Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow Sevr'e yumuşak geçiş (15.Etap)
Sevr'e yumuşak geçiş (15.Etap) PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 04 Aralık 2007
 
Güneş Erkul  



Sevr'e yumuşak geçiş...

 Sevr'e yumuşak geçiş (15.Etap)

Yeni anayasa çalışmaları, çok sinsi "tasa"ların anası olacağa benziyor.  

Atatürk milliyetçiliğinin laçkalaştırılarak dolaylı olarak kaldırılması, üniter devlet yapısından eyalet sistemine kapı açacak kilitler yeni anayasa taslağında yer alıyor.  

Ne yazık ki, bugüne kadar olan süreç, adeta 'kamuoyundan gizlenerek' yürütülüyor.  

Kamuoyu, kendisinin bütün yaşamını etkileyecek yeni anayasa hazırlıklarından sadece AKP'ye yakın medya mensuplarının 'sızdırdığı' kadar bilgi sahibi olabiliyor, ama açıklandığı kadarı bile ürkütücü.  

Sivil,demokratik,özgürlükçü” gibi şık bir ambalajla sunulan paketi hazırlayan zihniyet “ideolojisiz,renksiz” anayasadan söz edip, gerekçesi olarak da "liberal ve demokratik bir anayasa, ideolojiye yer vermemelidir" diyor.  

Zarif olduğu kadar çelişkisini de içinde barındıran bir cümle bu. Hem “liberal”, hem “ideolojisiz” nasıl olacak? 'Liberalizm' ideoloji, serbest pazar ekonomisinin kendisi ideolojik bir varsayım değil mi?

Bireysel çıkarların en çoklaşması ile toplumsal yararların da en çoklaşacağı, ideolojik bir önerme değil mi?   Muhalefet partilerinin, demokratik kitle örgütlerinin katkısına kapalı, kamuoyuyla şeffafça paylaşılmayan, hem ideolojisiz hem de liberal,demokratik bir anayasa! Türkiye'nin köklü hukuk fakülteleri ve hukuk kurumlarından temsilcilerin olmadığı, AKP'ye yakın, Soros tarafından desteklenen sivil toplum örgütlerinin bir avuç hukukçusu tarafından hazırlanan demokratik(!?) anayasa!  

Çalışmalarda izlenen yöntem böyle olunca da AKP'nin yeni bir anayasa "sipariş" ettiği yolundaki görüşler güç kazanıyor.  

AKP yetkilileri ise çalışmanın henüz parti taslağı haline gelmediğini, bu aşamadan sonra tartışmaya açılacağını savunsa da AKP medyasından kamuoyuna sızan bilgiler yeni anayasayla ilgili kaygı içeren sorular oluşturuyor. Bu soruları maddelersek:  

1- Yeni anayasa ihtiyacı nereden doğdu? Toplumun öncelikli talebi bu mu?

2- AKP'nin anayasa taslağı ortaya çıkmadan Atatürk ve Atatürkçülüğe mevcut Anayasa'da yapılan atıfların çıkarılması veya en aza indirilmesi gündeme getirildi. Yeni anayasada Atatürkçülük törpülenecek mi? Bu hangi gereksinimden kaynaklandı?

3- Mevcut Anayasa'daki Türklük tanımı ve millet anlayışı neden değiştirilmek isteniyor?

4- Yeni anayasada öngörülen anadilde eğitim düzenlemesi ile dil birliği ve dolayısıyla ulus birliği nasıl sağlanacak?

5- Yeni anayasa çalışması, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ve o projede öngörülen Türkiye ile bağlantılı mı?   Yeni Anayasa taslağında, "Başlangıç" kısmından itibaren, mevcut anayasanın "en önemli ilkeleri"nin ve 12 Eylül'ün bile dokunamadığı "Cumhuriyetimizin birçok kazanımının" ortadan kaldırılmasına yol açacak hükümler var.  

AKP'li Zafer Üskül'ün ilk işaretinden sonra...  

Mevcut Anayasanın "Başlangıç" kısmından, Zafer Üskül'ün belirttiği gibi "Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri" ibaresi siliniyor.  

Şimdiki Anayasanın 6. maddesine göre; "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir." Yeni anayasada öngörülen: "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. (Ancak) Milletlerarası ve milletler üstü kuruluşlara üyelikten kaynaklanan sınırlamalar saklıdır ."  

Buna göre; AKP iktidarı ulusal egemenliği sınırlayacak milletlerarası antlaşmalar yapabilecek, ulusal egemenliğin bir kısmını devredebilecektir.

Cumhuriyetin ilanından bu yana, Anayasalarımızın değişmeyen bir maddesi var: “Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, Cumhuriyetin nitelikleri ve "Türkiye Cumhuriyeti'nin Dili Türkçe'dir, Bayrağı, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı 'İstiklal Marşı'dır. Başkenti Ankara'dır." ibareleri değiştirilemiyor ve değiştirilmesi teklif bile edilemiyor. Hazırlanan taslakta, "Cumhuriyet, Türkçe, Ay Yıldızlı Bayrak, İstiklal Marşı, Başkentin Ankara olduğu" yer alıyor.Ne var ki, "bunların değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceği" hükmü, taslakta yer almıyor.  

Taslaktaki önemli "yenilikler"den biri de, "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5.maddesindeki, "Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti korumak" görevinin yok edilmiş olması...Bu "yenilik" de, "Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini korumak" görevinin terk edilmesinin başka bir işareti oluyor. Nitekim, Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması" başlıklı 14. maddesindeki "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz." hükmünün kaldırılması öneriliyor.  

Taslağın 24. maddesini okuduğumda ise önce, gözlerime inanamadım.Deniliyor ki: "Herkes din hürriyetine sahiptir. Bu hak, topluca, alenen ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama hürriyetini de içerir." Düşünebiliyor musunuz? "Topluca ve alenen ayin yapmak, Anayasal bir hak " olacak... Anayasadaki 14. madde hükmünün kaldırılmasıyla birlikte bu maddeyi beraber okursak: Anayasada yer alan din hürriyeti, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılabilir. Ve hiçbir güvenlik örgütü ve yargı organı, Anayasanın sınırlamadığı bu hürriyeti; önleyici ya da yaptırıma bağlayıcı işlem yapamaz. 

Gerçekten de AKP'nin giriştiği "maceranın" sonu görünmüyor. Taslakta yer alan diğer hükümlere göre; yandaşlarını atamak için Anayasa Mahkemesinin üye sayısını arttıran, Devlet Denetleme Kurulunu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunu yok eden, Yüksek Askeri Şura Kararlarına itiraz hakkı sağlayan, tek dil,tek millet anlayışını zaafa uğratan düzenlemeleriyle dolu AKP Anayasasıyla varılacak yeri görmek için müneccim olmaya gerek yok.

 

http://www.gazeteport.com.tr/YAZARARANIYOR/NEWS/GP_117458
Son Güncelleme ( Salı, 04 Aralık 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi