Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow NATO Uğruna Kapatılan Petrol Kuyuları
NATO Uğruna Kapatılan Petrol Kuyuları PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 25 Aralık 2007
NATO Uğruna Kapatılan Petrol Kuyuları
1950’li yıllarda NATO’ya girebilmek için, yeraltı kaynaklarını 50 yıl süre ile arştırılmayacağına dair anlaşma imzalandı.
24 Aralık 2007 / 23:20

Türkiye’nin 1950’li yıllarda Menderes iktidarı döneminde tesbit edilen petrol rezervlerinde, ancak 58 yıl sonra kullanım için sondaja başlanabiliyor. Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü’nün petrol bulgusuna rastlayarak üretim için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) devrettiği Niğde-Bor bölgesindeki petrol aramalarına ilişkin sondaj çalışmalarının, 2008 yılı ilk çeyreğinde başlatılması planlanıyor.

Edinilen bilgiye göre, bir süredir yürüttüğü araştırma çalışmalarını tamamlayan TPAO Genel Müdürlüğü, yeni yılın ilk aylarında, MTA tarafından daha önce ön etütleri yapılarak petrol bulgusuna rastlanılan alanlarda 3 ile 4 bin metre derinliğe inerek petrol arayacak.

5 ay sürmesi bekleniyor

MTA Genel Müdürlüğü tarafından elde edilen bilgi ve bulguların da değerlendirilerek TPAO tarafından Niğde bölgesinde gerçekleştireceği sondaj çalışmalarının yaklaşık 5 ay sürmesi planlanıyor. Bu süre sonunda, söz konusu alanlarda istenilen düzey ve kalitede petrole rastlanılmasının ardından TPAO Genel Müdürlüğü petrol üretimine ilişkin üretim çalışmalarını başlatacak.

1950 yılında Raman’dan sonra önemli düzeyde petrol emaresi bulunarak ilan edilen Niğde-Bor bölgesinde MTA’nın daha önce yaptığı araştırmalarda kaliteli ve yüksek rezervlerde petrol bulgusuna rastlanılmış, söz konusu sahalar TPAO’ya tahsis edilmişti.

NATO tavizi

2008 yılı ilk çeyreğinde yapılacak sondaj çalışmalarının tamamlanmasının ardından bölgede tahmini rezerv ve mevcut petrolün kalitesine ilişkin verilerin netleştirilmesi planlanıyor. Petrol uzmanları, Türkiye’nin 1950’li yıllarda Adnan Menderes iktidarı döneminde NATO’ya girebilmek için, ABD’nin şart koşması üzerine, yeraltı kaynaklarını 50 yıl süre ile arıştırmayacağına dair anlaşma imzalamasının bedelinin Türkiye’ye pahalıya malolduğunu belirtiyorlar.

Toryum ve uranyumun haritası çıkarılacak

Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin Kanun’un yasalaşmasının ardından ülkenin toryum ve uranyum rezervlerinin yeniden tespiti önem kazanırken, bu kapsamda Türkiye’nin “radyoaktif anomali (emare) haritası” çıkarılacak.

Maden Tetkik Arama (MTA) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) işbirliğiyle radyoaktif ham madde kaynaklarını yeniden arama projeleri devam ederken, Türkiye’nin radyoaktif verileri de karadan ve havadan yapılacak detaylı aramalar sonrası hazırlanacak harita ile tespit edilecek.Harita özellikle yeni uranyum ve toryum rezervlerinin öğrenilmesinde önem taşırken, rezervlerin ekonomikliği de yapılacak çalışmalar sonrasında belli olacak. Harita ile halk sağlığı için radyasyon değeri yüksek bölgeler de tespit edilecek. Buna göre, daha önce bilinmeyen ve radyasyon değerleri yüksek olan bölgelerden de yerleşimlerin uzaklaştırılması sağlanacak.

22 yılda 30 milyar dolar

İstanbul Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), Türkiye’de geçtiğimiz 22 yılda 30 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirildiğini ve bu özelleştirmelere karşı 7 bin 400 dava açıldığını bildirdi. İSMMMO’nun hazırladığı, “Yargı Gölgesinde Özelleştirme ve Yakın Gelecekteki Takvim” başlıklı raporu açıklandı.

Raporda, 1985-2007 yılları arasında 29.9 milyar dolarlık varlığın özelleştirildiği Türkiye’de, özelleştirme uygulamalarına karşı, çoğunluğu çalışanlar tarafından olmak üzere 7 bin 400 dava açıldığı belirtildi. Önümüzdeki yıla yönelik özelleştirme takvimi hakkında da bilgi verilen raporda, Ziraat Bankası ve Türk Havayolları’nın kamu hisselerinin bir bölümünün Borsa’da halka arz edilmesinin beklendiği kaydedildi.

Toryumda lideriz

Dünyada sadece toryum için işletilen bir yatak bulunmuyor. Toryum ancak nadir toprak elementleri üretiminden yan ürün olarak elde ediliyor. Dünyada bilinen toryum rezervi 675 bin 770 ton iken, bunun 380 bin tonu Türkiye’de bulunuyor.

Nükleer yakıt çevrimi giderlerinde yüzde 40 dolayında ağırlığı olan en büyük bileşen uranyum üretiminde ise Avustralya, Kanada ve ABD başta geliyor. Türkiye’de uranyum aramak için çalışmalar 1960’lı yıllarda başlatılırken, MTA’nın yaptığı aramalara göre, Salihli-Köprübaşı, Yozgat-Sorgun, Uşak-Fakılı, Aydın-Demirtepe ve Küçükavdar sahalarında ekonomik olabilecek 9 bin 129 ton uranyum ve diğer bölgelerde çok sayıda uranyum anomalisi bulunuyor.

http://www.stratejikboyut.com/news_detail.php?id=2760
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi