanun tasarısı getirildi. Şimdi, aynı şey olacak; yani, Sayın Başbakanın imza atıp güvendiği 70 valinin en azından 40'ı, 300'e yakın kaymakam, şu kadar profesör, bunlar aynı şekilde tasfiye edilecek. Bu, çok tehlikeli bir gelişmedir. Bu, bir ülkeyi içinden yıkan bir olaydır. Bu valilerin, bu kaymakamların, bu profesörlerin yerinde olun... Şimdi, kim bunlar, kim hazırladı bunlar hakkında raporu, kim bunları basına sızdırdı ve kim bunları bu şekilde tehdit altında tutuyor? Bunları çözmezsek değerli arkadaşlarım, her türlü particilik ve kendi görüşlerimizin dışında, Türkiye'nin çıkarı için, bu ülkenin çıkarı için, bunları halletmezsek, zaten dışarıyla yeteri kadar uğraşan bir ülke, içerisinde daha da bölünmüşlüğe gider, daha da tehlikeli hale gelir. Ben, inanıyorum ki, Sayın Bakan ve Sayın Başbakan bu konulara açıklık getirecek ve bu tip mesuliyetsiz, sorumsuz gidişata son vereceklerdir. Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sayın Gül, bir dakikanızı rica edeyim. Parlamentonun Başkanı olarak, bir hususu düzeltmek istiyorum. Demokratik parlamenter sistemlerde, parlamentonun gücünün yetmeyeceği hiçbir eylem ve hiçbir işlem olamaz. Zannediyorum "bazılarına bizim gücümüz yetmez; ama, bazılarına yetebilir" gibi bir ifade kullandınız. Zannediyorum, siz de, benim bu hissiyatımı belki bir başka şekilde ifade etmek istediniz. Parlamentonun yöneticisi, Başkanı olarak, bunu ifade etmeye kendimi sorumlu hissettim. Teşekkür ederim. ABDULLAH GÜL (Devamla) – Sayın Başkan, ben de öyle olmasını arzu ederim, öyle de olacaktır. Bunu söylerken, Meclisi değil, Hükümeti kastederek söylemiştim. O açıdan, Hükümetimizin de, muhakkak buna gücü yetecektir. Hükümet de, muhakkak ki, kendi sorumluluk alanlarına giren konularda tam hâkimiyetini gösterecektir. Bundan da eminim. Teşekkür ederim. (FP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ederim. 4. – İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu’nun, Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya ve Sıvas Milletvekili Mahmut Işık’ın terör olaylarına; Kayseri Milletvekili Abdullah Gül’ün Başbakanlık Takip Kurulu raporlarına ilişkin gündem dışı konuşmalarına cevabı BAŞKAN – Gündemdışı konuşmalara cevap vermek üzere, İçişleri Bakanımız Sayın Başesgioğlu, buyurun. İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kayseri Milletvekilimiz Sayın Abdullah Gül'ün, Sıvas Milletvekilimiz Sayın Mahmut Işık'ın ve Samsun Milletvekili değerli arkadaşımızın gündemdışı yaptıkları konuşmalara Hükümet adına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. Yine, hemen sözlerimin başında, Hakkâri Yüksekova'da hain bölücü örgüt tarafından şehit edilen asteğmenlerimize, erlerimize ve korucularımıza Tanrıdan rahmet diliyorum. Yine, diğer bölgelerde teröre şehit verdiğimiz bütün vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum. Değerli milletvekilleri, bu sayın arkadaşlarımıza, terör konusunda, kısa da olsa, genel bir değerlendirme yapma imkânı verdikleri için ayrıca teşekkür ediyorum. Hepinizin bildiği gibi, devlet olarak 14 yıldır bölücü terörle mücadele etmekteyiz. Bölücü terörün kastettiği kutsal değerler bellidir. Ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğüne yönelmiş, hem içeriden hem dışarıdan destek gören, bu, hain plana karşı devlet olarak 14 yıldır mücadele ediyoruz. 1997-1998 yılları itibariyle bu konuda gelinen noktayı değerlendirdiğimizde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde güvenlik güçlerimizin tamamıyla inisiyatifinde sürdürülmekte olan bir mücadeleyi görüyoruz. Yine, bu örgütün lider kadrosundaki kişilerin, özellikle yurt dışından başarılı operasyonlarla ülkeye getirilerek, örgütün çözülmesine, örgütün çökmesine büyük bir ivme kazandırıldığını, bu harekâttan sonra da birçok PKK militanının güvenlik güçlerimize teslim olduğunu görüyoruz. Hulasa, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde ve sınırötesinde yapılan operasyonlar, bölücü örgüte büyük darbeler vurmuştur. Örgüt, bu alanda sıkıştığı için Türkiye'nin muhtelif yörelerine "açılım" dediği yeni bir stratejiyi kendine tayin etmiştir. Bu sebeple de, Tunceli, Erzincan kırsalından başlamak üzere, Sıvas, Tokat, Amasya gibi illerimizde münferit eylemler yapmayı kendine hedef seçmiştir. Hepinizin de bildiği gibi, buradaki amacı, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da sıkışan bu yoğunlaşmayı Türkiye'nin muhtelif yörelerine taşımaktır. Böylece hem güvenlik güçlerimizin dikkatini bu bölgelerde yoğunlaştırmak hem de kendi tabanlarına, kendi militanlarına, var olduklarını, bu mücadeleye devam ettiklerini ispatlamak için bir gayret içerisindedirler. Geçen yıl itibariyle -yine Yüce Meclisimizin değerli üyeleri hatırlayacaklardır- Ordu'da, Sıvas'ta, Tokat'ta, Amasya'da ve diğer yörelerde yapılan başarılı operasyonlar neticesi, bölücü örgütün bu bölgedeki militanları tamamen temizlenmişti. Ancak, yaz mevsimi olması hasebiyle, genellikle terör olaylarının yoğunlaştığı bu aylarda, demin ifade etmeye çalıştığım hattan, yeni geçişler, yeni sızma teşebbüsleri söz konusudur. Şu anda, muhtelif illerimizde -Mahmut Beyin de ifade ettiği gibi- Sıvas'ta, Tokat'ta, Amasya'da, örgütün yapmaya çalıştığı bu münferit eylemler de, bunun göstergesidir. Geçmiş yıllardaki yapıya ilaveten, bu dönemde bölücü örgüt, Türkiye'deki diğer yıkıcı ve bölücü örgütlerle işbirliği içerisine girmiştir; birlikte imzaladıkları protokolle, eylem birliği kararı almışlardır ve çeşitli izler, çeşitli emareler, PKK ile birlikte diğer yıkıcı ve bölücü örgütlerin de birlikte hareket ettiğini göstermektedir. Şu an itibariyle, bu saydığımız bölgelerde, başta mülki amirlerimiz olmak üzere, valilerimiz olmak üzere, güvenlik güçlerimizin yetkilileri ve devletimizin bu konuyla ilgili bütün görevlileri, hepsi, teyakkuz halindedir, hepsi, kırsal kesimdedir; kendilerinin arzu ettiği -gerek lojistik açısından gerekse personel açısından- takviyeler peyderpey yapılmaya başlanmıştır, bölgeye intikal eden yardımlar söz konusudur. Şunu hepimiz biliyoruz ki, aziz vatanımızın bu bölgelerinde veyahut da hiçbir bölgesinde, terör örgütünün yapılanmasına, bu devletin asla müsaade etmesi mümkün değildir. PKK'nın bu bölgelerde yapılanma gayreti, kendilerine göre sözde Koçgiri eyaleti yapılanma faaliyetleri, hepinizin bildiği gibi, 1992-1993 yıllarında başlayan bir faaliyettir; ama, devletimizin, güvenlik güçlerimizin kararlı tutumu neticesinde, bölücü örgüt, bu yapılanmaya muvaffak olamamıştır. Demin de ifade ettiğim gibi, 1997 yılı itibariyle, bu bölgedeki bütün militan unsurlar temizlenmiştir. Şu anda, bir sızma hareketi söz konusudur. Yaptığımız mücadelenin çerçevesi bu şekildedir. Tabiî, coğrafî şartların çok değişik olması, militan grupların, üçer kişilik, beşer kişilik, en fazla sekizer kişilik küçük gruplar halinde bölgeye sızma gayretleri, bu mücadelenin zor taraflarından biridir; ama, ne olursa olsun, kesinlikle ifade ediyoruz ki -hepimizin inancı da o noktadadır- bu ülkeyi bölmeye yönelmiş, milletimizin bölünmez bütünlüğüne yönelmiş her türlü tehdidi bertaraf etmek için, bütün güvenlik güçlerimiz, devletimizin ilgili birimleri görevleri başındadır. Önümüzdeki günlerde, bu faaliyetlerin semeresini hep birlikte alacağız; geçen yılda olduğu gibi, bu bölgelerimizi, bütün militan unsurlardan temizleyeceğiz. Tabiî, bu mücadeleyi yaparken, çok hassas olacağımız noktalar var. Mahmut Bey burada çok güzel değindi; oradaki vatandaşlarımızın çeşitli inanışlarını -tabiri caizse- kaşıyarak, bir Alevî-Sünnî meselesi yaratarak, bir kez Alevî köyümüzü basıp oradaki muhtarı öldürerek, öbür gün Sünnî köye gidip oradaki vatandaşları katlederek, sanki, yıllardır, asırlardır, o bölgede kardeşçe yaşamış, iyi günde kötü günde birlikte sevinmiş, birlikte ağlamış bu vatanımızın aziz evlatlarını birbirine kışkırtmak gibi bir senaryo içindedirler. Memnuniyet vericidir ki, vatandaşlarımız -gerek Alevî vatandaşlarımız gerekse Sünnî vatandaşlarımız- hiçbir zaman, bu tezgâha, bu hainliğe, bu oyuna gelmemişlerdir; önümüzdeki süreç içerisinde de gelmeyeceklerdir. Örgütün, bu konuda, kadrolarına devamlı verdiği talimat vardır; ama, vatandaşlarımızın aklıselimi ve sağduyusu, bu tezgâhı, bu oyunu bozacak güçtedir. Burada, yine, Sayın Milletvekilimiz Mahmut Işık, o bölgedeki görevlilerimizle ilgili bir konuyu dile getirdiler. Her şeyden önce, bu kürsüde kendini savunma imkânı olmayan kişiler hakkında sözler söylemenin, onları itham etmenin doğru olmadığı kanaatındayım. Adı geçtiği için ifade ediyorum; Veli Küçük, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türk jandarmasının, şu anda, o bölgede, kendisine, terörle mücadele sorumluluğunu verdiğimiz değerli bir generalidir. Yine, Sıvas'ta görev yapan arkadaşımız da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli bir mensubudur. Şu anda -görevleri ifade etmeye çalıştığım tarzda- terörle mücadele konusunda kendi üzerlerine düşen görevi cansiparane bir şekilde yerine getirmektedirler. Bunu söylerken, eğer, haklarında bir iddia olursa, bu araştırılmayacak, bu istisna tutulacak manasına değildir. Bakanlığımız, sorumluluk sahasında olan her konuda -bu konuda duyarlı olduğumuz gibi- gelecek ciddî iddiaları da bu bağlamda araştırmaya her zaman hazırdır; ancak, şu günlerde terörle mücadele eden, terörle boğuşan güvenlik güçlerimizin komuta kademesindeki değerli mensuplarının bu şevklerini, bu azimlerini kıracak beyanlardan kaçınmamız gerekir. Yüce Parlamentodan veyahut da bu konuyu dile getiren değerli arkadaşlarımızdan benim ricam budur. Muhterem milletvekilleri, terörün, iç boyutu olduğu kadar, elbette dış boyutu var. Bana göre, belki de önümüzdeki süreçte en çok yoğunlaşacağımız, en çok mücadele edeceğimiz alanlardan birisi terörün dış boyutudur. Bugün, maalesef, aynı ittifak içinde olduğumuz bazı ülkeler veyahut da bize komşu olan, sınırdaş olan bazı ülkeler, bu terör örgütlerine açıktan destek vermektedirler; kendi ülkelerindeki açmış oldukları kamplarda bu örgüt militanlarının yetişmesine, onların barınmasına kucak açmaktadırlar. Bugün Türkiye'de yakalanan, bomba eylemine karışmış birçok militanın bir komşu ülkede eğitildiği çok açık ve net şekilde ortaya çıkmıştır. Biz, Hükümet olarak, dış platformlarda bu ülkelerle ilgili çekincelerimizi, itirazlarımızı devamlı olarak dile getiriyoruz. Ancak, maalesef, bazı önyargılı davranışlar nedeniyle, bu ülkelere yaptırım uygulama konusunda Avrupa'daki çeşitli kuruluşlar, devletler hâlâ çekimser kalmaktadırlar. Ülke içinde yaptığımız mücadele kadar, yurt dışında da teröre destek veren ülke ve odaklara karşı da, bu mücadeleyi, önümüzdeki dönemde yoğun bir şekilde yürütmemiz gerektiği kanaatimizi Yüce Meclisle paylaşmak istiyorum. Bu konudaki sözlerimi toparlamak istersem: Şu anda münferit olarak, saydığım illerimizde bir hareketlenme vardır. Ancak, devlet olarak, güvenlik güçleri olarak tüm bu münferit hadiselerin en kısa zamanda üstesinden gelecek ve o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın huzurunu, güvenini en kısa zamanda temin ederek, tedirginliğini gidereceğiz. Bu konuda tabiî, terör örgütünün de propaganda amacına hizmet edilmemesi gerekir veyahut da hizmet edilmemesi -bu tabir biraz ağır oldu, özür dilerim- onların propaganda konusuna yardımcı olunmaması gerekir. Bu konuda, herkesin, duyarlı olmasında fayda mülahaza ediyoruz. Konuşmamın bu bölümünde Sayın Abdullah Gül'ün, Başbakanlık Takip Kurulunca yayımlanan bir rapora ilişkin konuşmasına cevap vermek istiyorum; hemen ifade edeyim: Başbakanlık Takip Kurulunca veyahut da Başbakanlığın herhangi bir birimince valiler hakkında, kaymakamlar hakkında bu şekilde yazılmış, hazırlanmış resmî bir rapor yoktur. (FP sıralarından alkışlar) İçişleri Bakanlığına da, bu şekilde bir rapor verilmesi söz konusu değildir; hemen ifade ediyorum: Şu anda, valilerimiz hakkında, kaymakamlarımız hakkında meri mevzuatın dışında, herhangi bir yoldan, herhangi bir yönlendirmeden dolayı bir soruşturma ve işlem yapmayacağımı da huzurlarınızda çok açık ifade ediyorum. (ANAP ve FP sıralarından alkışlar) Değerli milletvekileri... İSMAİL İLHAN SUNGUR (Trabzon) – O haberi yazan gazete hakkında... ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Basın her gün bir şey söylüyor... İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Evet, her gün basında yazılıyor; ama, umarım, hepimizin paylaşacağı -Sayın Gül de gayet güzel ifade ettiler- üzerinde birleşeceği gerçekler var. Valiler, kaymakamlar ve diğer bürokratlar, "devlet" dediğimiz büyük bir mekanizmayı şu anda ayakta tutan, cumhuriyet ilkelerine bağlı, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne iman etmiş görevlilerimizdir. Terör bölgelerinden bahsettik. Şu anda hiçbir valimiz makamında rahat oturmuyor gece-gündüz güvenlik güçlerimizin yanında, onlarla birlikte terörle mücadeleye katkı veriyor. Bu şekilde çalışan arkadaşlarımıza, şu veya bu şekilde, onların hizmet aşkını etkileyecek davranışlardan, beyanlardan kaçınılması gerektiğini ifade ediyorum. Değerli arkadaşlarım, 28 Şubatta başlayan bir süreç var. 28 Şubata nasıl gelindi, 28 Şubat Kararlarının altında kimin imzası var; geriye dönüp, bu lüzumsuz tartışmalara girmek istemiyorum; ama, hükümetlerin ve idarenin devamlılığı ilkesi gereği, 28 Şubatta alınan kararları da, 55 inci Hükümet, o çerçeve içerisinde titizlikle uygulamaya devam etmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar ve soruşturmalar, yıkıcı, bölücü ve irticaî faaliyetlere ilişkindir. Sadece burada bu mücadelenin bir kesitini öne çıkarıp diğer boyutlarını devlet olarak ihmal edemeyiz; o zaman, bu işten, devlet aleyhine faaliyet yürüten diğer gruplar ve kesimler menfaat elde etmiş olurlar. Bu noktada sözlerimi toparlarken, şunu da ifade etmek istiyorum: Bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyacımız var; birçok suni gündem maddelerini, bu toplumun gündemine sokarak, lüzumsuz tartışmalarla toplumu, siyasal partilerimizi çeşitli kamplaşmalara bölmenin hiç faydası olmadığı inancındayım. Bugün Türkiye, çok büyük problemlerle, devasa problemlerle karşı karşıyadır. Demin ifade etmeye çalıştım; birçok ülke, terör kartını Türkiye'ye karşı kullanarak, bizden, geçmişteki menfaat çatışmalarından fayda ummaktadır; tarihte yarım kalmış hesaplaşmalarını, terör kartını kullanarak, Türkiye'den taviz koparmaya çalışmaktadır. Bugün, yine -bazı mihraklar da- Lozan Antlaşması masaya yatırılıp, Lozan Antlaşması tartışmaya açılmak istenmektedir. Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri Yüce Meclisimiz yakından bilmektedir. Dolayısıyla, bunun gibi, Türkiye'nin, devletimizin ve milletimizin bekasını yakından ilgilendiren dev problemlerle karşı karşıya olduğumuz bir süreçte, her şeyden önce, Parlamentomuzda bir uzlaşmanın sağlanmasını, bundan sonra da, bu sağlanmış olan uzlaşmanın toplumun bütün katmanlarına yansımasını istiyoruz. Bunun için de, siyasî görüşümüz, siyasî yelpazedeki yerimiz ne olursa olsun, mutlaka, bu ana fikirler etrafında birleşmemiz ve bu birleştiğimiz noktayı da, hem ülke içinde hem de tüm dünyaya karşı savunmamız gerektiği inancındayım. Geriye dönmek istemiyorum; ama, önemsediğim için ifade etmek istiyorum. Sayın Gül dediler ki: "YAŞ kararları gibi, bir tasfiye söz konusudur." Demin ifade etmeye çalıştım; kesinlikle, Hükümetimizin, bu şekilde, bürokratlar üzerinde bir tasfiyesi, bir şeyi söz konusu değildir. 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunundan bahsettiniz. 1700 sayılı Dahiliye Memurları Yasası, 1930 yılında çıkarılmış bir yasadır, yapılan düzenlemede sadece "Cumhuriyetin temel nitelikleri" ibaresi eklenmiştir. AHMET İYİMAYA (Amasya) –Yargının konusu... İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – İzah edeyim: Burada, iki ayrı müfettiş raporları çakışmak suretiyle, bir görevli hakkında, iki ayrı müfettişin, değişik zamanlarda belli bir rapor vermesi lazım; bunlar kâfi değil; iki ayrı sicil memurunun, yine, o görevli hakkında, bunun görüşü şudur şeklinde devletin bölünmez bütünlüğüne, devletin temel niteliklerine karşı davranışını tespit etmesi lazım. ERSÖNMEZ YARBAY (Ankara) – Demokrasinin temel niteliklerinin... İÇİŞLERİ BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (Devamla) – Artı, bakanlık merkez disiplin komisyonu karar verecektir ve artı, bakanın kararı olacaktır. Bütün bunlar, bu süzgeçten geçti, bu derecattan geçti, her eylem ve işlemin idarî yargıya tabi olduğu gibi, bu görevli hakkında da verilmiş olan karar, idarî yargı denetimine tabidir. Dolayısıyla, böyle, kestirmeci, toptancı bir tasfiye anlayışı söz konusu değildir. Değerli arkadaşlarım, bir yıldır İçişleri Bakanlığında görev yapıyorum, mülkî amirlerimizi, mümkün olduğu kadar, her türlü baskıdan, her türlü haksız saldırıdan korumaya çalışıyorum, bu konuda değerli gruplarımızın, Parlamentomuzun verdiği desteğe de çok teşekkür ederim. Bu anlayışımız bu şekilde devam edecektir; ama, demin ifade ettiğim gibi, ufak tefek sürtüşmeleri, sunî gündemleri bırakarak, ülkenin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyacı olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Sabrınız için çok teşekkür ederim, saygılar sunarım. (Alkışlar) BAŞKAN – Sayın Bakan, teşekkür ediyorum. Sayın milletvekilleri, gündemdışı görüşmeler tamamlanmıştır. Soruşturma ve araştırma önergeleri vardır, biraz da hamuleli yazılardır. Sayın Divan Üyesinin oturduğu yerden okuması hususunu oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. 3 adet Meclis soruşturması önergesi vardır, bu önergeler bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır. Meclis soruşturması önergelerini okutuyorum: B) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ 1. – Kocaeli Milletvekili İsmail Kalkandelen ve 55 arkadaşının, İzmit’te SEKA’ya ait bir araziyi Ford Otomotif Sanayi AŞ’ye bedelsiz vermek suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/28) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikası (SEKA) Genel Müdürlüğünün İzmit-Gölcük arasında, İhsaniye ve Yeniköy Belediyeleri sınırları içinde, iki parça halinde toplam 2 313 666 metrekare arazisi vardır. Başbakan A. Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcıları Bülent Ecevit, İsmet Sezgin, Devlet Bakanları Güneş Taner, H. Hüsamettin Özkan, Işın Çelebi, Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu, Tarım ve Köyişleri Bakanı R. Mustafa Taşar, Sanayi ve Ticaret Bakanı E. Yalım Erez, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı M. Cumhur Ersümer, Devlet Planlama Müsteşarı Prof. Dr. Orhan Güvener tarafından imzalanmış bulunan Yüksek Planlama Kurulunun 20.5.1998 tarih ve 98/T-22 sayılı kararında aynen: "Mülkiyeti Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları (SEKA) Genel Müdürlüğüne ait Kocaeli İli, Gölcük İlçesi, İhsaniye Köyü tapuya 4 pafta, 1 454 parsel no ile kayıtlı 787 249 metrekarelik alan ile adı geçen il, İzmit İlçesi, Yeniköy, tapuya 36 pafta 3 420 parsel no ile kayıtlı 1 526 417 metrekarelik alanın (toplam 2 313 666 metrekare) 1 600 000 metrekarelik bölümünün; Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. (Ford Otosan)'ne: a) Bataklık ve ıslahı gereken alanlar dikkate alınarak rayiç bedelle, b) Adıgeçen şirketin talep ve taahhütleri doğrultusunda kullanılmak üzere, c) Sözkonusu alanlardaki bataklıkların kurutulması ve çevre koşullarının yerine getirilmesi, d) Arazi üzerinde bulunan kavaklık bitki ve mevcut yapıların SEKA'ya bedelsiz verilmesi, e) Ödemenin peşin olarak yapılması, kayıtlarıyla satılmasına ve işlemlerin SEKA Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu tarafından yürütülmesine, 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesine göre karar verilmiştir." dendiği halde, bu hususlardan tamamen sarfınazar edilerek, anlaşılması imkânsız bir değişiklik ile Bakanlar Kurulunca bu sahanın aynı şirkete bedelsiz olarak verilmesi kararlaştırılmıştır. (Ek No: 1) Bakanlar Kurulunun bu konudaki 8.6.1998 tarihli ve 98/11163 sayılı kararında: (Ekli "Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklara konuları ile ilgili görev verilmesi, doğan zarar ve mahrum kalınan kârın hazinece karşılanması hakkında karar"ın yürürlüğe konulması 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 8.6.1998 tarihinde kararlaştırılmıştır.) denilmektedir. Ekli karar metninde ise; 1. Tükiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikası (SEKA) Genel Müdürlüğü, mülkiyetinde olan Kocaeli İli, Gölcük İlçesi, İhsaniye Köyü, tapuya 4 pafta, 1454 parsel no ile kayıtlı 787 249 metrekare alan ile adı geçen il, İzmit İlçesi, Yeniköy, tapuya 36 pafta , 3420 parsel no ile kayıtlı 1 526 417 metrekarelik alanın (toplam 2 313 666 metrekare) 1 600 000 metrekarelik bölümünü Ford Otomotiv Sanayi AŞ'ne bedelsiz olarak (söz konusu yerde 55 milyon ABD Doları tutarında yatırım yapılması, yatırım sonucunda yıllık 700 milyon-1 milyar ABD Doları ihracat gerçekleştirilmesi, 2 bin kişi civarında ek istihdam yaratılması, yılda yaklaşık 120 bin adet üretilmesi ve bölge üniversitelerinden biri için bir eğitim tesisi "fakülte, bölüm veya kuruluşlar" kurulması kaydıyla) satışı konusunda görevlendirilmiştir. 2. Adı geçen genel müdürlüğün bu görevlendirme sonucu doğacak zararı, görev zararı sayılır ve Hazinece karşılanır. 3. Bu karar kabulü tarihinde yürürlüğe girer. 4. Bu kararı Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür denmektedir. (Ek No:2.3) Bu kararname olayın kamuoyu gözünden kaçırılmak maksadı ile Resmî Gazetede yayımlanmamıştır. Her ne kadar kararname 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesine dayandırılmış ise de, bu maddeyi teşebbüslerin gayrimenkullerinin satışlarına ve bedelsiz olarak özel kuruluşlara verilmesine teşmil etmek mümkün değildir. Zira, bu madde iktisadî devlet teşebbüslerinin konusuna giren üretim ve hizmetlerin fiyat ve tarifeleri ile Bakanlar Kurulunca görevlendirilmelerinde mal ve hizmet satışlarından uğrayacakları zararlara ait bulunmaktadır. Madde şöyledir: "Teşebbüslerin fiyat tarifeleri: Madde 35.1. – Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklar, işletmelerinde üretilen mal ve hizmet fiyatlarını tespitte serbesttirler. 2. Üretilen mal ve hizmetlerin fiyatları, gerektiğinde Bakanlar Kurulunca tespit edilebilir. 3. Bakanlar Kurulunca tespit olunan fiyatlar maliyetlerin altında bulunduğu takdirde; a) Zarar ile birlikte mahrum kalınan kâr ait olduğu yılın veya ait olduğu yılı izleyen yılın genel bütçesine konulacak ödenekle karşılanır. b) Mahrum kalınan kâr miktarı mal ve hizmetin satış maliyeti üzerinden yüzde 10 kâr payı tahakkuk ettiririlerek belirlenir. c) Zararın miktarı ilgili bakanlık ve Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca teşebbüs muhasebe kayıtları esas alınarak birlikte tespit edilir. 4. Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklara konuları ile ilgili olarak Bakanlar Kurulunca görev verilebilir. Gerektiğinde bu görev için yapılacak ödeme miktarları Bakanlar Kurulu kararında belirtilir. Bu görevden doğan zarar ve mahrum kalınan kâr, yukarıdaki esaslar dahilinde Hazinece karşılanır." 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 57 nci maddesi hükmüne göre; teşebbüslerin, müesseselerin, işletmelerin ve bağlı ortaklıkların malları ve her çeşit mevcutları aleyhine işlenen suçlar devlet malı aleyhine işlenmiş sayılır. Aynı KHK'nin 40 ıncı maddesine ve bu KHK eki listeye göre SEKA, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının gözetin ve denetimi altındadır. Görülüyor ki, SEKA'nın mülkiyetinde bulunan 2 313 666 metrekarelik kavaklık sahasından 1600 000 metrekarelik kısmının, hiçbir kanunî mesnede dayanmaksızın Ford Otomotiv Sanayi AŞ'ne bedelsiz olarak verilmesi kararlaştırılmış bulunmaktadır. Buna dair 8.6.1998 tarih ve 98/11163 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına mesnet gösterilen 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesi, konu ile hiçbir ilgisi olmayan üretim ve hizmet fiyatlarının tespiti ve zararına satış emri verildiğinde görev zararının ve kârdan mahrumiyetin Hazinece ödeneceğine dairdir. Bakanlar Kurulu, Yüksek Planlama Kurulu kararına aykırı ve yetkisi dahilinde olmayan bir karar vererek ve firmaya, hiçbir otomobil fabrikasına tanınmamış büyük avantaj sağlamıştır. Kararda bahsedilen 2 bin civarındaki ek istihdam, 120 bin oto imali ve yıllık 700 milyon-1 milyar ABD Doları ihracat ve bölge üniversitelerinden biri için eğitim tesisi kurulması hususları, bedava yer temini için konmuş, tamamen subjektif ve belirsiz kamufle vaatlerinden ibarettir. Bataklık olduğu belirtilen sahanın, İzmit Kent Kurultayınca yapılan müracaat üzerine 25.5.1998 günü Kocaeli 3 üncü Asliye Hukuk Hâkimliğince yaptırılan bilirkişi incelemesiyle, I inci sınıf tarım arazisi olması gerektiği tespit edilmiştir. 11 Mart 1989 tarih ve 20105 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış olan Tarım Alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmeliğin 3/b 1 inci maddesine göre, bu saha orman sınırları dışında kalan ve üzerinde kültür bitkileri yetiştirilen ..... toprak işlemeli tarıma elverişli, I, II, III, IV. sınıf arazilerdendir. Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesine göre, I ve II nci sınıf tarım arazisi olan bu sahanın, tarım dışı maksatlarla kullanmaya tahsis edilmesi mümkün değildir. Bütün bunlara rağmen, istenecek bir iznin, aynı Yönetmeliğin 11, 12, 13 ve 14 üncü maddeleri gereğince, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce incelenmesi ve karara bağlanması gerekir ki, bu hususa da riyaet edilmemiştir. Ford Otomotiv A.Ş.'ne bedava verilen bu sahanın üzerindeki kavak ormanının ne suretle değerlendirileceği; bunlardan, SEKA'nın faydalanıp faydalanmayacağı kararnamede açıklanmamıştır. Mahallî gazetelerde henüz SEKA'nın tapulu malı olan sahada Ford KOÇ grubunca ağaçların sökülmesine başlandığı, SEKA Yönetim Kurulunun bu arazinin Ford-KOÇ A.Ş.'ne bedava verilmesi hakkında bir kararı ve teşebbüsü bulunmadığı ve Yüksek Planlama Kurulunca, bedeli ödenmek kaydı konmasına rağmen, bedelsiz olarak bu şirkete tahsis edildiği belirtilmektedir. 7 Şubat 1993 tarih ve 21489 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği hükümlerine göre yapılması zarurî olan inceleme yapılmamış ve bahis konusu saha için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu alınmadan ağaçların sökümüne ve kesimine başlanmıştır. Türkiye'de, otomotiv sanayi, muhtelif firmaların yıllardır kurdukları fabrikalarla bir hayli gelişmiş durumdadır. Yani, Ford Otomotiv A.Ş. ülkede bu sanayinin ilk kurucusu olmadığı ve özel bir muameleye ve korumaya gerek bulunmadığı halde, hiçbir otomotiv sanayi kuruluşuna gösterilmemiş olan özel himaye için herhangi bir sebep de mevcut değildir. Buna rağmen, bu firmanın, söz konusu arazinin bedelsiz olarak tahsisi ile Hükümetin kanunsuz ve izahı imkânsız bir surette özel himayesine mazhar olduğu kanaati hâsıl olmaktadır. Netice olarak: Yukarıda etraflıca arz ve izah edildiği veçhile, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan SEKA arazisinin 1 600 000 metrekaresinin Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.'ne, Yüksek Planlama Kurulu kararı gereğince, peşin olarak, rayiç bedelle ve sıralanan şartlarla satılması yerine, bu karardan ve şartlardan tamamen sırfınazar edilerek, mezkûr firmaya, özel bir muamele ile ve herhangi bir kanunî dayanağı olmaksızın bedelsiz verilmesinde görevlerini kötüye kullandıkları anlaşılan Başbakan A. Mesut Yılmaz ile Sanayi ve Ticaret Bakanı E.Yalım Erez haklarında Türk Ceza Kanununun 240 ıncı, Anayasanın 100 üncü ve TBMM İçtüzüğünün 107 nci maddeleri uyarınca Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla. İsmail Kalkandelen Ergun Özdemir Kocaeli Giresun İsmet Attila Hayri Doğan Afyon Antalya Meral Akşener Mehmet Fevzi Şıhanlıoğlu İstanbul Şanlıurfa Yusuf Bahadır Tahsin Irmak Trabzon Sıvas Halil Yıldız Ahmet Bilgiç Isparta Balıkesir Mustafa Kemal Aykurt Nevzat Köse Denizli Aksaray Ayfer Yılmaz Şerif Çim İçel Bilecik Cevdet Aydın Mustafa Cihan Paçacı Yalova Elazığ Nihan İlgün Ergun Özkan Tekirdağ Niğde M. Sabri Güner Hacı Filiz Kars Kırıkkale Veli Andaç Durak Mahmut Nedim Bilgiç Adana Adıyaman MehmetSağlam Zeki Ertugay Kahramanmaraş Erzurum Tayyar Altıkulaç Ümran Akkan İstanbul Edirne Haluk Yıldız Mehmet Ali Yavuz Kastamonu Konya İsmail Karakuyu Bayar Ökten Kütahya Şırnak Bekir Aksoy NurhanTekinel Çorum Kastamonu İrfettin Akar Rıza Akçalı Muğla Manisa Mustafa Dedeoğlu Hayri Kozakçıoğlu Muğla İstanbul Ünal Erkan H. Ufuk Söylemez Ankara İzmir M. Necati Çetinkaya Y. Fevzi Arıcı Konya İçel Mustafa Çiloğlu Doğan Baran Burdur Niğde Abdulkadir Akgöl Nevzat Ercan Hatay Sakarya MehmetHalitDağlı Mehmet Gözlükaya Adana Denizli Turhan Tayan Ayvaz Gökdemir Bursa Kayseri Ömer Barutçu Nevfel Şahin Zonguldak Çanakkale Osman Çilsal Kadir Bozkurt Kayseri Sinop Ömer Bilgin Saffet Arıkan Bedük Isparta Ankara Turhan Güven İlyas Yılmazyıldız İçel Balıkesir BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur. Diğer önergeyi okutuyorum: 2. – Yozgat Milletvekili Yusuf Bacanlı ve 55 arkadaşının, Denizcilik Müsteşarlığına ait bazı işlerin ihalelerinde ve personel alımıyla ilgili konularda görevini kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve evrakta sahtecilik suçlarını