Top Module Empty
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow MANİSA GÖNÜLLÜLERİ: ÇEKİRDEK TOPLAMA? (!) KAMPANYASI&
MANİSA GÖNÜLLÜLERİ: ÇEKİRDEK TOPLAMA? (!) KAMPANYASI& PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 21 Kasım 2007

SÜCAATTİN ERDEM  -  ÇEKİRDEK TOPLAMA? (!) KAMPANYASI…

19.10.2007 / MANİSA YARIN GAZETESİ 

         Meyve yetiştirmek, diğer bütün bitkilerden daha zor emekli bir iştir. Ağaçlar devamlı bakım ister. Budama, ilaçlama, gübreleme, gereğinde sürme, sulama, çapalama... derken hem zaman, hem de güç gerektirir. Ayrıca bu gibi işlerin tekniğinin de çok iyi bilinmesi lazımdır. Doğru ve vaktinde yapılmazlarsa: verim alınmaz, ağaçlar zamanla çalılaşır ve kurur.

 
         Tohumla (çekirdekle), çelikle, yada kök sürgünüyle... meyve fidanı yetiştirilebilir. Çekirdekle yetiştirme çoğunlukla pratik değildir. Çünkü kültür meyveleri çekirdekten yabani çıkar. Yani genetik anlamıyla açılırlar!.. Örneğin: kiraz - vişne çekirdeğinden mahlep (idris) çıkar. Bu delicelerin yerinin değiştirilmesi, yeterli kalınlığa ulaştıktan sonra aşılanması oldukça uzun zaman gerektirir. Kayısıdan zerdali, şeftaliden nemaguart, erikten yabani erik çıkar. Ceviz, badem, kestane ise aslına uygun meyve verirler. 
         Şayet tohumdan çekirdekten fidan üretilecekse! İyice olgunlaşmış kaliteli meyvelerden alınan çekirdek veya tohumlar kasım ayında bol gübreli ve kumlu toprağa ekilir, baharda çıkan fideler 2 yaşına gelince asıl yerlerine dikilir. Çeşidine ve gövde kalınlaşmasına göre dört beş yaşına geldiğinde aşı vurulur.

 
         Manisa bir tarım memleketidir. Üretim değerleri sıralamasında ülke birinciliğini yıllardır korumaktadır. Manisa İlinde yüzlerce ziraat ve orman mühendisi, biyolog, veteriner... teknik elaman görev yapmaktadır. Yukarda açıkladığım hususlar, az çok rençper olan her Manisalının da malumudur.

 
         Tereciye tere satmayalım!? Bu güne kadar kimseden ses çıkmayınca, her çekirdek bir meyve yaygarasını inceleyip, halkımızın gülümseyerek izlediği bu kampanya hakkındaki görüşlerine tercüman olmak ihtiyacını hissettim.

 
         Oluşturulacak çevre gönüllüleri marifetiyle, orman ve ağaçlandırma dairesinin uygun gördüğü, izin verdiği yerlere çekirdekler kendi kalınlığının 3-4 misli derinliğe gömülür, çıksın da ne çıkarsa ne kadarı çıkarsa çıksın diye beklenir! Bu düşünce, bu niyet bir ölçüde anlaşılabilir... Eğer çekirdek sağlıklı ise uygun nem, toprak ısısı bulduğunda çatlaması, filizlenmesi muhtemeldir. Bu yabani (delice) fidelerin bir kısmının, ilk evrede kurumadığını varsayalım! Ya sonrası?!

 
         Muhterem hemşerilerim! Fidan üretmenin yolu yöntemi vardır. Eğer samimiysek topladığımız çekirdekleri; hava, nem, ısı, ışık... koşullarını kontrol edebildiğimiz bir ortamda kumlu, milli (tınlı) toprağa ekerek filizlenmelerini temin edebiliriz. Üretilen yabani fidanlar o hali ile ya da aşılandıktan sonra istenilen yerlere taşınır ve dikilebilir. Bu fidanları dikmekle işimizin bitmeyeceğini yineliyorum...

 
         Yurdumuzun hemen her bölgesinde bulunan meyvecilik araştırma enstitüleri ve yüzlerce girişim sahibi kendi yörelerinde yetiştirilmesi uygun meyvelerin fidanlarını bu yöntemlerle üretmektedir. Fidan üretmek ağaç yetiştirmek ciddi bir iştir...

 
         Çekirdeklerin paraşütten saçılarak toprakla buluşturulması fikri ise adı üstünde tamamen saçmalıktır?!

 
         Araziye serptiğimiz - saçtığımız (torbaya tüplere vs. konsa dahi) çekirdekler toprakla nasıl buluşacak? Dağda, ormanda, rasgele bir yere düşmek toprakla buluşmak mıdır? Bunlar sülük mü, solucan mı, mantar mı?! Çekirdeğin yeri delecek burgusu mu var? Vantuzlu mu, zıpkın mı? Toprağın içine nasıl girecek?

 
         Tarlaya ekilen hububat bile yüzlek (yüzeysel) yani ikileme bir sürümle kapatılır, çoğu kez de tapan çekilerek bastırılır!..

 
         Diyelim ki! Serptiğimiz dört milyon çekirdekten üç yüzü, beş yüzü hasbelkader çatladı filizlendi; zayıf kökçüklerle bir süre toprak yüzeyine tutundu... Peki!? Sıcak ve kurak yazı ? güzü ? zorlu bir kışı nasıl atlatacak? Onlardan kaçı büyüyüp ağaç olacak meyve verecek!? Bu kadar gürültü koparmaya değer mi?

 
         Ramazan boyu ziyaretinde bulunduğum birçok esnaftan:

         Yahu bu iddialara çocuklar güler... Bu kampanya nedir Allah aşkına? Millet dilini mi yuttu? Ziraatçılar niçin seyirci kalıyor, kimse niçin zahmet edip bir şeyler söylemiyor?.. Sözlerini defalarca işittim.

 
         İşin aslını astarını, esasını bilmeyenlerin gösterdiği ilgi, Hollandalıların yüzyılın en çılgın kampanyası olarak bakmaları... Manisa Belediyesi, tema vakfı, Manisalı paraşütçülerin, havacılık topluluğu ve dağcılarının yapmaya hazırlandıkları şov da bilimsel gerçekleri değiştiremez.

 
         Tarihi insanlık kadar eski olan botanik, genetik ilmi sayılarla ifade edilemeyecek zengin bir literatüre sahiptir. Sizler halkı akıldan mantıktan yoksun, ilimden irfandan bihaber mi sanıyorsunuz?

 
         Karbondioksit, oksijen, fotosentez, küresel ısınma... yok efendim! ?Ormanın mutfağı? peh peh peh! Laf salatası yaparak ?Amerika?yı yeniden keşfetmeye, Dünyayı kurtarmaya kalkmayalım!? Konuyla alakalı alakasız... Söylediklerinizin çok daha fazlası ilköğretim ders kitaplarında yazılı.

 
         Ormanlara meyve ağacı dikilmesi gerekçesinin haklı veya haksızlığından evvel, sözü edilen yollarla; çekirdekten yeterince ağaç yetiştirebilmenin mümkün olup olmadığını sorgulamalıyız.

 
         Aylarca kamuyu seferber ederek, zihinleri meşgul etmenin, belediye depolarını çöplüğe çevirmenin... şimdide gariban işçilere, zavallı hastalara pösteki saydırmanın maliyeti sıfır mı?

 
         Dört beş ton çekirdeği serpmeyi üstlenen paraşütçülerin başına bir iş gelirse!? Allah korusun birileri kazaya maruz kalırlarsa bunların sorumlusu kim olacak?..

 
         Onca kuruluşun, nasıl gaza gelip dolmuşa bindiğini hala anlamış değilim. Nasrettin Hocanın Akşehir Gölüne ya tutarsa!? diye yoğurt mayası çalması şayanı dikkattir. Lakin O sadece bir nüktedir.

      
 
 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Kasım 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi