Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow VAHDETTİN İNGİLİZLERE NASIL CASUSLUK YAPTI?
VAHDETTİN İNGİLİZLERE NASIL CASUSLUK YAPTI? PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 27 Kasım 2007
TARIH HEM IYIYE , HEM KOTUYE , HEM DE HAINLIGE NOT DUSER !
NASIL KI BU GUNDE YAPILAN HER HAINLIGE NOT DUSULUYORSA , GECMISTE DE DUSULMUSTUR.
 
OSMANLI SEVDASINDA OLANLAR , UCUZ SOZLERLE , HAINLERI ARKALAMAYA KALKSALAR DA , BELGELER GERCEGI SOYLEMEKTEDIR.
 
Naci Kaptan
 
 
GIRIS ;
 
SIMDI ASAGIDAKI IBRETLIK SATIRLARINI OKUYUNUZ !
 

 

1922'nin Mart ayında, Ankara'yı temsilen 6 kişilik Türk heyeti, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'la görüşmeye gider. Yanlarındaki gizli belgeler ise onlardan önce Curzon'a ulaşır. Belgeleri çalan kişi son Osmanlı padişahı Vahdettin'dir . 

 

Belgeler nihayetinde İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na ulaşır. Doğu Masası yetkililerinden D. G. Osborne, belgelerin üzerine 14 Mart 1922 tarihinde şu notu düşer:

 

 

"... Belge B ve Belge C'deki işaretli pasajlar ilgi çekicidir.

 

Padişah, Yusuf Kemal'in valizinden çalınan belgelerin suretlerini bize göndermekle, aralarındaki ilişkilerin durumunu en iyi biçimde gösteriyor.

 
 
 
VAHDETTİN İNGİLİZLERE NASIL CASUSLUK YAPTI?
 
 
 
 
24 Agustos 2005
 
 

1922'nin Mart ayında, Ankara'yı temsilen 6 kişilik Türk heyeti, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'la görüşmeye gider. Yanlarındaki gizli belgeler ise onlardan önce Curzon'a ulaşır. Belgeleri çalan kişi son Osmanlı padişahı Vahdettin'dir

16 Mart 1922... Londra... Başkanlığını Yusuf Kemal Bey'in yaptığı Ankara Hükümeti'ni temsil eden heyet, ayağının tozuyla soluğu İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'un karşısında alır. Konuşulacak konu bellidir: Anadolu'da daha fazla kan dökülmeden barış yollarını aramak. Türk heyeti, Misak-ı Milli sınırları içinde her şeyi konuşmaya hazırdır.

Lord Curzon bir yandan çayını yudumlar, bir yandan Yusuf Kemal Bey'in anlattıklarını dinler. Gün boyu süren görüşme boyunca, Yusuf Kemal Bey'in, yanındaki beş arkadaşının, hatta Ankara'daki milli mücadelenin önderi Mustafa Kemal Paşa'nın bile asla öğrenemeyeceği küçük bir ayrıntı vardır. Bu ayrıntı, Lord Curzon'un masasındaki çekmecede gizlidir: Türk heyetinin yanlarında taşıdıkları gizli belgelerin İngilizce çevirileri... Yapılacak pazarlığın gidişatını belirleyecek bu gizli belgeler, Türk heyeti gelmeden çok daha önce Londra'ya ulaşmış, üstelik İngilizceye bile çevrilmiştir.


Türk heyeti hiçbir olumlu sonuç alamadan Ankara'ya geri döner. Ne Lord Curson'un çekmecesindeki belgelerden haberleri olacaktır. Ne de bu belgeleri önce çalan, sonra İngilizceye çeviren, sonra da İngilitere'deki "dostlarına" ulaştıran kişiden... Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin'den...


İngiltere'nin İstanbul'da en üst düzeydeki diplomatik temsilcisi olan Yüksek Komiser Sir Horace Rumbold, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a 7 Mart 1922 tarihinde gönderdiği, 232 sayılı, "gizli" ibaresi taşıyan belge, padişahın ülkesini "sattığının" kelimenin tam anlamıyla "kanıtıdır...

Peki Vahdettin'in benzerlerine casusluk filmlerinde rastlanan bu operasyonuna sebep olan, İngilizce tercümeleri İngiliz arşivlerinde "çok gizli" damgalarıyla saklanan bu gizli belgelerde neler yazıyordu? Ve nasıl bir operasyonla ele geçirildi bu belgeler?.. İşte öyküsü:

Ankara'dan gelen heyet, İstanbul'da görüşmeler zincirine devam ederken, heyetteki altı kişiden biri olan katip Kemal Bey, kayınpederinin evinde kalmaktadır. Heyetin beraberinde getirdiği, içinde önemli evrakların bulunduğu valiz de Kemal Bey'in kayınpederinin evinde muhafa edilmektedir. Katip iki gün kayınpederini evine uğramaz, başka evlerde kalır. İşte ne olduysa o iki gün zarfında olur. Durumdan bir şekilde haberdar olan Vahdettin'in hafiyeleri bir gece gizlice eve süzülür... Valizi alıp kayıplara karışır. İçindeki altı adet gizli belgenin fotoğraflarını çekip daha sonra çaktırmadan eve geri bırakırlar. Bu kopyalar ise daha sonra, 6 Mart 1922 günü, Vahdettin'in emektar bir mabeyincisiyle İngiltere Yüksek Komiserliği baş tercümanına gönderilir.

"Belgeler sağlam"

Komiser de bu kopyaları Londra'ya rapor eder ve bu kopyaları kendisine Sultan'ın göndermiş olduğunu da açıkça ifade eder. Hazırlanan raporda, bu gizli belgelerle ilgili şöyle bir not da düşülmüştür: "... Bu belgelerin mevsuk (sağlam) olup olmadığı konusunda size güvence veremem; ama bana mevsuk görünüyorlar..."

Belgeler nihayetinde İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na ulaşır. Doğu Masası yetkililerinden D. G. Osborne, belgelerin üzerine 14 Mart 1922 tarihinde şu notu düşer: "... Belge B ve Belge C'deki işaretli pasajlar ilgi çekicidir.

Padişah, Yusuf Kemal'in valizinden çalınan belgelerin suretlerini bize göndermekle, aralarındaki ilişkilerin durumunu en iyi biçimde gösteriyor. Rusların Anadolu'da neden maden imtiyazları istediklerini anlayamıyorum. Kendi ülkeleri işlenmemiş maden kaynaklarıyla doludur. Herhalde Türkiye üzerindeki kıskaçlarını daraltmak ve bizi içeriye sokmamak için olsa gerek....

Bütün bu hikâyenin üzerine tek bir soru sormak yeterli: Vahdettin, Ankara'dan gelen heyetin elindeki bu belgeleri bir şekilde çaldırarak, Türkiye'yi işgali altında bulunduran düşman bir ulusun diplomatına göndermişse bu ihanet değil de nedir?

Belgeleri bu tarihçi ortaya çıkardı

Yard. Doç. Dr. Orhan Çekiç, Maltepe Üniversitesi öğretim üyesi. 30 yıldır Cumhuriyet tarihiyle ilgili araştırmalar yapıyor. Belgelerin uzun yıllar İngiliz arşivlerinde "çok gizli" ibaresiyle saklandığını, ama şimdi özel izinle serbest bırakıldığını anlatıyor.

* Bu belgeler, "Vahdettin vatan haini mi, değil mi?" tartışmalarına nasıl yön verecek?

Uzun süredir Türk medyasında Vahdettin hakkında bir "aklama" kampanyası yürütülüyor. Ama bu belgelerden anlıyoruz ki, Vahdettin, içeriği ne olursa olsun, Ankara Hükümeti'ne ait gizli belgeleri İngilizlere göndermiş...

* Vahdettin'in yaptığı bir çeşit hıyanet oluyor yani...

İnsanın içinden bir Osmanlı padişahı için hain demek gelmiyor tabii, ama bir akademisyen olarak ben de kanıtlarımı sunmak zorundayım.

* Ecevit, hain değil diyor..

Ecevit diyor ki: Ülkeden kaçarken dahi önemli bir şey götürmedi, yokluk içinde de öldü. "Bunun hainlik neresinde" demeye getiriyor. Düşmanla işbirliği yaptığına dair bir kanıt olmadığını iddia ediyor. Peki bu belgeler bir kanıt değil mi?

* Bu gizli belgeler onun "İngiliz dostu" olduğunun tescillenmesi gibi bir şey mi oluyor yani?

Her şey bitip de Türk ordusu İstanbul'a girince, Vahdettin'in neden İngilizlere sığınarak ülkesini terk ettiğini anlamamıza yardımcı oluyor.. Vahdettin, Mustafa Kemal'i bir Kurtuluş Savaşı yapsın diye Samsun'a göndermiş olabilir mi? İnandırıcı mı!


(Vatan Gazetesi)

Son Güncelleme ( Cumartesi, 01 Aralık 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi