 Ecevit: Gürler'i seçtirmek için askerler beni bile tehdit etti! Tarih 13 Mart 1973. Yeni cumhurbaşkanı seçilecek. Ancak askerler Meclis'i çevirmiş. Bina üst rütbeli subay dolu. Siyasetçilerden kâh nazik bir dille, kâh kabalaşarak Faruk Gürler'i seçmelerini istiyorlar. Bu şartlar altında Demirel ve Ecevit'in tavrı ne olacaktı?. Mart 1973'te Yeni Asya gazetesi yayıncılık tekelini elinde bulunduran TRT'nin radyo programlarıı ile şöyle maytap geçiyordu: Bugün Radyoda Neler Var? 7.30 Kontenjan Senatörü Faruk Gürler'in dünkü temaslarından özetler. 10.00 Faruk Gürler'in bugünkü programı. 12.00 Faruk Gürler'in sabahki temasları. 13.00 Faruk Gürler'den haberler. 15.00 Faruk Gürler'in ziyaretleri. 17.00 Faruk Gürler'in temasları. 19.00 Faruk Gürler'den haberler. 21.00 Faruk Gürler'in 24 saati. 22.45 Faruk Gürler'den haberler. Kimdi bu "kontenjan senatörü" Faruk Gürler? Nasıl oluyordu da adı, devlet radyosunda, basının dalga geçeceği kadar çok geçiyordu?
Bunu anlamak için birkaç yıl öncesine uzanmamız gerekiyor. 1969 yılında yeni seçimler yapılmıştı. Adalet Partisi'nin oyları düşmüştü ama yüzde 46.5 ile 256 milletvekili çıkarmıştı. Onu yüzde 27.4 ile 143 milletvekili çıkaran CHP takip ediyordu. Ülkede gerilim tekrar artmaya başlamıştı. Özellikle sol siyaset güçleniyordu. Ordu içinde de tekrar cuntalar oluşmaya başlamıştı. Bu oluşumların Ağustos 1970'te Kara Kuvvetleri olacak Org. Faruk Gürler ile Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Muhsin Batur ile temasları vardı. Ancak cuntalar toplumdan kopuk değildi.
Doğan Avcıoğlu başta olmak üzere bazı aydınlar, Mısır ve Cezayir'deki gibi bir sol darbe için subayları kışkırtıyordu.
Hedef askerlerin yönlendirdiği bir sosyalist rejim kurmaktı. Halk rahatsızdı: 15-16 Haziran 1970'te işçiler büyük gösteriler gerçekleştirdi. Gerilla grupları silahlı eylemler yapıyordu. Parlamentoda da işler yolunda gitmiyordu. Adalet Partisi'nden ayrılan 41 mebus Demokratik Parti'yi kurmuştu.
Lider Ferruh Bozbeyli'ydi. CHP de rahat değildi. Orada da bir kopuş olmuş, CHP'den ayrılanlar Turhan Feyzioğlu'nun liderliğinde Güven Partisi'ni kurmuş ve 1969 seçimlerinde 15 milletvekili kazanmışlardı. Cuntacılar 9 Mart 1971'de bir sol darbe planlamışlardı. Ancak liderleri olarak gördükleri Gürler ve Batur son anda caydı ve Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç'ın ile DenizBülent Ecevit, baskılara Demirel ile birlikte direnmişti.Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu'nun safına geçti.
Sol sandılar, sağ darbe çıktı 12 Mart günü ise ordu hükümete bir muhtıra verdi. Muhtırada özetle şöyle deniyordu: "Bu işi doğru dürüst yapın, yoksa idareye el koyacağız." Başbakan Demirel bunun üzerine istifa etti. Tutuklamalar, işkenceler, yasaklamalar başlayınca işin rengi belli oldu: Bu bir 'sağ' darbeydi. Partiler kapatılmamıştı ama hükümeti asker belirliyordu. CHP'den ayrılan Nihat Erim bir hükümet kurdu. Kabinede AP'li ve CHP'li üyeler de vardı. 14 bakan ise Meclis dışındandı. CHP içinde 'Ortanın Solu' hareketini sürükleyen Bülent Ecevit tepki olarak genel sekreterlik görevinden istifa etti. Ecevit daha sonra Mayıs 1972'de toplanan Olağanüstü Kurultay'da İsmet İnönü'ye devirerek genel başkanlığı kazanacaktı.
17 Mayısta İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom'un, Mahir Çayan'ın önderlik ettiği Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi tarafından kaçırılması ve sonra da öldürülmesi gerilimin üstüne tuz biber ekti. Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan'ın arkadaşlarıyla birlikte davaları sürerken I. Erim hükümeti son buldu. II. Erim hükümetinde de AP'den ve CHP'den üyeler vardı. Hapisten kaçan Mahir Çayan ve arkadaşları ise 30 Mart 1972'de kıstırıldıkları evde öldürüldüler (Ertuğrul Kürkçü yaralı olarak yakalandı.) Solcu gençliğin liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, kimseyi öldürmemelerine rağmen 6 Mayıs 1972'de idam edildi. Yıllar akıp gidiyor, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın görevi bırakma tarihi (28 Mart 1973) yaklaşıyordu. Yeni cumhurbaşkanı kim olacaktı?
Türkeş'in Gerçekleşen Tahmini İşte tam bu noktada, yazı dizimizin dünkü bölümünde sözünü ettiğimiz 'siyasi kehanet' gerçekleşti. Sunay'ın önce kontenjan senatörü, ardından da cumhurbaşkanı yapılmasına karşı çıkan Osman Bölükbaşı ve Alparslan Türkeş ne demişti: "Bu yöntem yanlıştır. Bazıları Köşk'e çıkan yolun genelkurmay başkanlığından geçtiğini düşünmeye başlar."
Ağustos 1972'de Genelkurmay Başkanı olan Org. FarukGürler, epeydir "Sunay formülü niye bana da uygulanmasın" diye düşünüyordu. Bu yolda AP hariç diğer partilerle görüştü. Hava olumluydu. Sunay formülü işletildi: 5 Mart günü Faruk Gürler görevinden istifa etti. Aynı gün Mayıs 1972'de kurulmuş olan Ferit Melen hükümetinde Milli Savunma Bakanlığı yapan Mehmet İzmen de kontenjan senatörlüğünden ayrıldı.
6 Mart 1973 günü yeni Genelkurmay Başkanı Org. Semih Sancar oldu. Bir gün sonra da Gürler, kontenjan senatörlüğüne getirdi. Gürler parlamentoya girerek Köşk'e bir adım daha yaklaşmıştı. Dışarıdan bakıldığında plan işliyordu. Bu arada sıkıyönetim komutanlığı Köşk seçimini etkileyebilecek her türlü yayını yasaklamıştı. Ancak toplumun üstündeki baskı, Meclis'teki baskının yanında devede kulak kalırdı! Mesela komutanlar CHP,
Demokratik Parti ve Milli Güven Partisi yöneticileriyle Gürler'in durumunu konuşmuşlardı. Ama Demirel görüşmeyi kabul etmemişti. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanlığı, esas olarak Demirel'i hedef alan bir bildiri yayınlamıştı. Bu telaş boşuna değildi. Çünkü AP'nin parlamentoda Meclis artı Senato toplam 312 oyu vardı. Cumhurbaşkanını seçmek için en az 318 oy gerekiyordu. Demirel'in Gürler'i istemiyordu. Peki Demirel, silahların gölgesi altındayken bu cesareti nereden buluyordu? Baltayı taşa vuran yazarlar Çünkü onca propagandaya rağmen ordu üst yönetiminin tek vücut halinde Gürler'i desteklemediğini görmüştü: Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'dan başka, Faruk Türün ve Hamza Görgüç gibi ordu komutanlarının Gürler'e karşı olduğunu biliyordu. Ancak parlamento üyeleri ve TRT adeta kuşatma altındaydı. Bazı komutanlar TRT'ye emirle Gürler lehine programlar yaptırıyor, başka komutanlar da parlamenterlerden Gürler'i destekleyeceklerine dair imza topluyorlardı. Basının bir kısmı da hararetli bir biçimde Gürler'i destekliyordu: "Gürler ve eşi, evliliklerinin 40'ıncı yıldönümünü Çankaya'da kutlayacaklar" diye haberler çıkıyordu. İşte yukarıdaki yazı bu sebeple kaleme alınmıştı ve esprisi bir yana gerçeğin ifadesiydi. Korutürk'ün sinir krizi Güven Partisi Başkanı Turhan Feyzioğlu, Korutürk'e önce 'hayır' demişti. Sebep: Korutürk, Moskova'da büyükelçilik yaparken ruhsal bunalım geçirmişti. Ya bu durum tekrarlarsa? Cemal Gürsel'in eşi Melahat Gürsel de bu olayı şöyle anlatmıştı: "Fahri Korutürk, Moskova'da büyükelçiyken sinir krizi geçirmiş. Sefaretten Gürsel'e şöyle bir telefon geldi: 'Biraz sonra önemli bir kabul var. Ancak sefir beyi masanın altından çıkaramıyoruz." Korutürk ile ilgili bir başka ilginç anekdot da soyadını ona, genç bir yüzbaşıyken, ünlü Karpiç lokantasında tek başına rakı içerken karşılaştığı Atatürk tarafından 18 Mart 1934'te verilmiş olmasıdır. Korutürk titiz, kuralcı, protokole fevkalade önem veren, demokrasiye bağlı ancak karizması zayıf, etkisi fazla olmayan bir cumhurbaşkanı olarak siyasi tarihe geçmiştir. Emel Korutürk: Çankaya'ya zarafet getiren 'first lady' Fahri Korutürk'ün eşi Emel Cimcoz Korutürk 1915'te doğdu. Çocukluğu İstanbul Moda'da geçti. Liseyi İsviçre'de okudu. Güzel Sanatlar Akademisi'nin resim bölümüne girdi. İbrahim Çallı'nın atölyesinde çalıştı. Bütün ünlü ressamlar arkadaşıydı. 1944'te Fahri Korutürk ile evlendi. Üç çocukları oldu: Osman, Salah ve Ayşe. Köşk'te çıkan en zarif hanımlardan biri olan Emel Korutürk, toplumsal sorunlara da ilgi gösteriyordu.
Mesela 1978 yılında Devrimci Kadın Dernekleri Federasyonu adına Nadire Mater, Ayşegül Devecioğlu ve Nihal Uygur'un görüşme talebini kabul etmişti. Köşk'te bir yuva sıcaklığı yaratmak amacıyla evinden getirdiği bazı eşyaları yerleştirmişti. Bunlar arasında annesinden kalan büyük bir kristal avize de vardı. Fahri Korutürk, Köşk döneminde Atatürk'ün odasında uyudu. Emel Korutürk ise koridordaki küçük bir odayı tercih etti. Köşk'e ilişkin duygularını daha sonra şöyle anlatmıştı: "Köşk'te sabah uyanır uyanmaz görevim başlıyordu. Hep borçlu gibi kalkıyordum. En sevdiğim saatler gece yatmaya gittikten sonradır. Ancak o zaman kendimle olabiliyordum." Meclis'in localarında 52 general vardı Tarihi gün gelmişti... 13 Mart gününü, dönemin CHP Başkanı Bülent Ecevit şöyle anlatıyor: "Meclis askeri birliklerce sarılmıştı. Siviller içeriye alınmıyordu. Salonlar ve koridorlar ise tıklım tıklım çoğu üst rütbeli subaylarla doluydu. Koridorda hangimizi görseler, bazıları nezaketle, bazıları ağır bir dille, gerektiğinde tehdit ederek veya benim odama telefon ederek baskılarda bulunuyorlardı." Ve birleşik (Meclis+Senato) toplantı başladı. Localar komutanlarla doluydu. Gazeteciler tam 52 general saymıştı. Ama çok önemli bir kişi bu gövde gösterisine katılmamıştı: Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Muhsin Batur!
Bununla da yetinmeyen Batur, havacı generallerin o gün Meclis'e gitmesini de engellemişti. Bazı yorumcular, Batur'un Gürler'den desteğini çekmesini şöyle açıklar: "Batur, Gürler'den sonra genelkurmay başkanı olmak istiyordu... Ancak Gürler ayrılmadan önce yerine bir havacıyı değil, geleneklere uyarak bir karacıyı getirmişti. Batur bunu affetmedi." Sivil giysiler içinde oturan Faruk Gürler'e karşı Adalet Partisi kendi adayını çıkardı: Demokrat Parti döneminde hava kuvvetleri komutanlığı yapan Tekin Arıburun. Böylece ilk tur yapıldı. Sonuç şok ediciydi: Arıburun'a 276, Gürler'e 203 oy çıkmıştı! Turlar devam ediyordu.
Genelkurmay Başkanı çağırınca Batur bir kez gelip bu turları izledi. Ancak bu da bir şeyi değiştirmedi. Parlamento ısrarla Gürler'e oy vermiyordu. Ancak seçim turları devam ederken baskılar da sürmekteydi. Mesela generaller Demokratik Parti ileri gelenlerini Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan'ın konutuna çağırmıştı. Siyasetçiler Gürler'e oy vermeyeceklerini ısrarla söylediklerinde Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Akıncı bağırıp çağırmaya başlamıştı.
Genelkurmay İkinci Başkanı Turgut Sunalp ise açıkça tehdit ediyordu: "Böyle giderse hepinizi toplarız." Ancak ordu yelkenleri suya indirmeye başlamıştı. Komutanlar Ecevit'e, Cevdet Sunay'ın görev süresini uzatmayı da teklif etmişti. Ecevit bu formüle sıcak bakıyordu ama Demirel ile görüşmeye de devam ediyordu. Derken Faruk Gürler gayet kırgın bir şekilde 20 Martta adaylıktan çekildi. Komutanlar ise kendi aralarında Köşk anketi yapıyordu. "Sunay ile devam" fikrine 17 oy çıkmıştı.
Listede bir de 9 oy alan Fahri Korutürk adı görünüyordu. Demirel ile Ecevit de anlaşmaya çalışıyordu. AP ile CHP arasında aday listeleri gidip geliyordu. Herkes diğerinin adayına bir kulp takıyordu. Ancak taraflar arasında restleşme yoktu. Arayış samimiydi. Sonunda Demirel, Ecevit'e üç isim önerdi: Naim Talu, Sabahattin Özbek ve Fahri Korutürk. İlk ikisini reddeden Ecevit, 70 yaşındaki Korutürk'e sıcak bakmıştı. Ardından diğer parti başkanlarıyla da görüşüldü. Pazarlıklar yapıldı. Sonunda karar verildi: Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, emekli büyükelçi Fahri Korutürk! İstanbul'dan apar topar Ankara'ya getirilen Korutürk, 6 Nisan 1973 günü yapılan 15'inci turda 557 üyeden 365'inin oyunu alarak Türkiye'nin altıncı cumhurbaşkanı seçildi. İlk kez emekli bir amiral Köşk'e çıkıyordu.
Emre Aköz, Sabah http://cankaya.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000001895132 |