işlediği ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240, 339 ve 366 ncı maddelerine uyduğu iddiasıyla DevletBakanı Burhan Kara hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/29) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 27 Mayıs 1998 tarihinde Lizbon'da düzenlenen Uluslararası Denizcilik Fuarında kurulacak Türk pavyonuyla ilgili ihale denizcilikten sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından Ocak 1998 tarihinde yapılmıştır. Fuar organizasyonuyla, önce Dışişleri Bakanlığı görevlendirilmiş, daha sonra fuarla ilgili çalışmalar Ekim 1997 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından denizcilikten sorumlu Devlet Bakanlığına devredilmiştir. Fuar organizasyonunun devrinden sonra, Bakan Burhan Kara'ya bağlı Denizcilik Müsteşarlığında çalışmalar başlatılmıştır. Denizcilik Müsteşarlığının bütçesi 1 trilyon TL olmasına rağmen, 8 milyon dolarlık (2 trilyonluk) fuar ihalesi Ocak 1998 tarihinde yapılmıştır ve ihale, denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Burhan Kara'nın iş ortağı olduğu söylenen arkadaşı ve Giresunlu hemşerisinin sahip olduğu, 10 milyon lira sermayeli ARGE Şirketine usulsüz ve kanunsuz şekilde verilmiştir. Şöyle ki: I. ARGE Şirketinin bu konuda hiçbir tecrübesi olmadığı gibi bu boyutta hiçbir iş bitirmesi de yoktur. Devlet Bakanı Burhan Kara, işin ARGE Şirketine verilmesinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun pazarlık usulü şartlarını düzenleyen 51 inci maddesini uygulamıştır. Sözkonusu maddenin (c) bendinde "Önceden düşünülmesi mümkün olmayan, ani ve beklenmeyen olayların ortaya çıkması üzerine acele olarak yapılması gereken kapalı veya açık teklif usulünün uygulanmasına yeterli süre bulunmayan, diğer ihale usulleriyle temin edilemeyeceği açıkça belli olan işler" denilmektedir. İhale 1997 Ekim ayında denizcilikten sorumlu Devlet Bakanlığına devredilmiş ve ihalesi Ocak 1998'de yapılmıştır. Fuar ise, 22 Mayıs 1998'de açılmıştır. Bu durumda organizasyonun denizcilikten sorumlu Devlet Bakanlığına devri ile fuarın başladığı tarih arasında 8 ay, ihale tarihiyle fuarın başladığı tarih arasında da 6 ay vardır. İhalenin acil olarak yapılmasını gerektiren bir durum yoktur. Bu nedenle kapalı ve açık teklif usulüne yeterli zaman yoktur tezi doğru değildir. İhalenin kapalı ve açık teklif usulüyle yapılabilmesi için yeterli zaman mevcuttur. Kaldı ki, ihale 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun pazarlık usulüyle yapılacak işleri belirleyen 51 inci maddesinin sadece (c) bendine değil, hiçbir bendine de uygun değildir. İhalenin yetersiz ve deneyimsiz ARGE AŞ'ye verilmesi için 51 inci madde uygulanmaya çalışılmış, yeterli zaman olmasına rağmen görev kötüye kullanılmış ve tüm bu nedenlerle çıkar sağlanmıştır. Kapalı veya açık teklif usulü uygulanmış olsaydı en fazla 1 milyon dolara mal olacak organizasyon, 8 milyon dolara ihale edilmez ve böylece devlet 7 milyon dolar zarara uğratılmazdı. II – Lizbon'da yapılan Uluslararası Denizcilik Fuarının organizasyonu için hemşerisi ve yakın arkadaşının sahibi olduğu ARGE firmasına 8 milyon dolar veren Devlet Bakanı Burhan Kara, aynı şahsın başka bir şirketine de Denizcilik Şûrası için yapılan göstermelik bir ihaleyle usulsüz ve kanunsuz bir şekilde 100 milyar liranın üzerinde menfaat sağlamıştır. Denizcilik Şûrası 25 - 30 Eylül 1997 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Şûranın organizasyonu için, şûradan oniki saat önce düzmece bir ihale yapılmıştır. İhaleyi alan Yeni Ajans Şirketi, henüz ihaleyi almadan önce şûra için çalışmalara başlamış ve İstanbul Conrad Otelinin salonunu kiralamış, Müsteşarlık personeli için de faksla yer ayırtılmiştir. Rezervasyon belgeleri (Ek:1) İstanbul caddeleri bez afişlerle donatılmış ve bu harcamalar şûra masrafları arasında gösterilmiştir; ancak, şûradan bir gün öncesine kadar yapılmış bir ihale yoktur; yani, ihaleden on onbeş gün önce, ihaleyi alan firma çalışma yapıyor. Sayıştay bu ihaleyi daha onaylamış değil. Yapılan ihaleyle ilgili olarak, ihale komisyonu üyeleri, 375 bin dolarlık bu ihalenin yapılış biçimine karşı çıkarak bir tutanakla itirazlarını şöyle sıralamışlardır: 1. Firmalar, şûra organizasyonunu gerçekleştirmek için deneyimsizdir. 2. İhale için fiyat analizi yapılmamıştır. Firmaların teklifleri fiyat olarak kabul edilemez. 3. Böyle bir organizasyon için Denizcilik Müsteşarlığının bütçesinde 20 milyar liralık bir ödenek var. Bunun üzerindeki bir miktara mal olacak ihale yapılamaz. İhale komisyonunun bu itirazlı kaydına rağmen, Müsteşar Yardımcısı Ergun Acar'ın yazılı talimatıyla, ihale Yeni Ajans Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketine verilmiştir. (EK:2) III - Denizcilik Müsteşarlığının A Blok teras çatı yalıtımı ile 3 ve 4 üncü kat onarım işi 24.10.1997 tarihinde ORTAŞ Firmasına ihale edilerek sözleşme yapılmıştır. 31.10.1997 tarihinde işe başlamaları için yer teslimi yapılmıştır. Bayındırlık Bakanlığının imzalı belgesi (Ek:3); ancak, A Blok 3 üncü kat bakım ve onarım işinin sözleşmesi 24.10.1997 tarihinde imzalanmasına rağmen, bu tarihten yaklaşık üç ay önce, 18.7.1997 tarihinde Denizcilik Müsteşarlığınca firmaya yer teslimi yapılmıştır (Ek:4); yani, ihaleden üç ay önce, ilgili firma orada çalışmaya başlamıştır. Yine, 4 üncü katın bakım ve onarım işinin yer teslimi de sözleşme tarihinden 14 gün evvel ilgili firmaya teslim edilmiştir. (Ek:5) Sözleşme ve işyeri teslim tutanağında üç ay önce firmanın çalıştığını belgeleyen Denizcilik Müsteşarlığı yer teslim tutanakları (Ek:4 ve Ek:5) bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Kaldı ki, (Ek:4)'te 18.7.1997 tarihinde yer teslimi yapılan 3 üncü katın onarımı ihale izni, Bakanın imzasıyla 25.8.1997 tarihinde onaylanmıştır. (Ek:6); yani, firma çalışmaya başladıktan 28 gün sonra, ihaleye çıkma kararı ilgili Bakan tarafından onaylanmıştır. Aynı durum, 5, 6, 7 ve 8 inci katlarda tekrar edilmiştir. İhale yapılmadan önce, ihaleyi alacak ORTAŞ Firmasına yer teslimi yapılmıştır. (Ek: 7, 8, 9, 10) Bu nevi işler, yüzde 40'ın üzerinde tenzilatla verilirken, ORTAŞ Şirketine yüzde 0,4 tenzilatla verilmiştir. Ayrıca, Bakan Burhan Kara, İstanbul Kavaklı Belde Belediyesinin (Büyükçekmece) ANAP'lı Belediye Başkanına özel talimatlar vererek, kardeşleri ve yakınlarına usulsüz şekilde arsa ve kooperatif kanalıyla menfaat temin ettiği de iddia edilmektedir. IV. – Yine, Devlet Bakanı Burhan Kara ile ilgili, evrakta tahribat ve evrak sahteciliği iddiaları da mevcuttur. Evrak sahteciliği, geçen yıl Denizcilik Müsteşarlığına personel alımı için açılan sınav öncesinde gerçekleşmiştir. Müsteşarlık, 14 Ekim 1997 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ilan ile personel alımı için sınav açılacağını duyurmuş ve ilanda, sınav için son başvuru tarihi geçtikten sonra, işe alınmak istenen bazı elemanlar ortaya çıkınca işler karışmış; bu sorunu aşmak için de evraklarda oynama yoluna gidilmiştir. Denizcilik Müsteşarlığı arşivinde yer alan başvuru süresi içerisindeki, eski tarihli bazı evraklar dosyalardan çıkarılarak, yerlerine sınav giriş başvuruları konulmuştur. Bu amaçla da, İzmir Bölge Müdürlüğünden gönderilen bazı personelin görevden ayrılış ya da göreve başlaması belgeleri seçilmiştir. İzmir Bölge Müdürlüğünden 21 Ekim 1997'de gönderilen ve kayıtlara 27 Ekim 1997 tarih ve 12390 sayısı ile giren evrak dosyasından çıkarılmış, dosyaya Abdurrahman Hakan Çoban adına sınava giriş başvurusu konulmuştur. 24 Ekim 1997'de İzmir Bölge Müdürlüğünden gönderilerek, 27 Ekim 1997 tarih ve 12392 sayı ile giren evrak ise Ümit Kabil adına yazılmış, sınava giriş başvurusuyla değiştirilmiştir. Aynı şekilde, yine İzmir Bölge Müdürlüğünden 24 Ekim 1997'de gönderilen ve kayıtlara 27 Ekim 1997 tarih ve 12393 sayı ile giren evrakın yerine de Soner Şen adına sınava giriş başvurusu konulmuştur. Netice olarak; denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Burhan Kara, ihaleleri, önceden belirlenen şekilde, kanunlar hilafına sonuçlandırmakla görevini kötüye kullanmış, ayrıca sahtecilik, çıkar sağlama suçlarını da işlemiştir. Yukarıda işleniş tarihleri belirtilerek anlatılan fiiller TCK'nin görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve evratta sahtecilik suçlarını oluşturmaktadır. TCK'nın 240, 339 ve 366 ncı maddelerinde tanımı yapılan suçlar sebebiyle, Anayasanın 100, İçtüzğün 107 ve devamı maddelerince Devlet Bakanı Burhan Kara hakkında Meclis soruşturması açılmasını arz ve talep ederiz. Yusuf Bacanlı Saffet Arıkan Bedük Yozgat Ankara Ufuk Söylemez Turhan Güven İzmir İçel Mehmet Gözlükaya İsmail Kalkandelen Denizli Kocaeli M. Halit Dağlı İsmet Attila Adana Afyon Fevzi Arıcı Nevzat Köse İçel Aksaray MehmetSağlam Necati Çetinkaya Kahramanmaraş Konya Saffet Kaya Necmi Hoşver Ardahan Bolu Nevfel Şahin Haci Filiz Çanakkale Kırıkkale M. Salim Ensarioğlu Salih Sümer Diyarbakır Diyarbakır Şerif Çim Yusuf Bahadır Bilecik Trabzon Turhan Tayan Ümran Akkan Bursa Edirne M. Fevzi Şihanlıoğlu Rıza Akçalı Şanlıurfa Manisa Mustafa Çiloğlu Tahsin Irmak Burdur Sıvas Mehmet Ali Yavuz Mehmet Gölhan Konya Ankara Mehmet Tatar İrfettin Akar Şırnak Muğla Ertuğrul Eryılmaz Ünal Erkan Sakarya Ankara Sabri GÜner Nahit Menteşe Kars Aydın Tayyar Altıkulaç Meral Akşener İstanbul İstanbul Ayfer Yılmaz Necmettin Cevheri İçel Şanlıurfa DoğanBaran Hayri Kozakçıoğlu Niğde İstanbul Ergun Özkan Cevdet Aydın Niğde Yalova Bekir Aksoy Mahmut Nedim Bilgiç Çorum Adıyaman Halil Yıldız Mustafa Dedeoğlu Isparta Muğla M.Kemal Aykurt Nurhan Tekinel Denizli Kastamonu Sedat Edip Bucak Abdulkadir Akgöl Şanlıurfa Hatay İlyas Yılmazyıldız Hasan Karakaya Balıkesir Uşak İ. Cevher Cevheri Ömer Bilgin Adana Isparta Osman Çilsal Faris Özdemir Kayseri Batman BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur. Üçüncü ve son önergeyi okutuyorum: 3. – Konya Milletvekili Necati Çetinkaya ve 55 arkadaşının, Bursa -Karacabey yolunun ihalesinde usulsüzlük ve partizanlık yapmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları ve bu eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine uyduğu iddiasıyla Başbakan A. Mesut Yılmaz ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu haklarında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi (9/30) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Bir süre önce, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlı Karayolları Genel Müdürlüğünün, önceden tespit edilen ve kendilerine yakın olan firmalara davet mektubu göndererek, 30 Eylül 1997 ile 2 Ekim 1997 tarihleri arasında, yaptırdığı Karadeniz Sahil Yolunun devamı olan yolların ihalesini, kanunlara ve teamüllere aykırı biçimde gerçekleştirdiği, ihale öncesi 29 Eylül 1997 tarih ve 20849 sayılı, Ankara 7 nci Noterliğince yapılan tespitle, işin, adı geçen firmaların üzerinde kalacağı hususu tespit edilmiş ve bu durum, ilgili Bakan hakkında gensoru önergesi verilerek Meclis Genel Kurul gündemine getirilmişti. Gensoru önergesinin gündeme alınması hususu, Genel Kurulun, 2.12.1997 Salı günkü 21 inci Birleşimde görüşülmüş ve gündeme alınması kabul edilmiş olup, önerge, 8.12.1997 Pazartesi, 24 üncü Birleşimde görüşülmüş ve 10.12.1997 Çarşamba günü 26 ncı Birleşimde güvensizlik önergesinin oylaması yapılmış idi. Gensoru önergesinin müzakeresi sırasında, Koalisyon Hükümetini oluşturan siyasî partilerin sözcüleri, önergenin, Doğru Yol Partisince siyasî amaçla verildiğini, ihalede herhangi bir suiistimalin yapılmadığını açıklamışlardı. Bu defa, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlı T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü, Bursa-Karacabey arasındaki yolun yapımı için ihaleye çıkmıştır. Bu ihale için 20 firma davet edilmiştir. Bu süreç devam ederken, Denizli Milletvekili ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Sayın Adnan Keskin, kendisine yapılan ihbarlar üzerine, ihale öncesi; yani, 15.5.1998 tarih ve 18797 sayılı Ankara 30 uncu Noterliğince yapılan tespitle, bu ihalenin, davet edilen 20 firmadan birisi olan GÜRİŞ firmasına verileceğini, ihaleden sonra, adı geçen firmanın da, işi, Refah Partisinden Anavatan Partisine geçen Bursa Milletvekili Cemal Külahlı'nın oğluna ait K.C.K. firmasına devredileceğini belirlemiştir. Nitekim, Bursa-Karacabey arasındaki yolun yapım işi, noter tespitinde de belirtildiği gibi, GÜRİŞ firmasına verilmiştir. Bu ihalelerle ilgili olarak ciddî kuşku ve endişelerimiz vardır. 55 inci Hükümet tarafından bugüne kadar yapılan karayolu ihaleleri göstermiştir ki; ihaleler, kamu yararı ve Hazinenin menfaatına uygun olan en iyi teklifi verene değil, ondan çok daha aşağıda teklif vermiş olan firmaya ihale verilmiştir. Açıkça, Bursa-Karacabey yolunun ihalesinde iş önceden paylaştırılmış, fiyat teklifleri ayarlanmış ve rekabete meydan verilmeyerek devlet zarara sokulmuştur. Bu itibarla, Başbakan Mesut Yılmaz ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu haklarında, T.C.K.'nun 240 ıncı maddesindeki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturan eylemlerinden dolayı, Anayasanın 100 üncü, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasını arz ve teklif ederiz. Saygılarımızla. Necati Çetinkaya Zeki Ertugay Konya Erzurum Tayyar Altıkulaç Yusuf Bahadır İstanbul Trabzon İsmail Karakuyu Mehmet Ali Yavuz Kütahya Konya Bayar Ökten Ümran Akkan Şırnak Edirne İrfettin Akar Mustafa Dedeoğlu Muğla Muğla Ufuk Söylemez Bekir Aksoy İzmir Çorum Mustafa Çiloğlu Fevzi Arıcı Burdur İçel Rıza Akçalı Abdulkadir Akgöl Manisa Hatay TurhanTayan Doğan Baran Bursa Niğde Nevzat Ercan M. Halit Dağlı Sakarya Adana NevfelŞahin Ünal Erkan Çanakkale Ankara Mustafa Kemal Aykurt Ayvaz Gökdemir Denizli Kayseri Osman Çilsal Kadir Bozkurt Kayseri Sinop Ömer Bilgin Mehmet Gözlükaya Isparta Denizli Turhan Güven Saffet Arıkan Bedük İçel Ankara İlyas Yılmazyıldız Ergun Özdemir Balıkesir Giresun İsmat Attila Hayri Doğan Afyon Antalya Mehmet Fevzi Şıhanlıoğlu Meral Akşener Şanlıufar İstanbul Tahsin Irmak AhmetBilgiç Sıvas Balıkesir Nevzat Köse NurhanTekinel Aksaray Kastamonu Şerif Çim Ömer Barutçu Bilecik Zonguldak Cihan Paçacı Ahmet Sezal Özbek Elazığ Kırklareli Cevdet Aydın Ertuğrul Eryılmaz Yalova Sakarya Hacı Filiz Veli Andaç Durak Kırıkkale Adana Nihan İlgün Ergun Özkan Tekirdağ Niğde MahmutNedim Bilgiç Ali Şevki Erek Adıyaman Tokat İsmail Kalkandelen Sabri Güner Kocaeli Kars MehmetSağlam Haluk Yıldız Kahramanmaraş Kastamonu BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur. Anayasanın 100 üncü maddesinde ifade olunan "Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve karara bağlar" hükmü uyarınca, soruşturma önergelerinin görüşülme günlerine dair Danışma Kurulu önerisi, daha sonra Genel Kurulun onayına sunulacaktır. Sözlü soru önergelerinin geri alınmasına dair önerge vardır, okutuyorum: C) TEZKERELER VE ÖNERGELER 1. – Ankara Milletvekili Ömer Faruk Ekinci'nin (6/1081, 1082, 1083 ve 1084) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/365) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Basılı gündemin 164, 165, 166, 167 nci sıralarında bulunan (6/1081, 1082, 1083 ve 1084) esas numaralı sözlü sorularıma Millî Savunma Bakanı tarafından yazılı olarak cevap verildiği için sözlü sorularımı geri almak istiyorum. Gereğini saygılarımla arz ederim. Ömer Faruk Ekinci Ankara BAŞKAN – Sözlü soru önergeleri geri verilmiştir. Başbakanlığın, Anayasanın 82 nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır; okutup, oylarınıza sunacağım: 2. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Moldova'ya yaptığı resmî ziyarete katılması uygun görülen milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1613) 13.7.1998 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 25-26 Haziran 1998 tarihlerinde Moldova'ya resmî bir ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel'e refakat eden heyete, Samsun Milletvekili Murat Karayalçın'ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir. Anayasamızın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim. Mesut Yılmaz Başbakan MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI (Gaziantep) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz. BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayısı yoktur. Grup başkanvekillerinden rica ediyorum; lütfen, salondaki arkadaşlarımızı uyarsınlar. Saat 16.00'da toplanmak üzere birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati: 15.48 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati : 16.00 BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Haluk YILDIZ (Kastamonu) BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 122 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum. IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam) C) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam) 2. – Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Moldova’ya yaptığı resmî ziyarete katılması uygun görülen milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/1613) (Devam) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir tezkerenin oylamasını yenileyeceğim ve karar yetersayısının bulunup bulunmadığını arayacağım. Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yetersayımız yoktur. Kaç dakika ara vereyim Sayın Güney? ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – Yarım saat ara verin Sayın Başkan. BAŞKAN – Saat 16.35'te toplanmak üzere birleşime ara veriyorum. Kapanma Saati: 16.05 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati : 16.35 BAŞKAN : Başkanvekili Yasin HATİBOĞLU KÂTİP ÜYELER : Ali GÜNAYDIN (Konya), Haluk YILDIZ (Kastamonu) BAŞKAN & |