Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow KAZIM KARABEKİR:MUSULUN İŞGALİ UĞUR MUMCU'DAN
KAZIM KARABEKİR:MUSULUN İŞGALİ UĞUR MUMCU'DAN PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 11 Aralık 2007

Karabekir, Musul'un işgali ve İngilizlerin yenilmesiyle M. Kemal'in imparatorluğunu ilân edeceği kanısındadır Bu kuşkusunu Fevzi Paşa'ya da anlatır.
Fevzi Paşa. «bizim vazifemiz hükümetin emrine itaat­tir» der.
Karabekir, Fevzi Paşa'nın Diyarbakır'daki Kolordu Ko­mutanı Cafer Tayyar Paşa'ya (Eğilmez) verdiği son emri de öğrenir. Bu son emir şöyledir56:
(İcap ederse eşkiyayı Londra'ya kadar takip edece­ğiz.)
Günlerden 18 Ekim'dir.
Mustafa Kemal, doğu gezisinden Ankara'ya dönmek­tedir. Karabekir, M. Kemal Paşa'yı Ayrancı sırtlarında kar­şılar.
M. Kemal, Karabekir'! görünce arabasını durdurur. Arabada İsmet Paşa da vardır.
Karabekir, M. Kemal Paşa'ya :
—  Paşa Hazretleri; bir harp tehlikesi karşısında ol­
duğumuzu ve. zat-ı samilerine dahi arz ettiğim mütalâala­ rıma rağmen Musul Harekâtı'na başlamanın buna sebep
olduğunu öğrendim. Paşam, netice felâket olur.
Mustafa Kemal, Karabekir'in sözünü keserek şunları söyler:
—  Büyük Millet Meclisi'ni acele topladık. Söz mille­
tindir!
Karabekir, bu konuşmadan sonra günlüğüne şu not­lan düşer: «Artık kararımı vermiştim. Söz milletindir; söz mil­letin, kabul!»
Karabekir, dört gün önce de Millî Savunma Bakanlığı bütün kolordulara gizli bir emir yollamıştır:
1643 sayılı emirde, ordu müfettişlerinin Bakanlıktan izinsiz gezilere çıkmamaları gereği bildiriliyordu!
Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey'le de konuş­muş ve kararlarını vermişlerdi.
Parti  kuracaklardı!
Şu satırlar Karabekir'indir:
«Harp felâketinin önüne ancak Büyük Millet Mecli­si'nde bir blok halinde görünebilirsek durabiliriz. Esasen Cumhuriyet'in kökleşmesi için icabında bir parti halinde çıkmaya da karar vermiş bulunuyorduk.»
«Ordu müfettişliğinden çekilmeden önce kimi komu­tanlarla kendileriyle birlik olmaya kandırmak için çalıştı­lar. Bu bir yıl içinde, Cumhuriyetin ilânı, halifeliğin kal­dırılması gibi işlerimiz, ortaklaşa düzen kuranları bir­birlerine daha çok yaklaştırdı ve birlikte çalışmalara yol açtı. İşe, siyasadan başlayacaklardı. Bunun için uygun zaman ve fırsatı bekliyorlardı. Siyasa alanındaki ve or­dudaki hazırlıklarını yeterli görüyorlardı. Gerçekten- Rauf Bey ve benzerleri parti içinde sürdürmeye başladıkları durumlarıyla. Meclisin dinlenme dönemine rastlayan za­manda milletvekilleri üzerinde ve yeni seçimde başarı kazanamayan İkinci Grup üyeleri aracılığı ile bütün yurt­ta, ulusu bize karşı kışkırtmak için çalışmak fırsatını el­de ettiler. Yurt içinde birtakım gizli örgütler kurmaya ve girişimler yapmaya da başladılar»57
Kurtuluş Savaşı'na başlarken birbirlerine bu kadar güvenen, birbirlerine bu kadar inanan iki komutan ara­sında güven duygusu kalmamıştı.
Karabekir, kendisinin devre dışına çıkarıldığı ve ken­disine hiç güvenilmediği kanısındadır. Bu kanılar kuşku­lara dönüşür.
M. Kemal de Karabekir'in kendisine karşı komplo dü­zenlediğinden kuşkulanmaktadır.
Erzurum'da birleşen yollar Ankara'da ayrılmıştır.
Karabekir'in anlattığı olayları bir de Söylev'den iz­leyelim.
Atatürk diyor ki:
«Hakkari bölgesinde Nasturi ayaklanmasını bastırmaya çalıştığımız bir sırada İngiltere hükümeti de hükü­metimize kesin bir nota verdi.
İngiltere'nin kesin notasına bildiğiniz biçimde yanıt verdik, savaşı bile göze aldık, işte Söz konusu ettiğimiz kişiler, bu çetin günlerde, bir yabancı devletin bize sal-dırabileceği günlerde kendilerinin de bize saldırarak ereklerine kolaylıkla  ulaşabilecekleri  kuruntusuna  kapıldılar. Savaşa hazır bir durumda bulundurmaya zorunlu olduk-, ları ordularını başsız bırakıp, daha önce sevmediklerini söyledikleri siyasa alanına koştular.»
Atatürk, Söylev'de Karabekir'in ordudan ayrılmasını böyle anlatır.
Olay M. Kemal Paşa'nın Söylev'deki tanılarına göre bir «komplo» muydu? Yoksa Karabekir'in ileri sürdüğü gi­bi bir savaş tehlikesini önleyen hareket mi?
Bu soruya yanıt verebilmek güç; güç değil olanak­sız.
Gelin o zaman olayların akışını hem Söylev'den hem Karabekir'in anılarından izleyelim:
Karabekir, Fevzi Paşa'ya giderek ordudan ayrıldığını bildirmiş; Fevzi Paşa, Karabekir'! kararından caydırmaya çalışmıştır..
Karabekir, anılarında Fevzi Paşa'ya M. Kemal ve çevresi ile ilgili eleştirilerini yinelediğini; Fevzi Paşa'nın da kendisine hak vererek «ordudan ayrılma» dediğini ya­zıyor.
Evet; köprüler atılmış; güven duyguları yok olmuştur.
Karabekir. Fevzi Paşamdan bütün bu olaylara karşı ta­vır almasını ister. Olup bitenlerden acı acı yakınır. Sert eleştiriler yapar.
Fevzi Paşa'ya «ordunun başı sıfatıyla susuyor ve da­ha fenası bizi hiçe sayıyorsunuz» diye sitem eder.. Kendi durumundan yakınır; «ordu müfettişliği emir zabitliği .va­ziyetinde..» der.
Fevzi Paşa'yı do «Milli Müdafaa Vekâleti de sizin ka-lem-i mahsusunuz halinde» diye eleştirir.
Düşünce ayrılıkları güven bunalımına/güven buna­lımları kuşkuya; kuşku da duygusal tepkilere dönüşmüştür.

Evet, savaş başlamıştır.

Bu savaşta Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı ile Do­ğu Cephesi komutanı artık iyice karşı karşıyadırlar.

Komplo

Atatürk, Söylev'de Karabekir. Ali Fuat Paşa ile Re-fet ve Cafer Tayyar Paşa'ların bir komplo düzenledikleri kanısındadır.
Bu olayları ve duyduğu kuşkuları şöyle anlatır:
Söylev'in bu bölümünü bugünkü Türkçeye yapılan çevirisinden okuyalım:
   «Şimdi sayın baylar, isterseniz, size büyük bir «komplo» üzerine bilgi vereyim.
1924 yıl» Ekim'inin 26. günü geç saatlerde birinci ordu müfettişinin görevinden çekildiğini bana bildirdiler. Müfettiş Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığına verdiği çekilme dilekçesi şudur:
Genelkurmay Başkanlığına
26.10.1924
Bir yıllık ordu müfettişliğim sırasında gerek teftişlerim sonunda verdiğim raporların gerekse ordumuzun yük­selmesi ve güçlendirilmesi için sunduğum tasarıların dik­kate alınmadığını görmekle üzüntüm ve kaygım çok büyük­tür. Üzerime düşen görevi milletvekili olarak daha çok gö­nül rahatlığı ile yapacağıma inandığım için ordu müfet­tişliğinden çekildiğimi bilgilerinize sunarım efendim.
Milli Savunma Bakanlığına da yazılmıştır.
Kâzım Karabekir

Bu çekilme yazısının altında renkli kalemle şunlar ya­zılıdır:
«Çekilmesini uygun bulmadığımı bildirdim. Düşünce­sinde direndi. Yarın milletvekilliği görevine döneceğini bil­dirdi.»
Bu satırların altında imza yoktur; ama Genelkurmay Başkanının yazdığı anlaşılıyor. Daha aşağıda da kırmızı mürekkeple yazılmış şu notlar vardır:
(Gelen rapor ve taşanların hepsini göreyim. Bunla­rın hangi maddeler üzerinde neler yapılmış ve hangi mad­deleri yapılmamış; onları da dosyalattır da göreyim.)
Bu notların altındaki tarih 28 Ekim'dir.
Baylar, Kâzım Karabekir Paşa'nın raporları ve tasa­rıları Genelkurmay'da ilgili bölümlerde incelenmiş, bun­lardan kabul edilip uygulanabilecek olanlar dikkate alın­mış ve uygulanmış idi. Ancak uygulanması devletin gücü dışında bulunan ya da bilimsel değeri olmayıp kendi ki­şisel ve düş gücüne dayanan önerileri doğallıkla dikka­te alınmamıştı.
 Kâzım Karabekir Paşa'ya raporlar ve ta­sarılarından dolayı bir beğence verilmesi de gerekli gö­rülmemişti.
30 Ekim günü de 2. Ordu Müfettişi Ali Fuat Paşa'nın Konya'dan geldiği bildirildi. Kendisini akşam yemeğine Çankaya'ya çağırdım. Geç vakte kadar bekledimse de Pa­şa gelmedi. Kendisini aratırken öğrendim ki, Fuat Paşa'­yı Ankara'ya gelişinde Rauf Bey karşılamış, Fuat Paşa Millî Savunma Bakanlığı'na uğradıktan ve kimi arkadaşlar­la da kısa görüşmeler yaptıktan sonra Genelkurmay Baş-kanlığı'na gitmiş, bir süre Fevzi Paşa ile görüşmüş, çı­karken de Fevzi Paşa'nın emir subayına şu kâğıdı bırak­mış :
Genelkurmay Başkanlığı Yüksek Katına
30.10.1924
Milletvekili görevime başlayacağımdan 2. Ordu mü­fettişliği görevimden bağışlanmamı saygı ile dilerim efen­dim.
Ankara Milletvekili Ali Fuat
Baylar, milletvekilliğinden çekildiğini Meclis Başkan­lığına bildirmiş olan Refet Paşa'nın da çekilme yazısını Rauf Bey'in geri aldırdığını öğrenmiştim.Atatürk, bu gelişimlerden kuşkulanmış ve olaylara şu tanıyı koymuştur:
Komplo!
Söylev'de «komplo olarak nitelenen bu olaylara kar­şı şu önlemler alındığı anlatılır
ilk iş, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın millet­vekilliğinden ayrıldığını TBMM başkanlığına telefonla bil­dirmesidir. M. Kemal Paşa, bundan sonra ikinci adımını atar. ikinci adım, milletvekili de olan komutanlar Cevat Paşa, İzzettin Paşa, Ali Hikmet Paşa. Şükrü Naili Paşa, Fahrettin Paşa ve Cafer Tayyar Paşa'lara ivedi telgraflar çekerek, bu komutanlardan ya milletvekilliğini ya da ko­mutanlığı seçmelerini istemek olur.
izzettin Paşa, Ali Hikmet. Şükrü Naili ve Fahrettin Paşalar, orduda kalmak istediklerini bildirirler.
Diyarbakır'da bulunan 3. Ordu Müfettişi Cevat Paşa'-dan68 gelen yanıt oldukça serttir:
— Yüksek kişiliğinize karşı olan güvenime ve sevgi­me inanmanızı saygı ile dilerim. Ancak, böyle bir yurt görevinden ivedilikle çekilerek ulusa ve seçim bölgem halkına karşı sorumlu ve suçlu duruma düşmemekliğim için çekilmemi gerektiren nedenlerin açıklanmasına yük­sek buyruklarınızı saygıyla rica ederim..
Aynı içerikteki' bir telgraf da yine Diyarbakır'daki Ye­dinci Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa'dan gelmiş­tir.
«1 — Siz yüce Cumhurbaşkanına karşı beslediğim saygı ve sevgiye güvenilmesin! rica ederim.
2   — Bu dakikada seçim bölgem halkı ile görüşme­
den yüksek önerinizi kabul etmekliğim beni ulus önünde
sorumlu duruma düşürebilir.
3   _ Yurdun ve ulusun çıkarları milletvekilliğinden he­
men çekilmemesini gerektiriyorsa, kesin karar verebilmek-
liğim için durumun aydınlatılmasını saygı ile rica ederim.»
M. Kemal Paşa ertesi gün Cevat ve Cafer Tayyar Pa­şalara şu telgrafı gönderir:
Komutanların milletvekili de olmalarının orduda ve komuta işlerinde beklenilen düzenbağı ile bağdaşmadığı kanısına varılmıştır. 1. ve 2. Ordu müfettişliklerinin gö­revlerinden çekilip Meclise dönerek orduları elverişsiz bir zamanda başsız bırakmış olmaları bu görüşü pekiştir­miştir. Seçim bölgeniz halkı, ordu düzenbağının esenliği için vereceğiniz karardan kuşkusuz kıvanç duyar. Daha önce yazıldığı üzere kararınızı bildirmenizi rica ederim.»
Müfettiş Paşa
ikinci adım da başarıyla sonuçlanmış; sıra üçüncü adımı atmaya gelmişti.
Cevat ve Cafer Tayyar Paşalar, görüşlerinde direnir­ler.
Üçüncü adım atılır.
Üçüncü adım, Cevat ve Cafer Tayyar Paşaların or­du ile ilişkilerinin kesilmeleriydi. Hemen bu işlemlere baş­vuruldu.
Karabekir, anılarında, ordudan çekilme kararını «İngilizlere •karşı Musul nedeniyle açılacak savaş» nedenine bağlar. Ve komutanların ordudan çekilmesinin bu savaş tehlikesini önlediğini yazar.
M. Kemal Paşa da olayı iç siyasete dönük bir «komp­lo» olarak görür.
Siyaset bir satranç oyunudur. M. Kemal, bu satranç oyununda Karabekir'in «komutanların siyasetten ayrılma­sı» taktiğini Karabekir ve arkadaşlarına karşı uygular!
M. Kemal, siyasal savaşı da kumanda eder.
Millî Savunma Bakanlığı, Karabekir ve Ali Fuat Pa-şa'dan görevlerini yeni komutanlara devir etmeleri buy- ruğunu verir.
Ordudan ayrılan Karabekir ve Ali Fuat Paşa hemen Meclise girerler. Mecliste o gün kendilerini bir sürpriz beklemektedir:
Meclis başkanlığınca TBMM salonundan çıkarılırlar!
Karabekir, durumdan yakınır. TBMM'deki görevini yeğlediğini,, bu nedenle yerine atanan komutanı bekleme­nin «uydurma bir neden» olacağını söyler.
M.Kemal'in yanıtı acı ve serttir: 
«Ordumuzun (yükselmesi ve güçlendirilmesi için) ta­sarılar sunduğundan söz eden ve onlar dikkate alınmadı­ğı için (üzüntüm ve kaygım büyüktür) diyen eski Müfettiş Paşa, yurdun üçte birini kaplayan koskoca bir ordu­yu gönlünün istediği-anda, beş satırlık bir yazı yazarak başsız bırakmanın ne denli yeğni ve ordunun yükselti­lip güçlendirilmesi bakımından temel olan düzenbağını ne kertede bozucu bir davranış olduğunu kavramış görün­müyor. Dikkate alınmadığını savladığı rapor ve tasarılarıy­la yapamadığı işi; devletin kesin süreli bir nota aldığı ve bundan dolayı olağanüstü toplantıya çağırdığı Mecliste yapmaya kalkıştığını ileri süren Müfettiş Paşa, kendisi gi­bi davranan arkadaşlarıyla birlikte, pek elverişsiz bir za­manda, orduya ne kötü kargaşa örneği gösterdiğini an­lamak istemiyor.»
Karabekir, gereken devir-teslimden sonra TBMM'de-ki görevine başlar. Ve arkadaşlarıyla birlikte «Terakkiper­ver Cumhuriyet Fırkası» adıyla bir parti kurar.
Karabekir, anılarında bu oluşumu şöyle anlatır:
«Az sonra biz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıy­la Mecliste faaliyet için resmen Dahiliye Vekâletine mü­racaat edince M. Kemal Paşa da Halk Fırkası'nın başına Cumhuriyet kelimesini koydurarak Cumhuriyet Halk Fır­kası adını verdi. 21 Kasım'da da İsmet Paşa başvekillik­ten, hastalığı bahanesiyle istifasını verdi. Yerine Fethi Bey başvekilliğe getirildi.
Ben, fırkanın liderliğine, Rauf ve Adnan Beyler ikinci liderliğe, Ali Fuat Paşa da Umumî Kâtipliğe intihap oluna­rak Meclis önünde hürmet edilmesi lâzım gelen bir fırka He ise başladık»»».
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası nasıl bir partiydi? İdeolojisi neydi?
M. Kemal, o etkili ve hünerli konuşma biçimi (üslû­bu) ile bu soruları şöyle yanıtlıyor:
«(Parti dinsel düşünce ve inançlara. saygılıdır) söz­lerini ilke edinip bayrak gibi kullanan kişilerden, uzdilek (iyiniyet) beklenebilir mi idi? Bu bayrak yüzyıllardan beri, ^bilgisizleri, bağnazları ve boş inançlara saplanmış olanları aldatmaya kalkışmış kimselerin taşıdıktan bayrak değil mi idi? Türk ulusu yüzyıllardan beri sonu gelmeyen yı­kımlara, içinden çıkabilmek için büyük özveriler isteyen pis bataklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi?
Cumhuriyetçi ve ilerici oldukları sanısını vermek isti-yenlerin, yine bu bayrakla ortaya atılmaları; dinsel bağ­nazlığı coşturarak, ulusu, cumhuriyete, ilerlemeye ve ye­nileşmeye karşı kışkırtmak değil miydi?

Yeni parti, dinsel düşünce ve inançlara saygı' perdesi altında (Biz halife­liğin yeniden kurulmasını isteriz. Biz yeni yasalar isteme­yiz. Bize din yasaları yeterlidir. Medreseler, tekkeler, bil­gisiz softalar, şeyhler, müritler, biz sizi koruyacağız; bi­zimle birlik olunuz! Çünkü M. Kemal Paşa'nın partisi ha­lifeliği kaldırdı, müslümanlığı zedeliyor, sizi gâvur yapa­cak, size şapka giydirecek ) diye bağırmıyor muydu? Ye­ni partinin ilke edindiği bu^ sözler, bir gerici haykırışlarla dolu değildir denebilir mi?
(Parti dinsel düşünce ve inançlara saygılıdır) ki, Te­rakkiperver Cumhuriyet Partisi izlencesi en yaygın kafa­ların ürünüdür. Bu parti, yurtta can kıyıcıların, gericilerin sığınağı ve dayanağı oldu; dış düşmanların yeni Türk Dev-leti'ni, körpe Türk Cumhuriyeti'ni yıkmayı öngören plan­larının kolaylıkla uygulanmasına yardım etmeye çalıştı. Tarih; gizli amaçlarla düzenlenmiş genel ve gerici doğu ayaklanmasının nedenlerini inceleyip araştırdığı zaman, onun önemli ve belirli nedenleri arasında. Terakkiperver Cumhuriyet Partisi'nin dinsel konularda verdiği sözleri ve doğuya gönderdiği sorumlu yazmanın kurduğu örgütleri ve yaptığı kışkırtmaları bulacaktır.»
Karabekir, ordudan ayrılmalarıyla Türkiye Cumhuri-yeti'nin bir savaşa girmesinin önlendiği kanısındadır.
Şöyle yazar:
«Çok çetin mücadelelere ve iftiralara uğradık"0. Ya­rınımız mahv oldu. Fakat yılmadım. Hakikat ve hürriyet uğruna ölümü de hiçe sayarak sonuna kadar didiştim. Gerçi ben ve arkadaşlarım sağ kalanlar da çok çektik. 44 yaşımda genç bir kumandan ve bütün rütbelerini ateş altında ve millet için feda etmiş olan ben ve emsalim es­ki tekaüt kanunu mucibince tekaüde sevk olunduk. Tev­kif olunarak İstiklâl Mahkemesine verildik. Ön beş yıl bir düziye takip ve taciz olduk. Bütün bunlar çok acıdır. (..). Sine-î millete biz girmekle (..) çok daha mesut ve bahti­yar olduk.
Karabekir, anılarını şöyle bitirir:
«Vatandaş,
Milletin hürriyetini tehlikede görürsen karşısındaki kim olursa olsun tek dağ başı mezar oluncaya kadar mü­cadelene devam etmek vazifendir. Çünkü insanlarda ha­yat denen "şeyin kıymeti ancak hürriyet iledir.
Hür ol, esir yaşama!»

 

http://www.yorumcuyuz.net/forum/politika/kazim-karabekirmusulun-isgali-ugur-mumcudan-t8920.0.html;msg71165 

 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi