Anasayfa Haberler Son Haberler MANİSA GÖNÜLLÜLERİ: İŞGALE BUYRUN
|
|
MANİSA GÖNÜLLÜLERİ: İŞGALE BUYRUN |
|
|
|
|
Yazar admin
|
|
Çarşamba, 21 Kasım 2007 |
|
İŞGALE BUYRUN MEHMET YILMAZ İşgal deyince hepimizin aklına genellikle bir ülke ordularının diğer bir ülkenin topraklarını ele geçirmesi gelir. Ancak günümüzde de işgal eskiden de olduğu gibi farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Nasıl mı?..İşte size birkaç işgal örneği.. 1-Beyinlerin işgali: Gerek ülkeyi yönetenlerin gerekse de ülke vatandaşlarının beyinlerinin kiralanması veya satın alınması 4-Yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarının (su, petrol, madenler) ele geçirilmesi İşgalin nasıl yapıldığı konusunda ilk akla gelenleri bu şekilde sıralamak mümkündür. İlimizdeki sıcak gelişmeler sonucu Turgutlu’ daki Nikel madeni hakkında bilgilenmek gerekliliği ortaya çıkmıştır. 10 kadar nikel yatağı bulunan ülkemizde en önemli rezerv 40-50 milyon tonla Turgutlu Çaldağında bulunmaktadır.2002 yılından itibaren bu madenle European Nickel PLC şirketi ilgilenmeye başlamış ve Sülfürik asit kullanarak liç işlemiyle nikel üretmeyi planlamıştır.European Şirketi ülkemizde Bosphorus Nickel Madencilik adı altında faaliyet göstermektedir. Maden rezervine baktığımızda; çıkan madenlerin Nikel ve Kobalt ın ekonomik değeri yaklaşık 4.2 milyar ABD dolarıdır. Karşılığında devlete gelen miktarın ne olduğu bilemiyoruz. Şirket buradaki madende nikel liç işlemi için günde 3000 ton olmak üzere yılda toplam 1milyon ton sülfürik asit kullanacak.Bunun karşılanması için Turgutlu ya Sülfürik Asit üretim fabrikası kurulması planlanıyor. Ayrıca işletmede liç işlemi için yılda 4.200.000 m3 su kullanılacak. Bunun 2.000.000 m3'ü asit fabrikasında kullanılacak. Yani sürekli olarak 135 lt/sn su tüketilecek ve bu su Gediz'den çekilecek. Ama yılın 4-5 ayında Gediz'de çekilebilecek bu kadar su yok. ÇED Raporu'na göre kuru mevsimde bunun Gediz'e etkisi yalnızca yüzde 3 olacakmış. Gediz yetmediğinde gereken 135 lt/sn suyun 35 lt/sn'lik bölümü yeraltı suyu kuyularından su çekilecek ve bunun çevrede sulama ve köy kullanımları için yararlanılan kuyu ve akiferlere etkisini öngörmek için yapılan model ve senaryo çalışmalarında yalnızca 35 lt/sn su çekilirse ne olacağı araştırılınca bunun kayda değer bir zararının olmayacağı sonucuna varılmış. Ama, ÇED Raporu ekindeki DSİ yazısında yazın Gediz'den su verilemeyeceği belirtiliyor. Üstelik yine ÇED Raporu'nun ekindeki Hidroloji Raporu'nda da olağan bir yılda dört ay boyunca Gediz'den su çekilemeyeceği belirtiliyor. Bu yıllardaki gibi kurak dönemlerde bu sürenin daha da uzun olacağı kuşkusuz. O zaman, en az 4 ay süre ile yeraltı suyundan 135 lt/sn su çekilecek. Ama, model ve etki değerlendirmeleri yalnızca 35 lt/sn için yapılmış! Gerçek gizlenmiş! Yörede, güneye göre daha ince olduğu belirtilen alüvyon akiferinde önemli düşümler olacağı ve bunun da çevrede sulama amacıyla su çekilen kuyuları verimsizleştirip kurutacağı saklanmaya çalışılmış.Üstelik ÇED Raporu ekinde sunulan ve DSİ tarafından verilmiş olan "Kullanma Belgesi" de yalnızca yılda 1.500 ton yeraltı suyu çekilmesine izin veriyor; 4 ay x 135 lt/sn = 1.399.680 ton çekilmesine değil!..Bütün bunlar 1.sınıf tarım arazilerinde olacak..Buraya kadar anlattıklarım su ile ilgili olanlar.Peki ya çevre kirliliği, geride kalan artıklar?.. şirket kendince bunun da çözümünü bulmuş, çevre düzenlemesi yapıp ağaçlandırma yapacaklarmış..Acaba yapmışlar mı vaad ettiklerini. Daha işin başında ağaçlandırmada gecikmeler oldu..İşin başında böyle davranan şirketi iş bittikten sonra yani 15 yıl sonra nerde buluruz ?..Orada geçimin tarımdan sağlayan vatandaşlarımız madenci olacaklar ama sadece 15 yıllığına..15 yıl sonra onların çocuklarının tarım yapacakları verimli toprakları olmayacak .. 15 yıl sonra geride bırakılacak olan dev bir çukurun, atık dağının, 900.000 m2'ye yayılmış 40 m yükseklikli ve sülfürik asitle yıkanmış, içine en az 4.500.000 ton kükürt saklanmış 2 atık yığınının, 10 milyon ton kükürtle zehirlenmiş doğanın ve insanların hesabını kim verecek merak ediyorum..Musulcalı, Akköy, Çampınar, İzzettin, Yakuplar, Temrek, ve Sarıbey köylerinde yaşayanların ve belki de kuvvetli rüzgarlarla Manisa merkezinde yaşayanların da etki altında kalabileceği asit yağmurunun getirdiği sağlık sorunlarının hesabını kim verecek?.Özellikle akciğer hastalıkları ve zehirlenmelerin ortaya çıkabileceği düşünülürse durumun vahameti daha da artmaktadır..Derin su kaynaklarının kirlenebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır..Şirket kurmuş olduğu pilot liç alanlarının çevresindeki derin su kaynaklarından alması gereken suların analizlerini yaptırmış mıdır?..Deşarj izni var mı dır?...Emüsyon izni varmı dır?..ÇED Raporunun geçerliliği devam etmekte midir?..Kurulacak Sülfürik asit fabrikası için ilgili bakanlıktan tahsis izni alınmış mıdır?...Bunları bizlerin değil bizi yönetenlerin sorması gerekir. Yöneticilerimizin konuya duyarsız kalmamaları, ÇED izni alınmış , ruhsatı verilmiş, ben bu işe girmem gibi yaklaşımlardan uzak durmaları ve İngiltere ile aramızın bozulmaması için gözlerini kapatmamaları gerekir.. Atatürk gençliğe hitabesinde;… Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler; demiştir..…15 yıl sonra tam bir çevre felaketi yaşamamak için lütfen bu satırları unutmayalım ve bu vatanda yaşayan kişiler olarak hepimiz hassas olalım . . SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR.. |
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Kasım 2007 )
|
|