Top Module Empty
Anasayfa arrow Gönül Özler
Gönül Özler
Ilber Ortayli "Yahudilik ve Muslumanlikta Laiklik olmaz" PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 18 Eylül 2007

Ilber Ortayli "Yahudilik ve Muslumanlikta Laiklik olmaz"

 

http://www.youtube.com/watch?v=4xyLjkBDxyM

 

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
 
Mortgage Yolsuzluğu 42 Yıldır Devam Ediyor PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cumartesi, 15 Eylül 2007
Türk İşi Mortgage - Zeki Bingöl
 
Active Image

Sonunda kararını verdi. Artık Silahlı Kuvvetlerde yapacak bir işi
kalmamıştı. Dilekçesini verdi ve Korgeneral N. Ç.nin makamına
çıktı.

Korgeneral ona ;Sen kimsin?
Şuna bak dedi.
Sanki bir itmiş gibi hissetmesini istiyordu binbaşının. Girerken
her asker gibi kendini takdim etmişti.
O yüzden arz etmiştim dedi.
Korgeneral N.Ç. Sen neyine güveniyorsun, arkanda kim var? Ben asıl
onu merak ediyorum, delikanlıysan söylersin.
Binbaşı gururlu bir şekilde Mustafa Kemal dedi.

O kim dedi, General.

Atatürk dedi, Binbaşı.
Korgeneral N. Ç. Atatürk ü duyunca bir an dondu kaldı. Terlemeye
başladı.
Bak senin hazırladığın rapor elimde dedi. Belli ki askeri şuraya
bu rapor da gitmişti.

Korgeneralin tek amacı vardı: Jandarma Genel Komutanlığına Kurmay
Başkanı olmak.

Korgeneral aşağılamaya başlayınca Binbaşı ;Ben Cumhuriyetin
onurlu bir subayıyım sizinle görüşmem burada bitmiştir dedi.

Seni mahkemeye vereceğim. Tazminat davası açacağım diyordu
Korgeneral.

Aç dedi binbaşı ve odadan çıktı gitti.

Türkiye Cumhuriyeti Halkına Saygıyla Duyuruyorum
SAYIN BAŞBAKANIM?

HUKUK VAR MI ?



775 Saylı 20.07.1966 tarihli Gecekondu yasası kapsamında hak sahibi
olan ve yasanın 25 nci maddesinde:

Madde 25 - Her ne sebeple olursa olsun, bu kanun hükümlerince arsa
tahsis edilecek kimselerin, yoksul veya dar gelirli olması, kendisinin
veya eşinin veya ergin olmıyan çocuğunun herhangi bir belediye
sınırı içinde ev yapmaya müsait arsaya veya her hangi bir yerde
bir ev veya apartmanın ayrı bir dairesine karşılık olan payına
sahip bulunmaması şarttır.

Demesine ve yönetmelikte çok açık tarifi yapılan ve yasaya göre
gecekondu önleme bölgesi ilan edilen yerlerin hak sahiplerine
verilmemiştir. Hal böyleyken yasanın 27 nci maddesinde ise:

Madde 27: Bu şartlara uymıyanlardan, bu kanuna göre tahsis edilmiş
veya edilecek taşınmaz mallar hiçbir hüküm alınmasına lüzum
kalınmaksızın geri alınır.

Hükmü gereği Türkiye Cumhuriyeti Devleti Yetkili Makamınca geri
alınmasını,

Yine aynı yasanın 11 nci maddesi :

Madde 11 - Belediyeler, bu kanunda yazılı amaçlara tahsis edilmek
üzere devraldıkları arazi ve arsaları bu amaçlar dışında
tasarruf edemezler.

Gereği başka amaçlar için kullanılan arazİlerin ise yasa
kapsamında kullanılmasının sağlanmasını,

Her ne kadar bazı belediyelerce bu yasa kapsamında devri alınan
arazilerin başka mevzuata göre işlem yapılmış olsa da 775
sayılı yasanın 40 ve 41 nci maddeler:

Madde 40 - Bu kanun gereğince yapılan kamulaştırmalarda 6830
sayılı İstimlak Kanununun 23 üncü maddesi uygulanmaz.

Madde 41 - Bu kanunun uygulanması gereken yerlerde, diğer kanunların
bu kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.

Gereğince yapılan işlemlerin geçersiz olduğunun göz önüne
alınmasını,

Yine anılan yasaya aykırı hareket edenlerin yasanın 37 nci
maddesine göre cezalandırılmasını,

Fakrü zaruret içinde olan halkımızdan bu yasaya göre hak
sahiplerine ev ya da arsa tahsisi yapılmasını,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olarak çocuklarımızın gasp
edilen geleceğinin iadesini talep ediyorum. 01.01.2006

Zeki BİNGÖL



Cumhuriyetin kuruluşunu Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı nda öz
ama çok etkileyici şekilde anlatmaktadır.
Atatürk ise Cumhuriyetin nasıl bir tehlikeyle karşılaşacağını
çok kısa ama açık seçik Gençliğe Hitabı nda anlatmakta ve
Cumhuriyeti gençliğe emanet etmektedir.
Bu kitabın hazırlanmasında ulusal, yerel basında daha önce
yayınlanmış, aleni görülen davalarda kayıtlara geçmiş olaylar
hikayelendirilmiştir. Davası devam eden ve basında yer almayan
hususlara değinilmemiştir.


Birinci bölüm

Ülkemizde sık ama acı çığlıklarla yaşanan gecekondu
yıkımlarını hepimiz biliriz.Basında bunlar yer alır ve okurken
veya seyrederken hepimizin yüreği burkulur.
Bir yandan bu insanlara da kızarız.
Hepimizin hakkı olan topraklara böyle sahiplenmelerine
içerleriz.Çünkü bu topraklar kanla sulanarak bize emanet edilmiş
ve biz de bizden sonraki nesle teslim edeceğiz.Zaten hala bu topraklar
için canlar verilmekte değil mi?
Bir memur emekli sandığından, işçi sosyal sigortalar kurumundan,
küçük esnaf bağkurdan emekli olunca bir ev parası dahi yapmayan
ikramiye alınca geçen otuz yılına nasıl bakar?
Peki ya köyünden barkından göç edenler?
Öyle birden karşısında polis jandarma eşiğinde dev iş
makinelerini yuvam dediği dört duvardan ibaret damlarını yıkmak
için geldiklerinde neler hissederler?
Feryat figan..
Hikayemiz 1966 yılında başlıyor.775 Sayılı Gecekondu Yasası TBMM
tarafından 20.07.1966 tarihinde kabul edilmiş, 30.07.1966 tarihinde
12362 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yayımı tarihinde
yürürlüğe gireceği Bakanlar kurulunca yürütüleceği hükme
bağlanmıştır.
Peki bu yasa neyi emrediyor?
Fakir ve gecekonduda yaşayanları ev sahibi yapmayı amaçlıyor.
Nasıl mı?
Yasa diyor ki ; Belediyeler kendi bölgelerinde eğer gecekondu
yerleşim yeri varsa, hazineden, vakıflardan, özel şahıslardan
yasaya uygun temin ettikleri arazileri bakanlığın onaylamasıyla
beraber gecekondu önleme bölgesi ilan edecek. Bu arsaları ise
yasanın 4 üncü maddesine göre temin edecekti. Yasanın ilgili
maddelerinin tamamını kitabın sonuna aldık. Ve bazı kısımları
anlatım kolaylığı için burada yazmayı uygun gördük.
Madde 4 - Gecekonduların ıslah, tasfiye ve önleme bölgeleri içinde
bulunan binalı ve binasız vakıf taşınmaz mallardan 3 üncü
maddenin ikinci fıkrası kapsamı dışında kalanları, bu kanunda
belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere, aşağıdaki şartlarla ve
genel hükümlere göre bedeli ödenmek suretiyle ilgili belediyelerin
mülkiyetine geçer:
Yine aynı yasa gereği Emlak bankasında fon hesabı açılacak ve
burada biriken paralarla alt yapısı yapılacak, bütün devlet
teşkilatları bu evlerin yapımında bedelsiz olarak , özel kuruş ve
kişiler de istekli olanlarda yardımcı olacak ve yüz metre kareden
büyük olmayan sosyal konutlar yapılacaktı.
Madde 12 - Bu Kanundaki hizmetlerin yürütülebilmesi için
aşağıdaki kaynaklardan sağlanacak gelirler, Türkiye Emlak Kredi
Bankasında, ilgili belediyeler adına açılacak özel hesaplarda
toplanarak birer fon teşkil edilir:
Bu konutlar ise yasanın emrettiği fakir ve dar gelirlilere
verilecekti.Yasanın yönetmeliği ise fakir ve dar gelirlilerin nasıl
tespit edileceğini izah ediyordu. Yasada kısaca ilgili maddesinde:
Madde 25 - Her ne sebeple olursa olsun, bu kanun hükümlerince arsa
tahsis edilecek kimselerin, yoksul veya dar gelirli olması, kendisinin
veya eşinin veya ergin olmıyan çocuğunun herhangi bir belediye
sınırı içinde ev yapmaya müsait arsaya veya her hangi bir yerde
bir ev veya apartmanın ayrı bir dairesine karşılık olan payına
sahip bulunmaması şarttır.
Kimlerin yoksul ve dar gelirli sayılacağı, kendisine arsa tahsis
edileceklerin öncelik sırası ve yukarda sözü geçen diğer
hususların esasları yönetmelikte belirtilir.
Öyle ki yasanın emrettiği kişilerin dışındakilere tahsis
yapılarak suiistimal olursa herhangi bir mahkeme kararına lüzum
kalmaksızın arazinin ve taşınmazın geri alınacağını hükme
bağlamıştı.
Madde 27: Bu şartlara uymıyanlardan, bu kanuna göre tahsis edilmiş
veya edilecek taşınmaz mallar hiçbir hüküm alınmasına lüzum
kalınmaksızın geri alınır.
Yani TBMM 1966 yılında sosyal hukuk devleti olarak fakir ve dar
gelirli vatandaşlarını ev sahibi yapmayı amaçlamıştı.Büyük
bir atılımdı.
Bir de yasayı çıkaran meclis, yasa çerçevesinde alınan araziler
amacına uygun kullanılmaz ise ve suiistimal edilirse diye çok katı
önlemler almıştı.
Madde 11 - Belediyeler, bu kanunda yazılı amaçlara tahsis edilmek
üzere devraldıkları arazi ve arsaları bu amaçlar dışında
tasarruf edemezler.
Yani araziler başka amaçla kullanılamazdı.
Başka yasaların bu yasaya aykırı maddeleri uygulanamazdı.Yani bu
yasaya göre belediyelerin tasarrufuna geçen araziler hiçbir şekilde
başka amaçla kullanılamazdı.
Madde 40 - Bu kanun gereğince yapılan kamulaştırmalarda 6830
sayılı İstimlak Kanununun 23 üncü maddesi uygulanmaz.
Madde 41 - Bu kanunun uygulanması gereken yerlerde, diğer kanunların
bu kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.
Hatta konut yapılamayacak yerler var ise buralar sosyal amaçlı
alışveriş yeri, sinema gibi yerler yapılacak ve elde edilen gelir
yine bankadaki fona aktarılacak ve yasanın amacına uygun olarak
değerlendirilecekti.
Madde 8 - Bu kanun gereğince belediyelere devrolunan arazi ve
arsalardan, şehir ve kasabaların ticari, İktisadi, sınai faaliyet
merkezlerinde veya kesif iş bölgelerinde bulunan, bu ve sair
sebeplerle alımsatım değerleri yüksek veya imar planlarına göre
belirli bir kamu hizmetine ayrılmamış olan veya ucuz konut
yaptırılması uygun görülmiyenler, belediye meclisi kararı ve
İmar ve İskan Bakanlığının tasvibi halinde, belediyelerce,
karşılığı bu kanunda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere 12
nci madde ile kurulan fon hesabına yatırılmak şartiyle ve
yönetmelik esaslarına göre kiraya verilebilir veya satılabilir veya
başka şekil ve surette kıymetlendirilebilir.
Ülkede sosyal adalet sağlanacaktı.
Yasa bu günlerde Morgate diye bilinen ve insanları ev sahibi yapmayı
amaçlayan sistemden çok daha iyiydi.
Hatta bu yasa ev sahibi olanların evlerini, o evde doğacak
çocukların da geleceklerini garantiye almak için devir, satış,
haciz gibi durumlara yirmi yıl müsaade edilmeyeceğini hükme
bağlamıştı.
Madde 34 - (Değişik fıkra: 02/03/1988-3414/4 md.) Bu Kanun
hükümlerine göre belediyelerce tahsis olunan arsalar, yapılar ve bu
arsalar üzerinde yapılan bina ile meydana gelen taşınmaz mallar,
tahsis tarihinden itibaren 10 yıl süre içinde:
a) Devir ve temlik olunamaz.
b) Rehin, ve diğer ayni haklarla takyidedilemez.
c) Satış va'di sözleşmesine konu teşkil edemez.
d) Taksim ve satış suretiyle şüyuun giderilmesi talebine konu
olamaz.
e) Haczedilemez ve işgal olunamaz.
Birde hak sahibi olmayan yani fakir ve dar gelirli olmayıp da bu
yasaya göre alınan arazi veya konut edinen olursa hapis cezası
getirilmişti.
Madde 37 - Bu kanun hükümlerinden faydalanmak amaciyle yalan beyanda
bulunan veya hakikate aykırı beyanname verenler ile bu kanunun
yayımından sonra belediye sınırları içinde veya dışında
belediyelere, Hazineye, özel idarelere veya katma bütçeli dairelere
ait arazi ve arsalar üzerinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu
altında bulunan yerlerde izinsiz yapı yapanlar, yaptıranlar, bu gibi
yapıları satanlar, bağışlıyanlar, rehin edenler veya diğer
şekillerde devredenler ve bilerek devir ve satın alanlar, fiilen
ağırlık derecesine göre 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve 500 liradan
1000 liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar. Bu
suçların tekerrürü halinde cezalar bir misli artırılabilir.
Bu araziler Tapu dairesinde şerhli idi ve devlet tarafından takibi
yapılıyordu.
Gerçekten yapılmış mıydı?
Tabi ki, hayır.
Atatürk ne demişti:

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere,
memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve
hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri,
şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid
edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş
olabilir.

Evet maalesef ülkemizde bu yasaya göre belediyelerin tasarrufuna
geçen araziler talan edilmişti. İnsanlarımız arasında sosyal ve
maddi uçurumlar meydana gelmiş ve haksız kazançlar, rant
cinayetlere, çatışmalara sebep olmuştu. Geçim derdine düşen
halkımız yolsuzluğun meydana getirdiği yoksulluk batağında
çırpınır duruma düşmüştü.Tabi ki cezaevleri dolup taşarak
Bayrampaşa gibi ucubeler meydana gelecekti, Maliye depremzedelerin
prefabrik evlerini dahi satarak gelir sağlanmaya çalışırken
Etiler"de bu yasaya uygun olarak gecekondu önleme bölgeleri
ilan edilmiş olabilir miydi ve bilin bakalım kimlere tahsis
edilmişti?
Kitabımızda arazi tahsisi yapılan herkesin yasayı bilerek ihlal
ettiğini kesinlikle söylemiyoruz. Belki onlar da kandırıldılar.
Ama acı olan gerçek; bu yasaya aykırılık o kadar çok ki, eski iç
işleri bakanı Saadettin Tantan üç yüz milyar doları bulur diye
iyi niyetli tahminde bulunmuştu.
Gençlik ülkenin bu sorununa mutlaka sahip çıkmalı. Çalınan,
onların gelecekleri değil artık çocuklarının geleceğidir.
Yönetmelikte ise kanunun nasıl uygulanacağı yazıyor, nasıl bir
ev, nasıl arazi tahsisi yapılır. Yönetmelik incelendiğinde
maalesef ne kadar büyük bir yolsuzluk yapıldığı anlaşılıyor.
Yönetmeliğin bazı maddelerini kitabın sonuna yazmakta fayda vardı
ve yazdık.
Bu öyle bir soygundur ki Anayasa Mahkemesine bu yasanın maddelerinin
değişmesi yönünde dava konusu olmuştu. Hangi maddesi mi? Tabi ki
40, 21nci maddeleri.
Ama mahkemenin kararı oy çokluğu ile bu talebi red etmişlerdi.
Kararnın tam metni kitabın sonundadır. Peki bu maddenin iptaline
konu olan arazi neresiydi? Neden buna gerek duyulmuştu. O araziyi
araştırınca anlaşılırdı belkide.
Cumhuriyetin karşılaştığı en büyük tehdit kimine göre irtica,
bölücülük, terör yada suç çeteleri olabilir. Ama asıl tehdit
bunların yeşerdiği yoksulluk batağını meydana getiren
yolsuzluktu.
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
 
Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği NTV'de PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 04 Eylül 2007

Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği VİDEO

 

‘Hayata Dönüş’ operasyonu perde arkası

Hayata Dönüş Operasyonu’yla ilgili ‘Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği’ kitabı yazan emekli binbaşı Bingöl, o güne kadar hiç görmediği bombanın Kara Kuvvetleri’nden getirildiğini söyledi.

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
Devamını oku...
 
Bektaşi Yahudiler PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 29 Ağustos 2007
16. yüzyıldan itibaren Akdeniz çevresinde bazı ülkelere yayılan Alevi-Bektaşilik inancının, Yahudiler tarafından korunmak amacıyla bir şemsiye olarak kullanılmaya başladığı belirtiliyor. Kendilerini gizlemek isteyen Yahudiler, Bektaşi dergâhlarına girerek Bektaşiler gibi davranmaya çalıştı. Zamanla Alevilerle kan bağını geliştiren Yahudiler, Alevilikle birleşip Yahudi-Alevi inancını doğurdular. Bunlar daha çok kendilerini gizleyerek yüzyıllarca hem Aleviler hem de Bektaşiler içinde yaşadılar
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
Devamını oku...
 
Sabetay Yahudileri'nin Alevilik'in İçine Sızması PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 29 Ağustos 2007
“Mum söndü”yü Sebataycılar “Mesih”in (Sabetay Sevii'nin) yeniden dirilerek,Dünya'ya yeniden gelmesi için dini bir rükün(emir-ibadet) olarak yapmaktadırlar.
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Şubat 2008 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1918 - 1926 Toplam: 2022
© 2008 Zeki Bingöl'ün Web Sitesi